T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/08/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, ... ile arasında 12.01.1989 yılında imzalanan Görev Verme Sözleşmesi ve yine TEK ile 1990 yılında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereği görev bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti veren bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, davacı şirketin kamu hizmeti niteliğindeki bu elektrik dağıtım faaliyetini Düzenleme Kurumundan aldığı dağıtım lisansı ile yürütmekte olduğunu, davalı borçlu, Mesire alanı adresinde bulunan iş merkezinde (kır bahçesi) kaçak elektrik kullanmış olduğunu, davalı hakkında davacı şirket tarafından 19.08.2020 tarihinde kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tespit tutanağı düzenlenmiş olduğunu, ... seri numaralı kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı ile de abonesiz ve elektrik sayacı olmadan kaçak elektrik kullandığı tespit edilmiş olduğunu, Hizmetleri Yönetmeliği’nin, "Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketimi Halleri", başlıklı 42’inci maddesin dikkate alınması gerektiğini, davalının eyleminin tutanak tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmış olduğunu, davalının kaçak elektrik kullandığı tutanak ile sabit olup davacıya karşı borçlu olduğunu, davalı , davacı şirketin mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini yasa dışı şekilde açıp kullanmış olduğunu, bu durumda, davalının eyleminin kaçak elektrik enerjisi tüketimi olduğu ve anılan yönetmelik hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesaplaması yapılması gerektiğini, davalı borçlunun, davacı şirket ve A.Ş.’ye olan kaçak elektrik borçlarını ödememesi sebebiyle, davacı şirketin icra takibi başlattığını, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin / Esas sayılı dosyası ile 14.892,72-TL asıl alacak, 389,20-TL gecikme bedeli, 70,06-TL KDV, 14,64-TL işlemiş faiz olmak üzere takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiz, icra giderleri ve icra vekâlet ücreti ile birlikte alacağının tahsilini talep etmiş olduğunu, davalı borçlu, 17.11.2020 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz etmiş, icra takibi icra müdürlüğü tarafından durdurulmuş olduğunu, davacıya takibin durdurulduğuna dair herhangi bir tebligat yapılmadığını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafından yapılan bu itirazlar haksız ve yersiz olduğunu, zira söz konusu takipler davalının davacı şirkete olan kaçak elektrik kullanım borcunu ödememesi üzerine yapılmış olduğunu, davalı ödeme emrinde gösterilen borcunu ödememiş, ödediğine dair belge sunmamış/sunamamış olduğunu, davalı borçlu söz konusu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, davaya ve icra takibine konu alacak, icra takibinde düzenlenen ödeme emirlerinde ayrıntılı olarak gösterilmiş olup, ekte sunulan kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağından ve tüketim tahakkuk bilgileri dökümünden de davalının borçlu olduğu ve borçlarını ödemediği anlaşılacak olduğunu, borçlu itirazlarında haksız olup kötü niyetli olup, İcra takiplerini uzatmak, davacının alacağını akamete uğratmak maksadıyla borçlarına itiraz etmiş olduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalı borçlunun kayseri genel icra dairesi' nin 2020/252122 esas sayılı icra takip dosyasına ileri sürdüğü itirazının iptaline ve duran icra takibinin devamına ve takip tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, yapılan itirazlar haksız, yersiz ve kötü niyetli olduğundan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Adı geçen iş yerini Kayseri Büyüşehir belediyesinden ihale yolu ile 2016 senesinde aldığını, açtığı ve aldığı elektrik aboneliğine bakıldığında kendisinde önce çevre aydınlatmadan yine çevre aydınlatması için çekilmiş kablolar olduğunu, kendisinin abonelik aldığında bunları tamamen iptal ettiğini ama park lambalarındaki kablolara müdahale etmediğini, kendi iş yerinde yaklaşık 15 adet dolap bulunduğunu ve bahsi geçen çevre aydınlatmalar akşam hava karardığında otomatik yanıp yine sabah güneşle söndüğünü, kontrol edildiğinde anlaşılacağını, buna istinaden isnat edilen suçlamalar asılsız olduğunu ve gereğinin yapılmasını talep ettiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, davacının Kayseri Genel İcra Dairesi' nin / Esas Sayılı Dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.
Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na, Davacı şirkete, Erciyes Vergi Dairesi'ne, Kayseri Genel İcra Dairesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin / Esas sayılı dosyasının Uyap'tan celbi ile incelenmesinde; alacaklı Ve Türk Anonim Şirketi tarafından borçlu aleyhine toplam 15.366,62-TL alacak yönünden ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı borçlunun borca itirazı üzerine icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K)
İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Erciyes Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davalı ikinci sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun belirtildiği görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin / E, / K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin / Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, davalının Erciyes Dairesi’nin yazı cevabına göre tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından ve davacı ile davalı arasında abonelik ilişkisi olmayıp (sayaç yok) bu kapsamda taraflar arasında işyeri/ticari ilişki olduğu da söylenemeyeceğinden iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.27/03/2024
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!