T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : *** UETS
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari satım ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin davalıya toplamda 41.770,75-TL bedelli akaryakıt sattığını, taraflar arasındaki ticari ilişkininin süreklilik arz etmesi nedeni ile karşılıklı olarak alacak ve borçlarının hesabını tuttukları cari hesap defteri düzenlediklerini, davalının cari hesap yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve ödemeleri zamanında yapmadığını, müvekkilinin alacağının tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi durumunda ortaya çıkacağını, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, borçlunun yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı, duruşma gün ve saatini bildiren davetiye tebliğ edilmesine rağmen, davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda yapılıp bitirilmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre tarafların tacir olması ve işin ticari işletme ile ilgili olması nedeniyle davaya bakmaya mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, takibe dayanak faturalar, vergi dairesi kayıtları, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ... ... Ltd. Şti., borçlunun ... Coffee ... Ltd. Şti. olduğu, 43.147,37-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görüldü.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve *** K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır.
Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
6098 sayılı TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK'nun 222/1) Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur.
Mahkememizin 08/11/2023 tarihli ön inceleme duruşmasının (2) nolu ara kararı ile taraflara 2022 ve 2023 tarihlerine ilişkin ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı defterlerin bulunduğu yeri bildirmiş, davalı usulüne uygun tebligata rağmen defterlerini sunmaktan kaçınmıştır.
Dosyaya mübrez 11/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın davalı aleyhine başlatmış olduğu takipte 12 adet faturayı dayanak gösterdiği, söz konusu faturaların dava dilekçesinde de belirtildiği, dava dosyasında cari hesap ilişkisinden bahsedilmekle birlikte takip dosyasında cari hesap bakiyesinin dayanak gösterildiğini belirten bir açıklama bulunmadığı, davacının takip ve dava konusu yaptı 12 adet fatura davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedildiği, söz konusu faturalar toplamının 41.770,00-TL olduğu, bu faturalara dayalı mal teslimini gösteren bir belgenin dosyada bulunmadığı, ayrıca davalı tarafça ticari defterlerin sunulmadığı için bahse konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığına ilişkin tespit yapılmadığı, davacının ticari defterlerinde takip konusu faturalardan sonra 38.240,00-TL davalıdan tahsilat yapıldığına ilişkin kayıt bulunduğu, TBK'nın 102. maddesi gereği bu tutarın takip konusu faturalara sayıldığında davacının davalıdan bakiye alacağının (41.770,75-38.240,00) 3.530,75-TL olarak hesaplandığı ancak yukarıda belirtildiği üzere dosya kapsamına mal teslimine ilişkin bir belge sunulmadığı, davacı tarafın davalıdan işlemiş faiz talebinde de bulunduğu, davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne yönelik bir bilgi bulunmadığından faiz hesabı yapılamadığı, mahkemece davacının davalıdan talep ettiği tutar hesaplanırken 2021 ve 2022 yıllarında düzenlenen tüm faturalar ve tüm tahsilatların hesaplamaya dahil edilmesi yönünde kanaat oluşması durumunda (açık hesap ilişkisinden bakiye) davacının davalıdan 56.391,63-TL alacağının kayıtlı olduğunun tespit edildiği, söz konusu alacağın oluşumuna ilişkin muavin defter kayıtlarının rapor ekinde sunulduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklının davacı ... ... Ltd. Şti., borçlunun davalı ... Coffee ... Ltd. Şti. olduğu, 43.147,37-TL toplam alacak üzerinden 12 adet faturaya istinaden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, takibe dayanak 12 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların ilgili faturaları vergi dairesine bildirdikleri, davalının ise takip konusu fatura tarihlerinden sonra davacıya 6 defada toplam 38.240,00-TL ödeme yaptığı, bu miktar takip konusu asıl alacaktan mahsup edildiğinde davalının icra takip tarihi itibariyle bakiye borcunun 3.530,75-TL olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda taraflar arasındaki tüm ilişkinin incelenerek tüm fatura ve ödemelerin hesaplamaya dahi edilmesi halinde davacının davalıdan 56.391,63-TL alacaklı olduğu yönünde seçenekli olarak hesaplama yapılmış ise de yukarıda bahsedildiği üzere itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davamıza konu icra takibinin cari hesap ekstresine bağlı olarak değil fatura alacağına bağlı olarak açıldığı, tüm hukuki ilişkinin takip konusu edilmediği, itirazın iptali davasında da bu talep değiştirilerek tüm hukuki ilişkinin araştırılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacının 56.391,63-TL alacaklı olduğuna dair seçenekli hesaba itibar edilmesinin mümkün olmadığı, fatura tarihlerinden sonra yapılan ödemeler dikkate alındığında davacının takip tarihi itibariyle takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 3.530,75-TL asıl alacağı bulunduğu, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ödeme emrinde asıl alacak dışında toplamda 1.376,62-TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, ancak faturanın düzenlenmesi ve gönderilmesi ile muhatabın temerrüde düşmesi söz konusu olmayıp ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği, aksi halde faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından icra takip tarihinden evvel borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname vs delil sunulmadığından borçlunun icra takibiyle birlikte temerrüde düştüğü kabil edilmiş ve alacaklının işlemiş faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığı kanaatine varılarak bu talep yönünden de açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İİK 67. Maddesi uyarınca takip konusu alacağı ticari defterlerde kayıtlı ve likit bir alacak olması nedeniyle şartları oluşmakla kabul edilen kısım açısından icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 3.530,75-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına ve kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,
2-38.240,00-TL asıl alacak ve 1.376,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.616,62-TL yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-İİK 67/2 maddesi uyarınca kabul edilen alacağın %20'si tutarında 714,15-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Reddedilen kısım yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 427,60-TL ilam harcının, dava açılışı sırasında tahsil edilen 521,11-TL peşin harçtan mahsubuna,
5-Kabul edilen kısım yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 427,60-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 93,51-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 334,09-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre; 2.864,69-TL'sinin davacıdan alınarak, 255,31-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 93,51-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 262,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.035,41-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre; 166,56-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 3.530,75-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 06/03/2024
Katip ***
e-imzalı
Hakim ***
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!