WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

KAYSERI 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: / Esas - /
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 06/04/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı şirket ile takip alacaklısı şirket asında ticarete dayalı mal alışverişi yapıldığı, bu sebeple aralarında bir ticari ilişki kurulduğunu, bu ilişki nedeniyle, davalı firma lehine takibe konu edilen emre yazılı senetlerin davacı müvekkili firma yetkilisi tarafından düzenlenerek davalı/alacaklı firma yetkilisine teslim edildiğini, müvekkili firmanın bonoya bağlı borcunun ödenmediğinden bahisle aleyhinde takip yapıldığını, şirket adresine çıkartılan tebligatın 21. maddeye istinaden tebliğ edildiğini, ancak yapılan ptt sorgusunda tebligatın yapılmış olduğuna dair herhangi bir kayıt bilgisinin tespit edilemediğini, bu sebeple her ne kadar açılan takip kesinleşmiş gibi işlem yapılmış ise de; yasal bir takip bulunmadığını, takibin usule uygun olarak kesinleşmesinin de söz konusu olmadığını, takip dosyasının kesinleştiği kabul olunarak davacı/borçlu firma adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın 11/06/2018 tarihinde haczedilip/yakalanarak açık otoparka alındığını, bu süreçte de takip dosyasında usuli eksiklik yapıldığını, yakalama avansının işlemden sonra dosyaya yatırıldığını, haczolunan ve yakalanan aracın uzun süre boyunca açık otoparkta tutulduğunu, daha önce yargılama yapılan kayseri 1. asliye ticaret mahkemesi ... e. sayılı dosyasına sunulan ödeme makbuzlarının davalı/alacaklıya ibraz olunarak uzlaşma ortamı arandığını, herhangi bir sonuç alınamadığını, davalı firmanın, takibe konu edilen bonoların bir kısmı için ödememe protestosu gönderdiğini, davacı/borçlu müvekkili firma tarafından davaya konu icra takibine esas kambiyo senetleri için ekli ödeme belgeleri ile ödeme yapılarak bonolardan kaynaklı borcun kapatıldığını, davalı/alacaklı firma bu ödemeleri dikkate almaksızın senetleri takibe koyarak kötü niyetli bir hareket sergilediğini, davacı firmaya ait aracın haczedilmesinin usule aykırı şekilde olduğunu, senedin dayanak sebebi olarak “nakden” denilmiş ise de, davalı firma ile müvekkili firma arasında nakit alışverişine dayanak olacak iş konusunun bulunmadığını, bu sebeple senetlerin konusu “mal alım satımı” olduğunu, buna ilişkin kesilmiş çok sayıda davalı faturalarının mevcut olduğunu, takibe konu alacak ödeme nedeniyle ortadan kalkmış olmakla, takibin yasal şartlarının mevcut olmadığını, takibin iptaline ve davacı/boçlu firmanın davalı/alacaklı firmaya borçlu olmadığına dair karar verilmesini talep etmek gerektiğini, dilekçede izah olunan vakıalar ve yargılama sırasında mahkemece tespit edilecek diğer nedenlerle; Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda icra takip dosyasından vaki hacizler nedeniyle uğranılan zararların tazminine ilişkin tüm yasal haklarının saklı kalmak üzere; davacı/boçlu şirketin, davalı/alacaklı şirkete takibe konu kambiyo senetleri nedeniyle borcu bulunmadığını beyanla kapatılan Kayseri 6. İcra Müdürlüğü E.... sayılı dosyadan yapılan takibinin iptalini,
davalı/alacaklı şirketin takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan %20 oranından az olmamak üzere takdir olunacak tazminatın davalı/alacaklıya yükletilmesini,
yargılama yüklerinin ve vekâlet ücretinin davalı/alacaklı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın davaya konu söz konusu icra dosyasına ilişkin Menfi tespit davasını ilk olarak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açtığını, söz konusu dosyanın yapılan yargılama sırasında 21/03/2019 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, 31/03/2019 tarihinde davacı tarafça yenilendiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasını aldığını ve 14/10/2020 tarihinde davanın takipsiz bırakılması sonucu tekrardan işlemden kaldırıldığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince; 15/10/2021 tarihinde yeniden yenilendiği 6102 sayılı Kanun'un 4/2 maddesine göre basit yargılama usulünen geçerli olduğu HMK'nın 150 ve 324. Maddeleri uyarınca dava 1 kez takipsiz