WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...-
DAVALI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşidecisi olduğu 250.000,00-TL bedelli senede dayanarak aleyhine icra takibine girişildiğini, senedin nakden düzenlendiğini taraflar arasında nakdi ilişki bulunmadığını, davalının müvekkiline ödünç vermediğini, çelik çatı demiri ve çatı paneli satışı sözleşmesinden başka bir ilişki bulunmadığını, senede konu alacağın ödendiğini, mükerrer tahsile çalışıldığını belirterek müvekkilinin senede dayalı girişilen icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiğini bildirerek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; ... ile *** Ürünleri Tic. Ltd. Şti. arasında 16/11/2015 tarihinde imzalanan ahır yapılması hakkındaki sözleşmeye, *** Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ile *** Plastik Med. Elek. Tarım. San. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 09/12/2015 tarihinde imzalanan yapım işleri tedarik sözleşmesine, ... ile *** Demir Çelik İnş. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşme ve 18/01/2016 tarihli ek protokole, Tarımsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'ndan tarafından ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti.'ne yapılan 949.335,78-TL tutarındaki ödeme dekontuna, ... Ürünleri Ltd. Şti.'nin *** hesabına yaptığı 450.000,00-TL tutarındaki ödeme dekontuna, Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına (*** aleyhine yapılan ipotekli takipte borca itiraza ilişkin dosya), Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı takip dosyasına, Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı takip dosyası için takibin kesinleşmesi üzerine yapılan ödeme dekontlarına, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma saylı dosyasına, Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı istirdat istemli dava dosyası ve mündericatına, davalıya ait ticari defter ve kayıtlar ile banka hesaplarına ilişkin hareket dökümlerine, tanık anlatımlarına, bilirkişi incelemesine ve yemine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafından; sözleşmelere, ipotek belgesine, banka dekontuna, TKDK tüm kayıt ve evraklara, ticari defter ve kayıtlara, icra takip dosyalarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelenmek üzere istenilmiştir. Bu müzekkeremize 09/05/20217 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. Bilahare takip dosyasının fotokopileri alınmıştır.
Yargılama sırasında Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takibe dayanak bononun arkalı önlü okunaklı bir fotokopisinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 06/12/20217 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Ankara 31. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı icra takip dosyasının ödeme emrinden, takip talebinden, takibin dayanağı belgelerden, borca itiraz varsa itiraz dilekçelerinden birer suretin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Ankara 24. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasının ödeme emrinden, takip talebinden, takibin dayanağı sözleşme ve belgelerden, borca itiraz varsa itiraz dilekçelerinden birer suretin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 06/12/2017 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinden, varsa tüm cevap, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçelerinden, tensip ve en son tarihe kadarki duruşma zabıtlarından, karar verilmişse ve kesinleşmiş ise kesinleşme şerhli olarak gerekçeli kararından birer suretin gönderilmesi ve davanın derdest olup olmadığının bildirilmesi istenilmiştir.Bu müzekkeremize 06/12/2017 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Yargılama sırasında Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyasının en son tarih itibari ile hangi aşamada olduğunun sorulmuştur. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacı vekiline deliller kısmında dayandağı bütün sözleşme, dekont ve belgelerin asıllarını ya da okunaklı olacak şekilde ve kendisi tarafından tasdiklenmiş olarak fotokopilerini sunması için süre verilmiştir. Davacı vekilince 26/12/2017 tarihli dilekçesi ekinde istenilen belge örneklerini sunmuştur.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzeakkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosyasının en son tarih itibari ile hangi aşamada olduğu sorulmuştur. Bu müzekkeremize *** tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Davalı vekiline müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin ticari defter ve belgelerini mahkememize sunması, eğer hacimli iseler incelemeye hazır olacak şekilde bulunduğu açık adresini bildirmesi için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmaması halde ticari defterlere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş ve ibrazdan kaçınmış sayılacağı usulünce ihtar edilmiştir. Davalı tarafından kesin süreye uyulmamıştır.
Davacı tanığı ... Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmak suretiyle ve davacı tanığı ... ise Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmak suretiyle usulünce dinlenmiştir.
YARGILAMA, DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava kambiyo senedi niteliğindeki bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde evvelce yapılan yargılama sonunda 25/02/2019 tarihli, *** Karar sayılı gerekçeli karar ile; davacının ödeme iddiasına dayanması, davaya konu icra takibinin kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı olması nedeniyle ödeme iddiasının yazılı delil ve belgelerle ispatının gerektiği, tanıkla ispatının mümkün olmaması nedeniyle tanık beyanlarının ödeme iddiası yönünden dikkate alınamadığı, davacıya yemin hakkı hatırlatılarak vekiline kesin süre verildiği ve sonuçlarının da açıkça ihtar edildiği, davanın kesin yemin delili ile de ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 25/02/2019 tarihli, 2017/460 Esas ve 2019/195 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce icra kılınan istinaf incelemesi sonunda 30/12/2021 tarihli, *** Karar sayılı karar ilamı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında yerel mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmadığı, davacının senet bedelinin ödendi iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce icra kılınan temyiz incelemesi sonunda, 19/09/2023 tarihli,*** Karar sayılı ilamı ile "... Somut olayda davacı, tacir olan davalının ticari defterlerine de delil olarak dayanmış olup ön inceleme duruşmasında verilen kesin süreye rağmen davalı ticari defterlerini ibraz etmemişse de bu ara kararda yapılan ihtar davalının kendisinin defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçeceğine yönelik olup sonuca gitmeye yeterli değildir. Şöyle ki, davacı diğer delillerinin yanında davalının ticari defterlerine de dayanmıştır. Bu durumda, davalı taraf belge niteliğinde olan ticari defterlerini 6100 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi uyarınca ibraz etmek zorundadır. Zira ticari defterler de 6100 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi kapsamındaki belgelerden olduğu maddenin ikinci fıkra hükmü ile açıkça vurgulanmıştır. Anılan hükümde öngörülen zorunluluğa rağmen belge (ticari defterler) ibraz edilmez ise mahkemece aynı Kanun'un 220 inci maddesine göre değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca ticari defterlerinin ibrazı için davalı tarafa verilen kesin süreye ilişkin ihtarın, 6100 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesindeki ibraz zorunluluğu ile bu zorunluluğa uyulmaması halinde aynı Kanun'un 220 nci maddesine göre değerlendirme yapılıp karar verileceği hususlarını içerecek şekilde yapılması gerekmektedir. Mahkemece yapılan ihtar ise davalı tarafın ticari defterlerini verilen kesin sürede ibraz etmemesi halinde davalının ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı şeklinde olup yukarıda belirtilen hususları kapsamamakta olduğundan, usulüne uygun verilmiş kesin süre ve ihtar olarak kabul edilemez. O halde karar eksik incelemeyle verilmiş olup kararın bozulması gerekmiştir." nedeniyle temyiz olunan, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve mahkememizin 25/02/2019 tarihli, *** Karar sayılı gerekçeli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İade edilen dava dosyası mahkememizin *** Esas sırasına kaydedilmiştir.
Yeniden yapılan duruşmada davacı vekili Yargıtay bozmasına uyulmasını talep ettiğini beyan etmiş, davalı vekili ise yerel mahkeme kararının usule ve yasaya uygun olduğundan bahisle Yargıtay bozmasına karşı direnilmesini talep talep etmiştir.
Yargıtay bozması sonrasında yapılan yargılama neticesinde, mahkememizce verilen 25/02/2019 tarihli, *** Karar sayılı kararı, usul ve yasaya uygun bulunmakla Yargıtay bozma ilamına direnilmesine karar verilmiş olup direnme gerekçeleri aşağıda sunulmuştur.
Dava; İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan kambiyo senedi niteliğindeki bonoya dayalı icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, icra takibine dayanak yapılan senedin ödendiğini iddia etmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takip konusu borç bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, *** Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, *** Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Bu nedenle mahkememizce tanık anlatımlarına itibar edilmemiştir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı 250.00,00-TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin bedelini ödediği olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacı borçlu tarafından davaya konu bonoyu ve borcu kabul edilmekte, ancak ödeme iddiasında bulunarak bononun bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur.
Davacı vekili yargılama ve kanun yolu aşamasında diğer nedenlerin dışında davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle müvekkilinin iddialarının ispat edildiğinin kabulü gerektiği iddiasına da dayanmıştır.
Bu aşamada somut uyuşmazlıkta davalının ticari defterlerini ibraz zorunluluğu olup olmadığının ve HMK'nun 219, 220 ve 222. maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
HMK'nun 219. maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm uyarınca ticari defterlerin HMK'nun 199. maddesi anlamında belge olarak kabulü gerekir. İspat yükü üzerinde olan davacı davalının ticari defterlerinin ibrazını isteyebilmesi için HMK'nun 194. maddesi hükmü uyarınca istenilen bu belge hakkında bilgi vermesi, dayandığı vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerekmektedir.
