WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVALI : 1- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 2- ***
3- ***
DAVA İHBAR OLUNAN : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mülkiyetindeki 34 ... plakalı araç ile ... Yapı Kim. İnş. Gay. San. Tic. A.Ş. Adına kayıtlı 38 ... plakalı araç ile kaza yaptığını kazada karşı tarafın %100 kusurlu olduğunu, 19/10/2022 tarihinde davalı sigorta şirketinin kep hesabı üzerinden başvuru yapıldığını, 15 gün içerisinde tazminat talebi karşılanmadığı için dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davalı tarafın arabuluculuk görüşmesine katılmadığını, bu sebeple yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını iki araç da dönel kavşakta dönmekteyken davalının sigortalısının şerit ihlali yapması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davalının %100 kusurlu olduğunu, bu sebeple müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı dışındaki tamirden kaynaklı olan maddi hasarların tamamının davalı sigorta şirketi tarafından ödendiğini, kazaya sebebiyet veren aracı davalının sigortalısı kullanmakta olup bu sebeple de müvekkilinin zararlarını haksız fiil hükümlerine göre gidermesi gerektiğini, kaza sebebiyle meydana gelen aracın mevcut değerindeki azalma da zarar kapsamında olup bu sebeple giderilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı olarak belirsiz alacak davası olmak üzere toplam 100,00 TL 'nin yapılacak yargılama neticesinde kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini belirterek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesi hukuken mümkün olmadığını, hasara konu araçta hasara uğramış parçalar belli olup hasar fiyatlarının bilgisinin de davacıda mevcut olduğunu, davacı tarafın asgari talebini belirleyemediği iddiası ile, başvuruya konu talepleri kendi içerisinde çeliştiğini, bu doğrultuda 100,00-TL değer kaybı bedeli belirleyerek belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu alacak TTK md.1420 uyarınca zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu kazaya karışan 38 ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalısının kusuru oranında, araç başına 43.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davaya konu kaza sebebiyle müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde; 21.10.2022 tarihinde 21.110,97 TL hasar tazminatı, 04.01.2023 tarihinde 8.346,74 TL değer kaybı tazminatı, 10.11.2022 tarihinde 440,78 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplamda 29.898,49 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler neticesinde de müvekkili şirket poliçe kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerini, teminat limiti ile sınırlı olacak şekilde yerine getirdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu iddia edildiği, ancak kaza tespit tutanağı olarak sunulan belgede kusur oranına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, müvekkili şirket bakımından davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar Bekir Göktaş ile ... Yapı Kimyasalları İnşaat Gayrimenkul Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 20/01/2023 tarihli dava dilekçesinde öne sürmüş olduğu iddia ve talepleri kabul etmediklerini, Mülkiyeti ... A.Ş'ye ait olan 38 ... plakalı sayılı araç ile seyir halindeyken 09/09/2022 tarihinde davacının maliki bulunduğu 34 ... plakalı araç ile çarpışma sonucu addi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığını, kusurun davacıda olduğunu, davacının kullanmış olduğu ve kazaya karışan 34 ... plakalı aracın daha önceden karışmış olduğu bir kaza olup olmadığının , karışmış olduğu bir kaza var ise aracın hangi bölgelerinden darbe aldığının ve onarım gördüğünün sorulması gerektiğini, kazanın olması durumunda değer kaybı tazminatı talep edilemeyeceğinden ayrıca bu yönden de davanın reddi gerektiğini, ayrıca 34 ... plakalı aracın marka ve modeli, üretim yılı, kaza anındaki kilometresi, pazar değeri, hasar geçmişi ve mevcut hasarın niteliğinin mahkemece yapılması muhtemel bir değer kaybı hesabında dikkate alınması gerektiğini, ... A.Ş'ye ait 38 ... plakalı araca ilişkin olarak 26/06/2022-26/06/2023 tarihleri arasında kapsayan ... poliçe no ile ... A.Ş'ye Genişletilmiş Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası ve 17/12/2021-17/12/2022 tarihleri arasını kapsayan ... poliçe no ile ... A.Ş.'ye Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Katılım sigortası yapıldığını bu nedenle; davacının değer kaybı talebine ilişkin sorumluluğu bulunan yukarıda ünvan ve adres bilgileri yazılı sigorta şirketlerine davanın ihbarını talep ettiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Türkiye Noterler Birliğine ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verildiği görülmüştür.
Davalı ... A.Ş.ve ... A.Ş.'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
İhbar olunan ... A.Ş.'ne dava dilekçesi ve ihbar dilekçesinin tebliğ edildiği görüldü.
Bilirkişi E. Trafik Müh. ***'dan alınan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 38 ... plakalı araç sürücü...'ın;
K.T.K. nın 67. maddesinde belirtilen “araç manevralarını düzenleyen” kuralları ”;
K.T.K. tın 53. maddesinde belirtilen “sola dönüş kurallarını” ve K.T.K. nın 84/A-06 kod nolu " doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma " kuralını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği;
34 ... plakalı araç sürücüsü ...'un kazaya etken kural ihlalinde bulunmadığı;
34 ... plakalı aracın değer kaybı bedelinin 15.000,00 TL. olarak hesaplandığı, bu bedelin 8.346,74 TL' sinin davalı ... A.Ş. tarafından ödendiği tespit edildiğinden bakiye değer kaybı bedelinin 6.653,26 TL. olacağı yönündeki tespit ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi , davalı ... A.Ş vekilinin 27/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve davalılar *** ile ... Yapı Kimyasalları İnşaat Gayrimenkul Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin 28/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. 15/02/2024 tarihinde davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu, taraflara tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş vekilinin ıslaha karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/09/2022 günü Davacıya ait 34 ... plakalı aracın davalı ... ... A.Ş'ye ait ve davalı... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı araç ile kazaya karıştığını davacıya 19/10/2022 tarihinde başvurduklarını, ancak değer kaybının ödenmediğinden bahisle , 100,00 TL belirsiz nitelikteki alacağın kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini dilemiştir.
Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalı ... ... A.Ş olduğu, kaza tespit tutanağı uyarınca araç sürücüsünün davalı... ve 34 ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır.
Zaman aşımı def'inin değerlendirmesinde;
Davalı davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, zaman aşımı def'inde bulunmuştur.
2918 sayılı KTK'nın 109/1-4. maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar."
TBK'nun 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar."
Somut olayda, davaya konu trafik kazası 09/09/2022 tarihinde meydana gelmiş; 18/11/2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulmuş ve 30/11/2022 tarihinde olumsuzlukla sonuçlanmıştır. Eldeki dava ise 20/01/2023 tarihinde açılmıştır.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza ve dava tarihi dikkate alınarak zamanaşımı itirazı yerinde olmadığından ilgili itiraz reddedilmiştir.
-Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün değerlendirilmiştir.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, değer kaybı konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı, kural ihlalleri tespiti uyarınca 7/09/2024 günü sürücü davalı...'ın sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı araç ile Miralay Nazim Bey Bulvarını takiben seyir ederken kavşağa geldiğinde sağ şeritten sola kontrolsüz dönüş manevrası yaptığı sırada aracın sol arka kısmıyla kendisiyle aynı yönde hareket halinde olan ve sol şeritten seyir eden sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın sağ ön kısmına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, sürücü...'ın TKK'nun 53. maddesi uyarınca sola manevra kurallarının ve 83. maddesi uyarınca doğrultulu değiştirme manevralarını hatalı yapmakla tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir.
Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 6.653,26 TL değer kaybı zararı bulunduğu anlaşılmıştır.
-Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve *** Esas, *** Karar).
Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur.
-Davalı ... ... A.Ş'ye ait ve davalı...'ın sorumluluğuna dair değerlendirmde;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)
Somut olayda, davalı ...... AŞ. işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar.
- Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacının sigorta şirketine 19/10/2022 tarihindeki başvurusu dikkate alınarak 01//2023 tarihi temerrüt tarihi olarak belirlenmiştir. Davalı ... ... A.Ş'ye ait ve davalı... yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. Kazaya karışan araç ticari olduğundan ticari avans faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının değer kaybı tazminatına ilişkin davasının kabulü ile;
2-6.653,26 TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, sigorta şirketi yönünden başvuru tarihi esas alınarak belirlenen 01/11/2023 tarihinden itibaren davalı ...... A.Ş. Ve... yönünden ise kaza tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren alacağı ticari avans faizi uygulanmasına,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 454,48 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 111,92 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 291,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 162,46 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı 179,90 TL, peşin harç 179,90 TL, ıslah harcı 111,92 TL, tebligat, müzekkere ve posta gideri 655,50 TL ve bilirkişi ücreti 1.200,00 TL olmak üzere toplam 2.327,22 TL yargılama harç ve giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 6.653,26 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/05/2024

Katip ***
e-imzalıdır

Hakim ***
e-imzalıdır