WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

KONYA 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan yetkili sınıflandırıcı hizmet sözleşmesine istinaden davalı şirkete ait tarım ürünlerinin analizini yapmak, ürünlerin nitelik ve özelliklerini belirlemek, standartlara uygun olarak sınıflandırmak ve bu durumu belgelendirmek karşılığından da davalı şirket tarafından verilen hizmete ait ücretlerin ödenmesi yönünde anlaşma sağlandığını, davacı şirketin söz konusu sözleşmeye uygun olarak borcunu ifa ettiğini verdiği hizmetin karşılığı olarak da fatura kestiğini, ancak davalı şirket tarafından sözleşme gereği fatura bedeli ödenmediğini, taraflar arasında imzanan sözleşmenin 3. maddesinde bu durumun açıkça belirlendiğini, müvekkil şirketin her ay düzenlemiş olduğu faturaların düzenleme tarihinden itibaren 15 gün içerisinde davalı şirket tarafından düzenli olarak ödenmesi gerektiği ve ödenmediği tarihte %5 e kadar gecikme faizi uygulanacağı, davalı şirketin temerrüde düşmesinden dolayı da hem kesilen fatura için hem gecikme faizi için aylık % 5 e kadar temerrüd faizi uygulanacağının taraflarca kabul edildiğini, bunun sonucunda davacı tarafça Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu , davalı şirketin görülen hizmetin karşılığı olarak 508.104,57 TL borcu bulunduğunu, bu nedenle davalı şirketin itirazının iptali ile alacak miktarının davalı şirketten tahsilinin gerektiğini, bu sebeplerle davalının itirazının 508.104,57 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin devamına, toplam alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verlimesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin 04.05.2023 tarihinde feshedildiğini; bu nedenle, 04.05.2023 sonu asıldan cari bakiyenin 193.935,36-TL; 31.05.2023 sonu kesilecek faturalar toplamı asıldan 252.800,01-TL (KDVdahil); ... , ... ve ... isimli personellerin kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarından kaynaklı 147.586,59 TL alacağı bulunduğunu ve bu suretle 31.05.2023 tarihli toplam alacak bakiyesinin asıl alacaktan kaynaklı olarak toplam 446.735,37-TL olduğunu; ayrıca gecikme tazminatı ve işlemiş faiz alacağından alacaklarının da bulunduğunu" ileri sürerek söz konusu bedellerin ödenmemesi durumunda hukuki yollara başvurulacağını ihtar etmiştir. sözleşme uyarınca davacının üstlenmiş olduğu işlerin yerine getirilmesi için gerekli olan personellerin davacı tarafça istihdam edileceği, bu kapsamda davacının istihdam edeceği personellerin tüm özlük hakları ile yasal haklarına ilişkin ödemelerin (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla Mesai ücreti alacağı vs.) davacıya ait olduğu açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla, davacı nezdinde çalışma gerçekleştiren ve özlük hakları ile sair yasal hakları bakımından tüm sorumlulukları salt davacıya ait olan personellerin herhangi bir hak ve alacağı mevcut ise, bundan kaynaklı olarak müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bunun yanında; davacının personellerinin iş akdinin sona ermesini gerektirir bir durum olmadığı için, personellerin kıdem tazminatları ve ihbar tazminatları nedeniyle de müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını , davalı şirketin bu doğrultuda yükümlülüklerini yerine getirerek davacıya laboratuvar, ofis vs. tahsis ettiğini ancak bundan kaynaklı 2023 yılı Ocak ila Mayıs aylarına ilişkin kira bedelleri davacı tarafından davalı şirkete ödenmediğini, davalı şirketin bundan kaynaklı olarak davacı şirket nezdinde hak ve alacakları bulunmadığını, bu sebeplerle haksız ve yersiz olarak ikame edilmiş olan davanın reddine, davalı şirket lehine, davacı aleyhine olmak üzere icra takibinde talep edilen miktarın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 508.104,57 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 15 adet faturanın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davaya ve takibe konu 15 adet faturadan 11 tanesinin her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, 4 tanesinin ise davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı defterlerine göre davacının 509.285,06 TL davalı tarafa hizmet satışı yaptığı, davalı defterlerine göre ise davalının 239.174,20 TL tutarında hizmet alımı yaptığı tespit edilmiştir.
Takibe konu faturalardan 11 tanesinin davalı defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle karine olarak davacının bu faturalar nedeniyle davalıdan 239.174,20 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla borçlu olmadığını savunan davalının bu faturalara konu hizmetin sunulmadığını ya da bedelinin ödendiğini ispatlaması gerekir. Davalı tarafça bu konuda herhangi bir delil ibraz edilmediğinden davalının 11 adet fatura nedeniyle davacıya 239.174,20 TL tutarında borçlu olduğu kabul edilmelidir.
Takibe dayanak 05/06/2023 tarihli, 5.674,17 TL bedelli fatura ile 12/06/2023 tarihli 194.244,78 TL bedelli fatura davalı defterlerinde kayıtlı değildir. 05/06/2023 tarihli faturanın açıklama kısmı dikkate alındığında noter ve ticaret odası masrafına ilişkin olduğu, davacının bu tutardan davalının sorumlu olduğunu usulünce ispatlayamadığı, bu fatura yönünden alacak iddiasının yerinde olmadığı, 12/06/2023 tarihli faturanın işçilere ödenen tazminata ilişkin olduğu, sözleşme içeriğine göre bu masraftan davalının sorumlu olduğu açık ise de işçiler tarafından verilen ibranameler dikkate alındığında davacının işçilere ödediği tutarın 139.968,83 TL olduğu, dolayısıyla 12/06/2023 tarihli fatura nedeniyle davacının sadece 139.968,83 TL alacaklı olduğu, davalının aksi yöndeki savunmalarını usulünce ispatlayamadığı kabul edilmiştir.
Takibe dayanak 13/07/2023 tarihli 56.481,42 TL bedelli ve 17/07/2023 tarihli 13.710,49 TL bedelli 2 adet fatura davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Bu faturalar bağımsız bir hizmet satışına ilişkin olmayıp, daha önce tanzim edilen 11 adet faturaya ilişkin olan gecikme cezası ve faize ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3 maddesi ile hizmet bedelinin 15 gün içinde ödenmemesi halinde fatura bedelinin % 5'ine kadar gecikme cezası uygulanacağı ve hem fatura bedeli hem de gecikme cezası için % 5 oranında temerrüt faizi işletileceği kabul edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 8. maddesi uyarınca; (1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.
Sözleşmenin 3. maddesi ile gecikme cezası için ayrıca % 5 oranında temerrüt faizi işletilmesinin açıkça 6102 s. TTK'nın 8. maddesine aykırı olduğu kabul edildiğinden sözleşmenin anılan hükmünün yok hükmünde olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafça gecikme cezasına ilişkin olarak fatura tanzim edilmiş ise de, bu faturanın hizmet faturası olmaması nedeniyle gecikme cezasının hesaplanması amacıyla rapor tanzimine karar verilmiştir. Her ne kadar 07/02/2024 tarihli ek rapor ile gecikme cezası tutarının 39.841,49 TL olduğu belirtilmiş ise de,05/06/2023 tarihli, 5.674,17 TL bedelli faturaya itibar edilmemenin ve 12/06/2023 tarihli 194.244,78 TL bedelli fatura yönünden 139.968,83 TL tutarındaki alacağın mevcudiyetine kanaat getirilmesi karşısında gecikme cezası tutarının 38.276,54 TL olduğu kabul edilmiştir.
Davalının takas definde bulunması nedeniyle davalının kira alacağının bulunup bulunmadığı konusunda rapor tanzimine karar verilmiş ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 2. ek rapor ile davalının 2.360,00 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, davacının 11 adet fatura, işçilere yapılan tazminat ödemesi ve gecikme cezası olarak toplamda (239.174,20 + 139.968,83 + 38.276,54 = ) 417.419,57 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının 19.264,12 TL tutarında ödeme yaptığı ve kira ilişkisi nedeniyle 2.360,00 TL tutarında davacıdan alacaklı olduğu, bu tutarların mahsubundan sonra davacının (417.419,57 - 19.264,12 - 2.360,00 = ) 395.795,45 TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna varıldığından itirazın bu tutar üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe itirazın haksız olması ve alacağın da likit kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, reddedilen tutar yönünden davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 395.795,45 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına,
2-395.795,45 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 79.159,09 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gereken 27.036,78 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 6.136,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.900,14 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin 689,64 TL 'lik kısmının davacıdan, 2.430,36 TL'lik kısmının ise davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 6.136,64 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE
7-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL harç gideri ve 3.241,75 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 3.511,60 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 2.735,41 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yapılan 3.580,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 791,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 61.369,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 17.969,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
11-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024

Katip Hakim

5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.