WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

KAYSERI 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : /
KARAR NO : /

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - T.C. No:... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
ASLİ MÜDAHİL : ... - T.C. No:... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
KATILMA TALEBİNDE
BULUNANLAR : 1-... - T.C. No:.
VEKİLİ : Av. ... -

: 2-... - T.C. No:... - ...
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 27/09/2016
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Sivas'ta kurulduğunu, Sivas başta olmak üzere birçok ilde firmalara iş güvenliği konusunda danışmanlık yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin şirkete koymuş olduğu sermaye dışında şirkette iş güvenliği uzmanı ... ise iş yeri hekimi olarak görev yapmakta olduğunu, ... aynı zamanda şirket müdürü görevini ifa etmekte ve aralarında güven ilişkisine istinaden şirketin tüm banka hesapları ... tarafından kullanıldığını, iş yeri hekimi olarak atandığı şirketlere sözleşme gereğince hizmet vermemesi nedeniyle bu hizmetin dışarıdan temin edilmek zorunda bırakıldığını, şirketi zarara uğrattığını, şirket karar defterine yalnızca kendi imzasının bulunduğu şekilde kararlar almakta olduğunu ve hatta tek başına diğer ortakların hisselerini kendi adına devredildiğine dair kararlar yazılmakta olduğunu, davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğini, şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirketin sorumlu olduğunu, bunlardan bahisle; ...'in müdürlük görevinden tensiple birlikte tedbiren alınmasına, şirkete ait Akbank ve Ziraat Bankasındaki hesaplarına bloke konularak müdürün işlem yetkilerinin kısıtlanmasını, şirkete ait araçların devrini engellemek amacı ile araçların kaydı üzerine tedbir konulmasını, tensiple birlikte şirket adına alım satım ve şirketi temsil yetkililerinin bulunduğu kayyım tayinini, şirketten çıkmasına karar verilmesini, davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla TTK 638/2 vd maddeleri gereğince gerekli tedbirlerin alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafın davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı HMK 128 maddesi hükümleri gereğince davayı inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Kayseri 7. İcra Dairesi'nin / icra sayılı dosyasının celbi ile yapılan tetkikinde; alacaklının Türkiye İş Bankası A.Ş olduğu, borçlunun ise San. Tic. Ltd. Şti. Olduğu, ve plaka numaralı araçların kıymet takdiri ve fiili haczinin yapıldığı araçların satılarak paraya çevrilmesine karar verilmiştir.
Sivas 2. İcra Dairesi'nin ... icra sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celbi ile yapılan tetkikinde; alacaklının Türkiye A.Ş olduğu, ve Olduğu, 411,06-TL asıl alacak, 2,89-TL işlemiş temerrüt faizi, 0,14-TL %5 BSMV olmak üzere toplam 414,09-TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, tescil üst yazıları, mahkeme kararı, hisse devri kararları, ana sözleşme örneğinin celp edildiği anlaşılmıştır.
Melikgazi Sosyal Güvenlik Merkezi'ne müzekkere yazılarak, ilgili belgelerin celp edildiği anlaşılmıştır.
Kayseri Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'ne, Sivas Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, dava konusu araçla ilgili özet bilgilerinin celp edildiği anlaşılmıştır.
İşbu dava ile ilgili ilk olarak mahkememizin Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama yapılarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, çıkma payı talebinin ise reddine karar verildiği, asli müdahil ... vekili tarafından hükmün tamamlanması talebinde bulunulması üzerine mahkememizce duruşma yapılarak asli müdahil ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 28/12/2022 tarih ve / Esas - / Karar sayılı ilamı ile "TTK'nın çıkmaya katılma başlıklı 639. Maddesi uyarınca katılma talebinde bulunan davacı şirket ortaklarından ... vekilinin mazereti ile ilgili olumlu/ olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam olunarak 08/11/2021 tarihli tavzih dilekçesi üzerine mahkemece 08/12/2021 tarihli ek karar ile TTK 639. Maddesi kapsamında davaya katılan yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." gerekçesi ile kararın kaldırılarak dosyanın mahkememizin iş bu esasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı, dava şirket müdürü ...'in şirket işleri ile ilgilenmediğini, şirketin iştigal sahası çerçevesinde işyeri hekimlik görevi ifa etmesi gerekirken etmediğini, bu yüzden şirketin zarara uğradığını, şirket adına yüklü krediler çekilerek bunların ödenmediğini, şirket personelinin maaş ve SGK primlerinin yatırılmadığını, kendi şahsi borçlarını şirket hesabından ödettirdiğini, hukuka aykırı kararlar alarak uyguladığını, şirketin ortak hesabından başka ortakların işlem yapmasını önlediğini ileri sürerek limited şirketten bu sebeplerle çıkma talep etmiştir.
TTK m.636/2 uyarınca, “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Limited ortaklık sürekli bir borç ilişkisidir. Ortağın ortaklıkla arasındaki hukuki bağ, sahip olduğu hak ve borçlar birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede çıkma hakkı tanınmadıkça ahde vefa ilkesi gereğince ortağın sebepsiz yere ortaklıktan ayrılması düşünülemez. Ancak sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde tarafların MK m. 2'deki dürüstlük kuralı gereğince, devamı kendisi için çekilmez hâle gelen bir ilişkiyi sürdürmesi beklenemeyeceğinden, haklı sebeplerin varlığı hâlinde bu ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. (

Haklı sebep hakkında kanuni bir tanım olmamakla birlikte, haklı sebep, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler şeklinde ifade edilmektedir. (
Haklı sebep kavramının şirketler hukukunda soyut olmayan şekilde varlığı, sadece kollektif şirketlerin sona ermesi bölümünde TTK m. 245'de yer almakta olup, numerus clausus olmayan haklı sebep hâlleri burada sayılmıştır. Bu maddeye göre haklı sebep: “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlanmış, bir ortağın yönetimde, hesaplarda şirkete ihanet etmesi, kendisine düşen asli görev ve borçları yerine getirmemesi, şirket unvanını veya mallarını şahsi çıkarları için kötüye kullanması, şirket işlerini yapamayacak duruma gelmesi gibi hâlleri haklı sebebe örnek olarak dört bent halinde sıralamıştır. Bunların bazıları bir limited şirket için de haklı sebep olmakla birlikte, şahıs şirketlerine nazaran sermaye şirketlerinde sermaye kavramının daha önde olması nedeniyle bazıları bir limited şirket için haklı sebep niteliği taşımayabilir. Bu nedenle limited şirkette ortaklar, ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan, yani objektif nedenlerden dolayı haklı sebebe dayanarak çıkma haklarını kullanabileceklerdir (, s.87). Ortaklığın sürekli zarar etmesi, uzun yıllar boyunca kâr dağıtılmaması, şirketin atıl durumda olması, ortakların birbirlerine duydukları güven ortamının kaybolması, amacın gerçekleşmesinde hukuki veya ekonomik imkânsızlıkların doğması şeklinde birçok husus örnek olarak doktrinde ve Yargıtay kararlarında da sayılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin karar defterinde, şirketin pay devirleri ve şirket merkezinin değiştirilmesi dışında herhangi bir karar bulunmamaktadır. Yani kurulduğundan bu yana şirketin genel kurullarının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihinden önce davacı ile davalı şirkette ortak ve yönetici olan ... arasında anlaşmazlığın var olduğu, bu anlaşmazlığın şirketin işleyiş ve idare edilişi ile ortakların şirkete karşı görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı, her ne kadar şirketin borca batık olmamakla birlikte dava açılmasından önce faaliyetinin çok az olduğu, bunun öz varlık değişimine ilişkin kayyım raporlarından anlaşıldığı, şirket malvarlıkları üzerinde bilhassa taşıtlarında haciz ve rehinlerin bulunması, rehin karşılığı alınan kredilerin ödenmemesi nedeniyle şirketin bu taşıtlarının icra kanalıyla paraya çevrilmesi, şirkette davacı ortağın devamının onun için çekilmez hale geldiğinin kanıtları olarak ortaya çıkmaktadır. Buna göre, davacının TTK m.636/2 uyarınca çıkma talebinin haklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davacının çıkma talebine uygun olarak ayrılma akçesi talebi değerlendirilmekle; bilirkişi heyeti marifetiyle yapılan incelemede davalı şirketin son ve en yakın tarihli bilançonun olmadığı ancak, şirket gayri faal olduğu için 2017 yılı bilançosu ile son tarihli bilanço arasında çok büyük bir fark olmayacağı, 2017 bilançosu kapsamında ve diğer belgelerle şirketin çıkma payının hesaplanacağı öz sermayenin -497.532,60 TL olduğu, ancak araçların rayiç değerinin hesaplanarak buna eklenmesiyle bu borca batıklık değerinin azalacağı, fakat bu miktar eklense bile araçların üzerindeki hacizler göz önüne alındığında borca batıklık durumunun değişmeyeceği, hatta üzerlerinde haciz olmasa bile şirketin borca batıklıktan çıkmasına yetmeyeceği bu durumda davacının bir ayrılma payının söz konusu olmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Şirket ortaklarından ... vekili 31/03/2017 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin davacı yanında hisse değerinin belirlenerek şirket ortaklığından çıkmasına ve davaya müdahale talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiş ve gerekli harçları yatırdığı anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun çıkmaya katılma başlıklı 639.maddesi ile,
"(1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.
(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,
b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak, hakkına sahiptir.
(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.
(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz."hükmü mevcuttur.
Şirket ortağı ... yönünden ortaklıktan çıkma davasına katılma talebi hukuki yönden incelendiğinde; eldeki dava açısından asli müdahale niteliğinde olduğu, katılma talebinde bulunan ...'ın gerekli harçları yatırdığı açıktır. Dosya kapsamından davalı şirket müdürü tarafından asli müdahil ...'a TTK 639/1.maddesi uyarınca bir bildirim yapılmadığı, aynı zamanda ...'ın eldeki dosyada davalı sıfatı taşımadığı görülmektedir. Bu kapsamda ...'ın hak düşürücü süre içerisinde davaya katılma talebinde bulunduğu görülmektedir. Davalı şirket ortağı ... yönünden çıkma talebinin haklı sebebi bulunup bulunmadığı tetkik edildiğinde şirketin borca batıklık durumunun ... yönünde de haklı sebep olacağı açık olup bu nedenle ...'ın çıkma talebi de haklı bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra davalı şirket ortağı ... tarafından da ortaklıktan çıkma talep edilerek davaya katılma talebinde bulunulmuş ise de asli müdahale harcı yatırılmadığından usulüne uygun olarak asli müdahale talebinde bulunulmadığı açıktır. Kaldı ki ..., davacı vekilinin 20/03/2017 tarihli dahili davalı dilekçesine istinaden eldeki davaya dahil edilmiş olup dolayısıyla davacının ortaklıktan çıkma talebini bu aşamada öğrenmiş iken bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra katılma talebinde bulunması da yerinde görülmemiştir. Harcı yatırılmamış bir talep yok hükmünde olduğundan ayrıca bu talep hakkında karar verilmesi mümkün olmamıştır.
Yine davalı şirket müdürü/temsilcisi olan ... de Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra 15/12/2023 tarihli dilekçe ile davaya katılma talebinde bulunulmuş ise de bu ortak tarafından da usulüne uygun olarak yatırılmış asli müdahale harcı bulunmamaktadır. Adı geçen ortak ..., davalı şirketin müdürü olup eldeki davanın açılmasıyla birlikte davacının ortaklıktan ayrılma talebini öğrendiğinin kabulü gerekmektedir, kaldı ki eldeki dosyada doğrudan ...'e şirket temsilcisi olarak Bam kaldırma kararı ve duruşma gününün tebliğ edildiği de görülmekle adı geçen ortağın da bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra katılma dilekçesi verdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu ortak yönünden de harcı yatırılmamış katılma talebi hakkında karar verilmesi mümkün değildir.
Hemen burada belirtmek gerekir ki yetkisiz mahkeme açılan eldeki davada 28/09/2016 tarihli tensip ara kararı uyarınca davacı yanın dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi üzerine, davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmiş, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine de 19/07/2017 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin ihtiyati tedbire itirazın reddi kararına karşı davalı yanca istinaf yoluna başvurulmuş olup Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2018 tarih / E. / K. Sayılı ilamı ile yetkili mahkemece verilmeyen 28/09/2016 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu şekilde 19/04/2018 tarihi itibariyle tensiben kayyım atanan Mali Müşavir kayyımlık görevinin sona erdiği sabittir. Mahkemece 28/09/2016 tarihli tensip ara kararı ile kayyım için aylık 750,00-TL ücret takdir edildiği, 28/09/2016- 19/04/2018 döneminde kayyımlık yapan ın 18/01/2024 havale tarihli dilekçesi ile bugüne dek yalnız 2.250-TL kayyımlık ücreti aldığını, bakiye 36.250-TL'nin ödenmesini talep etmiş ise de yaklaşık 17 ay süreyle kayyımlık görevi yürütüldüğü bu şekilde 12.750,00-TL ücret hak ettiği, tahsil ettiği 2.250,00-TL'nin mahsubu ile 10.500,00-TL'nin davalı şirketten alınarak kayyımlık görevini yapan Mali Müşavir ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak davacı ...'nın haklı nedenlerle talep edilen ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, çıkma payı talebinin ise reddine, asli müdahil ...'ın haklı nedenlerle talep edilen ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, usulüne uygun katılma talebinde bulunmayan ... ve ...'ın talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas ediliştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacı ...'nın davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; haklı nedenlerle talep edilen ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, çıkma payı talebinin ise reddine,
2-Asli müdahil ...'ın haklı nedenlerle talep edilen ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne,
3-Usulüne uygun katılma talebinde bulunmayan ... ve ...'in talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davalı şirkete 28/09/2016-19/04/2018 döneminde kayyımlık yapan yönünden bakiye 10.500,00-TL kayyımlık ücretinin davalı şirketten alınarak kayyıma verilmesine,
5-Davacı tarafından açılan dava yönünden alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacı tarafından yatırılan 29,20-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 398,40-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Asli müdahil ... tarafından talep edilen ortaklıktan çıkma talebi yönünden alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan 29,20-TL başvurma harcı ile 29,20-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Asli müdahil ... tarafından yatırılan 31,40-TL başvurma harcının davalıdan alınarak asli müdahil ...'a verilmesine,
9-Davacı tarafça yapılan; 821,70-TL tebligat ve müzekkere gideri ile 1.300,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.121,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-Asli müdahil ... tarafından yapılan; 100,00-TL tebligat ve müzekkere gideri ile 162,10-TL istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 262,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak asli müdahil ...'a verilmesine,
11-Davalı şirket ile katılma talebinde bulunan ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
12-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Asli müdahil ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden asli müdahil lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak asli müdahil ...'a verilmesine,
14-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.26/03/2024

Katip ...
¸E-imzalıdır

Hakim ...
¸E-imzalıdır