T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... -
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin atık ve hurda toptan ticareti alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalının hurda satışı üzerine anlaştığını, müvekkilinin 12/06/2019 tarihinde satış bedeli olan 50.000,00-TL'yi davalının Akbank Kayseri OSB şubesinde bulunan hesabına gönderdiğini, müvekkilinin hurdaların bedelini ödemesine rağmen davalı tarafından hurdaların tesliminin yapılmadığını bunun üzerine müvekkilinin ödemiş olduğu hurda bedelinin temini için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatığını, davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun anlaşılacağını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın kabulü ile, itirazın asıl alacak 50.000,00-TL yönünden iptali ile takibin devamına, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması sebebi ile arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı, duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmesine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunulmamış, davalı duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda yapılıp bitirilmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre tarafların tacir olması ve işin ticari iş olması nedeniyle davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, davacı tarafın ticari defter kayıtları, Akbank T.A.Ş.'nin cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Davalının ticaret sicilinde kayıtlı *** Ulutaş İş Hanı Blok No:85 İç Kapı No:502 Kocasinan/Kayseri adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine davalıya yapılan tüm tebligatlar aynı adrese Tb. K 35. Maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında; alacaklının ... ... Ltd. Şti., borçlunun ... ... Ltd. Şti. olduğu, 50.000,00-TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve *** K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır.
Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK'nun 222/1) Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur.
Mahkememizce HMK 222. maddesi uyarınca 01/11/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı tarafça ticari defterler sunulmamıştır.
Mali müşavir bilirkişiden alınan 25/12/2023 tarihli bilirkişi raporda; davacı ... San. Ürün. Ve Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin e-defter beratlarının zamanında alındığı, kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulduğu, davacı ... San. Ürün. Ve Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; ... İnş. Makina Elekt. Day. Tük. Mal. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den 50.000,00-TL tutarında alacaklı olduğu, davalı yana ulaşılamaması sebebiyle, davalı yan yönünden herhangi bir tespitin yapılamadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasının fatura alacağına dayalı olarak açıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıdan hurda malzemeleri satın aldığı ve bunun için davalı hesabına 12/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL gönderdiği, ancak alınan malzemelerin davalı tarafça davacıya teslim edilmediğinin anlaşıldığı, bu yönde davacı kayıtlarında bir fatura yer almadığı, davalının ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiği, bu nedenle yalnızca davacının ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılabildiği, davaya konu edilen alacak kalemlerinin davacının ticari defterlerinde yer aldığı, davalı tarafça dosyaya icra takibine konu borcun ödendiğine ilişkin ödeme belgesi vs. sunulmadığı görülmekle, davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davaya konu edilen alacağın ticari defter kayıtlarıyla sabit ve likit bir alacak olması nedeni ile hüküm altına alınan 50.000,00-TL'nin %20'si oranındaki (10.000,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile;
1-Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 50.000,00-TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmasına,
2-İİK 67/2 maddesi uyarınca alacak likit olduğundan dava konusu alacak miktarı olan 50.000,00-TL'nin % 20'si tutarında 10.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.415,50-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 853,88-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 2.561,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 853,88-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 321,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.855,03-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 28/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!