T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Alacak (Ticari Faturadan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari alım satımdan kaynaklı olarak davalı firmaya boya malzemesi satıldığını, malzemelere fatura kesildiğini, faturaya konu malların davalı şirkete teslim edildiğini, teslim edildiğine dair tüm faturalarda imza, isim,beyan mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 2018 yılında yapılan ticaret kapsamında 4 adet fatura düzenlendiğini, toplamda 18.582,63 TL tutarında mal davalıya teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bahse konu faturalardan kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla borçlu hakkında 10/04/2019 tarihinde icra takibine başlandığını ve ödeme emri borçluya 15/04/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bahse konu takibe de kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, itiraz üzerine bahse konu icra takibi durdurulduğunu, dört adet faturanın ödenmediğini, borçlunun faal olarak çalıştığını, ödeme güçlüğüne düştüğünden zaman kazanmak adına hakkında başlatılan tüm yasal takiplere itiraz ettiğini, Kayseri Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk dosya numaralı dosyası kapsamında yapılan görüşmeler de anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkilinin alacağını güvence altına almak için borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, müvekkilinin hakkının korunabilmesi adına davalının mal kaçırma ihtimaline binaen ihtiyati haciz konulmasını, davanın kabulünü, mal kaçırma ihtimaline binaen borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine , müvekkilini davalıdan olan alacağının takip tarihi olan 10/04/2019 tarihinden itibaren T.C Merkez bankasının ticari işler için mevduata uyguladığı en yüksek faizden hesaplanarak müvekkiline verilmesini, ayrıca faiz ile karşılanamayan munzam zararın da (soyut munzam zarar) davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Mimarsinan Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye, Çandır Mal Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye, Çayıralan İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Çayıralan Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine yeniden talimat yazıldığı, Çayırlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin *** Talimat sırasına kaydının yapıldığı, davalıya ihtaratlı tebligatı yapıldığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtları sunmaması nedeniyle dosyanın bilirkişiye tevdii edilemediği, ve talimat dosyasının kapatıldığı görüldü.
Bilirkişi ...'dan alınan 17/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı taraf davalıdan 2018 yılında düzenlenen 4 adet faturadan alacak
talep etmiştir. Davacının alacak talep ettiği faturalar toplamı 18.582,03 TL’dir. Davacının davalıdan alacak talep ettiği faturalardan 3 adedinin davalı
tarafça Ba formu ile vergi idaresine beyan edildiği dosyadaki Ba formundan
anlaşıldığını, davalının Ba formu ile vergi idaresine beyan etmiş olduğu faturalar
toplamı 18.461 TL’dir. Davacı tarafça Ekim/2018 döneminde düzenlenen 120,01 TL tutarlı fatura
beyan sınırının altındadır. Ancak bu fatura üzerinde teslim alana ilişkin imza
bulunmaktadır. Davalı tarafça kabul edilerek vergi idaresine bildirilen 18.461 TL
tutarlı fatura ile teslim alana ilişkin imzanın olduğu faturalar toplamı 18.581,11 TL
olmaktadır. Ancak davacının ticari defterlerinde gözüken alacak tutarı 18.579,37
TL’dir. Davacının 2018 yılı ticari defterlerinde davalıya ve diğer müşterilere
düzenlenen faturalar karşılığında özel bir hesap açılmamıştır. Yapılan satışlar
karşılığında Muhtelif Alıcılar hesabı kullanılmıştır. Bu bakımdan faturanın
düzenlendiği 2018 yılı ticari defterlerinden davalıya düzenlenen faturaları ve yapılan
tahsilatları tespit etme imkanı bulunmamaktadır.
Davacının e-defter kayıtları incelendiğinde davalıdan bakiye 18.579,37 TL alacak gözüktüğü tespit edilmektedir. Davalı tarafça ticari defterler sunulmadığı için herhangi bir tespit yapılamadığı hususunda kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı faturadan dolayı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek yapılan takibe itirazın iptali dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 03/10/2018 tarihli ... nolu fatura 8.742,60 TL, 22/10/2018 tarihli ... nolu fatura 3.849,75 TL, 13/10/2018 tarihli ... nolu fatura 5.869,67 TL, 20/11/2018 tarihli ... nolu fatura 120,61 TL miktarlı toplam 18.582,63 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli *** K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, davacının ticari defter incelenmiştir. Davacı defterlerinde dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve faturalardan kaynaklı 18.579,37 TL alacaklı olduğu ödenmediği tespit olunmuştur. Davalı kesin süreye rağmen ticari defterleri sunmaktan kaçınmış olduğundan ve davacı defterleri usule uygun tutulduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. madde hükmü gereği senetle ispat etmek zorundadır. Somut olayda davalı taraf faturalara ait ödemeyi ispat edemediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davanın kısmen kabulü ile; 18.579,37 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağı dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının faiz başlangıcına ilişkin istemin reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 1.269,15 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 331,56 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 937,59 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 1.492,91 TL'sinin davalıdan bakiye 67,09 TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı 80,70 TL, peşin harç 331,56 TL, başka birime reddiyat gideri 425,00 TL, posta gideri 272,00 TL, kep ücreti 3,75 TL, dosya masrafı gideri 52,00 TL, elektronik tebligat gideri 59,50 TL ve bilirkişi ücreti 2.500,00 TL olmak üzere toplam 3.724,51 TL yargılama harç ve giderinin kabul ve red oranına göre 3.564,75 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!