WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [16671-76170-04905] UETS
Av. ... - [16848-48458-92988] UETS
Av. ... - [16818-18545-70848] UETS
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan- Teminat Senedi)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekillerinden ......'nin, davalıya icra dosyasına konu olan 25/06/2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, diğer müvekkili Mustafa'nın ise bu senette Dede'ye kefil olduğunu, inşaat taahhüt işiyle uğraşan müvekkilinin bu borcuna karşılık, yine inşaat işiyle uğraşan davalıya, iki adet muvafakatname ile iş yaptığı *** İNŞ. LTD. ŞTİ. 'den olan tapu alacaklarını, davalının fiilen birlikte çalıştığı kardeşi ...'a davalının talebi üzerine devrettiğini, davalının tüm tapu işlemlerinde kardeşi ...'ı ve tüm banka işlemlerinde diğer kardeşi ...'ın hesabını kullandığını, borcun tamamen ve hatta fazlası ile ödenmiş olduğu halde, müvekkilinin senedi davalıdan talep etmesi üzerine davalı, geçirdiği bir tefecilik örgütü soruşturması nedeniyle seneden kaçakçılık ve organize suçla mücadele ekipleri tarafından el konulduğunu, senedi veremeyeceğini söylediğini, aradan zaman geçtikten sonra davalı iş bu senedi 2021 yılında bahsi geçen dosya no ile icra takibine konu ettiğini, iyi niyetini koruyan müvekkilinin davalı ile anlaşarak taraflar arasında ve davalının kardeşi ... şahitliğinde 09/07/2021 tarihinde bir sözleşme yaparak icra takibine konu borç tutarının toplam 80.000,00 TL olarak ödenmesi ve ödemenin şekli konusunda protokol yaptıklarını, bu protokol gereği müvekkilinin kardeşi ... vasıtası ile davalının diğer kardeşi ...'ın hesabına davalının talebi üzerine 50.000.00 TL ödeme yaptığını, söz konusu icra dosyasında senet kefili diğer müvekkili ...'in maaşından da icra kesintileri devam ettiğini, yaklaşık 13.600,00 TL dosyaya kesinti yapıldığını, kesintilerin de devam ettiğini, bu haliyle müvekkilinin davalıya bir borcu kalmadığını, ancak davalı tarafından yapılan ödemeler gerekse kendisi adına kardeşine yapılan tapu devirleri inkar edildiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını, davalarının kabulü ile, müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine, icra takibinin iptalini, kötü niyetli davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat duvar ustası olduğunu, genelde çalıştığı inşaatlardaki işleri tamamlayıp karşılığında inşaattan daire alarak çalıştığını, müvekkilinin bu şekilde iktisap ettiği daireleri nakde çevirip geçimini sağladığını, davacılardan ...'ın müteahhit olduğunu, müvekkili ile bu şekilde bir çok iş yaptığını, müvekkilinin zaman zaman işçilik karşılığı iktisap ettiği taşınmazları başka taşınmazlarla trampa etme yoluna da gittiğini, yine geçmiş yıllarda gerek müvekkilinden gerek kardeşlerinden araç ve taşınmazlar devraldığını, eldeki dava bakımından ise davacının dosyaya sunduğu muvafakatname başlıklı belgelerin eldeki dava ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, dosyaya sunulan belgede müvekkilinin herhangi bir imzası da bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 09.07.2021 tarihli sözleşmenin de ilgili muvafakatnamelerle bir alakası bulunmadığını, ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte dosyaya sunulan muvafakatler müvekkilinin davacı ile yaptığı başka bir işe ilişkin olup dava konusu borç ile bir alakası bulunmadığını, müvekkilinin davacı ile kendisine ait bulunan Eskişehir Bağlarında Kilo Market üzerinde olan A Blok 2. Kat 7 nolu daire karşılığında Anbar Mevkinde bulunan Liva İnşaattan daire verilmesi konusunda anlaşıldığını, ...'ın müvekkiline vereceği daireye teminat olarak da icra konusu senet verildiğini, müvekkilinin kendisine ait dairenin tapusunu davacı tarafa devretmiş olmasına rağmen davacı taraf süresi içerisinde aralarındaki sözleşmede belirtilen dairenin tapusunu müvekkiline devretmediğini, bu sebeple de müvekkilinin sözleşme kapsamında davacı taraftan aldığı 200.000,00 TL değerindeki senedi dava konusu ettiğini, davacı taraf 09.07.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu kapsamda da anlaşılan miktarların müvekkiline ödendiğini iddia etmiş ise de yapıldığı iddia edilen ödemeler müvekkiline yapılmadığını ve sözleşmede 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL ve iki ay sonra da 75.000,00 TL ödeme yapılacağı kararlaştırılmasına rağmen belirtilen süreler içerisinde anlaşılan ödemeler yapılmadığından ilgili sözleşmenin hükümsüz olduğunu, zira süresi içerisinde anlaşılan paranın ödenmemesi halinde senede ilişkin icra takibinin devam edeceğinin belirtildiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının sunduğu dekontlar kabul edilecek ise dahi senet borcu kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü ile icra takibindeki toplam borçtan düşülerek icra takibinin kalan miktar üzerinden devamına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği vakıalar tamamen gerçek dışı olup senedin borç ödenmesine rağmen davacı tarafa verilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, menfi tespite konu icra takibi davacının iddia ettiği sözleşmeden önce başlatıldığını, karşı taraf ile böyle bir sözleşme imzalanmış ise dahi sözleşmenin gereği yerine getirilmediğinden davacının dayandığı sözleşmenin eldeki dava bakımından bir önemi bulunmadığını, davacı tarafın davasının reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Mimarsinan Vergi Dairesine, QNB Finansbank A.Ş.'ne , Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Erciyes Vergi Dairesine, Vakıfbank TAO'ya ve Kocasinan Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 03/11/2022 tarihli 1 nolu celsesinde davacı ... ile davacı ...'in beyanının alındığı görülmüştür.
Mahkememizin 04/05/2023 tarihli 2 nolu celsesinde davalı tanıkları ... ve ...'ın beyanlarının alındığı görülmüştür.
Bilirkişi Barbaros Levent Ersoylu'dan alınan 18/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

Eldeki dava davacıların Kayseri GİD'in ... E. Sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkindir.
Davalı tarafça 25.06.2018 vade tarihli 200.000,00 TL tutarlı bono senedi 23.06.2021 tarihinde yukarıda künyesi belirtilen icra takip dosyasına konu edilmiştir.
Taraflar bir araya gelerek 09.07.2021 tarihli mübrez adi yazılı sözleşme imzalamışlardır. Sözleşme hükmüne göre toplam borç 85.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davacı tarafça 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL iki ay sonra (20.09.2021) tarihinde 75.000,00 TL lik çek verileceği ifade edilmiştir.
Sözleşmenin yazım dilinden iki ay sonra verilecek çekin vadesinin 20.09.2021 tarihli mi olacağı yoksa 20.09.2021 tarihinde verilecek ve bu tarihten sonraki bir vadeyi mi göstereceği anlaşılamamaktadır.
Davacı tarafça yukarıdaki ödemeler tablosunda arz ve izah edildiği üzere sözleşme tarihinden 20.09.2021 tarihine kadar yapılan ödemeler toplamı (10 +10+ 5) 25.000,00 TL dir.
Davacı taraf 20.09.2021 tarihinden sonra da sözleşmeye atıf yaparak ödemeleri devam ettirmiş olup mübrez belgelere göre yapılan ödemeler toplamı 50.000,00 TL dir. Diğer davacı ...'in maaşından gelen kesintiler toplamı da her iki tarafın kabulünde olduğu üzere 13.600,00 TL dir. Dolayısıyla yapılan ödemeler toplamı 63.600,00 TL dir.
Buradaki husus 09.07.2021 tarihli sözleşmenin ayakta olduğu mu yoksa sözleşme metninde geçtiği üzere ödemenin zamanında yapılmaması halinde icra takibinin devam edeceği mi noktasında toplanmaktadır.
Sözleşme metni şu şekildedir. 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL, iki ay sonra 75 bin TL lik çek verilecek, şuan icrada olan 25.06.2018 tarihli 200 bin TL lik senet icradan çekilecek, ödemeler yapılmadığı halde icra takibi devam edecek, bu anlaşma ...'ın evinde kardeşi ... ben ... anlaştık, hatır koyduk yüzyirmibin lira ikram etti 80 bin TL yi de yukarıda yazılı olan tarihte ödeyeceğim. Burada ödenecek borcun 85.000,00 TL mi yoksa 80.000,00 TL mi olduğu anlaşılamamaktadır.
Ödenecek miktarın 85.000,00 TL olarak kabulü ve davacı tarafça yapılan ödemelerin davalı tarafça kabul edildiği, bir başka ifade ile iade edilmeyip ihtirazi kayıtsız kabul edildiği dolayısıyla sözleşmenin ayakta olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılması halinde icra ferileri hariç davacıların davalıya ana para borcu (85.000,00+63.600,00) =21.400,00 TL 'dir.
Ödenecek miktarın 80.000,00 TL olarak kabulü ve davacı tarafça yapılan ödemelerin davalı tarafça kabul edildiği, bir başka ifade ile iade edilmeyip ihtirazi kayıtsız kabul edildiği dolayısıyla sözleşmenin ayakta olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılması halinde icra ferileri hariç davacıların davalıya ana para borcu (80.000,00 - 63.600,00) =16.400,00 TL 'dir.
Sözleşme metnindeki 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL, iki ay sonra 75 bin TL lik çek verilecek, şuan icrada olan 25.06.2018 tarihli 200 bin TL lik senet icradan çekilecek, ödemeler yapılmadığı halde icra takibi devam edecek...ifadesinin davacı tarafın anılan tarihlerde mutabık kalınan tarihlerde ödemelerin yapılmaması sebebiyle sözleşmenin hükmünü yitirdiği dolayısıyla yapılan ödemelerin icra dosyasına mahsup edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılması halinde dava tarihi itibariyle dosya kapak hesabı;
Kayseri GİD in ... sayılı dosyasının ilk ödemenin yapıldığı tarih olan 14.07.2021 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 347.355,82 TL,
İkinci ödemenin yapıldığı tarih olan 02.08.2021 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 354.099,66 TL,
Üçüncü ödemenin yapıldığı tarih olan 15.09.2021 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 353.138,02 TL,
Dördüncü ödemenin yapıldığı tarih olan 14.10.2021 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 355.799,66 TL,
Beşinci ödemenin yapıldığı tarih olan 17/11/2021 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 363.920,21 TL,
Altıncı ödemenin yapıldığı tarih olan 02.02.2022 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 365.720,21 TL,
Dava tarih olan 01.06.2022 itibariyle dosya kapak hesabı;
Bakiye alacağı, 372.390,07 TL, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı vekilinin 02/10/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu görüldü.
Bilirkişi Barbaros Levent Ersoylu'dan alınan 11/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
Mahkemenin 26.10.2023 tarihli celse 2 nolu ara kararı ile; bilirkişice farklı varyasyonlar ile rapor düzenlendiği, bu varyasyonlarda sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü halinde yapılan hesaplamada ödeme miktarlarının TBK 100 uyarınca düşülüp düşülmediği tam olarak anlaşılmadığından, raporun açıklanması, düşme miktarlarının gösterilmesi akabinde bu düşümden sonra bakiye kalan kısmın nasıl hesaplandığı ve nereden düşüldüğü konusunda daha açıklayıcı ve denetlenebilir bir rapor sunarak dava tarihi itibariyle nihai bakiye borcun hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiştir.
09.07.2021 tarihli sözleşme başlıklı el yazılı belge:
Ben ... 20.07.2021 tarihinde 10.000,00 TL, iki ay sonra 75 bin TL lik çek verilecek, şuan icrada olan 25.06.2018 tarihli 200 bin TL lik senet icradan çekilecek, ödemeler yapılmadığı halde icra takibi devam edecek, bu anlaşma ...'ın evinde kardeşi ... ben ... anlaştık, hatır koyduk yüzyirmibin lira ikram etti 80 bin TL yi de yukarıda yazılı olan tarihte ödeyeceğim.
Belge altı ..., ..., Şahit ... tarafından imzalanmıştır.
Davacı tarafça yapılan ödemeler;

Sıra Tarih Gönderen Alıcı Miktar
1 14.07.2021 tarihinde ... ... 10.000 TL,
2 02.08.2021 tarihinde ... ... 5.000 TL,
3 15.09.2021 tarihinde ... ... 10.000 TL,
4 14.10.2021 tarihinde ... ... 10.000 TL,
5 17.11.2021 tarihinde ... ... 5.000 TL,
6 02.02.2022 tarihinde Saniye Yıldırım vasıtası İle Vakıfbank tan aynı hesaba 10.000 TL.

Maaştan gelen miktar 13.600,00 TL Toplam : 50.000 * 13.600 - 63.600,00 TL,

Yukarıda anılan anlaşma hükümlerine göre ödemelerin tamamı yapılmamış görüldüğü, davalı taraf bu sebeple cevap dilekçesinde anılan sözleşmenin geçersiz olduğunu ifade etmektedir.
Ana raporda ifade edildiği ve yukarıya da anılan sözleşmeye göre iki rakam telaffuz edilmektedir. Sayın Mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kanaatine varılması halinde iki ayrı rakam üzerinden (80.000,00 ve 85.000,00) yapılan toplam 63.600,00 TL mahsup edilerek ana raporda hesaplanmıştır.
Sözleşmenin, ödemelerin tam ve eksiksiz ödenmemesi sebebiyle geçersiz olduğu ve icra takibinin ayakta olduğu kanaatine varılması halinde ise; yine ana raporda yapılan hesaplamalar BK 100 gereği ödemelerin yapıldığı tarihler dikkate alınarak ve yapılan ödemeler öncelikle faiz ve ferilere mahsup edilerek tablolar halinde gösterilmiştir.
Tablolarda da görüldüğü üzere yapılan ödemeler faiz ve ferileri tam olarak sonlandırmadığından anapara borcu sabit kalmaktadır şeklinde kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Dosya ve raporun duruşmadan hemen önce mahkememize sunulduğu anlaşılmakla rapordan birer suret hazır bulunan taraflara tebliğ mahiyette olmak üzere elden verilmiştir.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Davacılar vekilinin ıslah harcını ikmal ettiği, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği görüldü. Davalı Nihal İnal vekilinin 22/02/2024 tarihli dilekçesi ile ile bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesi sunduğu görüldü.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı ...'ın davalıya 25/06/2018 vade tarihli 200.000,00 TL bedeli senedi verdiğini, diğer davacı ...'in ise kefil olduğunu, borcuna karşılık olarak EMK Yapı .... Ltd. Şti. tapu alacaklarının davalının kardeşine devrettiğini, borcun fazlasıyla ödendiğini, davacı ile daha sonradan 09/07/2021 tarihinde icra takibine konu borcun toplam 80.000,00 TL olarak ödenmesi şeklinde anlaştıklarını, 50.000,00 TL ödediklerini ve borcu olmadığından bahisle menfi tespit dilediği görülmüştür.
Davacı taraf ise ıslah dilekçesi sunmuş ıslah dilekçesinde davanın hukuki sebebini değiştirdiği görülmüştür davacı dava konusu senedin ıslah ile birlikte teminat senedi olduğundan bahisle menfi tespit dilemiştir.
Davalı ise davacı ile kendisine ait Eskişehir Bağları'nda Kilo Market üzerinde olan A blok 2. Kat 7 nolu daire karşılığında Anbar mevkinde bulunan Liva inşaattan daire verilmesi konusunda anlaştıklarını, davalının tapusunu devretmesine rağmen davacının devretmediğini ve 200.000,00 TL değerindeki dava konusu senedi teminat olarak aldığını, 09/07/2021 tarihindeki ödemelerin müvekkiline yapılmadığı gibi sözleşme kapsamında ödemeler yapılmadığından hükümsüz olduğundan bahisle davanın reddini dilemiştir.
-Tarafların uyuşmazlık noktaları davacıların 14/02/2018 keşide tarihli ve 25/06/2018 tarihli 200,000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olup olmadığı, dava konusu senedin teminat senedi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davalısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davacılar olduğu alacaklı tarafından borçlular aleyhine dayanağı keşidecisi davacı ..., aval vereni davacı ..., lehtarı davalı olan, 14/02/2018 keşide tarihli, 16/06/2018 tarihli, 200.000,00 TL bedelli bono olduğu, takip çıkışının ise 298.638,35 TL olduğu görülmüştür.
-Islaha ait değerlendirmede;
6100 sayılı HMK'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir (HUMK. m.83; Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s.3965).
Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkân olmakla; bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşabilecek olan her hangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumunun yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534).
Islahın konusu, tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğuna göre, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan söz edilmesinde yarar vardır: Gerek öğreti gerekse Yargıtay, ıslah yoluyla davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir.
Yine, müddeabihin (davada talep olunan miktarın) artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup ıslahın konusudur (Kuru: C.IV s.4035).
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan; hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette olanaklı değildir.
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır. Zira ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.
Islahın sonuçlarına gelince; ıslah tahkikata tabi davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabilir (HMK m.177/1).
Islah tek taraflı bir irade beyanı olup, ıslahın geçerliliği için karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektireceğinden (HMK m.179/1), davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır.
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır. (HMK m.179/1). Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekir.
Bu noktada; hiç dava konusu edilmemiş bir unsurun, başka dava konularına ilişkin davada ıslah yoluyla davaya dahil edilip edilemeyeceğinin; eş söyleyişle, sadece bir konu hakkında dava açılmışken, bu dava konusundan farklı dava konularının ıslah yoluyla eldeki davaya dahiline olanak bulunup bulunmadığının; böyle bir durumda, ilk dava konusu edilen yönünden açılan davanın kısmi dava, daha sonra başka dava konuları için ileri sürülen talebin de bunun ıslahı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin, ayrıca irdelenmesi gerekir.
Vurgulamakta yarar vardır ki, kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir.
Ancak bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır (Örn. Bir taşınmazın tamamı hakkında iptal ve tescil istemiyle açılan davada, davanın konusunu bu taşınmazın bizatihi kendisi teşkil etmekle, bu taşınmazdan başka bir taşınmaz davaya dahil edilmek istenirse bu halde ıslah söz konusu olamayacaktır).
Şu hale göre kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Nitekim, HMK’nın 141/2. maddesinde de davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yoluyla davasının mahiyetini tebdil edebileceği kabul edilmiştir. Ne var ki, açıklanan tüm hükümler göstermektedir ki, ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir.
Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde borcun ödendiğinden bahisle menfi tespit dilerken ıslah ile dava konusu senedin teminat senedi olduğu ve takibe koyulamayacağından bahisle menfi tespit dilemiştir. Yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde hukuki sebebin değiştirilmesi mümkün olduğundan iş bu dava kapsamında ıslah dilekçesindeki iddialar uyarınca değerlendirme yapılmıştır.
- Dava konusu senedin teminat senedi olup olmadığına dair değerlendirmede;
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve *** K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. (Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun *** K. Sayılı ilamı )
Teminat senetleri (teminat bonosu, teminat poliçesi, teminat çeki), tarafların temel borç ilişkisi kapsamında edimin ifasını güvence altına alması amacıyla düzenlenen senetlerdir. Edim ifa edilmediği taktirde teminat senedi vasıtasıyla, lehtar tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılabilecek veya senet ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül edilme imkânı bulabilecektir.
Davacının dosyamıza sunmuş olduğu, dava konusu icra takibi ile ilgili sözleşme başlıklı 09/07/2021 tarihli, ... ve ... tarafından imzalı 09/07/2021 tarihli sözleşmenin incelenmesinde "ben ... 20/07/2021 tarihinde 10.000,00 TL iki ay sonra 75.000,00 TL'lik çek verilecek, şuan icrada olan 25/06/2018 tarihli 200.000,00 TL senet icradan çekilecek, ödemeler yapılmadığı halde icra takibi devam edecek, bu anlaşma ...'ın evinde kardeşi ... ben ... anlaştık. Hatır koyduk. 120.000,00 TL ikram ettim. 80.000,00 TL'yi yukarıda yazan tarihte ödeyeceğim" şeklinde olduğu, davalı olduğu görülmüştür.
Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu senedin kilo market üzerindeki A blok 2. Kat 7 nolu dairenin daire karşılığında Anbar mevkiinde bulunan Liva inşaatta daire verilmesi konusunda, anlaşıldığını, ...'ın davalıya vereceği daireye karşılık olarak dava konusu senedin teminat olarak verildiğini beyan etmiştir. Yine davalı taraf 09/07/2021 tarihli sözleşmenin cevap dilekçesinde doğrulamış ancak sözleşmede belirtilen şekilde ödeme yapılmadığından dolayı , sözleşmenin hükümsüz olduğunu ve takibe devam ettiklerini beyan etmiştir. Davacı taraf , dava konusu senedin teminat senedi olduğunda bahisle kambiyo senedini talil etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesiyle kambiyo senedinin talilini doğrulamıştır. Yukarıda açıkça açıklandığı üzere teminat senedi alacağı teminat altına almak için verilen alacağın doğması halinde kambiyo senetlerine özgü olarak takip yapılan senetlerden olduğu belirtilmiştik. Davacının sunmuş olduğu 09/07/2021 tarihli sözleşmede teminat koşuluna konu 200.000,00 TL 'lik borcu "hatır koyduk, 120.000,00 TL ikram ettik "şeklindeki imzalı beyanı dikkate alınarak teminata konu alacağın 200.000,00 TL olduğunu doğrulamıştır. Bu nedenle alacaklı olan davalının teminat koşulunun gerçekleşmesi ve teminata konu davalının cevap dilekçesinde geçen dairenin teslim edilmemesi, sözleşmeyle de anlaşıldığından davalının takip yapmasında ve takibe devam etmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davanın reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak 80,70-TL ve 5.446,90-TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 5.100,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 158,00 TL posta gideri, 40,00 TL elektronik tebligat giderinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 46.795,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır