T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas -***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu 38 ... plakalı araçla taşımacılık işleri yaptığını, müvekkilinin davalının taşıma işlerini yaptığını, müvekkilinin bu taşıma işi nedeni ile düzenlediği 16/11/2022 tarihli 30.506,82-TL'lik faturayı davalıya verdiğini ve davalının bu faturayı ticari defterlerine işlediğini ancak bugüne kadar bu işlemlerden kaynaklanan borcunun müvekkiline ödemediğini, arabuluculuk görüşmelerinden netice alamadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin yaptığı taşımacılık işi nedeni ile davalıdan 30.506,82-TL'lik alacağının 16/11/2022 tarihinden itibaren ticari temerrüt, Merkez Bankası avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığını, müvekkilini davacıya 23.693,90-TL ödeme yaptığını, faturada belirtilen bedelin 8.968,20-TL'lik kısmına fiyat farkı düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacını iddialarının mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, taşımacılık işinden kaynaklı alacak davasıdır.
Her ne kadar Mimarsinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 23/03/2023 tarihli yazı cevabında davacının 2. Sınıf tüccar olup işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş ise de talep konusu alacağın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre de taşıma hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardan olarak belirtildiğinden davaya bakmaya mahkememizin görevli olduğu kanaatiyle işin esastan incelenmesine geçilmiştir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Vergi dairesi kayıtları, Türkiye Noterler Birliği'nin cevabi yazısı, fatura örneği ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Dosyaya mübrez 20/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2022 ve 2023 yıllarında defter beyan sistemine tabi olduğu, davalının 2022 ve 2023 yıllarında e-defter e-berat tasdikine tabi olduğu, beratlarının süresi içinde ve usulüne uygun olarak verilmiş olduğu, HMK'nın 222. maddesine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının 2022 yılı Ekim ayı KDV beyannamesinde davaya konu satış faturasını beyan etmiş olduğu, davalının 2022 yılı Ekim ayı BA formunda davaya konu faturayı beyan etmiş olduğu, davalının 2022 yılı ticari defter kayıtlarında davaya konu faturanın usulüne uygun olarak muhasebeleştirilmiş olduğu, davalının davacıya düzenlemiş olduğu, 16.03.2023 tarihli ... seri sıra numaralı 8.968,20-TL'lik fiyat farkı faturasına davacı tarafça süresi içinde itiraz edilmiş olduğu, davalının 2023 yılı Mart ayına ait BS formunda, ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunan 16.03.2023 tarihli ... seri sıra numaralı 8.968,20-TL'lik fiyat farkı faturasını beyan etmemiş olduğu, davalının davacıya düzenlemiş olduğu fiyat farkı faturasının geçerliliğinin takdirinin mahkemeye ait olmak üzere faturanın geçersizliği yönünde hüküm kurulacaksa davacının davalıdan asıl alacak 8.968,20-TL alacaklı olacağı, aksi yönde hüküm kurulacaksa davacının davalıdan alacağının bulunmayacağı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; davacının davasına dayanak olarak 16/11/2022 tarihli, 30.506,82-TL'lik faturayı gösterdiği, davalının cevap dilekçesinde akdi ilişkiyi inkar etmeyip borcun 23.693,90-TL'sini ödediğini, kalan 8.968,20-TL'lik kısım için ise fiyat farkı faturası düzenlediğini savunduğu, bu ödemeye ilişkin dekont örneğini sunduğu, taraflar arasında başkaca hukuki ilişki bulunmaması ve fatura tarihinden sonra ödenmesi nedeniyle ilgili ödemenin fatura borcun ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, dava tarihinin 21/03/2023, kısmi ödeme tarihinin 31/03/2023 tarihi olduğu dikkate alındığında davacının talebinin 23.506,82-TL lik kısmı yönünden ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bakiye kısım yönünden ise tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması nedeniyle delil teşkil ettiği, her iki tarafın da dava konusu faturayı vergi dairesine bildirmiş olduğu, davalının düzenlemiş olduğu 16/03/2023 tarihli, 8.968,20-TL'lik faturaya ise davacı tarafça süresinde itiraz edildiği, davalının bu faturayı vergi dairesine beyan etmemiş olduğu, davacının davalıdan 8.968,20-TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlı kalınarak ödenen miktar mahsup edildiğinde bakiye 6.812,92-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Dava dilekçesinde fatura tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilmiş ise de dava tarihinden evvel davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir bildirim, ihtarname vb kayıt sunulmadığından faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekmiştir.
Davalının 23.693,90-TL'lik ödemeyi dava açıldıktan sonra yapması, bundan dolayı karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği nazara alındığında dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının da dava tarihi itibariyle haklı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla bu miktar açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ve arabulucu ücretinin davalıya yüklenmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının talep konusunun 23.693,90-TL'lik kısmı yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-6.812,92-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.083,92-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 520,99-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.562,93-TL karar ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 520,99-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 109,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.310,14-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/03/2024
Katip ***
e-imzalı
Hakim ***
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!