WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

KONYA 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

Mahkememiz ... esas sayılı dosyası (ana dava) yönünden;
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
Birleşen Konya . Asliye Ticaret Mah. ... esas sayılı dosyası (birleşen dava) yönünden;
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davaların yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEPLER :
Davacı vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 11/10/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sanayi A.Ş.'nin %38 hissedarı olduğunu, müvekkilinin eşi olan ...'in de şirkette %2 hissesinin olduğunu, müvekkilinin eşi ile birlikte şirkette %40 hissesinin olduğunu, şirketin kalan %60 hissesinin de davalı olan müvekkilinin kardeşi ve ailesine ait olduğunu, müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren üretim kısmında çalıştığını ve üretimle alakalı şirketin işleyişini sağladığını, davalı olan müvekkilinin kardeşinin de şirketin kuruluşundan itibaren muris babasının kontrol ve denetimi altında şirketin mali ve idari işleriyle ilgilendiğini, müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren özverili bir şekilde çalıştığını, babasının sağlığında güvene esas olarak çalışmaya devam ettiğini ancak babasının ölümü ile şirketin mali işleriyle ilgilenmediğinden şirketin kar dağıtımı hususunda ve şirketin öz varlığı konusunda net bir bilgiye sahip olmasının engellendiğini, kar dağıtımı noktasında sürekli şirket karın öz sermayede kullanıldığı hususunda kendisine dönüş yapıldığını, kar dağıtımının adaletsiz bir şekilde yapıldığını, çoğunluk hisse sahibi olan davalının şirket kaynaklarını kendisi ve ailesi için kullandığını, müvekkilinin kendisinin ve ailesinin şirket kaynaklarından faydalandırılmadığını, kardeş çocukları arasında da ayrım yapıldığını, davalının yine şirket yönetimini elinde bulundurması nedeniyle müvekkiline psikolojik baskılar yapmaya başladığını, müvekkilinin şirket içinde yalnızlaştırıldığını, müvekkilinin şirketten ayrılması hususunda baskılara maruz bırakıldığını, müvekkilinin şirketteki hissesinin değerinin belirlenmesi hususunda teknik ve mali destek almasının gelen baskılarla engellendiğini ve müvekkilinin şirket hisselerinin oldu bittiye getirilerek devretmesine zemin hazırlandığını, mahkememizce şirket öz varlığını tespit edilmesi ile gerçek hisse değerlerinin ortaya çıkacağını, tespit edilecek gerçek değerin taraflar arasında yapılan protokolde belirlenen değerin çok üstünde olacağının açık olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini 4-5 kat daha azında bir değerde protokolle devrettiğinin belirleneceğini, açılan dava öncesi başlatılan arabuluculuk sürecinden önce alının uzman bilirkişi raporlarıyla da şirket öz sermayesinin ve hisse değerinin devredilen miktarlardan çok daha fazla olduğunun tespit edildiğini beyanla şirket hisse değerinin bilirkişi marifetiyle mahkememizce tespitine, belirlenecek hisse değeri üzerinden müvekkilinin %38'lik hisse değerinin davalıdan tahsiline, müvekkilinin hisse değerine karşılık menkul ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava yönünden Konya . Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 11/10/2021 havale tarihli talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sanayi Anonim Şirketi' nin eşi ile birlikte hissedarı olduklarını, müvekkilinin hisse oranının %2, müvekkilinin eşinin ise hisse oranının %38 olduğunu, geriye kalan %60 lık hissenin ise müvekkilinin eşinin kardeşi ve çocuklarının olduğunu, müvekkilinin eşinin sözü geçen şirketin başlangıçtan beri iş yerinin üretim kısmında daima bulunarak verimli üretim için var gücüyle gece gündüz demeden çalıştığını, şirketin idari ve mali işlerini müvekkilinin babası ile birlikte müvekkilinin eşinin yürüttüğünü, müvekkilinin sade bir ortak olduğunu, şirketin yıllarca iyi işler yapmasına karşın her hangi bir kar dağıtımı yapılmadığını, müvekkilinin irade fesadı ortamında hissesini davalıya devrettiğini, karşılığında her hangi bir ödeme yapılmadan müvekkilinin elindeki hissenin davalı tarafından elinden alındığından bahisle dava dışı ... Sanayi Anonim Şirketi' nin özvarlığının ve müvekkiline ait iken devredilmek zorunda kalınan %2 hissenin dava tarihindeki değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, şirketin %2 hissenin 3. Şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili hem ana dava hem birleşen dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 24/03/2022 havale tarihli talep açıklama dilekçesinde özetle; ana dava yönünden müvekkilinin hissesine karşılık gelen bedelin 4.560.000,00TL olduğunu, birleşen dava yönünden de müvekkilinin hissesine karşılık gelen bedelin 240.000,00TL olduğunu, bu bedeller üzerinden peşin harçların tamamlandığını ve dava değerinin bu aşamada bu miktarlar olduğunu beyan etmiştir.
