T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - TC.NO:...
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...
DAVALI : ... - TC.NO:...
...
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davalı tarafından müvekkil aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilin davalı ile herhangi bir ticari ilişiğinin bulunmadığını, takibe konu senetteki imzanın sahte olduğunu ve müvekkile ait olmadığını, senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin tebligatının yurt dışında yaşamasına rağmen usulsüz bir şekilde başka bir adrese gönderildiğini, davaya konu icra takibinin durdurulmasını, karşı tarafın kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini, icra takibinin iptalini, müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, senedin bono vasfına haiz olmadığına yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini ve aynı zamanda davalı lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 150.000,00 TL asıl alacak ve 977,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 150.977,08 TL üzerinden başlatıldığı ve takip dayanağı olarak keşidecisi ..., lehtarı ... olan 150.000,00 TL bedelli bononun gösterildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf davaya ve takibe konu bonoda yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı, bononun çift vade tarihi içerip içermediği, bononun geçerli olup olmadığı ile davacının bu bonoya istinaden başlatılan takip nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/03/1990 tarihli ... sayılı kararı; '' ... takip konusu emre muharrer senedin tanzim tarihinin 22/11/1982 olduğu tartışmasızdır. Senet metninde vade ve hululü vade başlıkları altında 22/11/1982 ve 15/12/1982 tarihleri yazılmıştır. Gerçekten eTK'nın 615. Maddesinin son fıkrasında birden fazla vade taşıyan bu tür senetlerin emre muharrer senet sayılamayacağı hükme bağlanmıştır. Ne var ki takip dayanağı senet metninde vade olarak yazı ile hululü vade tarihinde gösterilen 15/12/1982 tarihi yazılmıştır. Senedin tanzim tarihinin vade tarihi olamayacağı da kuşkusuzdur. Olayda tartışmasız olan 22/11/1982 tanzim tarihi hululü vade tarihi yanında ayrıca yer alan vade sütununda gösterilmiş olmasının mükerrer vade değil, senet tanzim tarihinin tekrarı olduğu duraksanmayacak şekilde anlaşılmaktadır. Bu itibarla merci hakimliğinin takip dayanağı senedin bono vasfında olduğuna ilişkin direnmesi yerindedir. ... ''
Davacının senedin çift vade içermesi nedeniyle bono vasfına haiz olmadığına yönelik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; bononun üst kısmında hem vade tarihi hemde ödeme tarihi sütununun yer aldığı, vade tarihi sütununda çekin aynı zamanda düzenleme tarihi olan 24/10/2021 tarihinin yer aldığı, ödeme tarihi sütununda da 04/11/2021 tarihinin yer aldığı, vade tarihinde yer alan 24/10/2021 tarihinin aynı zamanda düzenleme tarihi olması nedeniyle bu tarihinin düzenleme tarihinin tekrarından ibaret olduğu, yine davacının keşideci olması karşısında bu iddiayı ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu kabul edildiğinden davacının bononun geçersiz olduğu iddiasına itibar edilmemiştir.
Davacı aynı zamanda imza inkarında bulunmuştur. Bu noktada davacının davalıya karşı imza inkarına dayalı bedelsizlik defini ileri sürmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Defiler, TTK'nın 659, 825 ve 687'nci maddelerinde ele alınmıştır. Emre yazılı senetlerde defiler konusu ise genel olarak 825'inci maddede düzenlenmiştir. Maddi özelliklerine göre defileri ''senetteki metinden anlaşılan defiler'' ''senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defiler'' ve ''şahsi defiler'' olmak üzere üç kısma ayrılması mümkündür. Senet metninden anlaşılan defilerin alacaklıya karşı dermeyan edebileceği tabiidir. Zira, alacaklı senedi görünmekte olan şekliyle almıştır ve bu nedenle kendisine karşı ileri sürülen defiyi bilmektedir ya da bilmesi gerekir. Örneğin, şekil eksikliği, zamanaşımı, müracaat hakkının kaybedilmiş olması, cira zincirinde kopukluk vadenin henüz gelmemiş olması, senet üzerindeki çizgi ve yazılara, caiz olmayan kayıtlar. Senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defiler senedin hükümsüzlüğüne değil, sadece o senetle taahhüt altına giren şahsın taahhüdünün geçersizliğine yol açar. Bu gibi defiler senet metninden anlaşılmadıkları için, etkileri bakımından esas itibariyle nisbi etkilidir; ancak, bazı hallerde, mutlak etki taşıdıkları da görülür. İmza sahibinin ehliyetsizliği, temsil yetkisinin bulunmaması, imzanın sahte olması imzanın şahsın fiziki varlığını doğrudan etkileyerek doğrudan doğruya cebirle, zorla attırılmış olması hallerinde, borçlu bu hususu bir mutlak defi olarak herkese karşı dermeyan edebilir. Senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin diğer bütün defiler '' sonuçlarını bilerek, değerlendirerek ve isteyerek doğmasına sebebiyet verilen hukuki görünüş sebebiyle sorumluluk ilkesi'' sonucu iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı dermeyan olunamaz. Senedin verilmesine ilişkin anlaşmanın hataen, hile sonucu veya ikrah ile yapıldığı hallerde, muvazaalı işlemlerde, senedin kumar, bahis, evlenme tellallığı, borsa oyunu dolayısıyla verilmesi durumlarında, senedin ahlaka aykırı bir amacın gerçekleştirilmesi için verilmesinde, kabul değişiminde, aşırı yararlanma vs...'de durum böyledir. Şahsi defiler ise, emre yazılı senetlerdeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiç bir etkisi olmayan, borçlunun, belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki münasebetten doğan defilerdir; bu mahiyetleri dolayısıyla da, esas itibariyle sadece doğrudan doğruya ilişkileri bulunan kimseler arasında dermeyan olunabilir. Bazı istisnai durumlarda; borçlu, şahsi defini, kendisiyle doğrudan doğruya ilişkisi olmayan bir hamile karşı da ileri sürebilir. Mesela, senedin halefiyet yoluyla devralınmış olması, senedin protestoya uğradıktan veya gerekli işlemlerin zamanında yapılmaması dolayısıyla müracaat hakkının kaybından sonra ciro edilmiş bulunulması veya tahsil cirosu yapılması vs hallerinde durum böyledir. Ayrıca, hamilin senedi iktisap ederken, bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde, borçlunun şahsi defileri dermeyan etmesi mümkündür.
Somut olayda, davacı imza inkarında bulunduğuna göre, bu def'i iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülmesi mümkün mutlak def'ilerden olduğundan davalıya karşı da ileri sürülebilir. Bu kapsamda davaya konu bono üzerinde davacıya atfen yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
03/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, davalı tarafından ibraz edilen 13/06/2023 tarihli uzman görüşü ile ise imzanın davacıya ait olduğu mütalaa edilmiştir.
03/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile 13/06/2023 tarihli mütalaa arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir rapor tanzimine karar verilmiş ve 27/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.
27/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, raporun dosya kapsamına da uygun olduğu sonucuna varıldığından bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu kabul edilmiştir.
Davacı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, davacının yemin teklifini kabul eden davalı 02/05/2024 tarihli celsede keşideci imzasının davacıya ait olduğuna dair yemin etmiştir.
Anılan nedenlerle bononun geçersiz olduğu ve keşideci imzasının davacıya ait olmadığı yönündeki iddiaların usulünce ispatlanamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı fer'i nitelikte tazminat isteminde bulunmuş ise de dava davacı lehine neticelenmediğinden davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalının tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise, 08/08/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, tedbir nedeniyle davalının alacağına geç kavuştuğu, dolayısıyla tazminat şartlarının mevcut olduğu sonucuna varıldığından davalı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-150.977,08 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 30.195,41 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-2004 sayılı İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının derhal kaldırılmasına, bu konuda Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına müzekkere yazılmasına,
4-Davacının tazminat talebinin reddine,
5-Davacı tarafça yatırılan teminatın,
a) 2 nolu hüküm fıkrası ile davalı lehine hükmedilen tazminata mahsuben ve kararın kesinleşmesinden itibaren 1 aylık kesin süre içinde davalı tarafından talep edilmesi halinde TEMİNATIN TAZMİNAT ALACAĞINA MAHSUBEN DAVALIYA VERİLMESİNE,
b) Davalı tarafından kararın kesinleşmesinden itibaren 1 aylık kesin süre içinde talepte bulunulmaması halinde, TEMİNATIN TALEP HALİNDE DAVACIYA İADESİNE,
6-Peşin olarak alınan 2.578,32 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.150,72 TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 3.650,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 24.156,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/05/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!