T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ***
ÜYE : ***
ÜYE : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şahıs arasında gerçekleşen ticari ilişki sonucu 17.706,27-TL bedelli, 01/03/2022 tarihli, ... numaralı, 39.847,08-TL bedelli, 04/04/2022 tarihli, ... numaralı, 292.365,18-TL bedelli, 22/04/2022 tarihli, ... numaralı ve 320.178,06-TL bedelli, 10/05/2022 tarihli ... numaralı faturalar düzenlendiğini, davalı şirket tarafından alınan ürünlerin karşılığı olan faturalarda belirtilen borcun müvekkili şirkete ödenmediğini, söz konusu faturalara dayanılarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı şahıs tarafından borca itiraz edilmesinin akabinde takibin durdurulduğunu belirterek davalı tarafından icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında takibe konu faturalardan kaynaklı hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, faturalara konu edilen ürünlerin müvekkili tarafından satın alınmadığını ve müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, davacı şirketin faturalara konu ürünlerin müvekkili tarafından teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunmadığını sadece faturaları öne sürdüğünü, ancak sadece faturanın ürün alınıp teslim edildiğine dair ispat aracı olmadığının açık olduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, haksız davanın reddi gerektiğini belirterek davacı şirketin davasının reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, 17.706,27-TL bedelli 01/03/2022 tarihli, ... numaralı, 39.847,08-TL bedelli 04/04/2022 tarihli, ... numaralı, 292.365,18-TL bedelli, 22/04/2022 tarihli, ... numaralı ve 320.178,06-TL bedelli, 10/05/2022 tarihli, ... numaralı faturalara, davacı şirketin ticari defterleri ve kayıtlarına, davalıya ait ticari defterleri ve kayıtlarına, fatura ve irsaliyelere, vergi dairesi kayıtlarına, banka kayıtlarına, hizmetin yapıldığı veya malın teslimini gösterir belgelere, Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... Büro dosya numaralı ve ... arabuluculuk numaralı dosyasına, tanık beyanlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, ticari defter ve kayıtlara, SGK kayıtlarına, vergi dairesi kayıtlarına, tanık beyanlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap sistemi üzerinden gönderilmesi müzekkere yazılarak istenilmiştir. Anılan takip dosyasının Uyap kayıtları dava dosyamız arasına alınmıştır.
Mimarsinan Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak 01/03/2022-10/05/2022 tarihlerini kapsayan dönem için davacı şirket tarafından verilen form BA (Bilanço Alım) ve davalı şirket tarafından verilen form BS (Bilanço Satım) belgeleri örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. 19/01/2023 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı ...'in T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalının oda kaydı bulunup bulunmadığı sorularak varsa, faaliyet alanının ve kayıt tarihinin bildirilmesi ve ilgili kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. 31/01/2023 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı ...'in T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile Mimar Sinan Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak, davalının ticari işletme kaydı olup olmadığı, varsa bilanço esasına göre mi yoksa işletme esasına göre mi defter tuttuğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 ve müteakip maddeleri uyarınca alış satış ve gayri safi iş hasılatı yönünden davalının esnaf işletmesi sınırının altında kalıp kalmadığı (esnaf işletmesi sınırı içinde olup olmadığı) sorulmuş, varsa buna ilişkin kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. 20/01/2023 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Taraflara verilen kesin süre içinde davacı vekilinin 16/03/2023 tarihli dilekçesi ile iki adet tanık ismini bildirdiği, davalı tarafın ise kesin süre içinde tanık ismi bildirmediği görülmüştür. HMK'nun 200. maddesi hükmü, davanın mahiyeti ve davalının açık muvafakatı olmaması dikkate alınarak davacının tanık dinletme isteminin reddine karar verilmiştir.
Taraflara HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2022 ve 2023 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için kesin süre verilmiş; kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılacaklarının, HMK'nun 94/2. maddesi gereğince ticari defter ve kayıt deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının, 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresini bildirmemesi halinde karşı tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi ve onun halefi lehine delil olarak kabul edileceği taraf vekillerine ayrı ayrı ve usulünce ihtar edilmiştir. Davacı vekilince 25/09/2023 tarihli dilekçe ile davacının ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirilmiştir. Davalı vekilince 18/09/2023 tarihli dilekçesi ekinde 2022 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterleri ve 2021 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin bir kısım fatura ve belgelerin ibraz edilmiş, 2023 yılı Ağustos ayına kadar olan belgelerin ise bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirilmiştir.
İlgili delillerin toplanmasından sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir muhasebeci-mali müşavir bilirkişiye tevdine, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, takibe dayanak faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, takibe dayanak faturalar nedeni ile davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının kaç TL olduğu hususlarında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişi *** tarafından düzenlenen 07/11/2023 tarihli raporda özetle; "Davalı ...'in ticari defter noter tasdikinin zamanında yapıldığı, defterin usulüne göre tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, tespit edilmiştir. Davalı ...'n ticari defter kayıtlarına istinaden; davacı *** Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarında ticari bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Davacı ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter tasdikinin zamanında yapıldığı, defterin usulüne göre tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. Davacı ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına ve Ba/Bs beyannamesine istinaden; davalı ... ile aralarında ticari bir ilişkinin olmadığının tespit edildiği" belirtilmiştir. Bilirkişi raporu HMK'nun 281. maddesindeki ihtaratı içerir tebligat evrakları ile birlikte taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir beyan dilekçesi sunulmuştur.
Davacı vekili 27/11/2023 tarihli dilekçesinde "... Borçlunun haksız bir şekilde itiraz ettiği icra takibine, müvekkil şirketçe düzenlenen faturalar dayanak oluşturmuştur. E-fatura, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olup adından da anlaşıldığı gibi elektronik ortamda hazırlanmış faturalara denilmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile ticari hayatta kullanımı artan e-faturalar klasik kağıt faturalar ile aynı işlevi görmekte ve aynı niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla bu e-faturaların resmi geçerliliği vardır. Müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişki işbu e-faturalar ile sabittir. Bu borcu ödediğine ilişkin hiçbir delili olmayan davalı tarafın borca itirazı, müvekkilin alacağını geciktirme çabasından ibarettir. Özetle, müvekkil şirketçe usulüne uygun olarak düzenlenmiş e-faturalara itiraz etmeyen davalı borçlu, TTK m.21/2'de düzenlenen kanuni karine gereği fatura içeriğini kabul etmiş sayılmaktadır. Borçlu taraf faturalara düzenlendiğinde itiraz etmediği gibi, gönderilen icra emrine karşı borca itiraz dilekçesinde de faturalara açıkça itiraz etmemiştir. Bu nedenle, davalı borçlunun müvekkil şirketçe başlatılan takibe yönelik itirazı haksız ve kötü niyetli olup itirazın iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Rapordaki aleyhe olan hususlara itirazlarımızı tekrarla takibe konu faturalar ve ticari ilişkinin varlığı da dikkate alınarak ilgili belgelerin yeniden celbi ile ek rapor alınmasına, karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyan ve talepte bulunmuştur. Dosya kapsamı ve HMK'nun 30. maddesi hükmü uyarınca davacının vergi dairesinden ve davacıdan dava konusu faturalar ile ilgili araştırma yaptırılması, ek rapor veya başka bilirkişiden yeni rapor aldırılmasına ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacının yemin deliline dayandığı görülmekle davacı tarafa davalıya karşı yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek, yemin teklif edecekse yemin metnini sunmak üzere kesin süre verilmiş, kesin süreye uymadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı davacı vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacı vekilince 29/12/2023 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurulmayacağı bildirilmiştir.
YARGILAMA, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Zira1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 99. maddesine göre ihtilaf ticari niteliktedir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyetince yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş, ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Dava dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünün 7. bendinde "İcra takibine konu faturalarda asıl alacak miktarı 116.952,75-TL olup faiz miktarlarını eklemeden asıl alacak miktarı üzerinden itirazın iptalini talep etmekteyiz..." yazdığı, takibe dayanak faturaların toplam tutarının ise 670.096,59-TL olduğu, icra takibinde asıl alacak ve işlemiş faiz ile talep edilen takip çıkışının 678.827,94-TL olduğu, dava dilekçesinde dava değerinin 670.096,59-TL asıl alacak olarak gösterildiği anlaşılmakla; HMK'nun 31. maddesine göre talep sonucunu açıklaması, 670.096,59-TL asıl alacak üzerinden mi yoksa 116.952,75-TL asıl alacak üzerinden mi eldeki itirazın iptalini talep ettiklerini bildirmesi istenilmiştir. Davacı vekili 25/09/2023 tarihli dilekçesi ile "...İcra takibine konu asıl alacak miktarı 670.096.59-TL olup, dava dilekçesinde 116.952,75-TL değerindeki tutar sehven yazılmıştır. Bu doğrultuda dava konusu yapılmasını talep ettiğimiz asıl alacak 670.096.59-TL olup faiz miktarlarını eklemeden asıl alacak üzerinden itirazın iptalini talep etmekteyiz. ..." şeklinde açıklama beyanında bulunulduğu görülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine vaki itirazlarının haklı olup olmadığı, davalının borca itirazlarının iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar ve kötüniyet tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli, *** Karar sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK'nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas takip dosyasında; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine dört adet faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalı borçluya 04/07/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından 06/07/2022 tarihli dilekçe ile takibe ve borca itiraz edilmiş ve icra müdürlüğünce aynı tarihli tensip kararı ile İİK'nun 66. maddesi uyarınca davalı borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 67. maddesine göre itirazın iptali davası, itirazın alacaklı davacıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Takip dosyası kapsamında davalı borçlunun borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle sürenin işlemeye başlamadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce davalı gerçek işi hakkında tacir olup olmadığının tespiti amacıyla araştırmalar yapılmıştır. Neticede davalının da tacir olduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu'nun (3475 sayılı Kanun) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24/12/2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarihli ve 2001/l Esas, 2003/l Karar sayılı kararında fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmıştır.
25/01/2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Tebliği (Sıra No:396)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair 523 sıra no'lu tebliğin 1 maddesine "...Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılı Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dahil edilmeyecektir." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (mal) alım-(mal) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini veya hizmetin verildiğini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Faturaya itiraz edilmemesi sonucu kabul edilmiş sayılan fatura içeriğinden ne anlaşılması gerektiği hususu da Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir. Faturaya itiraz etmeyen kişi, öncelikle faturada yer alan miktara ilişkin hususları kabul etmiş sayılmaktadır. Faturada sadece sözleşmenin ifası aşamasına dair yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususların var olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla faturaya itiraz edilmemesiyle kabul edilmiş sayılan içerik bunlarla sınırlıdır. Faturaya itiraz etmeyen kişi, bu hususların dışında faturada belirtilen malı teslim aldığını, hizmetten yararlandığını ya da işin yapıldığını da kabul etmiş olmaz.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Yapılan tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava dört adet elektronik faturaya dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan ilâmsız icra takibine karşı davalı tarafın itirazı üzerine, davacı tarafça açılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tarafların ticari defter kayıtları ve Ba/Bs beyannamelerine istinaden taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığı, takibe dayanak yapılan bu 4 adet elektronik faturanın davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının cevap dilekçesinde; taraflar arasında takibe dayanak faturalardan kaynaklı hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, davalının faturalarda yazılı ürünleri davacı şirketten satın almadığı, faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Cevap dilekçesinde belirtilen bu hususlar ve özellikle davalının faturaların konusu olan mallarla ilgili satım akdinin yapıldığını ve faturalara konu malların teslim edildiğini kabul etmediği nazara alındığında; somut olayda olduğu gibi, eğer faturalar alıcının (davalının) ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcının (davacının) alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmesi gerektiğinden, akdi ilişkinin ve faturalara konu malların teslim edilip edilmediğine ilişkin ispat yükü davacı şirkete aittir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 31/05/2023 tarihli ve *** K. Sayılı emsal ilamı).
İspat bir yükümlülük olmayıp, bir yüktür. Yük (külfet) hukuk düzeninin bir kimseye, diğer bir kimse karşısında yüklemiş olduğu davranış olup, külfet üzerine yüklenen kişi bu davranışı yerine getirmediği takdirde ya elde etmesi mümkün olan bir hakkı kazanamaz ya da böyle bir hakkı kaybeder (Eren, F.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 16.b., Ankara 2014, s.45). Buna göre ispat yükü kendisine düşen taraf bunu yerine getirmek zorunda değildir, fakat bunun yerine getirilmemesi halinde dava sonucunda ulaşılmaya çalışılan hakka ulaşılamayacak (Börü. L.: Medeni Usul Hukukunda İddia ve Somutlaştırma Yükü, Ankara 2016, s.66 vd.); mahkemede bu yönde bir kanaat oluşturmak mümkün olmayacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraf defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi defter kayıtlarına göre taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ve takip dayanağı yapılan faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davacının ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil niteliğinde olduğu,
davacı şirketin takip dayanağı olan 4 adet elektronik faturaya konu mallar hakkında taraflar arasında satım sözleşmesi (akdi ilişki) bulunduğunu ve bu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf yemini eda ettiği taktirde, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığını ispat etmiş olur. Yani yeminin eda edilmesi üzerine, artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille kanıtlanmış olacağından, karşı taraf o konuda yeni bir delil getiremez, mahkeme de araştırmada bulunamaz. Yemin eda eden kişi ve mirasçıları lehine kesin delil teşkil eder. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/03/2017 tarihli, *** Karar sayılı emsal kararı)
Takip dayanağı olan faturalara dayalı satım akdini ve faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini yasal ispat edemeyen davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmekle, davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, edecekse yemin metnini sunması için davacı tarafa kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin teklifine dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı davacı vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 29/12/2023 tarihli dilekçe ile yemin deliline başvurmayacakları bildirilmiştir.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine ve yine davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcının peşin alınan 8.049,44-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 7.621,84-TL'nın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Davanın reddi nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 99.813,52-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2024
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip ***
E-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!