Davacı vekili hem ana dava hem birleşen dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 21/11/2023 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; alınan raporlar doğrultusunda ana dava yönünden daha önce 4.560.000,00TL olarak belirlenen dava değerini 49.475.617,63TL'ye; birleşen dava yönünden daha önce 240.000,00TL olarak belirlenen dava değerini 6.551.348,30TL'ye yükselttiklerini, bu bedeller üzerinden tamamlama harçlarının yatırıldığını beyanla davanın bu bedeller üzerinden devam edilerek önceki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 01/12/2021 havale havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; gabin durumunun ancak zaruret halinde ve mazeret sebepleri bulunması halinde uygulanan istisnai bir hüküm olduğunu, davacı tarafın sözleşme hükümlerini yerine getirmekten ve yaptığı sözleşmeden pişmanlık duyarak caymak istemesi durumunda gabin hükümlerinin uygulanmasından söz edilemeyeceğini, davacı tarafın gabin hükümlerinin uygulanması talebinin kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın muvazaa iddiasının kendisi tarafından ispat edilmesi gereken bir husus olduğunu, davacının eşi olan ve şirkette %2 hissesi olan ... aynı konuda Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, şirket hisselerin kendi rızasıyla bizzat devreden davacı taraf olduğunu, davacı tarafın şirketin mali durumu ve hisse değerini bilmediği iddiasının da kabul edilemez olduğunu, davacının şirketin kuruluşundan itibaren şirket içinde olduğunu ve şirketle ilgili her türlü bilgiye sahip olduğunu, müvekkilinin hisse devri sırasında kendi hisselerini almasının dahi teklif edildiğini ancak davacı tarafın bunu kabul etmediğini, hisse devri sırasında pazarlık sürecinde bu bedellerin ve sözleşme şartlarının belirlendiğini, davacı tarafın kendi isteği ile bu bedeli kabul ederek taraflar arasında sözleşme yapıldığını, yapılan sözleşmeye ilişkin olarak hazırlanan protokolde diğer kardeş ve kız kardeşinin eşi olan enişte ...'ında aracılık ettiğini ve davacıların dünürü olan avukat ... tarafından da sözleşmeyi hukuki dile uygun olarak hazırladığını, sözleşme gereğince davacı ve eşinin hisse bedelinin 75.000.000,00TL olarak belirlendiğini, bunun 28.000.000,00TL'sinin nakit olarak ödendiğini, kalan bedelin de birer yıllık vadeler şeklinde döviz kuru üzerinden hesaplanarak her yılın 18 Aralık günü 1.535.00USD olarak dört eşit taksitler halinde ödenmek üzere bonolar verildiğini, hazırlanan bonoların döviz kurundan etkilenilmemesi için dolar üzerinden hazırlanmasının da müvekkili tarafından teklif edildiğini, gelinen aşamada dolar kurundaki hızlı artış nedeniyle ödenen bedellerin çok yüksek miktarlara ulaştığının ve vadesi gelmemiş ve ödenecek bono bedelinin de kurdaki artışın devam ettiği düşünüldüğünde yine yüksek miktarlara ulaşacağının açık olduğunu, sözleşme gereğince yine üç adet araç ve bir adet taşınmazın davacı tarafa devredildiğini ve yine elden bir miktar ödemesi yapıldığını, hisse devri ile davacı tarafın şirket borçları hususunda hiçbir sorumluluğunun kalmadığını müvekkilinin ise tüm şirket borçlarını üstlenerek sorumluluğu üzerine aldığını, yapılan sözleşmede tüm detayların açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin davacının zarar görmemesi için birçok duruma göz yumarak sözleşme şartlarını kabul ettiğini, sözleşme gereğince davacının zarara uğratılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, arabuluculuk görüşmeleri öncesi alınan bilirkişi uzman raporunun da kabul edilmez olduğunu, bu raporda yapılan hesaplamaların usul ve esaslara uygun olmadığını, Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde davacının eşi tarafından açılan dava konusununda aynı olup iş bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini beyanla hukuka aykırı ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen dosya yönünden Konya . Asliye Ticaret mahkemesine vermiş olduğu 16/11/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü iddiaların kendisi ile alakası olmasına rağmen eşi için müzayaka halinden bahsetmekte olduğunu, bu hususun işbu dava ile ilgisi olmadığını, davacının