T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO :***
KARAR NO : ***
HAKİM :***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketince ZMMS poliçesi ile sigortalı 38 ... plakalı araç ile müvekkiline ait 38 ... plakalı araç arasında 01/02/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine zararların giderilmesi amacıyla başvuruda bulunulduğunu ancak müvekkilinin zararlarının giderilmediğini belirterek şimdilik 10,00 TL hasar farkı tazminatı ve 10,00 TL Değer Kaybı bedelinden oluşan toplam 20,00 TL maddi tazminatın; haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile beraber davalı sigorta şirketinden tahsiline (sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına), vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın reddini, davanın kabulü halinde ise, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden, müvekkili şirket aleyhine faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faize hükmedilmesi halinde "dava dilekçesinde yazılı miktar yönünden dava tarihinden, ıslahla artırılan miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren" yasal faize hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
... A.Ş'nin ... nolu poliçesinin incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın 08/04/2022 başlangıç ve 08/04/2023 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür.
Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı ve 38 ... plaka sayılı araçlarının kaza tarihi olan 01/02/2023 tarihli kaza tarihinde ve halen kimin adına tescilli olduğu sorulmuş ve araç tescil kaydı celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak davacıya ait 38 ... plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 01/02/2023 tarihinden öncesine ait başkaca bir trafik kazası olup - olmadığı hususunun tespiti ile varsa kaza tarihi itibariyle sigorta şirketi bilgileri ve kaza tespit tutanağı bilgisi celp edilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi 07/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
-Kaza olayının maddi hasarlı ve çift taraflı bir Trafik Kazası olduğu,
-Raporun 2. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki kök neden; sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde asli kusurlu sayılan trafik kurallarından ve ilgili maddelerdeki hallerini ihlal ettiği, aracını kullanırken çevre, hava, yol ve trafik durumunu kontrol etmediği ve araç hızını ayarlayamadığı, gece saatlerinde yol zeminin karlı ve kaygan olduğu durumunu dikkate almadığı ve önünde seyreden aracı sollarken kontrolsüzce hareket ettiği, aracının doğrultu değiştirme manevralarını hatalı yaptığı, şerit ihlali yaparak diğer araca sol tarafından çarparak başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlediği, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamadığı, bu nedenle sürücü ...' un meydana gelen olayda tamamen sorumlu olduğunu,
-Söz konusu kazada araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilememesi, dosya içeriğinde kazaya istinaden yapmış olduğu taraflar arasında yapılan Kaza Tespit Tutanağı, teknik değerlendirme ve inceleme sonrasında sürücü ...' un sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile seyrederken gece saatlerinde yol zeminin karlı ve kaygan olduğu durumunu dikkate almaması ve önünde seyreden aracı sollarken kontrolsüzce hareket etmesi nedeni ile 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' un kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediğini,
- Kazadaki araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, kazanın 38 ... plakalı araç sürücü ...' un şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı, bu nedenle 38 ... plakalı araç sahibi İsmail KURT' un kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediğini,
-Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşıldığını, bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığını,
-Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığını,
- 38 ... plakalı aracın 01.02.2023 olay tarihi itibarıyla Hasar Bedelinin yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere %18 KDV dahil 18.290TL olduğunu,
- 38 ... plakalı aracın 01.02.2023 olay tarihi itibarıyla meydana gelen Araç Değer Kaybının 15.000 TL olduğunu,
- 38 ... plakalı aracın 01.02.2023 olay tarihi itibarıyla İkame Araç Bedelinin %18 KDV dahil 2.250TL olduğunu bildirir yönde kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi ve davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Davacı ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu beyan ve itirazları göz önüne alınarak açıklayıcı ek rapor düzenlenmek üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 21/01/2024 tarihli ek raporda özetle;
Araç Toplam Onarım Maliyeti=Yedek Parça + İşçilik
=4.916,86+15.500=20.416,86TL olarak hesaplandığını,
-Araç Toplam Onarım Maliyetinin %18 KDV dahil 20.416,86x1,18=24.091,89TL olarak hesaplandığı yönünde kanaatini bildirmiştir. Ek rapor taraflara tebliğ edilmiş, ek rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Davacı vekilinin 05/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, ıslah dilekçesinden bir örneğin davalı vekiline tebliğ edildiği, ıslaha karşı davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen araç hasar zararı ve araç değer kaybı zararının tazmini istemi ile açılan tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar anlaşmaya varamadıkları görülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık konuların değerlendirmesinde;
Tarafların uyuşmazlık konuları;01/02/2023 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne şekilde kusurlu olduğu, bu kazada davacıya ait 38 ... plakalı araçta hasar zararı ve değer kaybı zararı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi vekili tarafından eksik evrakla başvurulması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi talep olunmuşsa da, dava şatlarının mevcut olduğu değerlendirilmiştir.
Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, *** Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının araç değer ve hasar kaybı zararı talebini kesin olarak belirlemesinin mümkün olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu denenle davalı ... Anonim Şirketi vekilinin aksi yöndeki itirazlarına itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Kusur ön sorununun değerlendirmesinde;
Mahkememizce görevlendirilen Trafik-Makine Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, hava, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, gece saatlerinde yol zeminin karlı ve kaygan olduğu durumunu dikkate almamış ve önünde seyreden aracı sollarken kontrolsüzce hareket etmiş, aracının doğrultu değiştirme manevralarını hatalı yapmış, şerit ihlali yaparak diğer araca sol tarafından çarparak başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Söz konusu kazada araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilememesi, dosya içeriğinde kazaya istinaden yapmış olduğum taraflar arasında yapılan Kaza Tespit Tutanağı, teknik değerlendirme ve inceleme sonrasında sürücü ...' un sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile seyrederken gece saatlerinde yol zeminin karlı ve kaygan olduğu durumunu dikkate almaması ve önünde seyreden aracı sollarken kontrolsüzce hareket etmesi nedeni ile 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' un kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği kanatine varılmıştır.
Söz konusu kazada Kazadaki araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, kazanın 38 ... plakalı araç sürücü ...' un; şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı, bu nedenle 38 ... plakalı araç sahibi İsmail KURT' un kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği yönündeki tespit ve kanaatini" bildirilmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki tanık anlatımları, kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Araç hasar zararına dair değerlendirmede;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; trafik kazasında zarar gören aracın gerçek hasar zararından zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte sorumludur.
Araç değer kaybı zararına dair değerlendirmede;
Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren, hem de zorunlu trafik sigortacısı sorumludur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2016 tarihli, 2015/18642 Esas ve 2016/11228 Karar sayılı ilamı).
Araç hasarında değer kaybı; aracın hasarsız haldeki 2. el piyasa değeri ile hasarın onarımından sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki fark olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, değer kaybının, araçların modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek araçların kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar doğrultusunda değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1de bulunan "Değer Kaybı Hesaplanması" yöntemine göre değil, kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın kilometresi ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekir.
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasar zararı ile araç değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 28/10/2013 tarih ve *** Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre araç değer kaybı, maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacının araç hasar zararı ve araç değer kaybı zararından davalı sorumludur.
Bedel arttırım ve ıslah talebi, temerrüt tarihi ve faiz türü ile ilgili değerlendirmede;
Davacı vekili 05/03/2024 tarihli dilekçesinde davalarını ıslah ettiklerini bildirmiştir. Davacı tarafından ilgili harçlar tamamlanmıştır. Bu dilekçelerin bir örneği davalıya tebliğ edilmiştir.
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir.
2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Davalı sigorta tarafından 28/02/2023 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmakla kısmi ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiştir
Davacının araç hasar zararı ve araç değer kaybına yönelik zararından davalı Quıck Sigorta A.Ş.'nin ZMMS poliçesi teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 28/02/2023 tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumludur.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Yargılama sonunda toplanan tüm delillere ve benimsenen ve hükme esas alınan Trafik-Makine Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen raporuna göre davacının davalılar hakkında araç hasar zararı ve araç değer kaybı zararına yönelik maddi tazminat davasının kabulü ile 15.000,00-TL araç değer kaybı zararı ve 4.654,50 TL araç hasar zararı olmak üzere maddi tazminatın davalı ... Anonim Şirketinin ZMMS poliçesi teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 28/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, .Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca hasar bedelinden iskonto uygulanmaması ve gerçek zarar üzerinden tazminata hükmedilmektedir.3065 Sayılı KDV Kanunu 1. maddesi gereği; Türkiye'de yapılan ticari , sınai , zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu düzenlemesi sebebiyle tazminat hesabında KDV dahil iskonto uygulanmaksızın tazminat miktarı belirlenmelidir. Bu nedenle tazminat hesabında anlaşmalı servis iskontosunun yapılamayacağı, hesaplamanın orijinal parça fiyatı üzerinden yapılması ve hesaba KDV değerinin dahil edilmesi gerektiğinden (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ***K.). bilirkişi raporunda iskontosuz KDV dahil hesaplama yönünden
karar verilmesi görüş ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının hasar kaybı tazminatına ilişkin davasının kabulü ile 4.654,50 TL hasar kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan alacağa 28/02/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Davacının değer kaybı tazminatına ilişkin davasının kabulü ile 15.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan alacağa 28/02/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 1.342,59 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 179,90-TL ve ıslah harcı 335,25-TL 'nin mahsubu ile eksik 827,44 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı 179,90-TL, peşin harç 179,90-TL, ıslah harcı 335,25-TL, tebligat, müzekkere ve posta gideri 113,75-TL ve bilirkişi ücreti 1.000,00 TL olmak üzere toplam 1.808,80-TL yargılama harç ve giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!