bırakılabileceği" gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacı taraf karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğunu ve istinaf söz konusu başvuruyu esastan reddedildiğini, davaya konu icra dosyası için davacı tarafça önceden dava açıldığını ve kesinleşmiş ilamın mevcut olduğunu, karşı tarafın her ne kadar dava açsa da açtıkları davayı takip etmediklerini, ancak borçlunun müvekkilini zarara uğratmak ve borcunu ödememek amacıyla yeniden dava açtığını, bu sebeple söz konusu davaya, derdestlik yönünden de itiraz etme zorunlulukları doğduğunu, davacı taraf dilekçesinde; müvekkili şirket arasında ticaret olduğu, ticaret nedeniyle de takibe konu borca ilişkin ödeme yapıldığını ve de buna rağmen borca yönelik bonoları haksız olarak icra takibine koyulduğunu iddiasıyla iş bu davayı ikinci kez ikame ettiğini, ancak davacının talep ve beyanlarının hiçbir haklı yanının bulunmadığını, davacı tarafın ödemediği kambiyo senetlerine yönelik taraflarınca usulüne uygun olarak icra takibi başlatıldığını, davacı/borçlu usulüne uygun tebliğ edilen icra takibine itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin alacağını alması için usulüne uygun haciz ve diğer işlemlerin yürütüldüğünü, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmesi için adına kayıtlı araca haciz işlemi uygulandığını, davacı tarafın söz konusu aracın yediemine çekildiği satış işleminin yapılmadan yedieminde bekletilerek zararının doğduğu iddiası hukuki mesnetten yoksun bir iddia olduğunu, ayrıca davacının, takibe konu kambiyo senetlerinin ticari ilişkiye dayandığını ve buna yönelik ödeme yapıldığı iddiasını kabul etmediklerini, her şeyden önce kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, takibe koyulan bonoları ödemediğini, borçtan kurtulmak amacıyla ödendiğinin iddia edildiğini, bu bonolara yönelik herhangi bir ödemede mevcut olmadığını, yukarıda izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenler üzerine davacı tarafça müvekkilinin zarara uğratma ve alacağından mahrum bırakma amacıyla ikinci kez ikame edilen davanın reddini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
Tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı (Bozma Öncesi Esas ...) dosyasında alınan 09/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının davacıya toplam bedeli 60.655,49-TL tutarında fatura düzenlediği, söz konusu faturaların tamamının hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde 05/07/2017 tarihli 4.390,00-TL bedelli faturanın ödenmiş olarak kayıtlı olduğunu, ancak herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığını, davacının ödeme iddiası varsa bunu ispatlaması gerektiğini, davacı tarafça davalıya raporda belirtildiği üzere toplam 108.970,00-TL tutarında çek ve senet verildiğinin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalıya ait ticari defterlerde davacıdan alınan çek ve senetlerde sadece 20.000,00-TL'lik kısmının tahsil edildiği, diğerlerinin tahsilatına ilişkin bilgi bulunmadığını, davalının davacıya düzenlediği ve ispatlanan fatura bedeli olan 60.655,49-TL'den ödenen 20.000,00-TL mahsup edildiğinde davalının davacıdan 40.655,49-TL alacaklı olduğunu, söz konusu alacak için dava konusu bonoların takibe konulduğunun anlaşıldığını, davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgelerinin nakit ödeme belgesi olmadığını, davalıya verilen kıymetli evraklar için düzenlendiğinin ödeme belgesi üzerinde yazılı olduğu, davacı tarafça alınan mal karşılığında çek ve senet verilmesinin ödeme olarak dikkate alınamayacağını, söz konusu çek ve senetlerin ödenmesi gerektiğini, davacının ödeme iddiasınını mevcut delillerle ispatlayamadığı bildirilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2020 tarihli duruşmasında davalı şirket temsilicisinin yemini yaptırılmış olup, yemin beyanında: "Biz davacı İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile tam hatırlayamadığım ancak 2017 - 2018 tarihleri olarak tahmin ettiğim tarihlerde mal satımı yaptık. Aramızdaki ticarete konu mallar madeni yağlardı. Biz bu madeni yağları teslim ettik. Karşılığında da davacı şirket bize nakit ödeme yapmadı. Kayıtlarımızda yer alan senet ve çekleri verdi. Bu çek ve senetlerden belki kısmi tahsilatlar olabilir şu an hatırlamıyorum. Hepsi kayıtlarımızda vardır. Bana göstermiş olduğunuz 3 adet tahsilat makbuzunu satış temsilcisi arkadaşlar kıymetli evrak teslim alırken düzenlemiş olabilirler. Bu konuda kesin bir bilgim yok. Bize ciro yolu ile gelen çeklerden sahte olanlar vardı. Bu çekler şu anda bankadadır. Bu konuda da çekin muhatabı olan banka bizi dava da etti. Bu nedenle sahte olan çeki davacı şirket yetkilisine iade edemedik. Çekin sahte olduğunu daha önceden bilmiyorduk. Şu an da halen icra dosyasındaki miktar kadar davacı şirketten alacağımız mevcuttur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas karar sayılı dosyasında davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinafı üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin 6. Hukuk Dairesi'nin esas / karar sayılı 01/07/2021 tarihli ilamı ile, tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas / karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasına kaydının yapılarak yargılama devam edildiği anlaşılmıştır.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/07/2021 tarihli tensip zaptının 2 nolu ara kararı gereği dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdine karar verildiği; bilirkişi tarafından sunulan 02/09/2021 tarihli raporda özetle; Kayseri BAM 6. HD'nin kaldırma kararında belirtilen davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların incelemesinin istendiğini, davacının bilirkişi raporuna itirazlarının incelendiğinde davalı uhdesinde bulunan ve fakat kendilerine iade edilmeyen bonoların kıymetli evrak niteliğinde olması sebebiyle hesaplamada ödeme olarak dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, mahkemenin kararı incelendiğinde zaten davacı vekilinin belirttiği şekilde davalı uhdesinde bulunan kıymetli evrakların nitelikleri gereği ilgililerden talep etme imkanı olduğundan ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna göre hüküm kurulduğu dolayısıyla davacı vekilinin belirttiği hususun mahkemece kararda dikkate alındığından yeniden yapılacak bir tespit ve hesaplamanın söz konusu olmadığı bildirilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/11/2021 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; BAM kaldırma kararı uyarınca bilirkişiden ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 28/12/2021 tarihli ek raporda özetle; davalı tarafça davacıya 60.655,49-TL tutarında emtia satışı yapıldığı, tarafların ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, davacının davalıya vermiş olduğu kıymetli evrak tutarının ise 108.970,00-TL olduğu, ancak verilen kıymetli evraklardan 34.450,00-TL'lik kısmın sahte çıktığı, bu durumda verilen kıymetli evrak tutarının 74.520,00-TL olduğunu, davacının davalıya 74.520,00-TL - 60.655,49 TL = 13.864,51-TL borçlu olmadığını, borçlu olunmayan kıymetli evrakların tespitinin derdest dava kapsamında önem arz ettiğini, davalı tarafça takip yapılması ve davacının da bahse konu takibe dayalı menfi tespit davası açması sebebiyle taleple bağlılık kuralı gereği ve TBK m.102'ye göre takip konusu bonolar sebebiyle davacının borçlu olmadığının değerlendirildiği bildirilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin / esas / karar sayılı ilamı ile kaldırılması öncesinde ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında 21/03/2019 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 31/03/2019 tarihinde yenilendiği, mahkemenin esas hakkında verdiği kararı sonrası 14/10/2020 tarihinde tekrardan işlemden kaldırıldığı ve 15/10/2021 tarihinde ise yenilendiği 6102 sayılı Kanun'un 4/2 maddesine göre basit yargılama usulünen geçerli olduğu HMK'nın 150 ve 324. Maddeleri uyarınca davanın 1 kez takipsiz bırakılabileceğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, kararın davacı tarafça istinafı üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin 6. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2022 tarih, - sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, böylelikle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın 27/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Aynı davanın, dava önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarından (6100 sayılı HMK m.114/1-i) olup; (davanın esasına ilişkin olarak verilen önceki karar, istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılmakla) esasa ilişkin olmayan, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 27/01/2022 tarihinde verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın, bu dava bakımından yargılamaya engel bir durum teşkil etmeyeceği açıktır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas (Eski Esas No: Kayseri (Kapatılan) 6. İcra Dairesi ...Esas) sayılı dosya üzerinde yapılan incelemede; takip alacaklısının davalı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş takip borçlusunun ise davacı ... ... Hafriyat Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.olduğu, toplam 32.475,26 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan icra takibindeki borcun sebebinin keşidecisi ... ... Hafriyat Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., lehtarı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. olan, olan 14/07/2016 düzenleme, 20/10/2016 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 25/01/2017 düzenleme, 05/03/2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 25/01/2017 düzenleme, 05/04/2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 25/01/2017 düzenleme, 05/05/2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 01/02/2017 düzenleme, 15/05/2017 vade tarihli 5.500,00 TL bedelli ve 01/02/2017 düzenleme, 15/06/2017 vade tarihli 5.500,00 TL bedelli 6 ayrı bono olduğu, takip konusu borcun ödenmediği anlaşılmıştır.
Dava ve takip konusu borcun ödenmemesi nedeniyle davacının açmış olduğu bu davada İİK m.72'de düzenlenen istirdat davaları için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, menfi tespit davaları için kanun koyucunun herhangi bir zamanaşımı süresi öngörmediği anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kapsamında açılan davada, tarafların bildirdiği delil ve belgeler toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı şirket temsilcisinin usulüne uygun yemini yaptırılmış olup, bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, davalıya yeniden yemin teklifinde bulunulmamış, önceki dava dosyası bir bütün halinde getirtilerek dosya içerisine alınmıştır.
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır (HGK'nun / Esas, / Karar; /- Esas, / Karar sayılı ilamları). Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Kural olarak menfi tespit davasında davacı, dava konusu borcun hiç doğmadığını davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ileri süren davalıdır. Ancak davacı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu durumda ise ispat yükü davacıdadır. Davacı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur (HGK'nun 05.11.2013 Tarih 2013/695 Esas 2013/630 Karar sayılı ilamı).
Ne var ki, menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlanmış ise, bu durumda ispat yükü yer değiştirir. Başka bir ifade ile bu durumda senet nedeniyle borçlu olmadığını idida eden davacı, iddiasını ispat etmek zorunluluğundadır. Kambiyo senetlerinden olan bonoda seçimlik unsurlardan biri de bedel kaydıdır. Bedel kaydı, keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat açısından oldukça önemli ve tarafları bağlayıcıdır. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin "kayıtsız ve şartsız bir borç ikrarı" olduğu yolundaki soyutluk kuralına dayanamaz. Senetteki borcun nedeni "malen" veya "nakden" olarak belirtilmiş ise tarafların yazılı borç sebebine dayanma hakkı olduğundan, ispat yükü, bunun aksini ileri süren tarafa aittir. Bu kayıtların aksinin savunulması, senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki böyle bir durumda da ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/17106-672, 2005/5101- 2128, 2005/2959-206, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/11091-2498 sayılı ilamları). Örneğin, nakden kaydı taşıyan bononun davalı tarafından mal bedeli karşılığında düzenlendiğinin ileri sürülmesi halinde ispat yükü davalıya aittir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/6178 Esas 3691 Karar sayılı ilamı).
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde, icra takibine konu 6 ayrı bononun taraflar arasındaki mal alış verişi nedeniyle verildiği belirtilmiş, davalı taraf da önceki dava dosyasında sunduğu cevap dilekçesinde davacı ile aynı yönde olmak üzere davacının kendisinden mal aldığını ve neticesinde bedelini ödemediğini savunmuş, davalı şirket temsilcisi de bu yönde yemin etmiştir. Yani davalı taraf bonoların edinme sebebini taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde mal alım satımı olarak ifade etmiş olup, bonoların verilme sebebi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İcra takibindeki altı ayrı bono üzerinde nakden kaydı mevcut ise de, taraflar bu borç sebebini çift taraflı olarak talil etmişlerdir. Bu durumda dahi ispat yükü, bonolara karşılık davalının bir alacağı olmadığını iddia eden davacının üzerindedir. Zira davacı taraf hem önceki davada sunduğu dava dilekçesinde hem de bu davada sunduğu dava dilekçesinde borcun ödendiğini savunmuştur. Dolayısıyla sebebi geçerli temel borç ilişkisine dayalı olarak düzenlenen ve verilen senetlerin ödendiği iddiasında bulunan davacının, borcun ödendiğini ve fakat senetlerin geri verilmediğini, haksız ve hukuka aykırı olarak takibe konulduğunu, kısaca ödeme iddiasını, taraflar arasındaki temel ilişki olan mal alış verişinin toplam tutarı göz önüne alındığında, HMK m.200 kapsamında senetle ispat etmek zorundadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, "Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır."
Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesine göre, "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır."
Davanın tarafları ticari defterlere ayrı ayrı delil olarak dayanmış olup, önceki davada tayin edilen mali müşavir bilirkişi tarafından her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelenerek 09/09/2019 tarihli rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce de itibar edilen, bilim ve fenne uygun ayrıca yukarıda belirtilen TBK'nun 101 ve 102. maddelerindeki kısmi ödemeye ilişkin esasları gözeterek düzenlenen bu rapora göre; davalının davacıya toplam bedeli 60.655,49-TL tutarında fatura düzenlediği, söz konusu faturaların tamamının hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde 05/07/2017 tarihli 4.390,00-TL bedelli faturanın ödenmiş olarak kayıtlı olduğu, ancak herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığı, davacının ödeme iddiası var ise bunu ispatlaması gerektiği, davacının davalıya toplamda 108.970,00-TL tutarında çek ve senet verdiği, bu hususun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalıya ait ticari defterlerde davacıdan alınan çek ve senetlerden sadece 20.000,00-TL'lik kısmının tahsil edildiğine ilişkin kayıt bulunduğu, diğerlerinin davacı tarafından ödendiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, fatura bedeli toplam tutarı olan 60.655,49-TL'den ödenen 20.000,00-TL mahsup edildiğinde davacının davalıya 40.655,49-TL bakiye borcu bulunduğu, söz konusu alacağın takip ve tahsili için dava konusu bonoların davalı tarafından takibe konulduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgelerinin nakit ödeme belgesi olmadığı, davalıya verilen kıymetli evraklar için düzenlendiğinin ödeme belgesi üzerinde yazılı olduğu, davacı tarafça alınan mal karşılığında çek ve senet verilmesinin ödeme olarak dikkate alınamayacağı, söz konusu çek ve senetlerin ödenmesi gerektiği, davacının ödeme iddiasını mevcut delillerle ispatlayamadığı bildirilmiştir.
