T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 20.07.2016 tarihli ve ve ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan 667 ve 670 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ... Tic. Ltd. Şti.'nin kapatıldığını, ticaret sicil kaydının resen terkin edildiğini, tüm mal varlığının hazineye devredildiğini, 2016/1 sayılı genelge ve 371 sayılı tebliğ hükümleri uyarınca ... Tic. Ltd. Şti. için oluşturulan inceleme ve değerlendirme komisyonu tarafından 29.12.2017 tarih ve ... sayılı inceleme ve değerlendirme raporunun tanzim edildiğini, kapatılan ... Tic. Ltd.şti.'nin mal varlığı, hakları, alacakları ile borç ve yükümlülükleri tespit edildiğini, şirket için tanzim olunan 29.12.2017 tarih ve ... sayılı inceleme ve değerlendirme raporunda davalı ... Tic. A.Ş.'den 22.760,16 TL alacağın olduğunun tespitinin yapıldığını, takip ve tahsilat işlemlerinin gerektiğini, söz konusu raporda ... Tic. A.Ş.' den tahsil edilmesi gerektiği belirtilen 22.760,16 TL tutarındaki alacağın ödenmesi hususu borçlu tarafa bildirildiğini borca itiraz edilmesi üzerine KHK İşlemleri il bürosu komisyonunca incelendiğini ve borcun ödendiğine dair herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediğinden itirazın reddedildiğini, Tekirdağ Defterdarlığı tarafından bildirilmesine rağmen borçlu tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığından alacağın tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından icra takibinde borca ve faize itiraz edildiğini, yapılan itirazın haksız olduğundan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, alacağın tahsili amacıyla itirazın iptali için dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek; davalı borçlunun Konya . İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı borca, faize ve tüm ferilere yönelik itirazının iptaline ve takibin devamına; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 620'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, 29.12.2017 tarih ve ... sayılı İnceleme ve Değerlendirme Raporunun ilgili kısımlarının Tekirdağ Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosundan istenilmesine, vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Konya . İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıya ilamsız takiplerde ödeme emri gönderildiğini, gönderilen ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz ettiğini, davalıya itirazın iptali davası açıldığını, davacı tarafın iddiası davalının itirazının takibi durdurmaya ve sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davalının davacı taraftan mal aldığına yönelik olduğunu, ancak aşağıda da gerekçelendirileceği üzere davalının ne malları teslim almışlığı olduğu, ne de böyle bir borcu bulunmadığı, ekte sunulacak belgelerde göstermekte olduğu, ilgili dönemde başkaları ile çalışmakta olduğu, bu nedenle açılan icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, yapılan icra takibine konu değerlendirme ve inceleme komisyonu raporları davalı tarafa tebliğ edilmediğini, ilgili incelemede faturalar her ne şekilde kesildiyse davalının imzasının bulunmadığını, davalıya yollanan ilamsız takipte ödeme emrinde borcun sebebi olarak incelemenin gösterildiğini, ancak alacaklı ile davalı arasında böyle bir cari hesap oluşturacak ticari bir faaliyetin söz konusu olmadığını, bu faturalar nedeniyle davalının alacaklıya hiç borcunun bulunmadığı, çünkü faturalar ile davalının ilgisinin olmadığını, teslim edilmesi konuşulan ürünlerin teslim edilmediğini, davalın da ödeme yapmadığını, davalının yapmış olduğu öğrenci yurdu faaliyeti nedeni ile 2017 yılında davalının ticari defter kayıtlarında ürün teslim ve ödeme kayıtlarının olmadığını, çünkü bu şirketin mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği ve davalı tarafından da elden para isteyerek ürün teslimi yapacağını söylediğini, bu nedenle davalının alacaklıya borcunun bulunmadığını, bu konuda davalı da Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı özel öğrenci yurdu olarak çalıştığını, borca dayanak yapılan faturalarda davalının imzasının bulunmadığını, davalı imzasının bulunmadığı belgelere dayanarak tarafına ödeme emri gönderilmesinin hukuka aykırı olacağını, alacaklının ilgili faturalardan dolayı herhangi bir mal teslimi yapmadığını ve bunun karşılığında davalıdan imzali bir belge almadığını, faturalarda ya da faturalar ile ilgili herhangi bir belgede kaydının olmadığını, alacaklının yapılan icra takibinde kötü niyetli olduğunu ve gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istediğini, alacaklının borca dayanak yaptığı belgelerde davalının imzasının olmadığını, ürün tesliminin olmadığını, ayrıca bu borca ilişkin alacaklının elinde davalının imzasının bulunduğu herhangi bir başka belge de bulunmadığını, davacının haksız icra takibi yaptığı ve davalı borçlunun borcu olmadığını da bildiği için kötü niyetli muhasebe kaydı tutmuş olabileceğini belirterek; davanın reddine, alacaklı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata ve mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 22.760,16 TL asıl alacak 6.285,55 TL işlemiş faiz olmak üzere 29.045,71 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 08/06/2018 tarihli Tekirdağ Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosunun düzenlediği tutanağın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütülüp yürütülmediği, açık hesap şeklinde yürütülen ticari ilişki nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Davacı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen düzenlenen 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu ile Ocak-Temmuz 2016 dönemi A4 kağıda bastırılmış ve bu kağıtlar üzerinde incelemenin yapıldığı, e-defter kaydının bulunmadığı, davacının davalıdan 22.760,16 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen düzenlenen 07/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının 6 adet fatura düzenlediği, kredi kartı ile ödeme kaytının bulunduğu, 2016 yılında 3.952,41 TL tutarlı faturanın bulunduğu, herhangi bir alacak borç kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davalının ticari defterlerinde davacı tarafça düzenlenen faturaların kayıtlı olması karşısında, her ne kadar davalı defter kayıtlarına göre alacak borç yoksa da davalının defterlerinde yer alan ödeme kayıtlarının dayanaklarını göstermesi gerekir. Tek başına ödeme kaydına itibar edilmesi mümkün değildir. Özellikle ödemelerin kredi kartıyla yapıldığının kayıt altına alınması karşısında bu ödemelere ilişkin hesap ekstrelerinin ibrazı gerekir. Davalı tarafa bu yönde verilen süreye rağmen hesap ekstresi ibraz edilmediği gibi banka bilgisi de verilmemiştir. Bu nedenle davalı defterlerinde yer alan ödeme kayıtlarına itibar etmek mümkün olmamıştır.
Bu kapsamda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütüldüğü, davacının düzenlediği 6 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ödeme savunmasını usulünce ispatlayamadığı, dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle takip tarihi itibariyle davalıdan 22.760,16 TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı takibe konu alacağın ödenmesi için takipten önce davalıya ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin 27/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, tanınan mehil süresi dikkate alındığında davalının 07/09/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi arası dönemde asıl alacağa işleyen yasal faiz tutarının 6.285,55 TL olduğu, davacının takip tarihi itibariyle bu tutarda faiz alacağının da bulunduğu kabul edilmiştir.
Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 22.760,16 TL asıl alacak ve 6.285,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.045,71 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-29.045,71 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 5.809,14 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gereken 1.984,11 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 3.349,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/03/2024
Katip Hakim
5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!