WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

KAYSERI 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/827 Esas
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2022
KARAR TARİHİ : 02/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı arasında Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosya ile daha önce görülmekte olan eser sözleşmesinden kaynaklı tazminat davası açtıklarını, yerel mahkemece taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi olmadığı gerekçesi ile işin yapıldığı tarihte davacı müvekkilinin KDV dahil alacağının 1.361.384,88-TL'den — 605.000,00-TL ödeme mahsup edildiğinde; müvekkilinin davacının dava tarihi itibarı ile 756.384,88-TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 10,000,00-TL alacak bedelinin dava tarihinden itibaren, 745.384,88-TL alacak bedelinin ise ıslah tarihi olan 18/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde davanın kısmen reddedilen kısım yönünden kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf edilmiş olup ilgili dosya tevzi aşamasında olduğunu, yerel mahkeme dosyası ilamı müvekkilinin taleplerinde haklı olduğunu tasdik etmişse de küresel anlamda yaşanan ekonomik kriz ve özellikle inşaat malzeme ve işçiliklerinde yaşanan astronomik enflasyon sebebi ile müvekkilinin zararı karşılanmamış olup davalının ödemesini zamanında yapmayarak müvekkilini büyük anlamda mağdur ettiğini, aşkın zarar olarak da nitelenen bu zarar sebebi ile işbu davanın açıldığını, aşkın zararın, temerrüt faizini aşan zararları ifade ettiğini, aşkın zararın, yalnızca para alacaklarından kaynaklandığını, temerrüte düşen borçlunun, temerrüde düşmekte hiçbir kusuru olmadığını ispat ederse, aşkın zararı tazmin borcundan kurtulduğunu, (TBK md 122, eBK md 105) aşkın zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının durumu ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, aşkın zarar, borçlunun temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki doğmuş zararı ifade ettiğini, müvekkili davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esas sayılı talep edilen ve mahkemece hükmedilen alacak bedelinin karşılanmadığını, zararın tahsili için ileride inşaat birim fiyatındaki artışın değerlendirilmesi suretiyle yapılacak hesap sonrası arttırılmak üzere şimdilik 30.000,00-TL' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; her ne kadar belirsiz olarak alacak davası açılmış ise de, davacı tarafça bilinebilir olduğundan belirsiz alacak olarak açılan davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf açısından söz konusu zararın ödenmesi için gerekli olan şartlar mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafın, soyut beyanlar ve varsayımlar ile zarara uğradığını iddia ederek müvekkili şirketten menfaat elde etme peşinde olduğunu, ancak sözleşmeden doğan borçlarda soyut ispat yöntemi uygulanmaması gerektiğini, sözleşme, tarafların birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğunu, sözleşme kurulurken taraflar, sözleşmeye konu edimi, vadeyi, sözleşmeye bağlı teminatları ve diğer birçok hususu belirleyebilildiklerini, her sözleşme beraberinde geç ifa riskini de taşıdığını, huzurda yargılaması devam eden dava dosyası açısından zararının varlığını, müvekkil şirketin kusurunu ve zarar ile kusur arasındaki illiyet bağını davacı tarafça somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacı taraf, her ne kadar küresel ekonomik krizi ve maliyetlerdeki artışı gerekçe göstererek işbu davayı açmış olsa da bu hususun kabulü mümkün olmadığını, Yargıtay’a göre, enflasyon ve devalüasyon artışlarının varlığı, ekonomik kriz, maliyetlerin artması gibi durumlar aşkın zararın ispatlandığı anlamına gelmediğini, davacı tarafın soyut beyanları ile göstermiş olduğu sebeplerle munzam zarar talep etmesi mümkün olmadığını, alacak davasının 3 yıl sürmesinin müvekkiline kusur olarak yüklenemeyeceğini, müvekkilinin kusuru da davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... (Bozma öncesi ...) Esas sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının mahkememizin ... Esas - ... Karar sayılı dosyası ile açılan ilk alacak davasıyla karşılanmayan aşkın zararın bulunup bulunmadığı, varsı miktarı ve davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacının davalı aleyhine açmış olduğu eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında mahkememizce davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 10.000,00-TL alacak bedelinin dava tarihinden itibaren, 746.384,88-TL alacak bedelinin ise ıslah tarihi olan 18/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup kararın istinaf edilmesi üzerine kayseri bölge adliye mahkemesi 4 hukuk dairesinin 2022/1250 esas 2022/1410 karar sayılı ilamıyla ;''...davacı yüklenicinin yaptığı işler ve sözleşme kapsamı belirlenip davacının gerçekleştirdiği imalâtın yapıldığı 2018 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli konusuda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp 13098, 134099, 134100 sıra nolu fatura içerikleri kesinleştiği de gözetilerek bunun dışında davacının gerçekleştirdiği imalât bedeli mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplattırılıp varsa yapılan ödemeler mahsup edilip sonucuna uygun bir karar verilmesi...''gerekçesiyle bozulduğu, dosyanın Mahkememizin ... esas numarasına kaydı yapıldığı ve halen yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 122. Maddesinde munzam zarar düzenlenmiş olup buna göre ''Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.''
Munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır. Bu bağlamda zarardan anlaşılması lazım gelen; davacının bu paranın ödenmemesi sebebiyle mahrum kalınan kar ya da varsayılan gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. O halde davacı-alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak kesin ve net bir biçimde kanıtlamalıdır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin, alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını; alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark nedeniyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını; borçludan alacağını zamanında tahsil edeceğine güvenerek üçüncü kişilere karşı bir takım yükümlülükler altına girip, borçlunun borcunu geç ödemesi yüzünden bu üçüncü kişilere karşı edimini yerine getiremediği için cezai şart ya da vergi cezası ödediğini, mallarının haczedildiğini veya yüksek faizli kredi almak zorunda kaldığını; kanıtlamak durumundadır.
Somut davada, davacı vekiline munzam zarar talebini somutlaştırmak ve buna ilişkin delillerini sunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekili tarafından 26/01/2024 tarihli beyan dilekçesi ve ekleri sunulmuştur.Davacı vekili tarafından,davacıdan olan alacağın tahsil edilememiş olması nedeniyle, müvekkilinin kendisine ait arsası üzerine projelendirmiş olduğu villa inşaatına başlayamadığını,kredi kartı borçlarının asgari tutarlarını bile ödemekte zorlandığını,3.kişilerden borç aldığını,kredi çekerek yüksek oranda faiz borcu altına girdiğini beyan etmiş olup, çekildiği iddia olunan ihtiyaç kresine ilşkin yalnızca sözleşme öncesi bilgi formu ekinin sunulmuş olduğu,kredinin çekilip çekilmediği,çekildiyde bu kredinin davacının davalıdan olan asıl alacağının muaccel olduğu tarihten sonra çekildiğine ilişkin beyan ve bilginin bulunmadığı, yine kredi kartı borcunun ödenemediğine ve yüksek faiz ödemek zorunda kalındığı veya kat ihtarı yapıldığının sunulan delillerden anlaşılamadığı, yine cüzi miktarlarda borç açıklamasıyla davacıya gönderilen paralara ilişkin dekont örneklerinin sunulduğu ancak bu miktarların daha fazlasıyla 3.kişilere ödendiğine ilişkin delil sunulmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan munzam zarar talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 512,33-TL harçtan mahsubu ile artan 84,73-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/02/2024
Katip ...

Hakim ...