WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin 07.12.2022 tarihli Kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılan takibe ilişkine ödeme emri gerekse takip dayanağı kambiyo evrakı incelendiğinde görüleceği üzere ödeme emrinde iki borçlu bulunduğunu, borçlulardan birisinin müvekkili diğerinin müvekkilinin eski sözlüsü ... T.C Kimlik Nolu ... olduğunun görüleceğini, müvekkilinin eksi sözlüsünün Dış işleri Bakanlığında çalıştığını fakat ayrıldığını şimdi ise Kaymakamlık yazılı sınavı ile mülakatı geçtiğini atama beklediğini belirterek kandırdığını, atamanın yapılacağı tarihe kadar ise E- Ticaret ile uğraştığını belirttiğini, bu süreçte içerisinde 100.000,00 TL - 150.000,00 TL arasında borçlandığını, beklediği paralarının olduğunu ve henüz gelmediğini belirttiğini ancak davalı ...” nun kendisini sıkıştırdığını ve icra takibi yapacağını bunun ise kaymakamlık kariyerinin başlamadan böyle bir olay ile biteceğini belirttiğini, davalının ancak kefilli senet ile bekleyeceğini belirttiğini, müvekkilinin bunun üzerine kambiyo evrakını boş olarak imzaladığını, senedi eski sözlüsüne verdiğini, müvekkilinin sonraki süreçte 05.09.2022 tanzim tarihli ve 03.10.2022 vade tarihi 800.000,00 TL bedelli senede ilişkin ihtiyati haciz kararı ile karşılaştığını, müvekkilinin iradesinin eski nişanlısı tarafından fesada uğratıldığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile İhtiyati haciz kararına konu edildiğini ve arkasından davacı müvekkilinine ait iş yeri tapusu, aracı ve banka hak ve mevduatları üzerine haciz şerhi konulduğunu ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile de kati hacze geçildiğini, müvekkilinin psikolog olarak iş yeri çalıştırdığını, müvekkilinin hiçbir e ticaret işi ile uğraşmadığını beyan ederek, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin İİK 72. Madde gereği yargılama sonuçlanıncaya kadar durdurulmasını, davalıya hiçbir borcu bulunmadığından dolayı haksız ve hukuka aykırı Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptalini, haksız ve kötü niyetli takip yapan davalının %20” den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminat ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının eski nişanlısı ile oğlu tarafından işletilen ikinci el telefon dükkanı geldiklerini, davacının kendisini önceden tanıdığını beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, davacı vekili tarafından ilk olarak 12/01/2023 tarihinde Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış, dava mahkemenin ... esas sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama neticesinde 18/01/2024 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddine, HMK 20. madde gereği karar kesinleştiğinde ve iki haftalık yasal sürede talep halinde dosyanın görevli Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, anılan karar tarafların istinaf etmemesi nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş ve mahkememize gönderilen dosya yukarıda yazılı bulunan esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kendisi hakkında davalı tarafından kambiyo senedine ilişkin takip yapıldığını, takibe konu senedin eski sözlüsü ...'ın kendisini Dışişleri Bakanlığında çalıştığını söylemek ve kaymakamlık sınavına hazırlanmak suretiyle kandırdığını, bu süreçte kendisinin e ticaret ile uğraştığını ve davalıya 100.000,00 TL ile 150.000,00TL borcu bulunduğunu kendisine söylediğini, kendisinin ise kaymaklık mesleğine atanmasının sıkıntıya düşüreceğini bahisle kambiyo senedini boş olarak imzalamak suretiyle ve eski nişanlısına verdiğini, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek menfi tespit dilemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davacıya ve nişanlısı olan ...'a e ticaret nedeniyle borç para verdiklerini davacının ve eski nişanlısının Kayseri Form Kafeteryasında otururken bizzat verdiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının ... Esas sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde hukuki ihtilaf nedeniyle savcılık makamınca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde alacaklısının iş bu davanın davalısı , borçlusunun ise iş bu davanın davacısı ... ve dava dışı ...'in eski nişanlısı ... olduğu takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu olduğu, takibin dayanağının ise keşidecisi davacı ve ... olan 05/09/2022 keşide tarihli 03/10/2022 vade tarihli lehtarı davalı olan 800.000,00 TL bedelli bono olduğu görülmüştür. Takip çıkışın ise işlemiş faiz, ihtiyati haciz vekalet ücreti ve komisyon hesap edilerek toplamda 826.547,95 TL olduğu görülmüştür.
HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı ispat kuralları gereğince taraf tanıkları dinlenmemiştir.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği anlaşılmakla dava konusu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüş ancak yemin konusu HMK'nun 226/1-c hükmü uyarınca ceza soruşturması ile karşı karşıya bırakacak vaka olması sebebiyle hatırlatılmamıştır.
İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı borçlu Zekeriya Güner'in talebi yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce dava yanın talebi üzerine görevsiz mahkemece 22/11/2023 tarihli ara kararı ile icra veznesine girecek paranın takip alacaklısına ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiği ve infaz edildiği, bu nedenle davalı alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararları nedeniyle tazminat isteminde haklı olduğu değerlendirilerek İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK'nun 72/4. Maddesi uyarınca 826.547,95 TL'nin takdiren %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60 TL harcın davacı 14.115,38 TL harçtan mahsubu ile artan 13.687,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-AAÜT'ye göre hesap edilen 120.920,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı asil ile vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/03/2024

Katip ...
¸e-imzalı

Hakim ...
¸e-imzalı

*5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*