T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA :Alacak
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Delil listesi ekinde sunulan servis formları, fatura ve dinlenecek tanık anlatımları ile sabit olacağı üzere davalı şirkete servis hizmeti verdiğini ve buna ilişkin olarak servis formlarını davalıya imzalattığı gibi, düzenlenen faturayı da e-fatura olarak davalıya tebliğ ettiğini, davalının da faturalardan 31.05.2022 tarihinde haberdar olduğunu, davalı şirketin faturayı 31.05.2022 tarihinde almasına rağmen, süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak faturayı kabul ettiğini, ancak tüm taleplere rağmen dava konusu tutarı ödemediğini, bunun üzerine, taraflarınca önce Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası ile davalı şitket aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ve her iki tarafın da tacir olması sebebiyle TTK 5/A maddesi gereği zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, Arabuluculuk aşamasında da davalı ile anlaşmama sağlanamaması üzerine ise itirazın iptali ile takibin devamını temin için İİK 67.maddesi gereği itirazın iptali davasını açtıklarını, taraflarınca İcra müdürlüğüne verilen takip talebinde borçlu olarak davalı . aleyhine takip yapılmasına rağmen, İcra Müdürlüğünce taleplerine aykırı olarak uyap sisteminden iş ortaklığı aleyhine ödeme emri düzenlenerek gönderilmiş olduğunu, takibe konu fatura nedeniyle müvekkili olan şirket alacağının iş ortaklığından değil, davalı şirketten olması nedeniyle, davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, ekte sunulan Yargıtay Kararları ve HMK 176.vd. maddeleri gereği itirazın iptali olarak açmış oldukları davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, itirazın iptali talepli olarak açmış oldukları davalarını alacak davası olarak ıslah edilmiş olması nedeniyle eksik olan harç tutarını yatırdıklarını, dava konusu alacak ile ilgili olarak daha önce arabuluculuğa başvurduklarını, ancak anlaşamadıklarını, bu nedenle davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, ıslah tarihinden itibaren alacak davası olarak devamı ile davalarının kabulüne, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 10.620,00 TL alacağının 16.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine ve masraflarla ücreti vekaletin de karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, . aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe yasal süresinde itiraz edildiğini ve itiraz sonucu icra takibinin durdurulduğunu, davacı taraf takibe devam etmek amacıyla bu kez Mahkemede itirazın iptali davası açıldığını, açılan bu davanın tamamen dayanaksız, haksız ve kötü niyetli olduğu tespit edileceğinden reddi gerektiğini, söz konusu itirazın iptali davasında tebligat, vekil varken asile yapıldığını, bu durumun usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu durumun usul ve yasalara aykırı olduğu yönünde birçok Yüksek Mahkeme kararı bulunduğunu, Yargıtay 13.HD. 2015/ 36321 E.2018 / 2344 K. Tarihi: 22.02.2018 tarihli kararının mevcut olduğunu, bu bağlamda, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyasında borca itiraz vekil tarafından yapılmış olduğundan itirazın iptali davasının da vekile tebliğ edilmesi gerekirken asile tebliğ edilmesi usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın, Ticaret Siciline göre de farklı tüzel kişiliği olan karşı açıldığını, bu hususta Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas: 2019 / 178 Karar: 2019 / 5124 Karar Tarihi: 11.12.2019 sayılı kararının mevcut olduğunu, Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 gün ve E:2004/4-371, K:2004/375; 18.04.2007 gün ve E:2007/5-233, K:2007/221; 04.03.2009 gün ve E:2009/10-34, K:2009/104; 04.11.2009 gün ve E:2009/2-402, K:2009/484; 22.12.2010 gün ve E:2010/19-638, K:2010/694,ve 07.11.2012 tarih, E:2012/2-181, K:2012/755 sayılı kararlarında da benimsendiğini, HMK'nın dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115. maddesine göre;" mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. " Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/3280 E. , 2021/5603 K. kararında;"Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı olmadığını, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi), yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denildiğini, olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK’nin 115. maddesinde belirlenmiştir. anılan maddenin ikinci fıkrasında “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklinde olduğunu, yetki itirazlarının da bulunmakla, icra takibi ve davanın yetkisiz yargı mercilerinde yapıldığından bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından, aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, taraflarınca söz konusu takibe yasal süresinde itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde yetki itirazlarının da bulunduğunu, müvekkilinin mernis adresinin Malatya ili olması nedeniyle gerek icra takibinin ve gerekse davanın Malatya yargı mercilerine hitaben yapılması gerekirken bunun yapılmayıp, Kayseri İcra Dairesi ve Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulması usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu nedenle yetki itirazlarının kabulünü talep ettiklerini, esas ilişkin itirazlarının olduğunu, davacı tarafın dava dilekçelerinde, potain marka kule vincine 12.05.2022, 27.05.2022 ve 28.05.2022 tarihlerinde servis hizmeti verildiğini belirtmiş olmakla, aslında peş peşe çok yakın tarihlerde servis hizmeti verildiğinin ileri sürülmesi, hizmetin gerektiği gibi yapılmadığını, ayıplı olduğunu ve davacı tarafın ağır kusurlu olduğunu açıkça gösterdiğini, ayrıca yakın tarihli hizmet verildiği ve peş peşe 3 hizmet verildiğinin belirtilmesi, hizmetin zaten ayıplı yapıldığının ihbar edildiğini de ispatlamış olduğunu, eğer ayıplı mal/hizmet üzerinde satıcının/ hizmet sunanın ağır kusuru var ise bu ihbar süreleri içerisinde kendisine ihbar bildirimi yapılmadığını ileri sürerek ayıp üzerindeki sorumluluğundan kurtulamayacağını, TBK m.225’e göre ağır kusurun sonuçları düzenlendiğini, Yargıtay 11. HD.’nin kararlarında ayıp ihbarının tacirler arasında dahi şekle tâbi olmadığı savunulduğu, Yargıtay 15. HD. de ticari satımlarda ayıp ihbarının şekle tabi olmadığı ve her türlü delille ispat edilebileceğini kabul etmiştir. Yargıtay 15. HD., 14.06.2016 T., / E., / K. kararında: “…Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; ayıp ihbarının şekil koşuluna bağlı olmadığı ve ayrıca; Aynı yönde bakınız: Yargıtay 19. HD, 20.03.2003 T., E:/, K:/ ) Yargıtay 19. HD., 30.09.2010 T., / E., / K., Yargıtay 11. HD, T., E: /, K: /: “...Davacı, konu emtiadaki ayıbın gizli ayıp olduğunu ileri sürmüş olup, bu konuda delillerini ibraz etmiş tanık dahi göstermiştir. Ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususu tanıkla dahi kanıtlanabilir. O halde, davacı vekilinin ayıp ihbarının süresinde yapıldığına ilişkin tanıkları dinlenip, diğer deliller ile birlikte değerlen Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) hukuki bir işlem değil “hukuki işlem benzeri bir fiil” olması nedeniyle süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının tanık da dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmektedir…” ifadelerine yer verildiğini, bu nedenle davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği işlemler yapılmadığını, eksikler/arızalar tamamlanmadığını, yapıldıktan sonra arızalar sona ermediğini ve bir çok kez arızanın tekrarlandığını, 6100 Sayılı HMK’nin 114.maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edildiğini, Mahkemenin, her dava açıldığında davacının dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığını kendiliğinden incelemesi gerektiğini, öncelikle her davada olduğu gibi, itirazın iptali davalarında da davacı alacaklının bu davayı açmasında hukuki yararı bulunduğunu, bunun bir dava şartı oldğunu ve dava açıldığı anda var olması gerektiğini, bu hususta Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2019/5518 E. , 2021/9944 Karar sayılı kararın mevcut olduğunu, mevcut olmayan bir alacak için başlatılan takip için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, hukuki yararın bir dava şartı olduğundan mevcut davanın reddedilmesi gerektiğini, İİK m.67/2 uyarınca "…takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir…" detaylı olarak açıklandığı üzere alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, zira mevcut olmayan bir alacak için müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak takip başlattıldığını, bu bakımdan davalı müvekkil lehine %20 oranın kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu hususta da Yargıtay 13. HD. 2012/26728 E. 2013/8605 Karar sayılı ilamın mevut olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, davacı ile davalı arasında fatura konusu ticari ilişkiden kaynaklı alacak talebine ilişkindir.