Alınan bilirkişi raporuna göre davacının tutmuş olduğu ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil olma özelliği bulunmadığı, davacının ticari defterlerindeki kayıtların karşı tarafın tutmuş olduğu ticari defterlerindeki kayıtlar ile uyumlu olmadığı, ayrıca davacının ticari defterlerindeki davalıya yapılan ödemeye ilişkin kayıtların dayanağı olan belgelerin sunulmadığı, tek taraflı olarak tutulan ticari defterlerin yalnız başına sahibi lehine delil olma özelliği bulunmadığı, davacının ticari defter ve belgeler ile ödeme olgusunu ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Davacı taraf ayrıca, davalı tarafa, dava ve takip konusu senetler dışında da kıymetli evrak düzenleyip verdiğini ileri sürmemiş; ancak, bilirkişi incelemesinde davacının davalıya düzenleyip verdiği başkaca bono ve çekler olduğu tespit edilmiş, bunun üzerine Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 17.420 TL ve 34.450 TL bedelli çekler ile 2.500 TL ve 3.600 TL bedelli bonolar yönünden esasa etkili olmadığı, taraflarca vakıa olarak ileri sürülmediği halde araştırma yapılmasına, senetlerin getirtilmesine karar verilmiş; ve nihayet davacının düzenleyip verdiği dava ve takip konusu olmayan senetler de dava konusu imiş gibi davaya dahil edilerek araştırma ve inceleme yapılmış, bilirkişiden ek rapor aldırılmış, davacının ödeme iddiasını (dava ve takip konusu olmayan) bu senetler ile kısmen ödediği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılmıştır. Ancak davacının, dava ve takip konusu olmayan senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmadığı çok açıktır. Kaldı ki davacı taraf bu davada, sunmuş olduğu dava dilekçesinde böyle bir ödeme olgusu ileri sürmemiş, makbuz sunarak ödeme iddiasında bulunmuştur. Dolayısıyla iddia ve savunma dışında kalan hususlar yargılamanın konusunu teşkil etmediğinden davacı hakkında icra takibine konu edilmeyen senetlerin, dava konusu borcun ifasına ilişkin verildiği dahi davacı tarafından ileri sürülmemiş iken araştırma ve inceleme yapılması, ek bilirkişi raporu alınması mahkememizce usul ve yasaya uygun görülmeyerek bu yönde inceleme yaptırılarak düzenlettirilen ek bilirkişi raporlarındaki görüş ve tespitlere itibar edilmemiştir.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup; tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kapsamında açılan davada aynı vakıalara ilişkin davalı şirket temsilcisinin usulüne uygun olarak davet olup yemini eda ettiği anlaşılmakla, davalı tarafça daha önce eda edilen yeminin kesin delil olarak kabulü ile davalıya yeniden yemin teklifinde bulunulmasına yer olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak; davacı ve davalı taraf, kambiyo ilişkisine dayanak teşkil eden mal alış verişine dair aralarındaki temel ilişkiyi kabul etmişler, davalı tarafından davacıya sözleşmeye konu malların teslim edildiği, takip konusu senetlerin bedelsiz olmadığı davacı tarafça ikrar edilmiş ve fakat davacı tarafından senet bedellerinin ödendiğine dair ödeme iddiasında bulunmakla, ödeme hususunda ispat yükü davacı üzerinde olup, ödediğini iddia ettiği/savunduğu miktar göz önüne alındığında yazılı ve kesin delille ispat etmesi gerekmiş, fakat davalının bu konuda yazılı ve kesin delil ibraz etmediği, açıkça yemin deliline dayandığı, davalı şirket temsilcisinin de önceki dava dosyası kapsamında usulüne uygun olarak yemini eda ettiği, bu suretle davacının ödeme iddiasını/savunmasını kesin delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 529,41-TL ve tamamlama harcı olarak alınan 25,19-TL'den mahsubu ile artan 127,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
18/04/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır