T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : DAVALI : Hasımsız
FERİ MÜDAHİLLER :1-
VEKİLİ :
2-
3-
VEKİLİ :
4-
VEKİLİ :
5-
6-
VEKİLİ :
7-
VEKİLİ :
8-
VEKİLİ :
9-
VEKİLİ :
10-
VEKİLİ :
11-
VEKİLİ :
12-
DAVA :İflas (İflasın Ertelenmesi)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizin ... Esas ... sayılı Kararı Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 28.11.2012 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı karar Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.09.2014 tarih ... Esas ... sayılı kararı ile onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilen mahkememiz kararının Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 06.11.2015 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/12/2021 tarih, ... Esas, ... sayılı kararı ile bozularak mahkememize iade edilmekle dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydını yapılarak yapılıp bitirilen açık yargılaması sonunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin TTK'nun 324. maddesi gereğince borca batık hale geldiğini, bu durumun şirket ortakları ve genel kurul üyelerinin 25/03/2011 tarihli 20 sıra nolu karar ile tespit edildiğini, borca batıklık koşullarını taşıyan 30/04/2011 tarihli bilançonun aktifler toplamı 1.989.000,80 TL Pasifler toplamı 2.817.000,84 TL olduğunu, borçların yaklaşık % 70,61 'ini karşılayacak durumda olduğunu, müvekkili şirketin 2009 yılında kurulmasına rağmen kendi tescilli markasını kullanarak çok hızlı büyüdüğünü ve 2010 yılında 2.000.000,00 TL'lik iş hacmine ulaştığını, firmanın Maliye Bakanlığına vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcunun bulunmadığını, 2010 yılının son çeyreğinde BUSKi'den alınması gereken 413.000,00 TL son hak edişinin ihale idare makamınca geciktirilmesi ve cezaya bırakılması sonucunda firmanın sıkıntıya düştüğünü, kullanılan dökümhanenin mülkiyet sahibi tarafından satılığa çıkarıldığını, dökümhanenin mevcut iş yerine yakınlığı ve taşınmanın getireceği maddi yük nedeni ile satın almak zorunda kalındığını, bunun içinde bankadan kredi kullanıldığını, alınan siparişlerin geciktirildiğinden müşteriler tarafından ödeme yapılmayınca ilgili bankalar tarafından firmanın haczedildiğini, firmanın verdiği çeklerin yazıldığını ve firma batıyor söylemleri ve bunun sonuncunda gelen icra takipleri firmayı çalışamaz hale getirdiğini, firmanın içinde bulunduğu sektörün % 100 karla çalışan bir sektör olduğunu bu yüzden şirketin borçlarını çok kısa süre de ödeyecek hale geleceğini, müvekkili şirketin İİK'nun 329/a maddesinde belirtilen fevkalade mühletten yararlanmadığını, iflas erteleme koşullarının oluştuğunu beyanla şirket aleyhine yapılacak tüm icra, iflas, ihtiyati haciz yolu ile takiplerin durdurulmasını, şirket aleyhine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, muhafaza, hapis hakkı uygulanmaması, uygulanmış ise onların da ertelenme kurumunun amacına ulaşabilmesi bakımından iadesini, Takas, mahsup, hapis, protesto, defi, temlik işlemlerinin uygulanamaması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılmasını, muhafaza edilen malların iadesini, şirketin % 99 hissedarı olan ...'nın şirket borçlarına şahsi kefaletine ilişkin olarak yapılmış ve yapılacak takiplerin tedbir kararıyla birlikte durdurulmasına karar verilmesini, şirketin aktif ve pasif dengesinin borca batık durumda olduğunun mahkemece belirlenecek bilirkişilerce tespitini, 1 yıl süre ile şirketin iflasının ertelenmesini, şirketin yetkili organı karar ve işlemlerinin geçerliliğini onaylayacak bir kayyum atanmasını, erteleme kararının İİK'nun 166/2.maddesi gereğince ilanını, İİK'nun 179. maddesi gereğince üçer aylık faaliyet raporunun mahkemeye sunulması için kayyum ve belirlenecek şirket müdürü ve ortağına görev verilmesini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ..., ... vekili müdahale talebi dilekçesinde özetle; davacı şirketin borca batık olduğunu ve iflasın ertelemesi talebinde bulunduğunu, müvekkillerinin davacı şirket ve ortaklarından alacaklı olduğunu ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... , ... Esas sayılı icra takip dosyaları ile takibe konulduğunu ve dosyaların derdest olduğunu, müvekkilinin ileride herhangi bir hak kaybına uğramaması için müdahale talep ettiğini ve müdahale talebinin kabulünü talep etmektedir.
Müdahale talep eden ... vekili müdahale talebi dilekçesinde özetle; müvekkili ... davacı şirketten alacaklı olduğunu ve Konya . İcra müdürlüğünün ... Esas sayıl icra takip dosyası ile takibe konulduğunu ve takibin kesinleştiğini, bu nedenle bu davanın müvekkilini doğrudan ilgilendirdiğini, iflas erteleme kararı verilebilmesi için yasal şartların oluşmadığını, iyileştirme projesinin inandırıcı olmadığını beyanla, müdahale talebinin kabulü ile iflas erteleme talebinin reddini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... Bankası Aş vekili müdahale talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin suçtan zarar görmesi nedeniyle müvekkilinin müdahil, kendisininde müdahil vekili olarak davaya kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... Aş. vekili müdahale talebi dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunu, kayyum ... onayı ile davacı şirkete ait trafo köşkü ve hücrelerinin satıldığını, mahkemenin verdiği tedbir kararına aykırı olduğunu ve bu nedenlerle şirketin mal varlığının korunması ve alacaklıların alacaklarını tahsil etmekte eşitlik ilkesi gereği yapılan işlemlerin hukuka aykırı olması nedeniyle kayyumun yetkilerinin sınırlandırılmasını veya görevden alınmasını, şirketin mal varlığının bütün alacaklılar menfaatinin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını ve müdahil olarak katılma talebinin kabulünü, şirket yetkilisi ve kayyumun yapmış olduğu hukuka aykırı işlemin durdurulmasını talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... Sitesi Yöneticiliği vekili müdahale talebi dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu, alacağını tahsil etmek amacıyla . İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, davacı şirketin iflasın ertelemesi talebinin haksız ve hukuki dayanağı olmadığını ve iflasın ertelenmesi için hukuki şartların oluşmadığını beyanla, ihtiyati tedbir talebinin kaldırılmasını, müdahale talebinin kabulü ile iflas erteleme talebinin reddini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... Tic. Ltd. Şti.vekili müdahale talep dilekçesinde; müvekkilinin lehtarı olduğu 14.06.2011 keşide tarihli ... nolu ... Şubesine ait ... numaralı hesaba ait çekin tahsili için Mersin .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen davacının borcunu ödemediğini, bu sebeple alacağının tahsili için iş bu davaya müdahil olarak katılma talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ... müdahale talep dilekçesinde özetle; davacıdan alacaklı olduğunu, alacağının tahsili için Bozyazı(Kapatılan) İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacı şirkete ait iş yerinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, davacı şirketin borca batık olduğunu belirterek iş bu davaya müdahil olarak katılma talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi, müdahale dilekçeleri,bilirkişi raporları, menkul & gayrimenkul kayıtları,ticari defterler ve duruşma zabıtları.
Mahkememizin ... Esas ... sayılı Kararı Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 28.11.2012 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı karar Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.09.2014 tarih ... Esas ... sayılı kararı ile onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilen mahkememiz kararının Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 06.11.2015 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/12/2021 tarih, ... Esas, ... sayılı kararı ile bozularak mahkememize iade edildiği, mahkememizce bozma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava, İİK'nun 179. maddesinde düzenlenen iflasın ertelenmesi talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafın, TTK'nun 324. maddesi gereğince borca batık hale geldiğini, bu durumun şirket ortakları ve genel kurul üyelerinin 25/03/2011 tarihli 20 sıra nolu karar ile tespit edildiğini, borca batıklık koşullarını taşıyan 30/04/2011 tarihli bilançonun aktifler toplamı 1.989.000,80 TL Pasifler toplamı 2.817.000,84 TL olduğunu, borçların yaklaşık % 70,61 'ini karşılayacak durumda olduğunu, müvekkili şirketin 2009 yılında kurulmasına rağmen kendi tescilli markasını kullanarak çok hızlı büyüdüğünü ve 2010 yılında 2.000.000,00 TL'lik iş hacmine ulaştığını, firmanın Maliye Bakanlığına vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcunun bulunmadığını, 2010 yılının son çeyreğinde BUSKi'den alınması gereken 413.000,00 TL son hak edişinin ihale idare makamınca geciktirilmesi ve cezaya bırakılması sonucunda firmanın sıkıntıya düştüğünü, kullanılan dökümhanenin mülkiyet sahibi tarafından satılığa çıkarıldığını, dökümhanenin mevcut iş yerine yakınlığı ve taşınmanın getireceği maddi yük nedeni ile satın almak zorunda kalındığını, bunun içinde bankadan kredi kullanıldığını, alınan siparişlerin geciktirildiğinden müşteriler tarafından ödeme yapılmayınca ilgili bankalar tarafından firmanın haczedildiğini, firmanın verdiği çeklerin yazıldığını ve firma batıyor söylemleri ve bunun sonuncunda gelen icra takipleri firmayı çalışamaz hale getirdiğini, firmanın içinde bulunduğu sektörün % 100 karla çalışan bir sektör olduğunu bu yüzden şirketin borçlarını çok kısa süre de ödeyecek hale geleceğini, davacı şirketin İİK'nun 329/a maddesinde belirtilen fevkalade mühletten yararlanmadığını, iflas erteleme koşullarının oluştuğunu beyanla şirket aleyhine yapılacak tüm icra, iflas, ihtiyati haciz yolu ile takiplerin durdurulmasını, şirket aleyhine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, muhafaza, hapis hakkı uygulanmaması, uygulanmış ise onların da ertelenme kurumunun amacına ulaşabilmesi bakımından iadesini, Takas, mahsup, hapis, protesto, defi, temlik işlemlerinin uygulanamaması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılmasını, muhafaza edilen malların iadesini, şirketin % 99 hissedarı olan ...'nın şirket borçlarına şahsi kefaletine ilişkin olarak yapılmış ve yapılacak takiplerin tedbir kararıyla birlikte durdurulmasına karar verilmesini, şirketin aktif ve pasif dengesinin borca batık durumda olduğunun mahkemece belirlenecek bilirkişilerce tespitini, 1 yıl süre ile şirketin iflasının ertelenmesini, şirketin yetkili organı karar ve işlemlerinin geçerliliğini onaylayacak bir kayyum atanmasını, erteleme kararının İİK'nun 166/2.maddesi gereğince ilanını, İİK'nun 179. maddesi gereğince üçer aylık faaliyet raporunun mahkemeye sunulması için kayyum ve belirlenecek şirket müdürü ve ortağına görev verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin ... Esas ... sayılı Kararı Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 28.11.2012 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı karar Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.09.2014 tarih ... Esas ... sayılı kararı ile onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilen mahkememiz kararının Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığının 06.11.2015 tarih ... Esas ... sayılı Kararı ile bozularak mahkememize iade edilmiş, iade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esasını almış, mahkememizce verilen ... Esas ... sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/12/2021 tarih, ... Esas, ... sayılı kararı ile bozularak mahkememize iade edildiği, mahkememizce bozma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
"MAHKEMEMİZİN 03.05.2012 TARİHLİ HÜKMÜNÜN GEREKÇESİ:
Mahkememizce davacı vekilinin tedbir talepleri konusunda karar verilebilmesi ve davacı şirketin mevcut durumunun tespiti, iyileştirme projesinin gerçekçi olup olmadığı, sermaye ve aktif ve pasiflerinin tespiti için 03/06/2011 tarihinde davacı şirket merkezinde uzman bilirkişiler refakatinde keşif yapılarak rapor alınmış, bu rapor doğrultusunda 15/06/2011 tarihinde yapılan mürafaa duruşmasında İİK.'nun 179/b ve HUMK'nun 101. maddeleri gereğince tedbir kararı verilmiş, mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; İİK'nun 179. maddesi gereğince iflasın ertelenebilmesi için ertelenme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması ve iflas ertelenmesini isteyenin mali durumunun düzeltilmesi için düşünülen çareler yönünden iyileştirme projesi sunması ve projeninde ciddi ve inandırıcı olması gerekmekte olup; mahkememizce yapılan keşif alınan 1. ve 2. bilirkişi heyet raporları, kayyum raporları, dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre: davacı şirketin borca batık olduğu, fevkalade mühletten (İİK'nun 329/a maddesi) yararlanmamış olduğu ve sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu kanaatine varıldığından davacı şirketin iflasının İİK'nun 179. ve TTK.'nun 324. maddeleri gereğince 1 yıl süre ile ertelenmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen bu kararın bir kısım müdahiller tarafından temyiz edilmesi üzerine yeniden Yargıtay . Hukuk Dairesince 28.11.2012 tarihinde yapılan denetim sonucunda mahkememizce kurulan hükmün bozulmasına aşağıdaki gerekçe ile karar verilmiştir.
YARGITAY . HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞININ BOZMA GEREKÇESİ:
"İflasın ertelenmesini isteyen kooperatif ve sermaye şirketlerinin borca batık durumda bulunması (bir diğer ifade ile varlıklarının rayiç değerlerinin borçlarını karşılayamaması), fevkalade mühletten yararlanmamış olması ve sunacakları iyileştirme projesi kapsamında mali durumlarının ıslahının imkân dâhilinde görülmesi gerekir (İİK.m.179). Gerek borca batıklığın ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu değerlendirmelerin yapılması için bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır (HMK.m.266). Hâkim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.
Dosyanın incelenmesinde bilirkişi kurulunun 13.06.2011 günlü raporunun 5. ve 9. sayfalarında aynı tarihli olduğu belirtilen iki ayrı borca batıklık bilançosuna yer verilmiştir. Ne var ki, her iki bilançoda ulaşılan rakamlar birbirinden farklıdır. 13.04.2011 tarihli borca batıklık bilançosunda ise bilirkişilerin mali bir denetim yapmadıkları ve kayyım raporundan alınan verilerle yetindikleri anlaşılmıştır. Bu nedenle anılan bilirkişi raporlarına itibar edilmesi mümkün değildir.