Davacı delil olarak dayandığı davalı defterlerinin hangi vakıanın ispatı için gerektiği, ibrazını istediği defterlerle ilgili yeterince somut bilgi vermediğinden, ayrıca menfi tespit davasına konu bononun da ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu da bulunmadığından davalının ticari defterlerine belge anlamında delil olarak dayanması mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarihli, 2019/11-173 Esas ve 2022/69 Karar sayılı ilamı bu doğrultudadır. Benzer görüş Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814. isimli kaynak kitapta da paylaşılmıştır.
Kaldı ki davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli değildir.
HMK'nun 222. maddesinde ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususu düzenlenmiştir. HMK'nun 222. maddesi hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için gereken kurallar belirtilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca davanın ticari dava, her iki tarafında tacir olması, ticari davalarda da hukuki işlemin tacirler arasında ve her iki tarafın ticari defterlerine kaydetmesi gereken ticari işlerle ilgili olması gerekir.
Somut olayda dava bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup bono ile ilgili hükümler de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden, aynı Kanun'un 4/1-a hükmü uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir. Ancak davacı gerçek kişi TTK'nun 12. madde hükmü uyarınca tacir değildir. Yine davacı ile davalı arasındaki ticari defterlere kayıt edilmesi gereken ticari işle ilgili bir hukuki ilişki yoktur. Ticari ilişki davalı ile dava dışı üçüncü kişiler arasındadır. Davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki kambiyo senedi niteliğindeki sebepten mücerret bağımsız borç ikrarını içeren bonodan kaynaklanmaktadır. Bu üç koşul da gerçekleşmediğinden davacı dava konusu uyuşmazlıkta HMK'nun 222. maddesi anlamında davalı ticari defterlerine delil olarak dayanamaz.
Davacı gerçek kişi ancak HMK'nun 222/5. maddesindeki istisna hükme dayanabilir. Ancak HMK'nun 222/5. madde hükmüne dayanılması için ispat yükü kendisinde olan taraf karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlarını kabul edeceğini belirtmesi, karşı tarafın ticari defterleri dışında delil göstermemesi, münhasıran karşı taraf defterlerine dayanması gerekir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için ticari deftere dayanan tarafın, birçok delille birlikte değil sadece ve açıkça karşı tarafın ticari defterlerine dayanması gerekir. Aynı görüş doğrultusunda HGK'nın 27/01/2022 tarihli, 2019/11-172 Esas ve 2022/69 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarihli, 2021/4923 Esas ve 2022/9044 Karar sayılı ilamı ile Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Kormaz syf. 1833-1834 kaynak kitapta açıklamalar mevcuttur. Davacı HMK'nun 222/5. maddesi hükmünün uygulanması gereken ve yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmediğinden, münhasıran davalı ticari defterlerine dayanmadığından, davalı ticari defterlerini ibraz etmek zorunda olmayıp uyuşmazlığın niteliği gereği de ticari defterlerle de ispatı da mümkün olmadığından, davalının ticari defterleri ibraz etmemesi hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Eldeki somut olayda HMK'nun 219, 220 ve 222. maddelerinin uygulanması bu hükümler uyarınca davacının davasını ispat etmesi yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda mümkün olmadığından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2023 tarihli, *** Karar sayılı ilamındaki görüş, mahkememizce benimsenmememiştir. Dosya kapsamına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yargılama ve ispat kurallarına göre davacının ödeme iddiasını yazılı delil ve belgelerle ispatı gerekirken ispatlayamadığından dolayı, bozmadan önceki 28/01/2019 tarihli celsenin ara kararıyla ve davacının delil olarak açıkça yemine dayanmış olması gözetilerek yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak bu konuda davacı vekiline kesin süre verilmiş ve kesin süreye uymamanın sonuçları usulünce ihtar edilmiştir. Ancak davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. Bu açıklamalar ve önceki hükümde yer alan gerekçeler ışığında mahkememizce verilen 25/02/2019 tarihli, 2017/460 Esas ve 2019/195 Karar sayılı kararında direnilmesine, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından imzalanan dava konusu edilen bononun bedelinin ödendiği usulüne uygun yasal delillerle kanıtlayamadığı nedeniyle davacının ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2023 tarihli,*** Karar sayılı bozma ilamına DİRENİLMESİNE,
2-Davanın REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcının peşin alınan 4.269,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye fazla yatan 3.841,78-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 39.500,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra temyiz incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2024

Katip ...
E-imzalıdır

Hakim ...
E-imzalıdır