T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/08/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı banka tarafından borçlu ... Tarım ve Gıda Ürn İnş Taah Teks Paz San ve Tic. Ltd. Şti. (VN:...) şirketine karşı Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi... ve yine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... e sayılı dosyalarında alacaklı iken, söz konusu dosyalarda alacaklı veya borçlu olmayan davacı Aslı ... tarafından 266.613,00-TL bedel karşılığında 18/10/2019 tarihli 3 sayfa 16 madde ve eklerinden oluşan alacağın temliki sözleşmesi imzalandığını, alacağın temliki sözleşmesine rağmen edimlerini yerine getirmeyen/alacaklı sıfatı devam eden davalı hakkında Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi... ve Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... e sayılı dosyalarında borçlu tarafından yapılan ödemelere ilişkin ve alacaklı tarafından tahsilata yönelik işlemlerde alacaklı gözüken davalı ... AŞ hakkında ödeme yasağı ve işlem yasağı getirilmesini, borçlunun mal kaçırmasının önüne geçmek ve borçlu ile davalının olası anlaşmalarından ileriye dönük zarar görmemek amacıyla ve icra takip sıralı işlemlerinin aksamaması adına söz konusu dosyalarda tedbiren alacaklı olarak eklenmelerine ve alacaklı sıfatıyla işlemlere devam etmelerine yönelik ara karar kurulmasını talep ettiği, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile başlatılan; Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi... E. ve Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... E sayılı takip dosyaları ve takibe konu alacaklar; davalı banka tarafından; 18.10.2019 tarihinde Alacağın Temliki Sözleşmesi yapılarak davacıya temlik edilmesi konusunda uzlaşılmış olduğunu, her ne kadar 18.10.2019 tarihi itibariyle imzalanan temlik sözleşmesi ile davaya konu icra takip dosyalarının temlik edilmesi kararlaştırılmışsa da ; dosyalarda borçlu sıfatı bulunan ve davacı/temlik alıcısının babası ve annesi olan, takip borçluları ... t.c.: ... ve ... ... tc:... tarafından açılan kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi 2 e. sayılı dosyasında verilen karar gereğince; söz konusu ödemelerin 3. şahıslar tarafından, ... ... ... t.c.: ... ve ... ... tc:... adına (kefaletleri sebebiyle) ödenmiş olması nedeniyle davanın kabulüne ve ödenen bedelin iadesine karar vermiş olduğunu, "...mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında alacaklı vekilinin hesabına yatırılan bedellerin aslı ... temlik bedeli olarak yazıldığı, ancak söz konusu bedellerin 3. bir kişi tarafından davacıların ricası ile yatırdığı anlaşılmakla davalının haksız olarak 269.571,80 tl'yi iade etmesi gerektiği, ilgili bedelin temlik olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....” denildiğini, dolayısı ile kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. sayılı dosyasından verilen karardan da anlaşılacağı üzere söz konusu ödemelerin bir temlik ödemesi olmadığı, ... kendirili ve ... ... ... adına yapılan ödemeler olduğu, bu kapsamda da kefaletlerinin bulunmamış olması nedeniyle yapılan adlarına yapılan bu ödemelerin iadesi yönünde hüküm kurulmuş olduğunu, karar taraflarınca istinaf edilmiş olup dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, davacı aslı kendirili, davaya ve temlike konu kayseri banka alacakları icra dairesi ... e dosyasında bulunan borçlulardan ... kendirili ve ... ... ... 'nin kızları olduğunu, ... kendirili ve ... ... ... nin, davacı bankanın asıl borçlusu ... tarım ve gıda ürünleri inşaat tahhüüt tekstil pazarlama san.ve tic.ltd.şti. (vkn:...) sebebiyle başlatılan bu takip nedeniyle, zarara uğramasını önlemek ve ... firmasından ödenen bedelleri tahsil edebilmek için dosyayı temlik alma yoluna gitmiş olduklarını, davacı aslı ... ve dosya borçluları ... kendirili ve ... ... ..., ortak şekilde hareket ederek; temlik alıcısı aslı ... üzerinden asıl borçlu ... firması ve diğer kefillerden, tahsil etmek maksadıyla hareket etmiş olduklarını ancak yukarıda da izah edildiği üzere kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. ve / k. sayılı kararı ile ; "temlik ödemesi" maksadıyla yapılan ödemelerin dosya borçluları ... ve ... ... ...' kefaletine/ borcuna istinaden yapıldığı, kefalet sorumluluklarının da alınan bilirkişi raporuna göre ortadan kalkmış olması nedeniyle ödenen tutarların ... ve ... ... ... 'ye iade edilmesine hükmedilmiş olduğunu, kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. ve ... k. sayılı kararı da dikkate alındığında; davacı tarafla her ne kadar alacağın temliki sözleşmesi imzalanmış olsa da yapılan ödemelerin temlik ödemesi olmadığı ve dolayısı ile davacının da temlik sözleşmesi kapsamında temlik alıcısı sıfatının ortadan kalktığının sabit olduğunu, kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. ve ... k. dosyasında davacılar ... ve ... ... kendirili tarafından verilen dilekçeler de bu durum açıkça ikrar edilmiş olduğunu, davacı taraf, ... kendirili ve ... ... ... ile ortak hareket etmek suretiyle, kötüniyetli olarak aynı alacağı birden fazla kez tahsil etmeye çalışmakta olduklarını, bu kapsamda Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Ve ... K. Sayılı icra takip dosyası alınan bilirkişi raporları ve davalı banka kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde davacının kötü niyetli olduğu ortaya çıkacak olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Ve ... K. Sayılı dosyada, davacılar tarafından dava dilekçesinde, beyan dilekçelerinde de birden çok açıkça ikrar edildiği üzere söz konusu temlik sözleşmesinin geçersiz olduğu da açıkça ikrar ve beyan edilmiş olduğunu, kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. ve ... k. dosyasında davacı aslı ... 'ye ihbar yapılmış, davacı tarafça dosyaya hiç bir beyan ve itirazda da bulunulmamış olduğunu, Kayseri 1. Asliye ticaret mahkemesi ... e. ve ... k. sayılı istirdat talebine ilişkin dosyanın davacıları ... kendirili ve ... ... ... / vekili av. tarafından da dilekçelerde ödemelerin, alacağın temliki sözleşmesi kapsamında değil, kefalete yönelik olduğu iddia ve ikrar edilmiş olduğunu, kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. ve ... k. sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde kefalet sözleşmelerin sona ermiş olduğu bu kapsamda yapılan ödemelerin temlik ödemesi olarak kabul edilemeyeceği, ... ... ve ... ... adına yapılan kefalet ödemesi olduğu şeklinde değerlendirme yapılmış olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Ve ... K. Verilen karar karşı tarafımızca istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya istinaf aşamasında olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Ve ... K. Saylı Karardan da açıkça anlaşılacağı üzere davaya konu temlik sözleşmesi ve icra takip dosyalarına ilişkin alacak temliki, mahkeme kararı kapsamında geçersiz kalmış olduğunu, izah edildiği üzere, davacının temlik alacaklısı sıfatının kalmamış olması, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Ve ... K. dosyasında davacı tarafça bir ödeme yapılmadığının bilirkişi raporu ve mahkeme kararı ile sabit olduğundan davacının tüm iddia ve taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın hiç bir hukuki yararı ve zarara uğrama durumu olmadığından, davanın tespit davası olduğu da dikkate alınarak o tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, hukuki menfaatleri bulunduğundan ve verilecek kararın doğrudan kendilerinin durumlarını ağırlaştıracağından davaya katılmak üzere cevap dilekçesinde isimleri bildirilen ilgililere davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek, davacı tarafın hiç bir hukuki yararı ve zarara uğrama durumu olmadığından, davanın tespit davası olduğu da dikkate alınarak o tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini, davacıların hukuki dayanaktan yoksun asılsız iddialarını kanıtlayamamış olmaları nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, davacı ile davalı arasında 18/10/2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığını, imzalanmış ise Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi... ve yine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... e sayılı dosyalarında alacaklı sıfatının davacıya geçip geçmediği hususlarına ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ve ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K)
Alacak davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Davacının yapılan sorgulamasında potansiyel vergi mükellefi olup tacir olmadığı görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin / E, / K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin / Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan ... ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüştür.
Dava konusunun davacı ile davalı arasında imzalandığı iddia edilen 18/10/2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesi gereğince davacının Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi... ve yine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ... e sayılı dosyalarında alacaklı sıfatına sahip olup olmadığının tespiti talebine ilişkin olması ile borçlar hukuku anlamında düzenlenen temlik sözleşmesi gereğince Mahkeme tarafından inceleme yapılması gerekmekte olup, alacağın niteliğinin iş bu dava dosyasında konu olmaması, davacının kredi borçluları arasında yer almaması, davacının tacir olmaması ve davanın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmaması hep birlikte dikkate alınarak mahkememizin görevsiz olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak görevsizlik kararı verilmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.27/03/2024
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!