WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

KAYSERI 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/05/2023
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalılardan ... firması arasında 01.12.2021 tarihinde akdedilerek TKDK (Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) onayı ile yürürlüğe giren sözleşme uyarınca davalı firmanın TKDK kapsamında teşvikli ahır yapımı işini üstlenmiş bulunmakta olduğunu, sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan 1.560.000 TL'nin 1.076.390,00 TL'si davacının davalı tarafa ödenmiş olup; bakiye 483.610,00 TL'nin ise sözleşme konusu ahırın davacıya ''anahtar teslimini'' müteakip 3 gün içinde ödeneceği kararlaştırılmış olduğunu, şimdiye kadar davalı tarafa verilen 1.076.390,00 TL'nin ödendiği konusunda taraflar arasında hesap mutabakatı olduğunu, sözleşmenin tetkik edilmesi neticesinde görüleceği üzere, ahır yapım işinin teslim süresi 90 gün olarak kararlaştırılmışsa da davalı firma bu süre dahilinde inşaatı bitirmeyerek asli edimini ifada temerrüde düşmüş olduğunu, davacı tarafından keşide edilen Kayseri 7. Noterliği'nin 14.09.2022 Tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, davalı firmadan yarım bırakılan inşaat işinin sözleşme şartlarınca tamamlanması talep edilmiş ve yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca Ek Protokol düzenlenmiş olduğunu, davalılardan ... ise işbu sözleşmeyi, müşterek müteselsil borçlu kefil sıfatı ile imzalamış olup, dava konusu taleplerden şahsen sorumlu bulunmakta olduğunu, öte yandan davalı ... tarafından imzalanıp taraflarına verilmiş olan, söz konusu inşaatta kullanılacak demir ve çelik malzemelerin zamanında ve gereği gibi teslimini mümkün kılmak için 07.02.2022 tarihinde düzenlenmiş 400.000,00 TL'lik senet mevcut olduğunu, bu protokol uyarınca projede belirtilen 27.300 kg demir çelik malzemesinin inşaat alanına getirilerek davacıya teslim edilmesi ve inşaat işlerinin en geç 15.12.2022 tarihinde bitirilerek sözleşme konusu ahırın anahtar tesliminin yapılması ve davalı tarafça verilmiş senedin davalı tarafa geri verilmesi kararlaştırılmış olduğunu, ek protokol hükümleri uyarınca inşaatın 15.12.2022 tarihinde teslim edilmemesi halinde, bakiye borcun gecikilen her gün için 5.000,00 TL kesinti yapılarak hesap edilmek suretiyle ödeneceği ve sözleşmenin feshine sebep olan tarafın, protokol kapsamında doğacak zarar ziyanlar dışında diğer tarafa 200.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olduğunu, davalı firma ek protokol hükümlerine de uymayarak inşaatı 15.12.2022 tarihinde tamamlayamadığını, dosyaya ibraz edilen ihtarname ve cevapların incelenmesi neticesinde görüleceği üzere davalı firma ''davacının borcunu ifa etmediğini'' ileri sürerek '' fiyat artışlarından ve ekonomik zorluklardan'' dem vurmak suretiyle kendisine bir çıkış yolu bulmaya çalışmakta olduğunu ancak davalı tarafın bu savunmaları gerçek durumla örtüşmediği gibi, sözleşme hükümlerine aykırı olup aynı zamanda ticaret hukukumuzun en temel ilkelerinden olan basiretli tacir yaklaşımı ile de uyuşmadığını, yukarıda da değinildiği üzere davacının bugüne kadar sözleşme bedeli olan 1.560.000 TL'nin 1.076.390,00 TL'sini ödeyen davacının muaccel bir borcu bulunmadığını, sözleşme ve eki niteliğindeki protokol hükümleri uyarınca bakiye bedel olan 483.610,00 TL'nin gecikilen her gün için 5.000,00 TL kesinti yapılmak suretiyle iş tesliminden en geç 3 gün sonra ödeneceği açık olduğunu, öte yandan malzemelerdeki meydana gelen fiyat artışlarının tacir olan davalı firma tarafından öngörülmesi gerekmekte olduğunu, her sözleşme kendi içerisinde riskler barındıracağını, davalı firmanın bu riskleri öngörmesi gerekmekte olduğunu, kaldı ki yapılacak iş 90 günde bitirilebilecek nitelikte olan bir iş olduğunu, bu süre zarfında fiyatlarda iddia edildiği gibi bir artış da olmadığını, bunun yanında, davalı firmanın yapacağı sözleşmelerin yerine getirilip getirilmeyeceğini hesaba katıp, “basiretli bir iş adamı” gibi davranıp borcun yerine getirilmesini engelleyebilecek hareketleri önceden nazara alması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 13. HD. 16.4.1996 T., 1996/3653 E., 1996/3920 K. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, söz konusu inşaatla ilgili bir başka sıkıntı da; ....’ nin (İnşaat Mühendisi Gayr. Değ. Uzm. SPL- 407900) 27.02.2023 tarihli düzenlemiş olduğu bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, inşaatın büyük bir kısmının yapılmamış olması ve proje inşaatından alınan numuneler ile uygulanılması gereken profil miktarlarının ve kullanılan malzemelerin birbirleri ile örtüşmemesi olduğunu, temel seviyesinde olan inşaatta kullanılan malzemeler, kararlaştırılan proje ile uyumsuz olduğunu, proje ile fiili durum arasındaki farklılıkların dava dilekçesinde belirtildiği gibi olduğunu, açıklandığı üzere, 3 ay içerisinde teslim edilmesi gereken ahırın sözleşmenin imza edilmesinin üzerinden yaklaşık 16 ay gibi bir süre geçmiş olmasına karşın teslim edilmediği ve yapılan eksik imalatın da sözleşme hükümlerine, inşaat güvenliğine ve deprem yönetmeliğine aykırı şekilde yürütüldüğü objektif olarak ortada olduğunu, söz konusu inşaat TKDK proje kapsamında olduğunu, Projenin teşvik kapsamında olması nedeniyle, gecikmeden dolayı teşvik düzenleyen kurum nezdinde davacının zararlara uğramakta, uğranılan zararların miktarları da her geçen gün artmakta olduğunu, davalı tarafla yapılan iyiniyetli görüşmelerden ve dava şartı arabuluculuk sürecinden de netice elde edilmediğini, tüm ifa yükümlülüklerini yerine getirerek işin bitirilmesi adına iyiniyetli girişimlerde ve maddi - manevi fedakarlıklarda bulunan davacı için artık sözleşmeyle bağlı kalmak objektif olarak çekilmez bir hal almış olup; davacının bu süreçte uğramış olduğu zararları tazmin etmek ve kararlaştırılan cezai şartı tahsil etmek maksadıyla iş bu davayı açmak gereği hasıl olmuş olduğunu, açılan dava neticesinde davalıların - özellikle şahsen sorumlu olan ...'nın- haczi kabil mallarını elden çıkarma riski mevcut olup, bu halde davacı için telafisi mümkün olmayan zararların doğacağı açık olduğunu, hal böyle iken tensip tutanağı ile birlikte davalıların haczi kabil mallarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmekte olduklarını belirterek, teşviki düzenleyen kurum nezdinde uğranılan zararlar da dahil olmak üzere fazlaya ilişkin her nevi talep, takip, dava ve faiz isteme hakları saklı kalmak kaydıyla; tensip tutanağı ile birlikte davalıların haczi kabil mallarının ve üçüncü şahıslar nezdinde bulunan hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davacının uğramış olduğu ve bilirkişi raporu ile tespit edilecek menfi ve müspet zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile ek protokol uyarınca kararlaştırılan 200.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar dava dilekçesinde davalı olarak ... ve ... Demir Çelik Ltd. Şti. Firmasını göstermiş olduğunu, ..., ... Ltd. Şti. Firmasının ortağı ve şirket yetkilisi olduğunu, taraflar arasında TKDK kapsamında teşvikli ahır yapım işi sözleşmesi davacı ... ve davalı ... Demir Çelik Ltd. Şti. Arasında akdedilmiş olduğunu, davalı ...'nın akdedilen bu sözleşmede taraf sıfatı olmadığını, daha sonra akdedilen ve taraflar arasında yürürlüğe girmeyen Yapım işleri Tedarik Sözleşmesi Ek Protokol başlıklı belge de davalı ...'nın müşterek ve müteselsil kefil olduğuna dair şahsi imzası bulunmadığını, davalı ...'nın ek protokoldeki tüm imzaları şirket kaşesi üzerine atılmış olduğunu, imzaların şahsını bağlayıcılığı olmadığını, ortada bir kefillik durumu söz konusu olmadığını, kabul etmemekle birlikte Borçlar Kanunu 583. Maddesinde kefalet sözleşmesi şekli şartlarının da hiçbirisinin yerine getirilmediğini, tüm bu hususlardan dolayı davalı ... yönünden davanın dava da öncelikle taraf yokluğundan usulden aksi halde kefil olmadığından dolayı esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların dava dilekçesindeki tüm iddiaları zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmakta olduklarını, taraflar arasında 01/12/2021 tarihli sözleşme ile tkdk (tarımsal ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu) onayı ile başlatılan teşvikli ahır yapımı sözleşmesinde başlayan eser sözleşmesinde davacı iş sahibinin sözleşmede yazılı peşin ödemeleri ve geri kalan ödemeleri süresinde yapmaması nedeniyle süreçte davalıdan kaynaklanan aksamalar meydana gelmiş olduğunu, taraflar arasındaki 01.12.2021 tarihli yapım işleri tedarik sözleşmesi davacı iş sahibinin ödemelerini ifa etmemesi nedeniyle 26.08.2022 tarihinde davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğunu, kayseri 13.noterliği'nin 26.08.2022 tarih ve 25821 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği davacı iş sahibine ihtar edilmiş olduğunu, ihtarname içeriğinde peşin 300.000 tl ödemenin 08.02.2022 tarihine kadar yapılmaması, inşaat devam ederken yapılacak 200.000 tl ve 1.060.000 tl ödemelerin gününde yapılmaması gösterilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen 01.12.2021 tarihli sözleşme davalı şirket tarafından feshedilmiş olmakla taraflar arasında sonradan akdedilen yapım işleri tedarik sözleşmesi ek protokol geçersiz bir sözleşme olduğunu, davacı iş sahibi kayseri 7. noterliğinin 10.03.2023 tarih ve 05480 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendisi de sözleşmeyi feshetmiş olduğunu, bu nedenle davacı iş sahibinin tazminat davası hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı iş sahibi ile davalı şirket arasında imzalanan ilk sözleşmede tkdk tarafından onaylı proje olduğunu, sözleşme ekinde proje sunulmuş olduğunu ama davacı iş sahibi proje üzerinde tadilat yapıldığını bildirdiği için iş devam ettirilememiş, iş davacının proje tadilatını beklediği için durmuş olduğunu, işin durduğu süreye kadar davalı şirket davacı iş sahibinin inşaat alanında kendisine yapılan ödeme kadar veya daha üzerinde bir tutarda iş yaparak teslim etmiş olduğunu, inşaat %90 seviyesinde tamamlanmış olduğunu, tkdk'dan gelecek kayıtlar ile bu durum sabit olduğunu, davacı iş sahibi tarafından 20.10.2022 tarihinde tadilat işlemleri tamamlanarak projeye yeni ruhsat alınmış olduğunu, bundan sonra taraflar arasında ek protokol imzalanmış, davalı şirket ilk sözleşmeyi feshetmesine rağmen iyiniyetli olarak işi bitirmek adına ek protokol imzalamaya razı olmuş olduğunu ancak davacı iş sahibi işi bitirmek maksadından ziyade sırf tazminat davası açabilmek, kalan tutarı ödememek ve cezai şart alabilmek adına iş bu davayı ikame etmiş olduğunu, davacı iş sahibi tamamen kötü niyetli olarak hareket etmekte olduğunu, yapım işleri tedair sözleşmesi ek protokol taraflar arasında imzalanmasına rağmen davalı şirkete tadilat projesindeki keşif özeti ve projeleri teslim etmemiş olduklarını, davacı iş sahibi inşaat alanını da çalışmaya hazır vaziyete getirmemiş, iş yeri teslim tutanağı düzenlememiş olduğunu, ilk sözleşmeye göre yapılan işlerde davacı iş sahibi belediyeden jeneratör temin ederek inşaat alanında elektrik kullanılmasını sağlarken ek protokolden sonra elektrik temin etmemiş olduğunu, inşaat çalışma alanında elektrik, su ve yol bulunmadığını, mevsim itibariyle arazinin çamurlu olması, inşaat araçlarının girememesi, nakliyenin sağlanamaması gibi bir çok zorlu durum karşısında davacı iş sahibi kolaylık sağlamayarak, inşaat alanını çalışmaya hazır vaziyete getirmeyerek davalı şirketi çalışamaz duruma sokmuş olduğunu, davalı şirket keşif özetleri, projelerin kendisine teslim edilmemesi ve inşaat alanının çalışmaya hazır vaziyete getirilmemesi, elektrik su gibi temel çalışma olanaklarının sağlanamaması nedeniyle işe başlayamadığını, davacı iş sahibi böylelikle kötü niyetli olarak hareket ederek ek protokol imzalandıktan sonra keşif özeti ve projeleri vermeyerek, inşaat alanını çalışmaya hazır hale getirmeyerek tazminat davası açmak adına davalı şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmuş olduğunu, davacı iş sahibinin 27/02/2023 tarihli düzenlenen bilirkişi raporu ve içeriğini kabul etmediklerini, herşeyden evvel yokluklarında yapılan keşfe ve alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunda tonaj