İyileşme projesinde bir unsur olarak sermayenin arttırılacağı belirtilmiş ve ortaklarca şirkete bir miktar para verildiği anlaşılmış ise de, sermayenin ne şekilde arttırılacağı konusundaki TTK hükümlerine riayet edilmemiştir. Projede de sermaye artırımının tutarından hiç söz edilmemiştir.
Şirketin varlıkları arasında yer alan fabrika binasının satışından elde edilecek para ile nakit sıkıntısının giderileceği belirtilmiş ve bilirkişi kurulunca bu tutum uygun bulunmuş ise de, bu davranışın şirket varlıklarının azalmasına ve dolayısıyla alacakların teminatının azalmasına yol açacağı, bu değerin esasen varlık kalemi içinde borca batıklık bilançosunun bir parçası olduğunun gözden kaçırılması da doğru olmamıştır. Öte yandan, fabrika binasının satışının, iflasın ertelenmesi müessesesi içinde izin verilemeyecek bir davranış olarak, şirketin tasfiyesi sonucunu doğurup doğurmayacağı üzerinde durulmamış olması da eksik inceleme niteliğindedir.
İyileştirme projesinin unsurlarından biri olan KOSGEB kredisi hakkında ne gibi girişimlerde bulunulduğu ve bu konudaki gelişmeler, dosyaya yansıtılmamıştır.
Çeşitli kamu kurumlarından ihale alan yüklenicilerle şifahi sözleşmeler yapıldığı ve onlara satış yapılacağı yönündeki proje kalemi üzerinde de hiçbir somut veri sunulmamıştır.
Projede 2011 yılı hâsılat ve kârlılık hedefi gösterilmiş, gerçekleşen hasılat neredeyse hedefi yakalamışken, kâr beklentisi yerine zarar edilmiş olmasının nedenleri de açıklanmamıştır.
Şirket ortaklarından ... ’nın, müdahil ... Bankası AŞ ile kredi sözleşmesi yaptığı ve davacı şirketin de bu sözleşmeye kefil olduğu, bu kefaletten doğan riskin de şirketin öz varlığının önemli bir kısmını oluşturduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu tutum, davacı şirket ortaklarının, şirketi şahsi işlerinde bir teminat olarak kullandıklarının açık göstergesidir. Yargılama boyunca da adı geçen ortağın şirketi bu riskten kurtarmaya yönelik bir girişimi olup olmadığı araştırılmamıştır.
Diğer taraftan alacaklılar arasında eşitliğe aykırı ödemelerin yapıldığı da bizzat kayyım tarafından bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacı şirketin borca batıklık durumunun tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı ve süreç içindeki uygulamaların projede gösterilen iyileştirme unsurlarına uygun bulunup bulunmadığı hususunda somut verilere dayalı, teknik, denetime elverişli ve detaylı bir inceleme için, dosyanın oluşturulacak yeni uzman bir heyete tevdii ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün BOZULMASINA 28.11.2012 tarihinde karar verilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay . Hukuk Dairesinin 28.11.2012 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonunda; 26.11.2013 tarihinde aşağıdaki gerekçeyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
MAHKEMEMİZİN 26.11.2013 TARİHİLİ HÜKMÜN GEREKÇESİNİN ÖZETİ:
Yargıtay . Hukuk Dairesinin 28.11.2012 tarih ... esas ... karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda eksikliklerin ikmalinden sonra; bilirkişi incelemesi yaptırılması için davacı tarafa her bir bilirkişi için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5 kişilik bilirkişi heyeti ücreti olan 5.000,00 TL ile ödenmeyen kayyımlık ücretlerinin yatırılması için davacı tarafa hatırlatılma zorunluluğu bulunmamasına rağmen; verilen sürelerin kesin olduğu da hatırlatılarak iki kez süre verilmesine rağmen davacı tarafın; herhangi bir yasal sebep bildirmeden Yargıtay . dairesinin bozma ilamı gereğinin yerine getirilmesine yönelik ara kararını yerine getirmemesi üzerine mevcut deliller yeniden ele alınarak yapılan değerlendirmede;
Burada davacı şirket veya kooperatifin ekonomi içinde kalmasını sağlamak kadar, alacaklılarının menfaatini korumakta aynı derecede önem taşır. Davacının iyi niyetli davranması kanunen korunan ve aranan temel koşuldur. Davacı şirket mahkemece verilen ihtiyati tedbir gereğince dava sırasında herhangi bir takibe maruz kalmadan işlemlerine devam etmiş ve tedbir müessesesinin imkanlarından yararlanmıştır. Ancak kanun hiç bir zaman kötüniyeti korumaz. Mahkememizce davacı vekiline 2 kez süre verilmiş olmasına rağmen davacı tarafça 22.000,00 TL tutarındaki kayyımlık ücretinin ve bilirkişi heyeti için takdir edilen 5000 TL'yi yatırmadığı ve şirketin nakit sıkıntısı içerisinde bulunduğu sebebine dayanılarak yeni bir süre talebinde de bulunmadığı, bir şirket için cüz'i sayılabilecek miktardaki delil avansını ve kayyımlık ücretini yatıramıyorsa böyle bir şirketin mali durumunu iyileştirme ihtimali söz konusu olamayacağı gerekçesiyle 26.11.2013 tarihinde davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar usul ve kanuna uygun bulunarak 19/09/2014 tarihinde ONANMASINA karar verilmiş, ne var ki; davacı tarafın karar düzeltmesi talebi üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesince 06.11.2015 tarihinde onama kararı kaldırarak mahkememizce 26.11.2013 tarihinde kurulan hükmün BOZULMASINA aşağıdaki gerekçeyle karar vermiştir.
YARGITAY . HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞININ BOZMA GEREKÇESİ:
Davacı tarafından açılan iflasın ertelenmesi davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 19.09.2014 gün ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 324 (6102 sayılı TTK'nın 376/3) ve İİK'nın 179. maddesi uyarınca borca batık hale gelen şirket bunu mahkemeye bildirmek ve iflasını istemek zorundadır. Erteleme talebi, anılan 324. madde hükmüne göre, borca batıklık bildirimi anlamındadır. Borca batıklık, mahkemece re'sen saptanmalıdır.
Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.
Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.
Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.
Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. İflasın ertelenmesine ya da bunun koşullarının oluşmaması halinde iflasa karar verilebilmesi için, borca batıklık olgusunun öncelikle gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Davacı şirketin borca batık olduğunun doğru olarak tespiti halinde; iyileştirme projesinin, bütüncül bir değerlendirmeyle, 6102 sayılı TTK'nın 377. maddesi kapsamında nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içerip içermediği, İİK'nın 179. maddesi anlamında ciddî ve inandırıcı olup olmadığı ve HMK'nın 29. maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına uygun davranma yükümlülüğüne ve gerçeğe uygun bir biçimde hazırlanıp, hazırlanmadığı, eş deyişle, iyileştirme projesinde yapılacak olanların tek tek maliyetinin, hangi ekonomik kaynaktan sağlanacağı, her bir proje kaleminin zaman olarak en geç hangi tarihte yapılacağı, yapılacak olanların ayrı ayrı borca batıklık üzerindeki zaman ve oran olarak etkisinin somutlaştırılması ve böylece iyileştirme projesinin neden ciddi ve inandırıcı olduğunun ayrıntılı ve zaman içinde sayısal olarak, denetlenmeye elverişli nitelikte olması gerekmekte olup, bu özellikte olmayan iyileştirme raporlarına ve bunlara dayalı düzenlenen bilirkişi ve kayyım raporlarına göre ne iflasın ertelenmesine karar verilebilir ne de iflas erteleme talep eden şirket alacaklıları aleyhine sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Mahkemece, bu niteliği haiz olmayan iyileştirme projeleri sunulduğunda iflasın ertelenmesini isteyen şirkete uygun bir süre verilerek, açıklanan özellikteki projenin sunulmasının ve soyut içerikli projenin somutlaştırılmasının sağlaması ve verilen sürede iyileştirme projesini sunmayan şirketin iyiniyetli olmadığı kabul edilerek, sadece borca batıklığı tespit ettirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan özellikteki iyileştirme projelerinin sunulması halinde alınacak bilirkişi ve kayyım raporlarından sonra talep halinde ve gerektiğinde, hüküm tarihine kadar sadece gerekli tedbirlere karar verilmeli ve tarihlerine uygun şekilde proje kalemleri yerine getirilmediği takdirde tedbirler kaldırılarak, iflasın ertelenmesi ve ihtiyati tedbir müesseselerinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmelidir.
İyileştirme projesi, sadece şirketin mevcut işleyişinin devamı ve tedbir kararlarıyla borca batıklıktan kurtulabileceğine ilişkin olması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 377. maddesindeki nakit sermaye konulması, dış kaynaktan nakit girişi, sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirketin mevcut işleyişi sonucu şayet mümkün ise kâr ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermesi, İİK'nın 179. maddesinde aranan ciddî ve inandırıcı özellikleri haiz olması gerekir.
Mahkemece önce, şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini açık ve somut dayanaklarla değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, raporun sadece sonuç bölümüne değil, bütün kapsamına bakılması suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
İflas erteleme davalarında, erteleme isteyen davacı şirketin mali durumunun mahkemece, yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Diğer yandan, kayyımın görevlerinden biri de erteleme sürecinde şirketin mali durumundaki değişiklikler ve şirket yetkililerinin iyileştirme projesine riayeti konusunda mahkemeye bilgi vermektir. Kayyım raporlarında şirketin denetlendiği her döneme ilişkin aktif ve pasif durumunun ayrıntılı olarak açıklanması ve verilen ihtiyati tedbirlerle birlikte davacı şirketin mali durumunda düzelme olup olmadığı, iyileştirme projesinin uygulanıp uygulanmadığı ve borca batıklıktan kurtulma yolunda somut adımlar atılıp atılmadığı hususlarının ayrıntılı ve denetime elverişli olarak açıklanması gerekir. Mahkemece, kayyım raporlarının yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda hazırlanıp hazırlanmadığı denetlenmeli, bu hususları içermeyen eksik ve yetersiz denetim ile hazırlanan raporlara itibar edilmemelidir. İşte tüm bu açıklamalar karşısında, iflasın ertelemesi ya da iflas kamu düzenine ilişkin sonuçlar meydana getirmektedir.
İflas avansının yatırılmaması durumunda ise HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılarak, gerekli masrafların bu şekilde karşılanması gerekmektedir.
Somut olayda, her ne kadar, davacı yan bozma kararında belirtilen inceleme ve araştırma için gerekli olan bilirkişi ücreti ile kayyım ücretini verilen kesin süreye rağmen yatırmamış ise de, anılan hükümlerin kamu düzenini ilgilendirmesi karşısında, iflas kararı verilebilmesinin koşulu olan borca batıklığın tespiti bakımından da raporu gerekli olan bilirkişinin ücreti ve borca batıklığın devam edip etmediğinin tespiti bakımından da raporu gerekli olan kayyımın ücreti yönünden HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir. (Yargıtay . Hukuk Dairesinin 15.05.2007 tarih ve ... E., ... K; 15.10.2009 tarih ve ... E., ... K; 24.11.2010 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamları ile Dairemizin 15.09.2011 tarih ve ... E., ... K., 22.05.2014 tarih ve ... E., ... K., 01.07.2015 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamları bu yöndedir.)
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça yatırılmayan bilirkişi ve kayyım ücreti yönünden, iflasın kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek, HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılıp, gerekli masrafların bu şekilde karşılanması ve bozma ilamı doğrultusunda, oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme ve araştırma yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, iflas için gerekli olan borca batıklık koşulunun gerçekleştiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle iflasa karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dairemizce, yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile onama kararı kaldırılarak, kararın davacı yararına bozulmasına 06.11.2015 tarihinde karar verilmesi üzerine mahkememize iade edilen dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilerek mevcut deliller yeniden değerlendirilerek bozma ilamındaki gerekçelerin hukuka uygun olmadığı, mahkememizin 26.11.2013 tarihli hükmün hukuka uygun olduğu kanaatiyle önceki kararda direnilmesine 08.03.2016 tarihinde karar verilmiştir.
MAHKEMEMİZ İLE YARGITAY . HUKUK DAİRESİ ARASINDAKİ GÖRÜŞ AYRILIĞI:
Açılan davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir dava olup olmadığı,
İflas erteleme talebinde bulunan davacının borca batıklık durumunun ve mahkemeye sunulan iyileştirme projesinin denetlenmesi için yapılması gereken keşif masrafı ile bilirkişi ücretlerinin davacı tarafça yatırılmasının zorunlu olup olmadığı, kısaca 6102 sayılı TTK. 376/3 maddesindeki düzenlemenin kamu düzeni ile ilgili bir düzenleme olup olmadığı bu nedenle HMK 325. maddesinin somut olayda uygulanmasının gerekip gerekmediği konularındadır.
Aşağıda kısaca belirtilen kamu düzeni ile ilgili doktrin görüşleri ve yasal düzenlemeler incelenip değerlendirildiğinde mahkememizde oluşan kanaatin usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılacaktır.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU MADDE 324; (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU MADDE 325; Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hakim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirtilen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu giderleri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere hazineden ödenmesine hükmedilir.
MADDENİN GEREKÇESİ; Maddede tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalara ait yargılama giderleri düzenlenmiştir. Bu davalarda toplanacak deliller için gereken giderlerin yatırılmasıyla ilgili, süre bakımından işlemin hızlandırılmasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Şöyle ki; mahkemenin, giderlerin yatırılması için taraflardan birisi veya belirteceği oranda ikisine yedi günlük kesin süre vermesi ve bu süre içinde ilgilisinin giderleri ödemesi öngörülmüştür. Şayet bu süre içinde giderler yatırılmaz ise mahkemenin ikinci bir süre verme imkanı olmayıp, masrafların ileride haksız çıkandan alınmak üzere Hazineden ödenmesine karar vermesi gerekecektir.
Re'sen yapılması gereken işlemlere örnek olarak; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Hakim re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak, taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.” şeklindeki hüküm ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 146. maddesinde yer alan Cumhuriyet Savcısının mutlak butlan davası açması, 183. maddesindeki velayetle ilgili hakimin re'sen gerekli önlemleri alması, 284. maddesindeki soybağına ilişkin davalar, 346. maddesindeki çocuğun korunması için uygun tedbirlerin alınması, ayrıca söz konusu kanunun 348 ve 349. maddelerinde yer alan velayetin kaldırılmasıyla ilgili hükümler gösterilebilir.
DOKTRİNDE KAMU DÜZENİ KAVRAMI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER;
*Amme intizamı tabirinden, muhafaza ve riayetinde topluluğun (devlet ve cemiyet) büyük bir menfaate malik olduğu hususi hukuk kaideleri anlaşılmak lazım gelir. Bu kaidelerin ekserisi Aile Hukukunda ve ayni haklarda ve bir kısmı da Miras Hukukunda bulunur. Buna mukabil Borçlar Hukuku prensip itibariyle ancak tarafların menfaatlerine taalluk edip amme intizamına dahil değildir. Binaenaleyh fikrimce Borçlar Kanununun hiçbir kaidesi amir hüküm değildir. Çünkü amme intizamına taalluk etmez. (... : Borçlar Hukuku Sayfa 244)
*Toplum menfaatine konulmuş kanun hükümlerinin (maddelerinin) toplamına, kamu düzeni denir. Başka bir deyişle uyulmasında ve korunmasında toplum ve devletin genel menfaati bulunan hukuk kurallarına, kamu düzeni kuralları adı verilir. ( ... , sh.250; ... , sh. 143; BGE 38 1 484; 491- 492; Engel, sh. 113; ... , İş H. sh. 34; İnan, sh 73; ... , sh. 249; ... , sh. 402; ... , sh. 42 – 43; ... , sh. 71.)
*Reisoğlu aynı yaklaşım içinde, kamu düzenini, muhafazasında ve uyulmasında toplumun kesin yararı olan kurallar şeklinde tanımlamaktadır. (... B. H. Genel Hükümler, 18. Bası, s.113.)
*Kamu düzeni kavramı; Ülkeden ülkeye değiştiği gibi her ülkede devirden devire de değişir. Bu itibarla kamu düzeni, nisbi bir kavramdır. Kamu düzenine ilişkin kurallar, özel hukukta, genellikle aile, miras ve eşya hukukunda yer alır. Borçlar hukukunda, kamu düzeniyle ilgili kurallar, yok denecek kadar istisnaidir. Ancak burada dahi, sözleşme hürriyeti ahde vefa, güven ilkesi gibi kurallar, toplum menfaati yönünden büyük önem taşıdığından, bunları da kamu düzeni kuralları içinde saymak gerekir.(Engel, sh. 114;)
*Kamu düzenine ilişkin somut durumların tek tek sayılarak hukuken sınırlanması mümkün değildir. Çünkü kamu düzeninin somut içeriği zaman içinde meydana gelen değişmeler sonucu değişebilir. Bu sebeple hakime taktir yetkisi tanınmıştır.
Hakim her bir somut olayın koşullarıyla bağlantılı olarak Türk hukukundaki hangi emredici kuralların aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğunu ve hangi emredici kuralların kamu düzenine ilişkin olmadığını tespit etme konusunda taktir yetkisine sahiptir. Hakim bu taktir yetkisini M.K madde 4'e uygun olarak kullanmalıdır. (... /... s.143)
Tüm emredici yasa kuralları aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olma özelliğini taşımazlar. Emredici yasa kurallarından sadece bir bölümü aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olma özelliğini taşırlar. Ancak hangilerinin kamu düzenine ilişkin oldukları önceden belirlenmiş değildir, önceden belirlenmesi de mümkün değildir. Hangi emredici kuralın aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğunu tespit etme yetkisi her bir somut olayda hakimin yetkisindedir.( ... )
*Kuralın kamu düzenine ilişkin olmasının sebebi alelade bir kamu yararını hedeflemenin ötesinde büyük önemde olan bir kamu yararını hedeflemesi ve doğrudan kamu yararını hedeflemesidir. Kamu düzeni, uzun süre kamu hukuku ile karıştırılmıştır. Bu karışıklık Roma hukukunun etkisinden kaynaklanmaktadır. ..
Toplumun menfaatini koruyan hükümlerle ortaya çıkan hukuki düzenin bütünü kamu düzeni olarak ifade edilebilir; toplumun menfaatinin içeriği zamanla değişebilir. (... , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s.73.)
*Araştırılması ve ondan sonra da ortaya çıkan kamu yararı ile özel yararlardan hangisinin ağır bastığının saptanması gerekir. Bir yasa kuralının kamu yararının ağır basması nedeniyle kamu düzeninin bir parçası olup olmadığı ancak bu incelemeden sonra ortaya çıkacaktır. Bu nedenler ahlaki, dini, sosyal ve politik yararlar ve özellikle devletin ve kamu huzurunun korunması ile ilgili yararlar olabilir. Bu görüşe göre bu çerçevede ulusal hukuk düzeninin korunması esastır. Bu esasa göre bir haksız fiilin işlenmesini kolaylaştıran veya bunu işlemeyi emreden veya boşanmayı sağlamayı, çocuğa ödenmesi gereken nafakayı kaldırmayı öngören sözleşmeler ve kamu hizmetlerine zarar vermeye yönelmiş sözleşmeler kamu düzenine aykırıdır. (... S.491.)
*... Kamu düzenine aykırılık kavramını hukuka aykırılık kavramı içine dahil etmektedir. Kamu düzenine aykırılık emredici bir hukuk kuralına aykırılıkla aynı niteliktedir. Bir kuralın emredici olma netiliği ile ilgili madde metninde bir açıklık yoksa ve eğer söz konusu kurala aykırı hareket kamu düzenini bozuyorsa, o kural emredici hukuk kuralıdır. Yazara göre, kamu düzeni teriminden kendilerine uyulmasında; devletin ve toplumun büyük bir çıkara sahip olduğu hukuk kuralları anlaşılır. Fakat terimin kapsamı ülkeye ve döneme göre değişeceğinden, kamu düzeni kavramını tanımlarken bu değişkenlerin gösterilmesi gerekir.( ... , Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt I, Sermet Matbaası, İstanbul 1976, s. 249-250)
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU MADDE 307; Feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU MADDE 311; Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
İCRA VE İFLAS KANUNU MADDE 165/2; (Ek: 9/11/1988 - 3494/29 md.) İflasa karar verilmesinden sonra iflas davasından feragat geçersizdir.
TÜRK TİCARET KANUNU MADDE 376; (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurala uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı taktirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği taktirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarttırıp denetçiye verir. Denetçi bu ara bilançoyu, en çok yedi iş günü içinde inceler ve değerlendirmeleri ile önerilerini bir rapor halinde yönetim kuruluna sunar. Önerilerde 378. maddede düzenlenen erken teşhis komitesinin önerilerinin de dikkate alınması şarttır. Rapordan, aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulu, bu dumuru şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister, eğer ki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi halde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru iflas bildirimi olarak kabul olunur.
İCRA VE İFLAS KANUNU MADDE 160; (Değişik: 18/2/1965 - 538/77 md.) İflas isteyen alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumludur.
(Değişik: 9/11/1988 - 3494/27 md.) Mahkeme, bu masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesini ister.
İCRA VE İFLAS KANUNU MADDE 179/a-1; (değişik madde: 14/01/2011-6103 s.k./41.md.) Mahkeme, iflâsın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin mal varlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU MADDE 94;(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilmez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
BU KONU İLE İLGİLİ DOKTRİNDEKİ GÖRÜŞLER:
*İflasın ertelenmesi talebini inceleyen mahkeme ertelemenin şartlarının gerçekleştiğini tespit ederse; erteleme kararı vermeden önce gerekli masrafların yatırılması için kesin bir süre vermelidir. (1086 Sayılı HUMK M.163 => 6100 Sayılı HMK M. 94) Bu süre içerisinde sermaye şirketi veya kooperatif ya da alacaklılardan birisi tarafından masraflar yatırılmazsa, mahkemenin iflasın ertelenmesi talebini reddederek, iflasın açılmasına karar vermesi gerekir. ( ... S.95, ... S.97, ... – Erteleme S.51)
*İflasın ertelenmesi masrafları süresinde yatırılmış olmakla beraber erteleme kararından sonra da yeni masraflar ortaya çıkabilir. Mahkeme sonradan ortaya çıkan bu masrafların yatırılması için de bir süre vermelidir. Verilen bu süreye rağmen masraflar yatırılmazsa mahkemenin iflasın ertelenmesi kararını kaldırarak iflasın açılmasına karar vermesi gerekir. ... I, S.154, ... S.97, Giroud S. 111, ... 164, ... .429, Schech S. 19, Türk A.-Borca Batıklık S. 331.)
Kamu düzeni kavramı ile ilgili özet olarak verilen doktrindeki görüşler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda Yargıtay . Hukuk Dairesi ile mahkememiz arasında oluşan görüş ayrılığının yapılan değerlendirmesinde;
Kamu düzeni özelliğine sahip davalarda tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma yetkileri bulunmadığı, taraf beyanının davayı sonlandırmayacağı,taraflarca davanın takip edilmemesi halinde bile yargılamayı yapan Hakimin gereken delilleri re'sen toplayıp davayı esastan kara bağlaması gerektiği. Bu tür davalarda HMK 325. maddesinin uygulanması gerektiği ve TTK 376. maddesinin emredici nitelikte bir hukuk kuralı olduğu konularında Yargıtayın hukuk dairesi ile mahkememiz arasında görüş farklılığı bulunmamaktadır.
Mahkememiz; Yüksek mahkemenin 23. hukuk dairesinin değerli düşüncelerinin aksine, iflas erteleme talebi ve hatta iflas bildirim görevini yönetim kuruluna yükleyen TTK. 376. maddesinin emredici bir düzenleme olmasına rağmen; kamu düzeni ile ilgili bir kural olmadığı düşüncesindedir. Çünkü; Bir Kuralın kamu düzenine ilişkin olması demek, o kuralın alelade bir kamu yararını hedeflemesinin ötesinde büyük önemde olan bir kamu yararını hedeflemesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle; doğrudan kamu yararını hedefleyen ve muhafaza ve riayetinde topluluğun (devlet ve cemiyet) büyük bir menfaati bulunan davalar kamu düzenine ilişkin davalardır. işte bundan dolayıdır ki; bu tür davaların konusu üzerinde davanın taraflarının serbestçe tasarruf etme yetkisi yoktur. oysaki; iflas bildirimi,iflasın açılması ve iflasın ertelenmesi talebiyle açılan davalarda İ.İ.K'nunun 165/2 maddesinin mefhumu muhalifinden iflas kararı verilinceye kadar davacının davadan feragat etmesi mümkündür. Bu da iflas kararından önce davanın taraflarının dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduklarını göstermektedir. diğer yandan iflasın ertelenmesi talebinde bulunan tacirlerin ekseriyetinin ödemelerini tatil etme maksadıyla hareket ettikleri bilinen bir gerçektir. karar tarihi itibarıyla Esnaf ve sanatkar odaları birliğinde kayıtlı tacir sayılanlar hariç Konya'da yaklaşık Yirmi dört bin , ülkemizde ise; Yüz binlerce iflasa tabi kişinin bulunduğu nazara alındığında yargıtay ... ve ... . hukuk dairelerinin iflasın ertelenmesinin ön koşulu olan borca batıklık durumunun belirlenmesi için; yargılama giderleri ile delil ikame avansının HMK:nın 325. maddesi gereğince Maliye hazinesinde karşılanmasına ilişkin görüşleri doğrultusunda hareket edildiğinde; kamunun menfaatinin korunmasının aksine; kamunun zarar görmesine sebebiyet verilecektir. Bu nedenle somut olayda HMK. 325. maddesinin uygulanmasının doğru bir uygulama olmayacağı kanaatindeyiz.
Kesinleşmiş bir iflas kararı olmadan iflastan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle; iflasın açılması talebi,iflas bildirimi ve mal varlığının Borca batıklık ön şartına bağlı iflasın ertelenmesi talepleri birer iddia olup iflas olarak değerlendirilmesi yanlıştır. Ancak; kesinleşmiş iflas kararının icrası sırasında alacaklılar tarafından karşılanmayan masraflar HMK.nın 325. maddesi gereğince, Maliye hazinesinden karşılanması gerekir kanaatindeyiz.
Yukarıda Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku doktrinindeki kamu düzeni kavramı ile ilgili özet olarak belirtilen görüşler, İ.İ.K'nun 165/2., T.T.K'nun 376/2 ve 3. maddelerindeki düzenlemeler göz önünde bulundurulmak suretiyle mahkememizce toplanan deliller değerlendirildiğinde; T. M. Kanununu 6. maddesi gereğince; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması sebebiyle iflasın ertelenmesi talebinde bulunanın İ.İ.K'nun 181. maddesi yollaması ile 3494 sayılı yasanın 27. maddesi ile değişik İ.İ.K'nun 160. maddesindeki özel düzenleme gereğince; bilirkişi incelemesi ile ilgili delil ikame avansını ve mahkemece görevlendirilen kayyumun ücretini belirlenen sürede mahkeme veznesine yatırması gerektiği kanaatiyle, HMK 323/d,h ve 324. maddelerine dayalı mahkememizce verilen ara kararının geçerli bir sebep gösterilmeden yerine getirilmemesi sebebiyle iflasın açılmasına ilişkin 26.11.2013 tarihinde kurulan hükmün temyiz talebi üzerine onanması gerekirken; Yargıtay . Hukuk Dairesince; ortada bir iflas kararı varmış gibi değerlendirme yapmak suretiyle iflasın ertelenmesi talebinin ön koşulu olan borca batıklık durumunun tespiti için gerekli yargılama giderleri ile delil ikamesi avansının HMK 325. maddesi gereğince hazineden karşılanması gerektiği düşüncesiyle, mahkememizce kurulan Hükmün BOZULMASI na ilişkin karar gerekçesinin yerinde olmadığı kanaatiyle Mahkememizin 26.11.2013 tarihli kararında DİRENİLMESİNE ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 07/12/2021 TARİH, ... ESAS, ... SAYILI BOZMA GEREKÇESİNDE: Uyuşmazlık konusu itibari ile öncelikle uygulanması gereken yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda vardır. İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi, 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7101 sayılı Kanun) 3. maddesi ile değiştirilmiş, aynı Kanun’un 179/a ve 179/b maddeleri ise yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak İİK’nın geçici 14. maddesi uyarınca, 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan iflâsın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına devam edileceği belirtilmiş olup, somut uyuşmazlıkta İİK’nın 179. maddesi ile 179/a ve 179/b maddelerinin 7101 sayılı Kanun ile değiştirilmeden ve yürürlükten kaldırılmadan önceki hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 7101 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değiştirilmeden önceki 179. maddesi; “Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflâsın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme projeyi ciddî ve inandırıcı bulursa, iflâsın ertelenmesine karar verir. İyileştirme projesinin ciddî ve inandırıcı olduğunu gösteren bilgi ve belgelerin de mahkemeye sunulması zorunludur.Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir. İflâsın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır.” düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun’un mülga 179/a maddesi; “ Mahkeme, iflâsın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır.Kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflâsın ertelenmesine ilişkin talep 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar.İflâs ertelenmişse kayyım her üç ayda bir şirketin projeye uygun olarak iyileştirme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor eder, mahkeme bu rapor üzerine veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporuna göre, erteleme istemini değerlendirir ve iyileştirmenin mümkün olamayacağı kanaatine varırsa erteleme kararını kaldırır.’’Mülga 179/b maddesi;“ Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticarî işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.Erteleme süresi azami bir yıldır. Bu süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek süreler ile uzatılabilir; ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez. Kayyım, mahkemenin belirleyeceği sürelerde iflâsı ertelenenin faaliyetleri ve işletmenin durumu konusunda düzenli olarak mahkemeye rapor verir. İflâsın ertelenmesi talebinin reddi ya da erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti üzerine mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflâsına karar verir. Erteleme süresi dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan şirketin veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak şirketin veya kooperatifin iflâsına karar verebilir.”Şeklinde düzenlenmiştir. 20. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 324. maddesi;“Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir. Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır.” Hükmünü haizdir. Bununla birlikte HMK’nın 325. maddesinde “Resen yapılması gereken işlemlere ilişkin giderler” düzenlenmiş olup anılan madde;“Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”şeklindedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 325. maddesi uyarınca, yargılama giderlerinin Hazineden karşılanabilmesi için, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava veya iş olması, hâkim tarafından re’sen başvurulan bir delil bulunması, son olarak da mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde taraflarca, yatırılması gereken giderin ödenmemesi gerekmektedir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 324 ve İİK'nın 179. maddeleri uyarınca borca batık hâle gelen şirketin iflasının ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan, somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur. İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı iyileştirme projesi kapsamında şirketin malî durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasın ertelenmesini istemesi hâlinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için, borca batıklık olgusunun öncelikle gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İflasın ertelenmesi davalarında mahkemece erteleme isteyen davacı şirketin malî durumunun yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Bununla birlikte mahkemece atanan kayyumun görevlerinden biri ise, erteleme sürecinde şirketin malî durumundaki değişiklikler ve şirket yetkililerinin iyileştirme projesine riayeti konusunda mahkemeye bilgi vermektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilince, 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesi uyarınca şirketlerin yetkili organlarının aldığı karar ile, İİK’nın 179. maddesi kapsamında borca batıklığı gösteren şirket bilançosu ve iyileştirme projesi sunularak iflasın ertelenmesi talebinde bulunulmuş, mahkemece, davacı vekiline iki kez (bir tanesi kesin olmak üzere) süre verilmiş olmasına rağmen kayyumluk ücreti yatırılmadığı gibi verilen kesin süreye rağmen bilirkişi heyet ücretinin de yatırılmadığı, kayyum ücretini dahi karşılayamayan bir şirketin malî durumunu iyileştirme ümidinin kalmadığı, davacı şirket yönünden borca batıklık şartının yerine geldiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle iflasın ertelenmesi talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında, İİK'nın 181. maddesi yollamasıyla 160. maddesi uyarınca, iflasın ertelenmesini isteyen, bu kararın ilânı, gerekli yerlere bildirilmesi, atanacak kayyum için belirlenecek ücreti ve alınacak erteleme tedbirlerinin uygulanması için gerekli masrafları avans olarak mahkeme veznesine peşin yatırması gerekmektedir. İflasın ertelenmesi davaları, kamu düzenine ilişkin boyutları olan ve davalı şirketin iflasına karar verilmesi ile sonuçlanabilen, bu yönü ile sadece davacıyı değil tüm alacaklıları da ilgilendiren inşaî nitelikte davalardır. Şirketin aktiflerinin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği durumda, borca batık hâle gelen şirket bunu mahkemeye bildirmek ve iflasını istemek zorunda olup, borca batıklığın mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda tespit edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacı, bilirkişi ve kayyum ücretini yatırmamış ise de, anılan hükümlerin kamu düzenini ilgilendirdiği gerçeği karşısında bilirkişi ve kayyum ücretinin yatırılmaması durumunda, mahkemece HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılarak gerekli masrafların bu şekilde karşılanması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Özel Dairenin yeniden rapor alınması yönünde verdiği bozma kararından sonra hâkimin yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar vermesi durumunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, hâkimin kendiliğinden başvurduğu delil olarak kabul edilmesi gerektiği, bilirkişi ücreti yönünden Özel Dairenin bozma kararının yerinde olduğu, ancak atanacak kayyumun mahkemece rapor sunmak zorunda olmasının hâkimin re’sen başvurduğu delil olarak düşünülemeyeceği ve kayyuma ödenecek ücret yönünden HMK’nın 325. maddesine göre işlem yapılamayacağı, kayyum ücreti yönünden HMK’nın 325. maddesinde belirtilen koşullar yok ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 457/1 maddesi uyarınca kayyum ücretinin şirket malvarlığından karşılanması mümkün olmadığı takdirde Hazineden karşılanabileceği, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile; iflasın ertelenmesini isteyen şirketin iyileştirme projesi sunamadığı ya da sunduğu projenin gerçekçi ve uygulanabilir olduğu ispat edilemediği durumlarında mahkemece şirketin iflasına karar verileceği, mahkemenin iyileştirme projesinin gerçekçi ve uygulanabilirliğinin belirlenmesi için yapacağı bilirkişi incelemesi yönünden belirlenecek ücret ve giderlerin HMK’nın 325. maddesi kapsamında olmadığı, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ:Açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.12.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi."şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkememiz dosyasının 5 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Bozma ilamı doğrultusunda eksikliklerin tespit edilerek rapor düzenlenmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ... , Av.... , SMMM bilirkişisi ... , Makine Mühendisi ... , İnşaat Mühendisi Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ... tarafından düzenlenen 08.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacı şirketin 30.04.2011 tarihi itibariyle Rayiç Değer Tablosu (Borca Batıklık) oluşturularak, şirketin varlık değerinin değerlendirildiğini, buna göre Konya İflas Dairesi Müdürlüğünün 23/12/2013 tarihinde davacı borçlu şirketin faaliyet gösterdiği bilinen adreslerde fiili tespit yaptığı, ... Sokak No:... adresinde ... firmasının, ... Sokak No:... adresinde ... firmasının, ... Sokak No... adresinde ... adlı firmanın faaliyet gösterdiğini, bu tespite göre davacı borçlu ... Tic. Ltd. Şti.'nin aktif çalışmasının olmadığı ve gayrı faal olduğu ve adına herhangi bir mahcuz mala rastlanılmadığına dair taşınır mal varlığı tespit ve defter tanzimi tutanağı başlığıyla bir tutanak hazırlandığını, davacı ... Tic. Ltd. Şti'nin ilgili vergi dairesi tarafından şirketin gayrı faal olduğunun tespit edilmesiyle yapılan idari işlem sonucunda, 31/12/2021 yılında reesen terk işleminin yapıldığını, davacı borçlu ... Tic. Ltd. Şti.'nin; dava dosyasında İflas erteleme başvurusuna en yakın tarih olan 30.04.2011 tarihli bilanço değerleri ile borçlu şirketin beyan edilmiş ve resmi kayıtlarından elde edilen mizan değerlerine, düzenlenen bilirkişi raporunun 2011/Haziran döneminde dava dosyasına sunulduğu da gözetilmek suretiyle Emlakçı bilirkişi tarafından şirkete ait dökümhane binası için belirlediği değere, Makina Mühendisi ... 09.06.2011 tarihinde düzenlediği bilirkişi raporuna, kamu kurumu borç bildirimleri ve bütün alacak bildirimleri itibariyle yapılan incelemenin sonucunda oluşturulan rayiç değer bilançosundaki tabloya göre; 1.941.939,16 TL değerindeki varlıkları karşısında 3.187.887,89 TL borcunun göründüğünü, buna göre davacı şirketin 30.04.2011 tarihi itibariyle 1.245.948,73 TL borca batık olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/12/2021 tarih ve ... Es., ... Kar. Sayılı bozma ilamı doğrultusunda Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin bozma gerekçeleri kapsamında yeniden inceleme yapılmak üzere oluşturulan bilirkişi heyetinin 08.01.2023 tarihli heyet raporunda; Konya iflas Müdürlüğü'nün 23/12/2013 tarihli davacı borçlu şirketin adresinde yapılan fiili tespit yaptığı, bu adreste farklı firmaların faaliyet göstermekte olduğu, davacı borçlu şirketin aktif çalışmasının olmadığı, gayri faal olduğu ve adına kayıtlı herhangi bir mala rastlanmadığının tespitinin yapıldığı, yine davacı şirketin vergi dairesi tarafından şirketin gayri faal olduğunun tespit edilmesi üzerine 31/12/2021 tarihinde Resen terk işleminin yapıldığı, davacı şirketin iflas başvurusuna en yakın tarih olan 30/04/201 tarihli bilanço değerleri ile borçlu beyan etiği ve resmi kayıtlarından elde edilen mizan değerlerine, düzenlenen bilirkişi raporunun 2011/Haziran döneminde dava dosyasına sunulduğu da gözetilmek usretiyle emlakçı bilirkişi tarafından şirkete ait dökümane binası için belirlediği değere, makina bilirkişisi ... 09/06/2011 tarihinde düzenlediği, bilirkişi raporuna, kamu kurum borç bildirimlerine ve bütün alacak alacak bildirimleri itibariyle yapılan inceleme sonucu davacı şirketin 30.04.2011 tarihi itibariyle 1.941.939,16 TL değerindeki varlıkları karşısında 3.187.887,89 TL borcunun göründüğü, bu tarih itibariyle 1.245.948,73 TL borca batık olduğunun bildirildiği, şirketin gayri faal olduğu, vergi kaydının re'sen terkin edildiği, ... İlçesi ... ada ... parselde ... mahallesinde bulunan taşınmazın Konya . İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasından 20/11/2014 tarihi itibariyle satışının yapıldığı, satış bedelinin imtiyazlı borçlara mahsup edildiği, adına kayıtlı 3 araç olduğu ancak hiç birisinin şirket uhdesinde olmadığı, icra dosyalarından muhafaza altına alınıp satışlarının talep edildiği, borca batıklığın halen devam ettiği, dava tarihinden itibaren aradan çok uzunca bir süre geçtiği, davacı şirketin mahkememize sunduğu iyileştirme projesinin uygulanma ihtimalinin bulunmadığı gibi gerçekçi ve inandırıcı olmadığı, şirketin mali durumunun düzelmesinin mümkün görülmediği anlaşıldığından davacının iflas erteleme talebinin reddine, davacı şirketin re'sen iflasına, Yargıtay . HD.nin 31.10.2017 gün ve ... E. ... K. ve Yargıtay . HD.nin 08/09/2015 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamlarında da kabul edildiği üzere davaya müdahale halinde maktu olarak hem başvuru hem de peşin harcın yatırılması gerektiğinden, eksik harç yatıran müdahillerden eksik harçların da tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İcra İflas Kanunu 179/b-5 maddesi gereğince iflas erteleme kararının ve tedbirlerin kaldırılmasına,
2-Davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin İFLASINA,
3-İflasın 20.02.2024 günü saat 12:11 itibariyle açılmasına,
4-Kararın bir örneğinin Konya İflas Müdürlüğüne bildirilmesine,
5-Mahkememizce davacı şirket yönünden verilen tüm tedbirlerin kaldırılması ve bu konuda ilgili yerlere müzekkere yazılmasına,
6-İflas kararı ile birlikte kayyumlar S.Ü. Sosyal Bilimler Fakültesinde Öğretim Görevlisi ... ve S.M.M.M. ... görevlerine son verilmesine,
7-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL maktu ret karar ve ilam harcından peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 409,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine irad KAYDINA,
8-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 26.813,06 TL bakiye kayyım ücretleri olmak üzere toplam 36.813,06 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
10-Müdahillerden ... Anonim Şirketi'nden, maktu 427,60 TL başvurma harcı ile maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
11-Müdahillerden ... Yöneticiliği'nden, maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
12-Müdahillerden ... Bankası A.Ş.'den, maktu 427,60 TL başvurma harcı ile maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
13-Müdahillerden ... Anonim Şirketi'den, maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
14-Müdahillerden ... Şirketi'den, maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
15-Müdahillerden ... Anonim Şirketi'den, maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
16-Müdahillerden ... Tic. Ltd. Şti.'nden maktu 427,60 TL başvurma harcı ile maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
17-Müdahillerden ... maktu 427,60 TL peşin harcın alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
Dair HMK'nun geçici 3. Maddesi ve İ.İ.K'nun 164/2 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere davacı vekili, fer'i müdahil ... vekilinin, fer'i müdahil ... A.Ş. ve ... A.Ş.vekilinin, fer'i müdahil ... Bankası A.Ş. ve ... Yöneticiliği vekilinin ve Feri ... A.Ş.vekilinin yüzlerine karşı, diğerlerinin yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/02/2024
Başkan Üye Üye Katip
* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!