T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, söz konusu takip dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığı ve takibe itiraz ettiklerini, icra yargılamasının şekli bir usule tabi olduğundan yazılı bir belgenin sunulmaması üzerine takibin devamına karar verildiğini ve itirazın reddedildiğini, müvekkilleri ile davalı arasında hiçbir şekilde borç ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkilinin oğlunun adına yürütülen başka bir icra dosyasından dolayı müvekkillerinin evine hacze gelindiğini bu haciz sırasında takibe konu bononun evden herhangi bir eşyanın götürülmemesi ve usulü bir işlem olduğu bir sonucunun olmadığını belirtmek suretiyle boş olarak haciz esnasında alınmış ve daha sonra bir tanzim tarihi ve miktar yazılmak suretiyle gerçeğe aykırı olarak doldurulduğunu, borç ilişkisi varsa müvekkillerinin oğlu ile bulunduğunu ve bu konudaki takiplerinin de devam ettiğini, takibe dayanak yapılan bonodaki miktarın müvekkillerinin borcu olduğu şeklindeki bir savunma da kabul edilemeyeceğini, takibe konu olan bono ile evlerinde fiili hacze konu olan takip konusu dosyanın haciz tarihindeki dosya hesabı karşılaştırıldığında bunların birbirlerinin aynısı olduğunun görüleceği, davalı ve vekili hakkında bedeli olmayan bir bono ve belgeyi icra takibinde bulunmaktan dolayı suç duyurusunda bulunma haklarının saklı tuttuğunu, takip konusu ... esas sayılı dosyanın takibinin durdurulmasını davadan doğacak bütün yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından borçlulara karşı 15/06/2021 tanzim, 21/06/2021 vade tarihli ve 92.140,00 TL miktarındaki senet alacağını tahsil amacıyla borçlular aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığını borçluya örnek 10 ödeme emrinin ve senet suretinin 29/0/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibine konu bono üzerindeki imzanın davacılara ait olduğunu, bono üzerindeki imzanın herhangi bir irade yanılgısı altında alınmasının söz konusu olmadığını, bononun tanzim tarihinini 14/06/2021 tarihi olmadığını, o tarihin olması halinde haciz zaptına bu hususun yazılmasının gerektiğini, bonolara karşı her türlü iddia ve savunmanın HUMK'nun 290. Madde hükmü gereğince yazılı delille ispat edilmesinin gerektiğini, davacının bu olayda yazılı delil sunmadığını, davanın reddini, davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinden ibarettir.
Dava, davacı vekili tarafından ilk olarak 19/10/2021 tarihide Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış, dava Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin *** esas sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama neticesinde mahkemece *** karar sayılı 17/10/2022 tarihli ilam ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiş, dava dosyası mahkememize gönderilmiş mahkememizin 2022/1134 esas sırasına kaydedilmiş yapılan yargılama neticesinde *** esas *** karar sayılı 20/12/2022 tarihli ilam ile Mahkememizin görevsizliğine, davaya bakmaya Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair karar verilmiş, olumsuz görev uyuşmazlığı ve mercii tayini yapılabilmesi için dosya Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin *** karar sayılı *** tarihli ilamı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiş, dava dosyası mahkememize gönderilmiş ve yukarıda yazılı olan esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davacılar dava dilekçesi ile, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu bononun davacıların oğlu ... tarafından yürütülen başka bir icra dosyasından dolayı davacıların oturmuş oldukları eve hacze gelindiği sırada eşyalarının götürülmemesi için boş olarak verildiğini, herhangi bir borcu olmadıklarını belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespitini dilemişlerdir.
Davalı ise savunmalarında, söz konusu senetteki imzaların davacılara ait olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Olayla ilgili davacılar tarafından Kayseri CBS nezdinde şikayette bulunulduğu, Kayseri CBS'nin *** soruşturma nolu *** karar sayılı ilamı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalının beyanında şikayetçi şahsın Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı dosyasındaki borcu ödenmesi için söz konusu senedin verildiğini, alacakları bulunduğundan bahisle davanın reddini dilemiştir. Mahkememizce Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların oğlu ... hakkında davalı ... tarafından kambiyon senedine bağlı olarak takip yapıldığı görülmüştür. Mahkememizin davasına konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davalı tarafından davacılara karşı kambiyo senedinden kaynaklı takip yapıldığı, takibin açıklamasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasında mükerrerlik olmamak kaydıyla ibaresinin bulunduğu takibin dayanağının ise 92.140,00 TL bedelli bonodan kaynaklı olduğu, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı dosyasında ise takip çıkışının 71.108,01 TL olduğu görülmüştür.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davacıların oğulları hakkında devam eden bir takip bulunması, davalı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında ... esas sayılı dosya ile mükerrer olmamak kaydı ile takip yapılması karşısında davacılarının oğullarının borçlarını üstlenmesi sebebiyle dava konusu senedi verdiği, söz konusu ... esas sayılı işleyecek faizleri de nazara alındığına bedellerin uyumlu olduğu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği anlaşılmakla dava konusu bono nedeniyle davacıların davalılara borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İİK'nun 72/4. Maddesi uyarınca koşulları bulunmadığından davalının kötü niyeti tazminatı reddedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacıların davasının reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.111,24 TL harçtan mahsubu ile artan 683,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-AAAT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/01/2024
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı
*5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!