WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ***

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'un "... Ticaret" unvanı ile dış ticaret işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin ağabeyi olan ...'un ise "... Sanayii" isimli firmanın sahibi olduğunu, katmer ocağı, elektrikli davul fırın gibi mamüllerin üretimini yaptığını, müvekkilinin firma genel olarak Almanya, Arnavutluk gibi Avrupa ülkelerine dava dışı ... Sanayii'nden temin ettiği davul fırın ve katmer sacı gibi mamülleri ihraç ettiğini, müvekkili firmanın iştigal ettiği konu ile ilgili olarak yurt dışından almış olduğu yüklü bir sipariş nedeniyle kardeşi ...'un sahibi olduğu dava dışı ... Sanayii isimli firmadan mal talep etmesi üzerine, ... Sanayii isimli firmanın müvekkiline, talep edilen mamullerin sayı ve total rakamda oldukça yüklü olduğunu, üretimde kullanılacak olan sac hammaddesinin maliyet anlamında yüklü ödemeler gerektirdiğini, ... isimli firmanın böyle yüklü bir hammadde temininde güçlük yaşayacağını bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin sacın temin edileceği ticari işletme ile doğrudan kendisinin muhatap olmak istediğini, müvekkilinin Kumpa Ticaret isimli firmanın sahibi ... ile iletişime geçtiğini, firma yetkilisi ile yapılan görüşmelerde davalı ...'nun söz konusu sac hammaddeyi temin edeceğini bildirmesi üzerine, müvekkilinin yurt dışına yapılacak mamul sevkiyatının tek seferde yapılmasının mümkün olmadığını, sevk edilecek mal miktarına ve teslim zamanına göre vadeli bir şekilde ödeme yapacağını davalı ...'na ilettiğini, yapılan müzakereler sonucunda davalı ...'nun müvekkilini telefonla arayarak sacı tedarik edeceğini, ancak sac hammaddeyi tedarik eden firmanın ödeme yapılacak çekleri görmek istediğini ve çekleri bankadan sormak istediklerini dile getirdiğini, müvekkilinin çeklerin davalı tarafa teslim edilmesine olumlu bakmadığını, boş çek yapraklarının görüntü ya da fotoğraf olarak verilebileceğini bu suretle bankadan sorgulama imkanı bulunduğunu ve malları teslim almadan çekleri teslim etmesinin mümkün olmadığını davalıya ilettiğini, davalının müvekkilinin teklifine itiraz ederek kendince ortalama 1,5 yıllık sac ihtiyacına göre bir satış rakamı belirlediğini, tedarik edilecek sac hammaddesi için kendisine her bir çekin bedeli 56.800,00-TL olmak üzere 19 adet çek yaprağının imzalanarak teslim edilmesini talep ettiğini, bu 19 adet çek yaprağının malı tedarik edecek firmaya götürüleceğini, tedarikçi firma tarafından uygun görülürse her bir çek yaprağı 56.800,00-TL olmak üzere toplam 1.079.200,00-TL'lık çek yazılacağını ve bu şekilde sıralı çeklerin tahsil edileceğini bildirdiğini, davalının ısrarlı tavırları ve dayatmaları, müvekkili firmanın yurtdışına gönderilecek malları hazır etmek zorunda kalması, böyle yüklü bir sac hammaddesini kısa sürede temin etmesinin mümkün olmaması ve zamanın daralması sebebiyle müvekkilinin 19 adet boş çek yaprağını üretimde kullanılacak ana hammadde olan sacın ... Sanayii'nin üretim sahasına teslim edileceği inancıyla imzaladığını, davalı ...'na teslim ettiğini, taraflarca yapılan anlaşma doğrultusunda 284.000,00-TL değerinde ana hammadde olan sacın davalı tarafça müvekkilinin kardeşi ...'un sahibi olduğu ... Sanayii isimli firmanın üretim sahasına teslim edildiğini, karşılığında ise Ziraat Bankası Sanayi Şubesi'ne ait 20872 çek numaralı 56.800,00-TL bedelli, Ziraat Bankası Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 56.800,00-TL bedelli, Ziraat Bankası Sanayi Şubesi'ne ait 20875 çek numaralı 56.800,00-TL bedelli, Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 56.800,00-TL bedelli, Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait 14239 çek numaralı 56.800,00-TL bedelli çekler davalı ... tarafından yazılıp tahsil edildiğini, toplamda 5 adet çek tarafların arasındaki anlaşmaya göre yazıldığını, bu çeklerin tahsil edildiğinin müvekkili şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, tarafların arasındaki anlaşmaya göre müvekkilinin her ay 56.800,00- TL çek ödemesi karşılığında davalının tedarik ettiği sacları kullanma hususunda mutabık kalındığını, ancak bir süre sonra davalı ...'nun bahsi geçen bu 5 adet çekin ödenmesini müteakip taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda müvekkil firmaya teslim edilmesi gereken sac hammaddesini teslim etmediğini, kalan 14 adet çek karşılığında teslim edilmesi gereken sac miktarının teslim edilmemesi üzerine davalı ...'na malların teslim edilmemesinin nedeninin sorulduğunu, davalının ise tedarikçi firma ile sorun yaşandığı ancak sorunun çözüm aşamasında olduğu gibi gerekçelerle müvekkilini oyaladığını, müvekkiline teslim edilmesi gereken sac hammaddesinin teslim edilmediğini, davalı ...'nun bahsi geçen malları teslim etmediği gibi, tahsil edilen 5 adet çekin dışında kalan imzalı ve boş olarak davalıya teslim etmiş olduğu tacir çeklerini tahsil amacıyla hukuka aykırı bir şekilde doldurarak çek şikayetlerine konu ettiğini, bir takım icra hareketlerine başladığını, müvekkilinin davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davalının savcılık huzurunda vermiş olduğu ifadesinde; "... isimli şahıs 19 adet çek yaprağını imzalı bir şekilde bana getirdi. Bu çeklerin haricinde de aramızda çokça çek senet alışverişi olmuştur. Aramızda güven duygusu vardı. Bu çeklerden 5 adedi ödenmiştir. Geriye kalan 14 adet çekten bir adedi (seri numarasını bilmiyorum) sehven rakam kısmının 520.000,00-TL yazılmış ise de yazı kısmına ise beş yüz yirmi milyon yazılmıştır. Bankaca arkası yazılan 4 çek üzerindeki yazı ve rakam kısımlarını ben doldurdum. ... dolar değişken olduğu için alacağımı almak için mecburen güncel bedelleri doldurarak alacağını tahsil etmeye çalışıyorum." şeklinde ifadelerde bulunduğunu, davalının çekler üzerindeki rakamları kendisinin doldurduğunu ikrar ettiğini, davalının on adet çekin halen kendisinde olduğunu ifade ettikten sonra çekleri hukuka aykırı olarak doldurduğunu, davaya konu edilen ve davalı tarafa mal teslim edilmesi karşılığında avans olarak teslim edilen çeklerin tacir çeki niteliğinde olduğunu, her birinin 56.800,00-TL bedelli olması gereken çekler yerine davalı tarafından yukarıda bilgileri verilen çekler anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, belirtilen 56.800,00-TL'lık çekler hariç diğer çeklerin tamamının davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak yazıldığını, davalı tarafça müvekkili firmaya teslim edilmesi gereken sacların teslim edilmediğini, davalının savcılık huzurunda vermiş olduğu ifadesinde de belirtildiği üzere davalının elinde, 337.800 kilogram sacı müvekkillere teslim ettiğine ilişkin bir belge olmadığını, davalının elinde bulundurduğu Ziraat Bankası Sanayi Şubesi'ne ait 20878 ve 20879 numaralı iki adet çeki doldurarak bankaya götürdüğünü, ancak çekin üzerine yazı ile "milyon" ifadesi yazarak hata yapması ve hatayı fark etmesi üzerine bu çekleri tekrar teslim aldığını, bunların yerine ise elinde bulunan boş çeklerden yine Ziraat Bankası Sanayi Şubesi'ne ait *** numaralı iki adet çeki ve Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 15/07/2019 tarihli 400.000,00-TL bedelli çek, Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 12/07/2019 tarihli 400.000,00-TL bedelli çek, Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 10/06/2019 tarihli 400.000,00-TL bedelli çek ile Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait 14245 çek numaralı 13/06/2019 tarihli 400.000,00- TL bedelli çekleri anlaşmaya aykırı olarak, üzerine afaki bedeller ve 2-3 günlük vadeler yazarak tahsil etme çabası içerisine girdiğini, davaya konu Fibabanka Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 06/05/2022 tarihli 13.620.000,00-TL bedelli davalı tarafından doldurulan çekin bankaya ibraz edildiğini, çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunması üzerine davalının çekleri kötüniyetli olarak üçüncü şahıslara devrederek haksız kazanç elde etme çabası içine girdiğini, davalının çeklerin karşılığında müvekkiline mal teslim ettiğini yazılı belge ile ispatlamasının gerektiğini, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin gerektiğini, davalının emniyette verdiği ifadesinde çekleri boş olarak teslim aldığını, karşılığında para ve mal verdiğine ilişkin elinde belge bulunmadığını, kendisi tarafından çeklerin değişen kur'a göre doldurulduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek davanın kabulünü, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, Fibabanka Yeni Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı 06/05/2022 tarihli 13.260.000,00-TL bedelli çekin iptalini, davalının dava konusu alacağın yüzde ellisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kendisi aleyhine Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/801 nolu ve 2019/966 nolu ve Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde de 2019/316 nolu dosyalar üzerinden ayrı ayrı çek borçlarına istinaden menfi tespit davaları açtığını, bu dava dosyalarında dava konusu aynı olduğu iddia edilerek davacı tarafça dosyaların birleştirilmesinin talep edildiğini, talebe istinaden dosyaların Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/316 Esas nolu dosyasında birleştirildiğini, mahkemece yapılan yargılama sürecinde davacı tarafın çek borçlarının olmadığının, çeklerin avans çekleri niteliğinde verildiğinin iddia edildiğini, ama mahkemeye delil olarak çeklerin kendisine avans çekleri olarak verildiğine dair yazılı bir belge sunulmadığını, mahkemece ticari defterlerin bilirkişi olarak Prof. Dr. Azzem Özkan'a inceleterek rapor alındığını, davacı tarafın yemin etmekten kaçındığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2019/12673 nolu dosya üzerinden yaptıkları şikayet sonucunda başlatılan soruşturmasında savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/316 Esas nolu birleşen dava dosyasında davacı tarafın kendisine borçlu olmadığı iddiasını ispatlayamadığını ve davanın reddedildiğini, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde fiili olarak benzer üretim ve ticareti yapan birçok kişinin bu durumu bildiğini, işbu dava dosyasında çekin bir ödeme aracı olması sebebiyle borcun varlığını ortaya koyduğunu, davacı tarafın mahkemeye yazılı olarak çekin avans olarak verildiğine dair bir sözleşme sunmadığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça Kayseri 5. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2022/235 Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/316 Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/12673 Soruşturma sayılı dosyasına, tarafların ticari defterlerine, bilirkişi incelemesine, keşif, ve isticvaba delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/316 Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/291 Esas ve 2022/359 Karar sayılı dava dosyasına ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/12673 Soruşturma sayılı dosyasına delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak 2019/12673 soruşturma sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, soruşturma tamamlanıp dava açılmışsa mahkeme adının ve esas numarasının bildirilmesi, soruşturma tamamlanıp KYOK kararı verilmişse kesinleşip kesinleşmediği bildirilmesi ve soruşturma dosyasının Uyap kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. Anılan soruşturma dosyasının Uyap kayıt örnekleri dosyamız arasına alınmıştır.
Fibabanka Yeni Sanayi Şubesi'ne müzekkere yazılarak ... çek seri numaralı 06/05/2022 tarihli 13.260,000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, edilmiş ise kim tarafından, ne zaman ve nereye ibraz edildiği, ödeme varsa, kime ve ne zaman ödendiğinin bildirilmesi ve ellerinde varsa bu çekin arkalı önlü bir fotokopisinin gönderilmesi, bu çek takas sistemi üzerinden ibraz ve tahsil edilmişse ibraz edilen bankanın ve şubesinin adı ile şubesinin bulunduğu yerin bildirilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 11/10/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2019/316 Esas sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, anılan dava dosyasının Uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.
Kayseri 5. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2022/235 Esas sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, anılan dava dosyasının Uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı Taner Coşkun ve ...'un nüfus kayıt örnekleri Uyap sisteminden çıkarılarak dosyamız arasına alınmıştır.
HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını (muavin defterler de dahil) ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için taraflara kesin süre verilmiş, duruşmada hazır olan davacı taraf için bu sürenin duruşma gününden itibaren, duruşmaya katılmayan davalı taraf için kesin sürenin tebliğ tarihinden itibaren başlamasına, Kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılacaklarının, HMK'nun 94/2. maddesi gereğince ticari defter ve kayıt deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının, 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresini bildirmemesi halinde karşı tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi ve onun halefi lehine delil olarak kabul edileceği duruşmada hazır olan davacı vekiline ihtar edilmiş, bu konuda duruşmada hazır olmayan davalı tarafa ihtaratlı tebligat çıkarılmış ve kesin süreye ilişkin ön inceleme tutanağının bir sureti de çıkarılan tebligat evrakı ile birlikte davalıya tebliğ edilmiştir.
Davacı tarafça kesin süre içinde ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini bildirmiş, davalı tarafça kesin süreye uyulmamıştır.
Davacı vekiline dava dilekçesinde davacının kardeşi olduğu bildirilen ve davacı ile aralarında ticari ilişkisi olduğu açıklanan ...'a ait ... Sanayi isimli şahıs işletmesinin uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin tüm ticari defter ve kayıtları ibraz etmesi veya bilirkişi incelemesine hazır edeceği açık adresi, bu adreste defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunacak ilgili kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi istenilmiş, aynı doğrultuda ...'un ... Sanayi isimli şahıs işletmesine müzekkere yazılarak 2015-2022 (bu yıllar dahil) tüm ticari defter ve kayıtları ibraz etmesi veya bilirkişi incelemesine hazır edeceği açık adresi, bu adreste defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunacak ilgili kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi istenilmiştir. Bu konuda bildirimde bunulmuştur.
Davanını ve dava dışı ... Sanayi işletmesinin ticari defterlerin bilirkişi incelemesine hazır edileceği adresin bildirilmesinden sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir muhasebeci-mali müşavir bilirkişiye tevdine, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği davacının ve dava dışı ...'a ait ... Sanayi şahıs işletmesinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince davacının ve dava dışı ...'a ait ... Sanayi şahıs işletmesinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, davacı ile davalı ... Burhan Ketencioğlu'nun şahsının ve davalı şahıs işletmesi olan Kumpa Ticaret'in ticari ilişkilerinin bulunup bulunmadığı, varsa mahiyetinin ne olduğu, ticari ilişkilerinin tarihi ve parasal tutarlarının ne olduğu, dava dilekçesinde tablo halinde verilen çeklerin ve bu arada dava konusu Fibabanka'dan verilme ... çek nolu çekin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu çekler karşılığında yapılan ödeme, tahsilat tutarlarının varsa tarih ve miktarlarının ne olduğu, davalının bu ödeme karşılığında davacıya ve/veya dava dışı ... Sanayi Şahıs İşletmesi adına düzenlediği faturalar olup olmadığı, varsa faturaların defter kayıtlarındaki durumunun araştırılması, fatura örneklerinin rapora eklenmesi, davalının savunmalarında iddia ettiği üzere davacıya veya dava dışı ... Sanayi işletmesine 337.800 kg sac malzemesi teslimi ve 300.000,00-Euro ödünç verdiğine dair kayıt, belge ve bilgi olup olmadığı, davalının davacıya ve/veya dava dışı ... Sanayi işletmesine teslim ettiği saclar varsa bunların miktarının kilogram cinsinden ve parasal bedelinin ve teslim tarihlerinin neler olduğu konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi Süheyla Gökçek tarafından düzenlenen 31/10/2023 tarihli raporda özetle; "Davacının ticari defterlerini süresi içinde ve usulüne uygun olarak tasdik ettirdiği, delil niteliğine haiz olduğu, dava dışı ...'un ticari defterlerini süresi içinde ve usulüne uygun olarak tasdik ettirdiği, delil niteliğine haiz olduğu, dava dışı ... ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu ve raporda tablolarda belirtilen mal alış kayıtlarının ...'a ait ticari defterlerde kayıtlı bulunduğu, dava dışı ... tarafından söz konusu faturalar sunulmadığından hangi üründen ne kadarlık teslim yapıldığının tespitinin ticari defterler üzerinden tespitinin mümkün olmadığı, dava dışı ... tarafından davalıya verilmiş bulunan çeklerin "verilen sipariş avansları" hesabında takip edildiği, ... tarafından muavin defter dökümleri sunulmadığından cari hesap ilişkisinin ticari defterler üzerinden tespitinin yapıldığı, davacının ticari defter kayıtlarında, davalıya yukarıdaki tabloda detayları bulunan çek kayıtlarının bulunduğu, verilen çeklerin "verilen sipariş avansları" hesabına kaydedildiği, davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bir mal satış faturasının davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer almadığı, davacının ticari defter ve muavin defter dökümlerinden davacının davalıya borç bakiyesinin bulunmadığı, dava konusu, ... numaralı 06/05/2022 tarihli, 13.620.000,00-TL'lık çek kaydının davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davacının ve dava dışı ...'nun ticari defter kayıtlarında, davalı tarafça verilmiş bir ödünç para ilişkisine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, kötüniyet tazminatı ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.

YARGILAMA, DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava kambiyo senedi niteliğindeki çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Eldeki davada davacı; davalıdan sac hammaddesi almak amacıyla davalıya imzalı boş çek yaprağı verdiğini, karşılığında davalının kendisine sac hammaddesi teslim etmediğini, davalının boş çeki aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurarak bankaya ibraz ettiğini iddia ederek Fibabanka Yeni Sanayi Şubesi'ne ait ... çek numaralı, 06/05/2022 tarihli 13.260.000,00-TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı ise; kendisinin iştigal ettiği ticari faaliyeti ile ilgili olmaksızın davacı ve kardeşinin kuracakları şirkete oğlunun da ortak olması vaadinde bulunulduğu için 300.00,00-Euro para ve 337,800-kg sac hammaddesi vermesi karşılığında davacının kendisine dava konusu olan çek de dahil olmak üzere çekler verdiğini, daha sonra ortaklıktan vazgeçtiklerini, bu çeklerin ticari ilişki nedeniyle avans olarak verilmediğini savunmaktadır.
Taraflar arasında uyuşmazlık; dava konusu çekin avans olarak verilip verilmediği, öyle ise çekin karşılığı malın teslim edilip edilmediği, çekin bedelsiz kalıp kalmadığı, bu çek nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Bir başka deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s. 370 ilâ 372).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, TTK'nun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. TTK'nun 670 ve devamı düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK'nun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, TTK'nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun'un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Kıymetli evrak olmasının yanında kambiyo senedi olan çek; Kanun’da öngörülen sıkı şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenen, para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir. Çek kanunen emre yazılıdır (nama veya hamiline de yazılabilir). Çek açıkça emre kaydını içermese bile ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilir. Çek düzenleyen muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir.
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı tarafın, iddianın gerçek olmadığı konusunda delil sunması ispat yükünü üzerine aldığı sonucunu doğurmaz (HMK m.191).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK’nun 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerinin senetle ispatını zorunlu kılmış olup bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri bir delille ispatı mümkün olmayacaktır.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK'nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukukî işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukukî işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
Somut olayda, davacı borçlu davaya konu çekin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekte, ancak çekin avans olarak verildiği ve karşılığında kendisine mal teslim edilmediği iddiasında bulunarak çekin bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
İspat yükü üzerinde olan çek borçlusu davacı çekin bedelsizliğine ilişkin iddiasını senede karşı senetle ispat kuralı gereği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi uyarınca yazılı delille (kesin delille) ispatlayabilir.
Kural olarak çek ödeme aracı olup, davacı çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü altında olup, bu kapsamda eldeki uyuşmazlıkta; çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği değerlendirilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir (Yargıtay 19. H.D. 27/9/2011 tarihli ve ***Karar sayılı emsal kararı ). Davacı, dava konusu çekteki boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını yazılı delille kanıtlayamamıştır.
Yargılama süreci içinde davacı vekili diğer iddialarının dışında davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle müvekkilinin iddialarının ispat edildiğinin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ise dava konusu çekin ticari ilişki nedeniyle avans olarak verilmediğini, önceden tanıdığı davacı ve kardeşinin kuracakları şirkete oğlunun da ortak olması vaadinde bulunulduğu için 300.00,00-Euro para ve 337,800-kg sac hammaddesi vermesi karşılığında davacının kendisine çeklerin verdiğini, davacı ve kardeşinin daha sonra ortaklıktan vazgeçtiklerini, çekin ticari bir iş karşılığında alınmadığını savunmaktadır.
Yargılamanın bu aşaması itibariyle; davacı tarafça dayanılan deliller arasında tarafların ticarî defterlerinin de bulunması, davalı tarafın mahkememiz tarafından gönderilen ihtara rağmen ticarî defterlerini dosyaya sunmaması karşısında mahkememizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220/3. maddesi kapsamında karar verilip verilemeyeceğinin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Yukarıda değinildiği üzere ispat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. HMK'nun 189/1. maddesine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptirler. İspatın konusunu; tarafların üzerinde anlaşamadıkları, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için taraflarca delil gösterilir.
Taraflarca ileri sürülen vakıaların ispatında ortaya çıkan çekişmeyi gidermede kullanılacak olan en önemli vasıtalardan biri de belgelerdir. Belge, HMK'nun 199. maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu doğrultuda belgede mevcut olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir.
Belirtilen iki unsuru haiz tüm bilgi taşıyıcıları, HMK'nun 199. maddesi kapsamında belge niteliğindedir. Buna ek olarak tarafların belge ibraz zorunluluklarının düzenlendiği HMK'nun 219. maddesinin ikinci fıkrasında “Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere ticarî defterler de kanundaki belge tanımının kapsamı içerisindedir. Dolayısıyla belge, ticarî defterleri de içine alan genel ve kapsamı geniş bir kavram olup kanundaki belge hakkında ihdas edilen tüm düzenlemeler, somut olayın niteliğine uygun düştüğü ölçüde ticarî defterler için de uygulama alanı bulurlar.
Medeni usul hukukunun amacı, yargı önüne gelen dava ve taleplerin hukuka uygun bir biçimde karara bağlanmasını sağlamaktır. Salt tarafların haklarını elde etmelerin mümkün kılmak yanında medeni usul hukuku, gerçeğe ve hakkaniyete uygun kararların ortaya çıkışını sağlama işlevine de sahiptir. Usul hükümleri çerçevesinde hakkaniyete uygun karar tesisi için yargılama aşamasındaki delillerin toplanması sürecine tarafların azamî suretle katılımları sağlanır. Bu bağlamda taraflar ileri sürdükleri iddia veya savunmalarının ispatı için ellerindeki tüm belgeleri yargılama sırasında ibraz etme yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük, doğal olarak tarafın kendi aleyhine ve karşı tarafın lehine olan belgeyi mahkeme ibrazına dair bir zorunluluğu kapsamaz. Ancak Kanun, belirli şartlar dâhilinde ve davayı aydınlatma ödevinin de bir gereği olarak taraflardan birinin karşı taraf lehine olan belgeyi ibrazını zorunlu kılmıştır (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814).
Tarafların yargılama sırasında ellerindeki belgeleri mahkemeye ibraz yükümlülüklerine ilişkin genel kurallar HMK'nun 219 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, anılan Kanun'un 219/1. maddesi; “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm ile taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır.
Öte yandan tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK'nun 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK'nun 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Korkmaz, s. 1814, 1815).
Taraflardan birinin ileri sürdüğü vakıanın ispatı için dayanılan belgenin davanın karşı tarafının elinde bulunması durumunda ise karşı tarafın anılan belgeyi ibrazı HMK'nun 220/1. maddesinde; “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. maddesinin uygulanması için gereken ilk koşul, karşı taraf elinde olan belgenin ileri sürülen vakıanın ispatına elverişli olup bu isteğin kanuna uygun olduğuna dair kanaatin mahkeme nezdinde ortaya çıkmasıdır. Bu kapsamda ileri sürdüğü vakıanın ispatı için delil olarak HMK'nun 220/1. maddesi çerçevesinde karşı tarafın elindeki belgeye dayanan tarafın, HMK'nun 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükünü ifa ederek karşı tarafın elindeki belge ile ileri sürülen vakıanın ispatının zorunlu ve bu talebin kanuna uygun olduğuna dair mahkeme nezdinde bir kanaat uyandırması gerekir.
Bu şartın varlığı hâlinde gözetilecek diğer bir koşul ise ibrazı istenen belgenin karşı tarafın elinde olmasıdır. Burada karşı tarafın elinde olmasından kasıt, belgenin ibraz edilebilecek surette tarafın hâkimiyet alanı içerisinde olmasıdır. Bu bağlamda madde hükmünde; karşı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi, ileri sürülen talep üzerine susması yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşılması veya başka bir belgede ikrar olunması gibi durumlarda belgenin istenen tarafın elinde olduğu kabul edilir. Öte yandan HMK'nun 220/2. maddesi gereğince ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belirtilen koşulların mevcudiyeti hâlinde mahkemece, taraftan karşı tarafın delil olarak dayanmış olduğu belgenin ibrazı için kesin süre verilir. Belirtilen kesin süre içerisinde ibraz istenen tarafça belgenin ibraz edilmemesi ve ibraz edilmemeyle alakalı kabul edilebilir bir mazeretin delilleriyle birlikte gösterilmemesi yahut belgenin elinde bulunduğunu inkâr edilmesi ve teklif edilen yeminin kabul veya icra edilmemesi hâlinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanı kabul edilebilir (HMK m. 220/3).
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticarî defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK'nun 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nun 219 ve devam maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelerine tabidir. Zira ticarî defterler, sahip olduğu fonksiyonlar itibariyle belge niteliğini haizdirler. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticarî defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK'nun 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 64/1. maddesinde ise; her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun'a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun'un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Yine TTK'nun 82. maddesinde de her tacirin ticarî defterlerini 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Ticarî defterlerin ibrazına ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 83. maddesi; “(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.” hükmünü haiz olup TTK'nda, belirtilen düzenlemenin ikinci fıkrasındaki HMK'na yapılan atıf dışında ibraz edilmemenin sonuçları hakkında herhangi bir düzenleme ihdas edilmemiştir. Buradan hareketle HMK'ndaki ticarî defterlerin ibrazına ilişkin düzenlemeler üzerinde durulması da önem arz etmektedir.
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK'nun 222. maddesinde düzenlenmiş olup 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK'nun belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK'nun 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK'nun 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).
Yine yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu değildir. Kambiyo senedinin ticari defterlere kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki kambiyo senedi niteliğindeki sebepten mücerret bağımsız borç ikrarını içeren bonodan kaynaklanmaktadır. Dava dilekçesi ve dava dosyası kapsamında davacının, davalıdan sac hammaddesi almak amacıyla davalıya imzalı boş çek yaprağı verdiği, karşılığında davalının kendisine sac hammaddesi teslim etmediğini, bu nedenle çekin bedelsiz kaldığını iddia ettiği ve HMK'nun 194. maddesi çerçevesinde davalının kendisine sac hammaddesi teslim etmediğini ispat etmek amacıyla davalının ticari defterlerine delil olarak dayandığı anlaşılmaktadır. Her şeyden önce davacı tarafından dava konusu çekin davalıdan sac hammaddesi alması karşılığında avans olarak verdiği yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Davalının bu konuda bir kabulü yoktur. Dava konusu çekin davalıya avans olarak verildiği taraflar arasında çekişmeli olup, davacı bu iddiasını yasal ve yazılı delillerle ispat edememiştir. Hal böyle iken davalının ticari defterlerinde davacıya sac hammaddesi teslim etmediğinin araştırılmasının yargılamaya bir katkısı olmayacağı görülmektedir. HMK'nun 194. maddesi çerçevesinde davalının kendisine sac hammaddesi teslim etmediğini ispat etmek amacıyla davalının ticari defterlerine delil olarak dayandığı dikkate alındığında; çeki avans olarak verdiğini ispatlamış olması halinde davalının ticari defterlerinin incelenmesinin bir önemi olabilirdi. Çekin avans olarak verildiği ispatlanamadığından, mevcut durumda, davalının ticari defterlerinin davacı açısından ispata “elverişli” delil olmadığı da tereddütsüzdür. Ancak dava konusu çekin davalıdan sac hammaddesi alması karşılığında avans olarak verdiğini yazılı delillerle ispat edilmesinden sonra davalının ticari defterlerinde davacıya sac hammaddesi teslim etmediğinin araştırılması ve bunun sonucunda çekin bedelsiz kalıp kalmadığının tespiti davaya bir katkı sağlayabilir. Çekin avans olarak verildiği ispatlanamadığından HMK'nun 30. maddesinde ifadesini bulan usul ekonomisi ilkesi gereği mahkememizce kendisine yapılan ihtara rağmen davalının ticari defterlerini mahkememize sunması davanın esasına etkili değildir. Bu nedenle benzer içerikteki Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2021 tarihli, *** Karar sayılı ilamı, eldeki dava yönünden mahkememizce emsal alınmamıştır. Buraya kadar açıklanan nedenlerden dolayı kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığı da dikkate alındığında mevcut uyuşmazlıkta; dava konusu çeki davalıdan sac hammaddesi alması karşılığında avans olarak verdiğini yazılı delillerle ispat edemeyen davacının, HMK'nun 222. maddesi anlamında davalı ticari defterlerine delil olarak dayanmasının davanın çözümüne katkısı olmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı, HMK'nun 222/5. maddesindeki istisna hükme dayanmamıştır. HMK'nun 222/5. madde hükmüne dayanılması için ispat yükü kendisinde olan taraf karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlarını kabul edeceğini belirtmesi, karşı tarafın ticari defterleri dışında delil göstermemesi, münhasıran karşı taraf defterlerine dayanması gerekir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için ticari deftere dayanan tarafın, birçok delille birlikte değil sadece ve açıkça karşı tarafın ticari defterlerine dayanması gerekir. Aynı görüş doğrultusunda HGK'nın *** Karar sayılı ilamı (Pekcanıtez, Özeke, Akkan, Kormaz syf. 1833-1834). Davacı HMK'nun 222/5. madde hükmünün uygulanması gereken ve yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmediğinden, münhasıran davalı ticari defterlerine dayanmadığından, davalı ticari defterlerini ibraz etmek zorunda olmayıp uyuşmazlığın niteliği gereği de ticari defterlerle de ispatı da mümkün olmadığından, davalının ticari defterleri ibraz etmemesi hukuki sonuç doğurmayacaktır. Bu nedenle davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi davanın sonucuna etkili değildir.
Dosya kapsamına göre, davacı tarafından imzalanan dava konusu çekin davalıdan sac hammaddesi alması karşılığında avans olarak verildiği ve çekin bedelsiz kaldığı iddiaları hakkında yazılı delil ortaya koyulmadığından, davacının bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı görülmekle; davacının ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar harcının, peşin alınan 226.447,65-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 226.020,05-TL'nın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/02/2024

Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır