T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili şirket ile işveren Konya Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü arasında Konya Organize Sanayi Müdürlüğü ile 3. Kısım 2 nolu Camii Genişletme Yapımı için 09.08.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin akabinde müvekkili şirket ile davalı ... (... İnşaat Ve Cephe Uygulamaları) arasında müvekkili şirket tarafından yapılacak olan "3. Kısım 2 Nolu Cami Genişletme Yapım İşi" işle ilgili olarak "Dış cephe Prekast(GRC) Kaplama ve Prekast(GRC) Güneş Kırıcı" işlerinin yapımı için ile 15.09.2020 tarihli ve "Minare Prekast (GRC) Kaplama ve Prekast (GRC) Minare Külahı" işlerinin yapımı için 27.11.2020 tarihli iki adet taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın sözleşme hükümlerine uygun olarak işi tamamlamadığını ve iş yapımında özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bundan kaynaklı olarak yapılan imalatlarda dökülme, çatlama ve diğer ayıplar ortaya çıktığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 15.09.2020 ve 27.11.2020 tarihli taşeronluk sözleşmeleri gereğince; "3. Kısım 2. Nolu Cami Genişletme Yapım İşi" ile ilgili cami cephe kaplamasındaki büyük çaplı kırık ve çatlak olan kaplamaların yenilenmesi, diğer kısımların ise yerinde tamir edilerek tekrar boyanması ve teşeronluk sözleşmesi gereğince tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için tamiratların yapılması ve işi sözleşme hükümlerine göre işin eksiksiz teslim edilmesi için davalıya 09.08.2023 tarihinde Konya . Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtar çekildiğini, davalı taraf 02.09.2023 tarihinde cevabi ihtarname ile herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı iddia ettiğini, davalının bu cevabı üzerine müvekkili tarafından Konya Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğüne karşı verilen taahhüdün yerine getirileceğinden ve yapılacak yenileme ve tamiratlar sonucunda delillerin ortadan kalkma durumu söz konusu olduğundan dolayı Konya . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda davalı tarafla anlaşmanın sağlanamadığını belirterek; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik ayıplı ve eksik işlerin ve bunların giderilmesi için tarafımızca yapılacakların maliyetine ilişkin olarak 50.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı üzerindeki taşınmazların 3. Şahıslara devrinin önlenmesi ve alacağımızın teminatı olarak davalı adına kayıtlı olan menkul ve gayrimenkul mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacı şirket ile müvekkili arasında 15.09.2020 tarihli ve 27.11.2020 tarihli iki adet taşeronluk sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmelere göre müvekkili sözleşme şartlarını yerine getirerek üstlendiği işleri 17.12.2020 tarihinde teslim ettiğini, müvekkilinin sözleşmelere göre üstlendiği işler, Dış cephe Prekast(GRC) Kaplama ve Prekast(GRC) Güneş Kırıcı ve Minare Prekast (GRC) Kaplama ve Prekast (GRC) Minare Külahı işleridir. Bu işler kabaca, Cami olarak inşa edilen binanın dış cephesinin ve pencerelerinin belirlenmiş malzemelerle kaplanması gerekli uygulamaların bu malzemelerle yapılması ve boyanarak teslim edilmesini içerdiğini, yapım sürecinde, kullanılacak malzemelerin/ürünlerin şantiyeye ulaşmasinı takiben, davacı ve müvekkilinin çalışanları ile Konya Organize Sanayi Bölgesi kontrollük bölümü tüm malzemeleri incelemiş, montaja izin vermiş ve montaj yapılmasını takiben yapılan uygulamaların tekrar kontrol edildiğini, kontrollüğün izin vermediği hiçbir malzeme cepheye kaplanmadığı gibi, gerektiğinde tekrar imalat yapılıp, bu imalatlara da onay alınarak ilgili uygulamalar tekrar yapılarak, tekrar onay alınmıştır.17.12.2020 tarihinde ise davacı yan ve ilgili kontrollük, gerekli muayeneleri yapmış, işin kabulü ve teslimi gerçekleştirildiğini, müvekkilince sözleşmelere uygun olarak bitirilip ve davacı yan ile ana işveren tarafından kabul edilip, onlara teslim edilen iş hakkında; müvekkilin işi tamamlamadığı, özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve böylece yapılan imalatlarda dökülme, çatlama ve diğer ayıplar ortaya çıktığı iddiasının, müvekkilinin yaklaşık 3 yıl önce yaptığı uygulamalara dayandırılması kanımızca hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilk olarak, 2020 yılının Aralık ayında bitirilip teslim edilen bir işle ilgili olarak eldeki davaya kadar işin bitirilmediğine yönelik hiçbir ihbarda bulunmayan ve müvekkilin alacaklarını ödeyen davacı yanın bu iddiasının hukuken yerinde olamayacağının açık olduğunu, teknik olarak ise, müvekkili tarafından yapılan teslim ve davacı yanca yapılan kabulden yaklaşık 3 yıl sonra yapıda meydana geldiği iddia edilen ayıpların, müvekkilinin yaklaşık 3 yıl önceki uygulamalarından kaynaklandığı iddiasının ise ispata muhtaç olduğunu, davacı yanca açılan delil tespiti davasında alınan bilirkişi raporunda davacı talebine uygun şekilde, yapının yalnızca ayıplar meydana geldiği iddia edilen uygulamalar üzerinde, tek yönlü olarak inceleme ve saptama yapılarak, yapı üzerindeki uygulamalarda oluşan çatlakların yalnızca montaj hatası kapsamında değerlendirildiğini, kendisi de mimar olan müvekkil, bu rapora karşı sunduğu itirazlarında, yapıdaki çatlakların oluşma sebebinin montaj hatası olmadığını, zeminin zayıf olduğunun davacı yanca da bilindiğini, yapının bitimi ile hemen ibadete açıldığını, böylece yapıya yaklaşık 3 senedir hareketli yükler bindiğini ve iddia edilen çatlakların, asıl inşaatın yapımından, zeminden ve sonraki süreçte yapının kullanılmasından kaynaklandığını açıkça ifade ettiğini, bilirkişi raporunda, montaj uygulaması dışında, yapıya, zeminine, kullanımına, herhangi başka bir teknik bilgiye de yer verilmediğinden, davacının ayıp iddiasının ve ayıptan sorumluluk iddiasının şüpheye yer vermeyecek delillerle ispata muhtaç olduğunu, tespit raporunun hükmüne esas olmaktan uzak, teknik saptamalar içermeyen, yalnızca tek bir husus hakkında tek yönlü saptamalara yer veren, eksik incelemeyle oluşturulmuş bir rapor olduğunu, tespit edilen çatlakların hangi uygulama ile giderilebileceğine yer verilmişse de, tadilat işlerinin süresi ve maliyetinin yine bilimsel hiçbir veriye dayanmadan, herhangi bir hesap ortaya konmadan adeta afaki olarak belirlendiğini, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmedeki yapım bedelleri de göz önüne alındığında, rapordaki maliyet hesabının açıkça fahiş olduğu, hiçbir veriye dayanmayan bu saptamanın kesinlikle yerinde olmadığını, ayrıca raporda, tüm dış cephe ve minare kaplamaları ile güneş kırıcılarda uygulama hatasından dolayı çatlaklar olduğu tespit edilmiştir, denilmesine rağmen bu tespitin gerekçesine dair bir cümle dahi kurulmamış, tespitin gerekçesi açıklanmamıştır. Bu açıdan, tekrarla, davacı iddialarının ispata muhtaç olduğunu, davacı yanca sunulan Konya Organize Sanayi Bölgesince, davacı şirkete gönderilen yazıda, cami cephe kaplamsında çatlaklar olduğunun tespit edildiğine ve ana yüklenici ile aralarındaki sözleşmenin Garanti başlıklı 15. maddesine yer verilmiştir. Yazının tarihi 02.12.2022'dir. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile, işveren ana yükleniciye yapıdaki ayıpları 02.12.2022 tarihinde bildirmiş, davacı yan ise bu konuyla ilgili ihbarını alt yüklenici olan müvekkiline 09.08.2023 tarihli İhtarname ile bildirdiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile, teslimden 3 yıl sonra ortaya çıktığı iddia edilen ayıbın gizli ayıp olduğunu, TBK 477/III maddesi uyarınca; eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde, iş sahibinin gecikmesizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, aksi halde eseri gizli ayıplarla kabul etmiş olacağını, iş sahibinin gizli ayıbın farkına varınca bunların önemi ve kapsamı hakkında mutlak bir kanaat sahibi oluncaya kadar beklememesi gerektiğini, davacı yan ana yüklenici olarak ayıplardan kendisine bildirilen 02.12.2022 tarihli yazıyla haberdar olduğunu, ancak alt yüklenici olarak müvekkilinden 09.08.2022 tarihli ihtarnameyle ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak ücretsiz onarım talep ettiğini, ilgili hükümdeki bildirim hukuki mahiyeti bakımından külfet niteliğinde olduğundan ve somut olayda bildirim külfeti yerine getirilmediğinden, davacı yan ayıptan doğan haklarını kaybettiğini, bu açıdan eldeki davada, davacının, sonradan ortaya çıkan ayıptan kaynaklanan haklara dayanarak talepte bulunduğu kanaatine varılması durumunda, davanın esasa girilmeden reddine karar verilmesinin gerektiğini, açılan davada, ayıpla ilgili hükümlerde yer alan, genel hükümlere dayanan tazminat talebinin de olmadığını, dava tarihi itibariyle henüz ortada üzerine karar verilebilecek bir alacak, herhangi bir maliyet olmadığından davanın reddinin gerektiğini, ayıp hükümleri çerçevesinde, davacı yanca gönderilen ihtarnamede yer alan ücretiz onarım talebine olumsuz cevap verildiğini, davacı taraf kanunda sayılan diğer seçimlik haklara da geri dönmemiş ve eldeki davayla, ayıplı ve eksik işlerin giderilmesi için taraflarınca yapılacak maliyetleri talep ettiğini, davacının talebinin genel hükümlere göre tazminat talebi mi yoksa ücretsiz onarım talebinin, kanımızca haklı olarak reddi karşısında, T.B.K. 131/1 hükmü çerçevesinde bir talep mi olduğunun açık olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı iş bedelinin tahsiline ilişkin alacak isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı tarafça iki ayrı sözleşmeye istinaden yapılan işin ayıplı olup olmadığı, yapıda meydana gelen hasarın imalat hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, imalatın ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, varsa ayıp nedeniyle davacının onarım bedelinin tahsilini istemesinin mümkün olup olmadığı, davacı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı, davacının eseri mevcut haliyle kabul etmiş sayılmasının gerekip gerekmediği hususlarından ibarettir.
Davacı sözleşmeye konu işin ayıplı olduğunu iddia ederek, ayıplı iş bedelinin tahsilini istemmiş, davalı ise süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunmuştur.
Dava dilekçesinde, Konya Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nün 02/12/2022 tarihli yazı ile hatalı ve kusurlu işlerin davacıya bildirildiği belirtildikten sonra, ayıplı iş ile ilgili olarak davalıya 09/08/2023 tarihli ihtarnamenin gönderildiği ifade edilmiştir.
Dava dilekçesindeki bu anlatımlardan, davacının ayıplı imalattan 02/12/2022 tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerekir. Bu tarih ile ihtarname tarihi olan 09/08/2023 tarihi arasındaki zaman zarfı dikkate alındığında ayıp ihbarının süresinde olmadığı açıktır. Dolayısıyla davacının 6098 sayılı TBK'nın 474 vd. eden maddeleri uyarınca eseri mevcut haliyle kabullendiği kabul edilmelidir. Süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının, ayıplı imalata dayalı olarak herhangi bir istemde bulunması da mümkün değildir. Her ne kadar ayıp ihbar süreleri ayıbın açık ya da gizli olmasına göre değişmekteyse de, ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi ayıbın en geç 02/12/2022 tarihinde ortaya çıktığının açık olması karşısında yaklaşık 8 ay sonraki ayıp ihbarının süresinde olmadığı her türlü şüpheden uzaktır. Bu kapsamda, usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek varsa ayıbın niteliğinin belirlenmesine gerek görülmemiştir.
Davacı tarafa ayıp ihbarının süresinde yapıldığı iddiasının hangi delillerle ispatlanacağının açıklaması için süre verilmiş, davacı vekili 22/01/2024 tarihli dilekçe ile eksik işin söz konusu olduğu hallerde ayıp ihbarının gerekli olmadığını belirterek ''kesin kabul eksiklikleri tutanağı'' başlıklı belgeyi ibraz etmiştir. Eksik işin söz konusu olduğu hallerde ayıp ihbarına gerek yoktur. Davacı vekilinin bu yöndeki iddiası yerinde olmakla birlikte dava eksik işe dayalı değil, ayıplı iş iddiasına dayalıdır. Zira, davacı hiçbir beyanında hangi işlerin yapılmadığını belirtmediği gibi, ''kesin kabul eksiklikleri tutanağı'' başlıklı belgedeki iş kalemlerinin tamamı da ayıplı imalata dayalıdır. Bu belgedeki başlığının eksiklik tutanağı olarak gösterilmesi ve davacının bu işlerin yapılmadığı iddiasında bulunması davanın eksik iş iddiasına dayalı olduğununu göstermez. Davacı tarafın eksiklik olarak nitelediği hususların ayıbın giderilmemesine ilişkin olduğu açıktır. Yine, davacı tarafın talebi üzerine yapılan tespit neticesinde düzenlenen 10/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda da eksik işe ilişkin herhangi bir tespit bulunmamakta olup, tespitlerin tamamı ayıplı imalata ilişkindir. Anılan nedenlerle davacının davanın eksik iş iddiasına dayalı olduğuna yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ayıplı iş iddiasına dayalı açılan eldeki davada davacı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapıldığı iddiası usulünce ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin olarak alınan 853,88 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,28 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 101,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Mahkememizin 10/11/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin kaldırılmasına, talep halinde bu konuda ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılamasına,
8-Davalı tarafça gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 1 hafta kesin süre içinde, haksız haciz iddiasına dayalı tazminat davası açıp teminatın davacıya iade edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmemesi halinde, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin davacıya iadesine,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2024
Katip ... Hakim ...
5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!