T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2022
KARAR TARİHİ : 30/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... hakkında bundan 16 yıl kadar önce sözleşme başlığı adı altında tarafları ... Ltd. Şti ve ...-... ve diğer tarafta yüklenici sıfatı ile ... ve Mehmet Kürtüncü olan a-b-c maddelerinden oluşan akdin c bendinde senedin ön yüzünde bedeli teminat olarak da yazılı şekilde verildiğini ve bu senedin sözleşmenin tarafında yedi emin sıfatı ile kendilerinde olan senedin geçersiz bir ciro işlemi ile tamamen büyük bir kötüniyetle ciro edilerek ... adlı kişiye verildiğini ve bu kişinin de kendi adına bu teminat ve bedelsiz senedi icra takibine Kayseri 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 04/05/2011 tarihinde takibe geçmiş ve müvekkilin tüm iktisadi hayatı ve aile hayatının son bulduğunu ve bu takip ile batırılmış tüm işlerinin sekteye uğradığını, senetten dolayı müvekkilinin borcu olmadığını, senedin bedelsiz olduğunu, bu bedelsiz olan ve teminat senedi olan senet ile takibe geçerek müvekkili ... hakkında haksız takipte bulunduklarını, müvekkilinin bu senetten dolayı borcu olmadığını, icra takibi aşamasında müvekkili ...'nın haksız takibin haksız hamili olan ilk icra takibi yapan ... ile Kayseri 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında işbu senedin ibraname - feragatname başlıklı ve takibin alacaklısı ... ve borçlusu ... olarak imzalanan belgede senedin teminat senedi olduğu akit altına alınmış inşaat yapma edimlerinin teminatı olduğunun, kendisinin bu dosyada ve var olan tasarrufun iptali davasından da feragat ettiğini 07/03/2014 tarihli belge ile imzaladığını ve iptali ve menfi tespit istedikleri işbu takip dosyası senedinden dolayı ibraname ve feragat verdiklerini bildirerek haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, icra dosyasına konu 31/12/2009 vade tarihli 600.000 Euro bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitine karar verilmesini ve teminat senedi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağı dikkate alınarak davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı konuda Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası üzerinden icra takibinden kaynaklı borcunun olmadığı ve bu icra takibinin iptali istenildiğini ve bu dosyada davanın reddine karar verildiğini ve kararının kesinleştiğini, hal böyle iken huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, işbu davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bunun yanı sıra davacının işbu dava ile "Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/158340 E. (Eski Esas Kayseri Kapatılan 4. İcra Dairesi ... E.) sayılı dosyasından kaynaklı menfi tespit ve takibin iptalinin istendiğini, ancak Kayseri Kapatılan 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Kayseri Genel İcra Daireleri kurulduktan sonra ... Esas numarasını aldığını, davacının dava dilekçesinde yer alan iddialarının tamamının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasındaki takibe ilişkin olduğunu, bu nedenle davacı tarafça icra dosyası dava dilekçesinde yanlış gösterilmiş olup, davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin ise davacının iddialarının tamamen hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ayrıca davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkili ile dava dışı ... arasında muvazaaya dayalı bir temliknamenin söz konusu olmadığını, öyle ki, müvekkilinin eski Esas Kayseri 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasını dava dışı ...'tan icra müdürü huzurunda ve asillerin bizzat katılımıyla 12/03/2014 tarihinde temlik harcını da yatırmak suretiyle temlik aldığını, bu bağlamda davacı tarafından dosyaya sunulan ibranamenin sonradan adi şekilde düzenlenerek geriye tarih atıldığını ve gerçeği yansıtmadığı haliyle icra müdürü huzurunda ve asillerin katılımıyla resmi şekilde düzenlenen temliknameyi ortadan kaldırmayacağının aşikar olduğunu, ayrıca dosya kapsamında yer alan ve davacı tarafından sunulan delillerin huzurdaki dava ile ilgili olmayıp, hükme esas teşkil edecek niteliği haiz olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER:
Mahkememizden verilen 14/03/2023 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. H.D.nin 07/06/2023 tarih ve 2023/1074 Esas 2023/1084 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla yeniden esasa kaydı yapılmıştır.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. H.D.nin 07/06/2023 tarih ve 2023/1074 Esas 2023/1084 Karar sayılı ilamı ile; ''Davalı dosyada yer alan 07.03.2014 tarihli ibraname feragatname isimli belgenin muvazaalı olarak düzenlendiğini ileri sürmüş olup belgenin sahte olduğuna dair bir iddiası bulunmamaktadır.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası UYAP üzerinden incelendiğinde;Davalı ...'ın mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde; alacaklı olduğu dosyada mevcut 600,000 euroluk teminaten yazılı senetten dolayı alacağını icraya koyduğunu, alacağını haricen alıp ibra ve feragat ettiğini, ve ibraneme feragatname verdiğini , belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu bildirmiş duruşmadaki beyanı ile alacağı temlik ettiğininde farkında olmadığını, aslında alacağını aldığını, bu nedenle davacının davasını kabul ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK 215/1 Madde hükmünde; Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgelerin, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil edeceği düzenlenmiştir.
07.03.2014 tarihli "ibraname feragatname" isimli belgenin 12/03/2014 tarihli temlik sözleşmesinden önce düzenlendiği sabit olup temlik edenin ibra ve feragat beyanının 6098 sayılı TMK 188. Maddesindeki düzenleme uyarınca davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken mahkemece 07.10.2014 tarihli "ibraname feragatname" isimli belge hükümde tartışılmadan ve değerlendirilmeden'' karar verildiği gerekçesiyle kaldırılmakla Mahkememizin 2023/639 sırana kaydı yapılarak işbu dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi amacıyla işbu davayı açmıştır.
Somut olayda; davacı taraf davaya ve icra takibine konu edilen senedin teminat senedi olduğunu, Kayseri 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında alacaklı tarafından yapılan temlik işlemi öncesi alacaklı ... tarafından takip dosyasından ve alacaktan feragat edildiğini ancak daha sonra takip dosyasındaki alacağın muvazaalı şekilde temlik edildiğini beyan ederek bu teminat senedinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı taraf ise senet üzerinde "teminattır" ibaresinin yazmasının tek başına yeterli olmayıp, senetten sözleşmeye, sözleşmeden de senede açık bir atıf yapılması ve aralarında organik bağ olması gerektiğini, senette ciranta konumunda olduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kayseri İcra Dairesinin ... Esas ( 4. İcra Dairesinin ... Esas ) sayılı icra dosyası incelenmekle; ... tarafından 05.05.2011 tarihinde 1.293.800,00 TL Miktarlı 14/12/2006 Tanzim Tarihli, 31.12.2009 vade tarihli senet dayanak yapılarak 1.570,584, 58 TL üzerinde ilamsız takip yapıldığı görülmüştür.
Davaya konu senet incelendiğinde, borçlusunun ..., alacaklısının ...-..., düzenleme tarihinin 14/12/2006, tediye tarihinin 31/12/2009, senet bedelinin ise 600.000 Euro olduğu, senedin arkasında ...-...'ın cirosunun ve teminat kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında sureti bulanan 12/03/2014 tarihli temlik sözleşmesi incelendiğinde; temlik eden ...'ın alacaklısı olduğu Kayseri 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla takibe konulan 31/12/2009 vadeli 600.000 Euro bedelli borçlusu ... olan senetten kaynaklı her türlü hak ve alacaklarının, tüm ferileriyle birlikte ...'a temlikine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777 nci maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır.
Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.
Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.
Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması ve bundan sonra da senedi elinde bulunduran hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-40 Esas - 2021/542 Karar sayılı 29/04/2021 tarihli ilamındaki; "Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’i olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’i mutlak defi niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir." hükmü de dikkate alındığında, davanın ve icra takibinin dayanağı bono üzerinde sadece teminat kaydının bulunduğu, ancak bononun bedel kısmında yer alan teminat kaydının neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kaydın kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmayacağı, senetleri ciro yoluyla devralaran davalının bononun teminat olarak verildiğini bilebilecek durumda olduğunun ya da bilmesi gerektiğinin, kötü niyetle ve bilerek davacının zararına hareket ettiğinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla davalının iyi niyetli meşru hamil olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(15)6-2142 Esas - 2021/1181 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir. HMK'nın 226/1-c maddesi gereğince davalının iyiniyetli olup olmadığı hususunda davacının yemin teklif etmesi mümkün olmadığından davacının senedi elinde bulunduran davalının bu senedi iyi niyetli olarak iktisap etmediğini ispatlayamadığı açıktır.
Dava dışı ... ile davacı arasında imzalanan 07.03.2014 tarihli "ibraname feragatname" isimli belge incelendiğinde;....iş bu senedin ekte sunulu 14.12.2006 tarihli sözleşmenin gereği teminat senedi olarak verildiğinin ve yine ekte yer alan anlaşmalar gereği tarafların inşaat yapma edimlerinin teminatı olduğunun alacaklı ... tarafından henüz yeni öğrenilmiş olması ve teminaten verildiğinin bilinmediği, kendisine ciro edilip verilmesinden dolayı bilinmesinin mümkün olmadığı "alacağın haricen tahsil edilip bedelin ödenmiş olması karşısında ...'ya karşı iş bu senetten ve var olan Kayseri 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takipten ve alacaktan ve var olan Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/337 Esas sayılı dosyalardan ve vekilince kendisine haber verilmeden açılmış olan bilumum davalardan ... feragat etmiştir. ...dan hiç bir hak ve alacağının kalmadığını kabul ve beyan etmiştir. " şeklinde ibarelerin olduğu görülmektedir.
Davalı ... Kayseri 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki alacak ve takip hakkını 12.03.2014 tarihli temlik sözleşmesi ile devir almış olup yukarıda açıklanan ibraname ve feragatnamenin ise 07.10.2014 tarihinde tanzim edildiği görülmektedir.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında borçlu ..., Kayseri 4. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında hakkında yapılan takip konusu alacağın, 12.03.2014 tarihli temlikname ile üçüncü şahsa temlik edildiğini, bu temlik işleminden 5 gün önce 07.03.2014 tarihinde, önceki dosya borcunun dosya alacaklısına haricen ödenerek ibraname alınmış olması nedeni ile İİK'nun 71 ve BK'nun 167. maddeleri dikkate alınarak takibin iptalinin talep edildiği, mahkemece davacının şikayetinin kabulü ile Kayseri 4 icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin itfa nedeni ile iptaline karar verildiği, anılan karara karşı alacaklı ... tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/17539 E. 2014/21728 K. sayılı ilamında " borçlunun dayandığı 07.03.2014 tarihli ibraname başlıklı belge haricen düzenlenmiş adi nitelikte bir belge olup, temlik tarihinden önce icra dosyasına da ibraz edilmemiştir. Taraflarca her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu nitelikteki belge, temlik alacaklısı tarafından da kabul edilmediğinden İİK'nun 71. maddesi kapsamında değerlendirilemez. Dosya alacağını temlik ederek alacaklı sıfatı kalmayan ... tarafından ibra belgesi altındaki imzanın kabul edilmesi ise, sözü edilen bu belgenin İİK’nun 71. maddesinde öngörülen nitelikte takibin iptal ve talikini sağlayan itfa belgesi olduğu sonucunu doğurmaz." denilmek suretiyle kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemece yeniden yapılan yarğılama sonucunda bozma kararı doğrultusunda şikayetin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/22062 E. 2015/32706 K. sayılı ilamı ile onandığı görülmektedir. Görüldüğü üzere şekli inceleme yapılan icra yargılamasında dahi davaya konu ibranamenin itfaya esas alınamayacağı açıklanmıştır.
Nitekim Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2017/5195 E. 2019/5021 K.sayılı ilamı;"Dava kambiyo senedi niteliğinde olan bonoya dayalı alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu bonoda, davalı keşideci, dava dışı Yılmaz Özkan ise lehtar konumundadır. Dava dışı Yılmaz Özkan, davalı hakkında alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapmış, icra dosyasındaki alacağını da, 18/12/2013 tarihli, Çarşamba 2. Noterliği’nde yapılan alacağın temliki sözleşmesi uyarınca davacıya temlik etmiştir. Davacı, temlik nedeniyle, icra takibi yapan üçüncü kişinin halefi olup, davalı borçluya karşı alacak isteminde bulunma hakkına sahiptir. Her ne kadar davalı ile dava dışı Yılmaz Özkan arasında 10/12/2013 tarihli adi yazılı borcun ödendiğine dair ibraname düzenlenmiş ise de, söz konusu ibranamenin taraflar arasında her zaman düzenlenmesi mümkün olduğundan, davalının temlik tarihinden önce borcun ödendiğini ibraname dışındaki geçerli belgelerle ispatlayamaması halinde, icra takibine konu alacakla ilgili olarak alacak miktarı belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. " şeklindedir.
Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2016/18804 E. 2018/4465 K.sayılı ilamı ise; "Davalı, davaya konu çeki dava dışı ... Toptan Akaryakıt Lpg Dağıtım ve Değişim San.Tic.Ltd.Şti’nden 22.11.2013 tarihli temlikname ile temlik almıştır.Temlik tarihinden önce iyiniyetli yapılan ödemeler geçerli ise de davacının ödeme belgesi olarak sunduğu 10.05.2012 tarihli ibraname başlıklı belgenin her zaman düzenlenmesi mümkün adi yazılı belge niteliğinde olduğu görülmektedir.Bu durum gözetilerek davacının ödeme yaptığını ispatlayamadığı gibi yapıldığı belirtilen ödemeye rağmen çekin teslim alınmaması da ödemenin gerçekleşmediğine karine teşkil edecektir.Bu hususlar gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir."şeklindedir. (Yine Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2018/2688 E. 2018/6390 K.sayılı ilamı ve Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2014/9982 E. 2014/14275 K.sayılı ilamı da benzer yöndedir.)
Sonuç itibariyle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda 07/03/2014 tarihli belgenin adi yazılı bir belge niteliğinde olduğu ve her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, borçlunun temlik tarihi olan 12/03/2014 tarihinden önce bu belgeyi takip dosyasına sunmadığı, dava dışı temlik eden ...'ın senede ilişkin alacağını haricen tahsil ettiğini beyan ederek davacıyı ibra etmiş ise de temlik tarihinden önce borcun ödendiğini ibraname dışındaki geçerli belgelerle ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından dava başında yatırılan 26.811,67-TL peşin harç ile 9,99-TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 26.394,06-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 20,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 197.600,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/01/2024
Başkan ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Katip ...
¸E-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!