tecrübesizliğe dayanmasının hukuki dayanağının olmadığını, davacının müvekkiline hisse devri yapmadan önce davalının eşi ile anlaşarak protokol imzaladığını, imzalanan sözleşmeye uygun olarak müvekkilinin davalı ve eşinin %40 hisse karşılık olarak toplam 75.000.000,00 TL bedel ödeneceğini, bu bedelin 28.000.000,00 TL nakit (4.800.000,00 TL havale, 23.200.000,00 TL nin ise elden nakit) olarak ödendiğini, bakiye hisse alacağına ilişkin ise 18/12/2021, 18/12/2022 vadeli, 18/12/2023 vadeli, 18/12/2024 vadeli her biri 1.535.000,00 USD bedelli bonolar verilmek suretiyle ödemenin yapılacağını, ödenen bedelin içinde davacının hissesinin de olduğunu, ayrıca hisselere karşı ödenen veya ödenecek bedellerin bununla sınırla olmayıp 2.000.000,00 TL bedelli üç adet taşıt ile ... Caddesinde bulanan yaklaşık değeri 4.000.000,00 TL olan taşınmazın davacı ve eşine devredildiğini, ayrıca davacı ve eşine 133.000,00 USD ödeme yapıldığından bahisle hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2022 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile birleştirme kararı verildiği ve dosyanın 21/01/2022 tarihinde mahkememiz dosyasına gönderildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce, Türkiye Noterler Birliğinden sözleşmeye konu edilen ve şirket adına kayıtlı bulunan araçların bilgileri, Tapu Müdürlüklerinden şirkete ait taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları, SGK İl Müdürlüğünden ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden şirketin protokol tarihi itibariyle borcunun bulunup bulunmadığına ilişkin tüm bilgi ve belgeler, davaya konu edilen taşınmazların bulunduğu yerde mahkememizce bedelinin tespiti için fen ve değerleme uzmanı bilirkişi refakatinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmış, şirkete ait fabrika binasında iki inşaat mühendisi, iki makine mühendisi, bir şirketler muhasebesi uzmanı bilirkişi heyeti refakatinde mahkememizce keşif yapılarak şirketin öz varlık değerinin tespiti hususunda rapor alınmış, marka patent uzmanı ve şirketler muhasebesi uzmanı bilirkişilerin eklenmesiyle önceki bilirkişi heyetinden şirketin hisse değerinin tespiti için yeniden rapor alınmış, muhasebe uzmanı bilirkişiden dosya içeriği, taraf vekillerinin itirazları ve uzman raporları da dikkate alınarak rapor alınmış, tanıklar ... , ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ...'ın mahkememizce beyanları alınmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Ana dava, davacı ... ...'in dava dışı ... .... A.Ş.'ndeki hisselerinin, bilgisizlik ve deneyimsizliğinden istifa edilerek ve ayrıca iradesi sakatlanarak edimler arasında aşırı orantısızlık yaratılmak suretiyle devralınması sebebiyle, gerçek hisse bedeli ile devir bedeli arasındaki farkın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı davası ise, davacı ...'in dava dışı .... A.Ş.'ndeki hisselerinin, bilgisizlik ve deneyimsizliğinden istifa edilerek ve ayrıca iradesi sakatlanarak edimler arasında aşırı orantısızlık yaratılmak suretiyle devralınması ve ayrıca davacıya devir bedeli olarak hiçbir ödeme yapılmaması sebebiyle gerçek hisse değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu devir işlemlerinden önce dava konusu şirkette davacı ... ... %38 oranında, davacı ...'in %2 oranında, davalı ...'in %60 oranında pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesine ekli olarak dosyaya sunulan bila tarihli "protokol" başlıklı sözleşme ile; şirket hissesinin 75.000.000,00TL karşılığında davalı ...'e devredileceğinin kararlaştırıldığı, devir bedelinin bir kısmının peşin, bir kısmının ise senede bağlanan dört eşit taksitte dolar kuru üzerinden ödeneceği, ayrıca şirkete ait bazı motorlu araçların davacı ... adına tescil ettirileceği ve yine sözleşmede belirtilen bağımsız bölümün davacı ... adına tescil ettirileceği hususları hüküm altına alınmıştır. Daha sonra düzenlenen 18/12/2020 tarihli hisse devir ve ferağ beyanı başlıklı belgeler ile davacılara ait hisselerin davalıya devrinin imza altına alındığı ve aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile hisse devirlerinin pay defterine işlendiği anlaşılmıştır.
Ana dava dosyası ve birleşen dava dosyasında davacı vekili aşırı yararlanma (gabin) nedenine dayalı olarak sözleşmeyle bağlı kalmakla birlikte edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini dava etmiştir. Davacı vekili ayrıca birleşen dava dosyasında müvekkilinin hisselerini devretmesine rağmen kendisine bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüştür.
Dava tarafları arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davanın davacılarının iradelerinin aldatılma, bilgisizlik ve deneyimsizlik sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı, asıl ve birleşen dosya davacılarının aleyhine sözleşmede aşırı yararlanma olup olmadığı, birleşen dosya davacısının hisselerine karşılık davalı tarafından bir bedel ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Aşırı Yararlanma başlıklı 28. maddesi:
"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmünü amirdir.
Sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, subjektif unsur olan bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek, iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
Somut olayla uyumlu Yargıtay . Hukuk Dairesinin 10/01/2023 tarih ve ... esas, ... Karar sayılı ilamı ile;
"...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanığının, davalılar ile davacının kardeşleri arasında davacıya karşı hile yapılmasına ilişkin irtibat bulunduğuna yönelik somut bir beyanda bulunmadığı, davacının dava konusu ... A.Ş.'nin iştigal alanıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunduğu, hatta dava konusu şirketle de ticari alışverişininin olduğu, davacı şirketin iştigal alanıyla aynı piyasada ticaret yaptığından şirket hisselerinin devir tarihindeki değerini tespit edebilecek durumda olduğu, ayrıca hisse devrininin ortaklar arasında görüşüldüğü süreçte davacı ve ağabeylerinin diğer ortakların hisselerini daha az bedelle alma yönünde girişimde bulunduklarının da tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacının dava dışı ağabeyleri tarafından ve davalılar tarafından aldatıldığı iddiasını somut bir delille ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları dahil davacının hisselerini devretmesi amacıyla davalıların aldatma kabul edilebilecek bir davranışı ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortakların davacının ağabeylerine anlaşılan miktarın üstünde bir ödeme yaptıkları ve davalıların davacının ağabeyleri ile işbirliği içinde oldukları hususunun da ispatlanamadığı, davacının gabin iddiasına yönelik olarak, davacıyı hisse devrine sevk eden zor duruma ilişkin dosya kapsamında herhangi bir açıklama bulunmadığı, konuya ilişkin herhangi bir delil ortaya konulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davanın davacısının iradesinin aldatılma sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı ve asıl ve birleşen davacının aleyhine sözleşmede aşırı yararlanma olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davanın davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA..." şeklinde karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.", 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükümlerine yer verilmiştir.
İş bu davada, davacıların hisselerinin değeri hususunda hile ile aldatılarak düşük fiyatla satın alındığı ve davacıları hisse devrine sevk etmek için davalının aldatıcı davranışlarının bulunduğu hususunda davacıların ispat yükü altında olduğu anlaşılmıştır.