hesaplamaları projeye ve fiziki duruma aykırı olduğunu, hesaplamalarda 2022 bayındırlık birim fiyatları baz alınması gerektiğini, piyasada lmw 89x2 ebatlarında boru olmamasına rağmen kataloglar üzerinden rapor verildiği aşikar olduğunu, bu nedenle yapılan işe, gerçek duruma ve ticari teamüllere aykırı hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin kuruluş tarihi 01.12.2021 tarihi olduğunu, dava dilekçesinin 6. maddesinde "3 ay içerisinde teslim edilmesi gereken ahırın 16 gibi süre geçmesine rağmen teslim edilemediği" şeklinde iddia gerçek duruma aykırı olduğunu, herşeyden evvel davacı iş sahibinin sözleşmede yazılı ödeme planına sadık kalmadığı sabit olduğunu, sonrasında 20.10.2022 tarihinde tadilat projesi ile projeyi değiştirdiği sabit olduğunu, davacı iş sahibi bunlara rağmen yapılan işleri görmeyerek ödeme konusuna odaklansa da gününde yapılmayan ödemeler nedeniyle malzeme fiyatlarındaki fahiş artışlardan davalı şirket olumsuz yönde etkilenmekte olduğunu, bu hususta uyarlamaya da davacı iş sahibi yanaşmamakta olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı iş sahibinin kendi tutum ve davranışlarından dolayı işin süresinde yapılamadığı açıkça ortada olduğunu, yine davalı şirket tarafından ek protokol ile işin bitirilmesi yönünde kararlılık gösterilmesine rağmen davacı iş sahibinin bu aşamaya kadar taraf sıfatı olmayan davalı ...'yı müşterek kefil yapmaya çalıştığı, keşif özeti ve projeleri teslim etmediği, inşaat sahasını çalışmaya hazır vaziyete getirmediği, elektrik su yol olanakları sunmadığı ortada olduğunu, davacı iş sahibinin gerçek amacı ek protokol ile tadilat projesini davalı şirkete onaylatmak ve sonrasında da zorluk çıkartarak kötü niyetli olarak tazminat hakkı elde etmek olduğunu, Kanun davacının kötü niyetini korumayacağını, davacı iş sahibi tamamen kusurlu ve hatalı ve kötü niyetli olup tazminat iddiaları haksız ve yersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; cevap dilekçesinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacı ile davalının akdetmiş olduğu sözleşmelere davalının aykırı davranıp davranmadığı, davalının ifa yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davalının temerrüde düşüp düşmediği ve davacının davalılardan tazminat, cezai şart alacağı oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.
Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'na, Çekerek Mal Müdürlüğü'ne, Aksu Vergi Dairesine, İncesu Mal Müdürlüğü'ne, Yozgat Belediye Başkanlığı'na yazılan müzekkerelere cevap verildiği ve ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Talimat yoluyla yapılan keşif sonucu alınan 13/10/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Projesindeki çelik profil ağırlığı ile yerinde kullanılan malzeme arasındaki fark: 20.970,29kg — 10.250,67kg = 10.719,62kg, Projesine göre yerinde yapılan işin malzeme eksilme oranı: 10.791,62 / 20.970,29 / 100 = %51,46 oranında eksik malzeme kullanarak azalma olduğu, yerinde yapılan incelemelerde her ne kadar şekil olarak çelik konstrüksiyon çerçeve yapının tamamlanmış gibi gözükse de kullanılan malzeme ebatları ve et kalınlıklarının farklı olmasından kaynaklı projesine göre eksik malzeme kullanılarak işin yapıldığı" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davalının GMSİ mükellefi olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/346 E, 2022/494 K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup davacının Çekerek Mal Müdürlüğü’nün yazı cevabına göre sözleşme ilişkisi tarihi itibari ile işletme hesabına göre defter tutuyor olması nedeni ile VUK Madde 177/4 kapsamında tacir sayılmasını gerektirir miktarlarda hasılatı olmadığından ortada nispi bir ticari dava olmadığı gibi, davanın esasının eser ilişkisinden kaynaklanıyor olmasından kaynaklı mutlak bir ticari davada bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu talep yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,

2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.17/01/2024

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza