T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -(T.C. ...) ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/07/2023
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... arasında Kayseri 6. Noterliğinin ... tarihli ve yevmiye numaralı Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmış olup bu sözleşme uyarınca sayılı taşınmaz üzerine yapılacak bloklardan A blok altında 300 m² dükkan ve bu dükkana ait 120 m² lik deponun davalı tarafından davacıya verileceği konusunda anlaşılmış olduğunu, yine aynı sözleşme uyarınca davalının iş bu dükkanı ve depoyu sözleşmenin imzalanmasından itibaren 12 ay sonra teslim etmesi gerekmekte olduğunu, aynı sözleşme hükümleri uyarınca davacıda hissedarı olduğu nolu taşınmazdaki hissesini davalı kooperatife devredecek, bunun yanında 268.000,00-TL ödeme yapacak olduğunu, bu ödemenin 10.000,00-TL sini peşin,140.000,00-TL'sini 30/12/2010 tarihinde geriye kalan kısmını da dükkanın tesliminde yapacağı konusunda anlaşılmış olduğunu, davacı sözleşmeye göre vermesi gereken taşınmazla ilgili olarak davalı Kooperatife Kayseri .Noterliğinin 28/12/20I0 tarih ve yevmiye nolu Düzenleme Şeklindeki Vekaletnameyi vermiş, ödemesi gereken 10.000,00- TL yi de peşin ödemiş, 140.000,00- TL yi de yine taahhüt ettiği tarihte ödemiş hatta kendisinin dükkanın tesliminde ödemesi gereken bedelin 50.000-TL sini daha 15/03/2014 tarihinde ödemiş olduğunu, sözleşmede belirtilen A Blok davalı tarafından yapılmış, ancak ne sözleşmeye göre kendisine verilmesi gereken dükkan verilmiş ne de yukarıda belirtilen bedellerin kendisine iadesi yapılmış olduğunu, davacı böylece hem taşınmazından olmuş hem de davalıya ödeme yapmış olduğunu, bu sebebe dayalı olarak taraflarınca Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... 2019/162K. Sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açılmış ancak söz konusu dava sözleşmeye konu ... taşınmazın sözleşmenin düzenlendiği tarihte imar planında yol ve yeşil alan olarak planlanmış olduğu, sözleşmeye konu alanın konut alanı olmadığı ve davacının taşınmazda hissedar olduğu, davacıdan başka da hissedarlar olduğu, davacının tüm paydaşlarla sözleşme yapmış olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini ancak yapılan yargılamada eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, zira söz konusu davada da belirttikleri üzere davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşme esasında bir satış vaadi sözleşmesi olduğunu, davalı yukarıda bilgileri verilen depolu dükkan vasfındaki taşınmazı davacıya satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vadettiğini davacı esasında söz konusu taşınmazın satın alınması için 2010 yılında 268.000Tl gibi yüksek bir bedel ödemiş olduğunu, taşınmazın cüzi bir kısmına karşılık gelen kısım için ise ... taşınmazın 105m2'lik kısmını vermeyi taahhüt ettiğini ancak yerel mahkeme ödenen miktar ile davacıya devredilmesi gereken taşınmazın değerini orantılı bir şekilde değerlendirmemiş, yalnızca davacının davalıya devretmesi gereken taşınmazın hisseli olduğundan bahisle davanın reddine karar verdiğini, dolayısıyla aradan geçen uzunca bir süre sonunda davacının telafisi imkansız şekilde mağdur edilmesi söz konusu olmuş olduğunu ayrıca davalı yan Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Ve.... Sayılı dosyasında ... taşınmazın sözleşmenin yapıldığı tarihte hisseli taşınmaz olduklarını bildiklerini ve söz konusu taşınmazın üzerine inşaat yapmayacaklarını belirttikleri de görülmekte olduğunu, dolayısıyla esasen davacıdan alınan paralar karşılığında davacıla taşınmazı satmayı vadetmiş bulunmalarına rağmen iyi niyetten uzak olarak taşınmazı kendi taşeron firmaları olan ... isimli kişiye de devretmiş olduklarını, kısaca izah edilen olaylar neticesinde davacının 13 yıla yakın bir süre önce davalıya ödemiş olduğu meblağ söz konusudur ki davalı tarafından davalıya ne tapu devri yapılmış ne de alınan ödemeler iade edilmiş olduğunu, hal böyle iken taraflarınca davalı kooperatif aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış fakat haksız ve kötü niyeli olarak bu takibe de davalı tarafından itiraz edilmiş olduğunu, eldeki dava ikame edilmeden önce tarafımızca arabuluculuk yoluna da başvurulmuş olmasına rağmen dosya numaralı arabuluculuk son oturum tutanağından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacağın faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ve takibin devamına, borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır.
Kocasinan Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, taşınmazın tapu kaydı celbedilmiştir.
Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, Esas sayılı dosyasına evraklar Uyap'tan celbedilmiştir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Uyap'tan celbi ile incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine toplam 398.400,00 TL alacaktan kaynaklı ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı borçlunun borca itirazı üzerine icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi / - E-K)
İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Gevher Nesibe Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davacı ...'in "Canlı Hayvanların Toptan Ticareti (celepçilik)(kümes Hayvanları Hariç)" faaliyetinden dolayı mükellefiyet kaydının bulunduğunu ve 31/12/2007 tarihinde işi terk ettiğini, en son vermiş olduğu 01-12/2007 dönemi Gelir Vergisi beyannamesine göre işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunu ve ikinci sınıf tüccar olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin / E, / K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin / Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, davacının Gevher Nesibe Vergi Dairesi’nin yazı cevabına göre tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından ve davacı ile davalı arasında kooperatif üyelik ilişkisi olmayıp davanın esasının kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğundan iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.21/02/2024
Katip ...
(e imzalıdır)
Hakim ...
(e imzalıdır)
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!