Gabinin subjektif unsuru yönünden yapılan değerlendirmede; Davacıların ileri sürdüğü irade fesadı iddiası tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğinden, dosyaya bildirilen tanıklar yemin verilmek suretiyle dinlenilmiştir. Özellikle dava taraflarıyla aynı akrabalık bağı içerisinde bulunan ve beyanları samimi ve inandırıcı görülen tanıklar ... ve ...'un anlatımlarından anlaşıldığı üzere, davacı ... ... ile ağabeyi davalı ...'in, babalarının ölümü ve dava konusu şirkette çalışan bir işçi ile davacı ...'nın yaşadığı münakaşa sonrasında aralarının açıldığı, davacı ... ...'in eşiyle birlikte hisselerini devrederek şirketle bağını koparmak istediği, bu amaçla tarafların adı geçen tanıkların aracılığında bir süre müzakere yürüttükleri ve hisselerin değeri konusunda pazarlık sürecinin başladığı, hatta, tarafların uzman bilirkişi heyeti belirleyerek şirket mevcutlarının tespiti ile hisselerin değeri konusunda inceleme yaptırıp rapor aldırdıkları, dahası davacı ... ...'in dünürü olan ve avukat olarak halen çalışmakta olan tanık ...'a danışarak kendisinden bilgi aldığı, nihayetinde hisselerin değerinin 75.000.000,00TL olarak belirlendiği, bu bedel ve buna ilaveten bir takım araç ve evlerin davacı adına tescili karşılığında tarafların mutabık kalarak hisselerin davalıya devri konusunda anlaşma sağlandığı, her ne kadar bila tarihli ... ve ... ... arasında düzenlenen hisse devir protokolünde davacı ...'in imzası bulunmamakta ise de, beyanlarına itibar edilen tanıklar ... ve ...'un anlatımlarında dile getirdikleri üzere, davacı ... ...'in eşiyle birlikte sahip olduğu toplam %40 şirket hissesine karşılık bir bedel belirlenmeye çalışıldığı, anlaşmanın gerçekleşmesi üzerine davacılara ait şirket hisselerinin devrinin aynı yönetim kurulu kararıyla tescillendiği, kaldı ki davacı ... ve davalı arasında imzalanan 18/12/2020 tarihli hisse devir ferağında 240.000 TL'lik bir bedel öngörülmekte ise de bu bedelin şirket hisselerinin nominal değeri olduğu, cevap dilekçesi ekinde sunulan banka dekontunda görüleceği üzere davacı ...'nin hisselerine karşılık olarak 4.800.000 TL tutarında banka havalesinin yapıldığı, bu nedenle ... ... tarafından imzalanan protokolün davacı ...'in hisselerinden bağımsız değerlendirilemeyeceği, hal böyle olmakla davacıların iradelerinin etkilenmek suretiyle şirket hisselerinin gerçek değerinin altında devre zorlandıklarına veya zor durumlarından istifade edildiğine yönelik davacı iddialarının ispat edilemediği, öte yandan davacı ... ...'in dava konusu şirketin kuruluşundan itibaren münferit imza ile yetkilisi olması ve her an şirket gelir giderleri ile şirket aktiflerini denetleme ve kontrol etme imkanına sahip olması dikkate alındığında hisselerin değeri konusunda deneyimsiz olduğu iddialarının yerinde görülmediği sonuç ve kanaatine varılmakla, gabinin subjektif unsurunun somut olayda vuku bulmadığı anlaşılmıştır.
Gabinin objektif unsuru yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalı şirket aktiflerinin alanında uzman bilirkişilerce yerinde tespit edilmesi akabinde dosya şirket muhasebesi konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden dava konusu şirketin işleyen teşebbüs değeri ve net aktif değerleri birlikte değerlendirilmek suretiyle dava konusu şirket hisselerinin gerçek değeri konusunda alternatifli rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23/02/2023 tarihli raporda, şirketin öz varlıkları dikkate alınarak net aktif değeri tespit edilecek olursa dava konusu hisselerin değerinin 40.970.476,11TL, fiyat/kazanç kriterine göre işleyen teşebbüs değeri değerlendirilecek olursa dava konusu hisselerin değerinin 81.453.637,09TL, piyasa değeri kriterine göre işleyen teşebbüs değeri değerlendirilecek olursa dava konusu hisselerin değerinin 415.160.814,12TL olacağı tespit edilmiştir.
Somut olayda, davacının gabin nedenine dayalı iddialarının sübutu için yukarıda belirtildiği üzere hem objektif unsurun (edimler arasında aşırı oransızlık), hem de subjektif unsurun (bilgisizlik, deneyimsizlik yada zor durumda kalınması sebebiyle irade fesadı) birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacılar tarafından subjektif unsur hiçbir şekilde ispatlanamamıştır. Bununla birlikte bilirkişi tarafından farazi olarak piyasa değerine göre şirket hissesi değeri hesaplanmış ve daha sonra alınan ek raporla hesaplanan tüm değerlerin ortalaması üzerinden bir değer tespiti yoluna gidilmiş ise de, dava taraflarınca dava öncesinde görevlendirilen uzman heyetçe net aktif değeri üzerinden bir değer belirlemesi yaparak buna göre davalıyla pazarlık sürecinin başlatılıp anlaşma sağlandığı, dosya kapsamında aldırılan muhasebe uzmanı bilirkişilerin görüşünü içerir her iki raporda da hisselerin net aktif değerinin anlaşılan miktarın altında veya buna yakın miktarlarda olduğu tespit edildiğinden gabinin objektif unsurunun da gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Birleşen dava dosyasında davacı ...'in hisselerinin değerinin ödenmediğine yönelik iddialara gelince; dava taraflarının kabulünde olan dosyaya mübrez 18/12/2020 tarihli hisse devir ve ferağı beyanı ile davacı ...'in hisselerinin davalı ...'e devretmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin 11/12/2018 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile;
"Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının hissesini davalıların murisi ...'e devredildiğinin ihtilafsız olduğu, devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunun çekişmeli olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 207/2 maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğu, aynı Kanun'un 90. maddesi gereğince de ifa zamanı taraflarca karalaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olacağı, hisse devrinin niteliği itibariyle bir satış sözleşmesi olduğu, TBK'nun 207/2 ve 90. maddesi uyarınca davacı satıcı ile muris alıcının borçlarını aynı anda ifa ettiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksini ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafından yazılı delil sunulmadığı, yemin deliline dayanılması nedeniyle yemin delili hatırlatıldığı, davacı tarafça yemin deliline başvurulduğu, bu nedenle davalı ......'e yemin davetiyesi çıkartıldığı, adı geçen davalı tarafından muris ...'in payın bedelini ödediğini, bu nedenle davacıya borcunun olmadığı yönünde yemini eda ettiği, mevcut delil durumuna göre davacının davayı ispat edemediği gerekçesi ile davalı .......hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ...... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay ilamında belirtildiği üzere dava tarafları arasındaki hisse devri, satım sözleşmesi niteliğinde olduğundan ve davacı tarafça hisse devir sözleşmesi imzalanarak hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararı tescil ettirildiğinden, davacının hisselerinin karşılığını aldığı, aksi halin iddiasının yazılı delille ispata muhtaç olduğu, davacının bu yönde dosyaya bir delil sunmadığı, kaldı ki davacı ...'nin hisselerine karşılık olarak 4.800.000 TL tutarında banka havalesinin davalı tarafından yapıldığı, beyanlarına itibar edilen tanıklar ... ve ...'un anlatımlarında dile getirdikleri üzere davacı ... ...'in eşiyle birlikte toplam %40 hissesi üzerinden davalıyla bir anlaşma zemini arandığı ve bilahare anlaşmanın sağlandığı, sonrasında hisselerin aynı yönetim kurulu kararıyla devrinin tescillendiği, dava konusu protokolde belirtilen edimlerin davalı tarafından yerine getirildiği ve vadesi gelen senetlerin ödenmeye devam edildiği, senet bedellerinin ödenmemesi halinde davacıların takip ve dava haklarının saklı olduğu neticesine varılarak birleşen davadaki söz konusu iddiaların da sübuta ermediği anlaşılmakla, her iki davanın reddi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Ana davanın REDDİNE,
1-Peşin alınan 59,30TL ve yargılama sırasında alınan 844.860,57TL tamamlama harçları toplamı olan 844.919,87TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 844.492,27TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
2-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 8,50TL vekalet suret harcı, 220,70TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 588,00TL posta-tebligat gideri olan toplam 817,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre hesaplanan 800.756,18TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-Birleşen davanın REDDİNE,
1-Peşin alınan 59,30TL ve yargılama sırasında alınan 111.821,35TL tamamlama harçları toplamı olan 111.880,65TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 111.453,05TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
2-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 8,50TL vekalet suret harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre hesaplanan 371.513,48TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
C-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/01/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...