WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

KAYSERI 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+


T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2021
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin ... A.Ş.’nin ... alışveriş
merkezinde açılacak yeni mağazasının açılış sürecindeki inşaat, mimarlık, mekanik gibi tüm işlemlerden sorumlu olacak şekilde ... firmasıyla anlaştığını, açılacak olan mağazanın ısıtma ve soğutma sistemleri için davalı şirketle KDV dahil 165.000 TL üzerinden anlaştığını, anlaşma sürecinin davalı şirket yetkilisinin eşi ve şirket temsilcisi ... ile
yürütüldüğünü, dava konusu faturaya karşılık 10.11.2020 tarihinde 40.000 TL ödemenin şirket yetkilisi hesabına yapıldığını; ayrıca 01.12.2020 tarihinde 20.000 TL; 02.11.2020
tarihinde 45.000 TL; 18.01.2021 tarihinde 45.000 TL ve 11.12.2020 tarihinde 15.000 TL davalı şirket hesabına gönderildiğini, ’a gönderilen para dışındaki tüm ödemelerin davalı şirketin resmi hesabına yapıldığını, davacı ile davalı arasında fatura harici herhangi bir ticari ilişki olmadığını, davalı tarafın şirket yetkilisi ’a yapılan ödemeyi fırsat bilerek kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını, davacı şirket müdürü ’in icra
takibinden haberdar olduktan sonra ... ile iletişime geçtiğini, ...’ın işbu
davaya konu takip hakkında alacaklarının 200.000 TL civarında olduğunu, ilave ek fatura
kesmediklerini, dava konusu faturadan daha fazla alacağı olduğunu beyan ettiğini belirterek
müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkili şirket sahibi ile davacı arasında
başkaca ilişki bulunduğunu, davalı şirket sahibinin de davacı şirkete göndermiş olduğu paralar olduğunu, buna ilişkin banka dekontlarını dosyaya sunduklarını, davalı şirket sahibi olan ’ın davacı şirkete gönderdiği para da olduğunu, davacının belirtmiş olduğu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının tüm ödemelerini davalı şirket hesabına yaptığını, borcunu ödememek adına ’a yaptığı bir başka ödemeyi davalı şirket alacağından mahsup etmeye çalıştığını, şirkete yaptığı ödemelerin tamamına mekanik cari ödeme yada nida mekanik avans gibi açıklamalar yazdığını, ancak ’a yaptığı ödemeye herhangi bir şey
yazmadığını, davacıda davalı şirkete ait hesap numarası olmasına ve bu hesaba birden fazla ödeme yapmasına rağmen, şirket sahibinin adına ödeme yapmış olmasının hayatın olağan
akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında işlerin yapımı konusunda anlaştıklarında 02.11.2021 tarihinde davalı şirket hesabına 15.000 TL para gönderdiğini ve açıklamasına nida avans ödeme yazdığını, bu tarihten çok daha önce yapılan ödemenin davalı şirket hesabından mahsubunun mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLER: Ticaret sicil kayıtları, ticari defter ve belgeler, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı davacı asıl yüklenicinin, davalı alt yüklenici aleyhine açmış olduğu dava ve takip konusu fatura bedeline dayalı olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin takipten sonra açılmış menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, dosya talimat yoluyla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, Muhasebeci bilirkişiden talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda özetle;
Dava konusunun, davacının davalı ile olan ticari ilişkisi dolayısıyla dava konusu olan fatura