Malatya Beydağı Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, Erciyes Vergi Dairesi'ne, Malatya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne, Malatya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müzekkereler yazılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasının Uyap'tan celbi ile incelenmesinde; alacaklının, borçlunun olduğu, 29/05/2022 tarihli fatura ile 3 adet 11/05/2022, 27/05/2022 ve 28/05/2022 tarihli servis formuna istinaden 10.620,00 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, borçluya ödeme emrinin 28/06/2022 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun itirazı üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce Mali Müşavir Bilirkişiden alınan 09/01/2024 tarihli raporda özetle; Davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan takipte davalıdan takip konusu 10.620 TL tutarlı faturadan alacak talep edilmiş ve itirazın iptali istenilmiş, ancak davacı taraf daha sonra davayı ıslah ettiğini ve alacak davası olarak devam ettiğini belirttiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yer aldığı rapor ekindeki muavin defter kayıtları ile davacının 2021-2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerin incelenmesinden davacının davalıya 2 adet fatura düzenlediği, söz konusu faturaların .. numaralı 4.130 TL bedelli ve .. numaralı 10.620 TL bedelli olduğu, söz konusu faturalar davacı tarafça davalıdan alacak olarak kaydediği, davacının ticari defterlerinde 31.12.2021 tarihinde 273 numaralı yevmiye maddesi ile “virman” açıklaması ile 4.130 TL bedelli faturadan kaynaklanan alacak kapatıldığı, bu tutarın başka bir hesaba nakledildiğine ilişkin ayrıntılı hesap kaydı davacıda yer almadığı, davacının ticari defterlerinde 10.01.2022 tarihinde 11 numaralı yevmiye maddesi ile davalıdan 4.130,00 TL ve 31.12.2022 tarihinde davacının davalıdan 269 numaralı yevmiye maddesi ile 6.490 TL tahsil edildiğine ilişkin kayıt yapılmış ve davacının takip konusu faturadan da alacağı kalmadığı, davacı taraf 01.01.2023 tarihinde 1 numaralı yevmiye maddesi ile takip ve dava konusu faturayı tekrar kaydederek davalıdan 10.620 TL alacak kaydı oluşturduğu, şeklinde bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 19/04/2023 tarihli tam ıslah dilekçesi ile, itirazın iptali davasını alacak davası olarak ıslah etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davalıya servis hizmeti verilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığı belirtilerek tam ıslah yolu ile alacak davası açılmış ise de, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış ve davacının alacağa esas olarak belirttiği faturaların davacı tarafından form bilanço satım ve davalı tarafından da form bilanço alım belgeleri ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği görülmüş olup, bu şekilde davacının hizmet verdiğini ispat ettiği anlaşılmış olmakla birlikte davalının ödeme yapıp yapmadığının tespitine ilişkin olarak davalının defterleri üzerinde zayi olması nedeni ile inceleme yapılamamış ise de davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede, ödeme ile davalının borcunun 31/12/2022 tarihinde kapatılıp sonrasında yeniden 01/01/2023 tarihinde alacak kaydı ile açıldığı görülmüştür. Davacının yaptığı bu işleme ilişkin yanlışlığı yönünde herhangi bir resmi düzeltme işlemi olmaması da dikkate alınarak davacının kendi aleyhine olan defter kaydı ile yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olan ve davalı tarafından ileri sürülen ödeme defi birlikte değerlendirilerek davacının davalıdan alacaklı olmadığı görülmüş ve böylece davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının dava açılırken davacı tarafından yatırılan 181,37 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 246,23 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yargılama boyunca yapılan 116,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 10.620,00 TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.21/02/2024
Katip
(e imzalıdır)
Hakim
(e imzalıdır)
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!