ödemesinin Menfi Tespit davasından ibaret olduğu, Davacı tarafından sunulan 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, takibe ve davaya konu edilen cari hesap özetinde kayıtlı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacının ticari defter kayıtlarına göre; davacının davalıya dava tarihi itibariyle 53.500,00 TL borçlu olduğu, tarafların inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin mahkememizin takdiri içinde kaldığı, neticeten, incelenen ticari defterler, faturalar ve tüm dosya içeriği çerçevesinde dava tarihi itibari ile davacının davalı yana 53.500,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenerek bilirkişi raporu alınmasının akabinde, davalının ticari defter ve belgelerinin incelenip rapor düzenlenmesi için, dosyanın muhasebeci bilirkişiye tevdine karar verilmiş, bilirkişi Mahkememize sunmuş olduğu 14/10/2022 tarihli raporda özetle; Davalı taraf davacıya takip konusu yapılan 15.01.2021 tarihli 165.000 TL bedelli
faturayı keşide ettiği, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu , dosyadaki bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu faturanın davalının ticari defterlerinde de
kayıtlı olduğu tarafınca tespit edildiği, dolayısıyla faturanın taraf defterlerindeki kayıt
durumu konusunda bir ihtilaf gözükmediği, davacının ticari defterlerinde davalıya 111.500 TL ödeme yapıldığı; davalının ticari
defterlerinde ise davacıdan 125.000 TL tahsilat yapıldığına ilişkin kayıt olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgeleri incelendiğinde davacının davalıya işbu
rapor içinde belirtilen 4 farklı banka dekontu ile 125.000 TL ödeme yaptığı , davacı taraf bu 125.000 TL ödemenin dışında 10.11.2020 tarihinde davalı şirketin
yöneticisi olan hesabına 40.000 TL ödeme yapıldığını ileri sürüldüğü, ödemeye ilişkin banka dekontunun dosyaya sunulduğu, Davalı taraf bahse konu 40.000 TL
ödemenin taraflar arasındaki başka ticari ilişkiden kaynaklandığını belirttiği, ancak dosya
kapsamına bu yönde bir belge sunulmadığı, netice itibariyle davalının davacıya 165.000 TL tutarında fatura düzenlediği, davacının
ise davalı hesabına 125.000 TL banka kanalıyla ödeme yaptığı konusunda ihtilaf olmadığı, taraflar arasındaki ihtilaf davacının davalı şirketin yetkili temsilcisi olan hesabına 10.11.2020 tarihinde yaptığı 40.000 TL ödemenin davalıya yapılan bir ödeme olup olmadığı noktasında toplandığı, bu ödeme davalı şirkete yapılan ödeme kabul edildiğinde davacının
davalıya takip konusu faturadan kaynaklanan borcu kalmayacağı, ancak davalının bahse konu
ödemeyi taraflar arasındaki başka ticari ilişkiye ait olduğunu ispatlaması durumunda davacının davalıya 40.000 TL borcu olacağının tespit edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama soncu davacının davasının reddine ilişkin verilen 12/01/2023 tarih 2021/827 esas / karar sayılı hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Kayseri BAM 4. HD tarafından 07/06/2023 tarih - sayılı kararla verilen hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
BAM kaldırma kararı gerekçesinde;
"Davacı yüklenicinin ... A.Ş.’nin ... alışveriş merkezinde açılacak yeni mağazasının açılış sürecindeki inşaat, mimarlık, mekanik gibi tüm işlemlerini üstlenerek, açılacak olan mağazanın ısıtma ve soğutma sistemleri için davalı şirketle KDV dahil 165.000-TL üzerinden anlaştığı, bu kapsamda taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye istinaden davalı tarafça 15.01.2021 tarihli 165.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiği ve faturadan kaynaklanan 40.000,00 TL iş bedeli alacağının takibe konulduğu, davacı tarafça eldeki dava ile tüm fatura bedelinin ödendiği, davalı şirket temsilcisine yapılan ödemenin davalı tarafça fatura bedelinden mahsup edilmeyerek haksız olarak takip başlatıldığını ileri sürerek söz konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı ise; davacı tarafça davalı şirket temsilcisine yapılan 40.000,00 TL ödemenin şirket temsilcisi ile davacı arasında olan başka bir hukuki ilişkiye istinaden yapıldığını, takibe konu fatura ile ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; davacının ödeme yaptığı davalı şirketin tek kurucu ortağı ve temsilcisi olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçe ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır.
Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir.
Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur.
İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep, karmaşık) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli ikrar da denilmektedir.
Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.
Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Bağlantılı bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ileri sürer. Bu durumda ikrarın bölünebileceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıya düşeceği kabul edilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi ile davacı tarafça şirket temsilcisine yapılan ödemenin farklı bir ticari ilişkiden kaynaklandığı, takibe konu faturaya ilişkin olmadığı savunması ile ispat yükünün yer değiştirdiği ve bu savunmanın davalı tarafça kanıtlanması gerektiği göz ardı edilerek mahkemece ispat yükünün davacıda olduğuna yönelik hatalı kabul ile eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, davalı tarafın savunmaları doğrultusunda bildirilen delillerin toplanması ve delillerin değerlendirilmesi ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince hükmün kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçeye yer vermiştir.
BAM kaldırma kararı doğrultusunda davalı tarafın ileri sürüp mahkemece kaldırma kararı öncesi toplanmayan yahut başka yerden getirtilmeyen savunma delillerinin neler olduğunun bildirilmesi, başka yerden getirtilecek delil ve belgelere ilişkin yerlerin bildirilmesi için süre verilmiş; dosyaya sunulan 40.000,00-TL'lik davalı şirket temsilcisine gönderilen havaleye ilişkin banka dekontu, tebligat ekinde gönderilerek davacı ve davalı şirket yetkililerinin isticvabına, belirlenen gün ve saatte gelip banka dekontu ve içeriği konusunda beyanda bulunmaları aksi halde söz konusu banka dekontu içeriği hususunda karşı tarafın beyanlarına itibar edilerek davacının yapmış olduğu ödemenin davalı şirket temsilcisine değil taraflar arasındaki borç ilişkisine mahsuben bizzat davalıya yapılmış ödeme olarak kabul edilmiş sayılacağının ihtar olarak tebligat evrakına yazılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin 09/11/2023 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı uyarınca; isticvap olunan davalı şirket temsilcisi 21/03/2024 tarihli duruşmada "Biz kumsmallda davacı için ... mağazasını yaptık, bizim orada yapmış olduğumuz işin fatura bedeli kesilmiş olup ticari kısımda olan alacağımız caride borç olarak muhasebeye işlenmiştir, dekontta da sunulduğu üzere davacının ayrıca şahsi ilişkisi de vardır, daha önce şirkete ait işlerde şirket hesabına parayı attığı halde bu sefer neden şahsi hesaba davacının bu parayı attığı sorulmalıdır, söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunduğu .
Davacı vekili 21/03/2024 tarihli duruşmadaki beyanında: "Davalı şirket temsilcisi davaya sunduğumuz whatsapp görüşmelerinde anlaşılacağı üzere davacı şirket temsilcisi bizim alacağımız 165.000,00TL değil 200.000,00-TL alacağımızı karşılamıyor bu yüzden sizin hakkınızda icra takibi başlattık demiştir, müvekkil şirket yetkilisi şirketi temsilen ödeme alma ve ödeme yapma yetkisine sahiptir, ispat yükü karşı taraftadır davamızın kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili 21/03/2024 tarihli duruşmadaki beyanında; " İsticvap beyanına bir diyeceğimiz yoktur, arada iki farklı ilişki söz konusudur birisi şahsi biri ticaridir, ticari ilişkide kesilen 165.000 TL fatura karşılığında 165.000TL ödeme yapılmıştır, şahsi ilişki değilse göndermiş olduğu 40.000TL lil ödemeye karşılık yine şahsın hesabına gelen 40.000 TL para mevcuttur, arada fazla ödenen açıkta kalan bir bedel yoktur, isticvapta da belirtildiği üzere tüm alacaklar şirket hesabına ödenmişken 40.000 TL nin şahıs hesabına ödenmiş olması da bu hususu destekler niteliktedir bu sebeple davanın reddini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili ayrıca BAM kaldırma kararı uyarınca kendilerine verilen süre içerisinde yeni bir banka dekontu sunmuş olup, "GELEN HAVALE İADESİ" açıklamalı 11/11/2020 tarihli ödeme dekontu ile davacı ... LTD. ŞTİ. hesabına 40.000,00-TL gönderildiği anlaşılmaktadır.
Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, davalı şirket temsilcisinin isticvap beyanı, davalı vekilinin BAM kaldırma kararı sonrası dosyaya sunduğu banka dekontu ve dosyadaki mevcut diğer delil ve belgeler değerlendirilmiş; buna göre, davacının dava ve takip konusu faturaya dayalı 165.000-TL bedelli 15/01/2021 tarihli e-arşiv faturadan kaynaklı bakiye 40.000-TL alacağa ilişkin davalıya yapmış olduğu ödeme savunması noktasında ihtilaf bulunmakta olup, diğer hususlarda tarafların ticari defter ve belgeleri uyumluluk arz etmektedir. Buna göre davalı şirket yetkilisi Melek Yıldız' ın banka hesabına aktarılan 40.000,00-TL' nin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ve fakat davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer bir deyimle davacının davalı şirket yetkilisine yapmış olduğu ödemeyi muhasebeleştirerek kendi ticari defterlerine borç ödemesi olarak kaydettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise bahse konu 40.000,00-TL ödemenin taraflar arasındaki 15/01/2021 tarihli 165.000-TL bedelli faturaya dayalı alacağa mahsuben yapılan bir ödeme olmadığını ileri sürmektedir. Sorun, davacının davalı şirketin kendisine değil şirket yetkilisine yapmış olduğu ödemenin kanun ve sözleşmeye uygun bir ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. BAM kaldırma kararı sonrası davalı tarafça sunulan banka ödeme dekontundan anlaşıldığı üzere davalı şirket temsilcisi tarafından kendi şahsi hesabından 11/11/2020 tarihinde davacı şirket hesabına "gelen havale iadesi" açıklaması ile 40.000,00-TL gönderildiği, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu açıklama yer almayan havale dekontuna göre davacının 10/11/2020 tarihinde davalı şirket temsilcisi Melek Yıldız Atabaş'ın hesabına 40.000,00-TL havale ettiği sonuç olarak; BAM kaldırma kararı çerçevesinde ispat yükünün yer değiştirdiği ve bu savunmanın davalı tarafça kanıtlanması gerektiği kabul edilse dahi davalının sunmuş olduğu banka dekontundan da anlaşılacağı üzere davacının davalı şirket temsilcisi hesabına 10/11/2020 tarihinde gönderdiği 40.000,00-TL'nin bir sonraki gün olan 11/11/2020 tarihinde yine davalı şirket temsilcisi tarafından davacının hesabına açıklamalı olarak iade edildiği ve böylelikle davacı şirket ile davalı şirket temsilcisi arasındaki borç ilişkisinin kanıtlandığı, bu borç ilişkisinin sebebinin ilk ödeme yapan davacı şirket tarafından herhangi bir havale açıklaması bulunmaması nedeniyle tespit edilememiş ise de borç ilişkisinin yine davalı şirket temsilicisi tarafından ertesi gün yapılan ve iade açıklaması bulunan banka havalesi suretiyle sona erdiği ve bu nedenle davacı şirket ile davalı şirket temsilcisi arasındaki alacak borç ilişkisinin davalı şirket ile herhangi bir irtibatı olmaksızın doğduğu ve sona erdiği bu borç ilişkisinin davacı şirket davalı şirket arasındaki borç ilişkisinin etkilemediği davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 769,94-TL harçtan mahsubu ile artan 342,34-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili, davacı şirket temsilcisi ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
21/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır