WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

KAYSERI 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ASIL DAVADA
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : 1- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
BİRLEŞEN DAVADA
DAVACI :***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit
BİRLEŞEN
DAVA TARİHİ : ***
BİRLEŞME
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın 2012 yılında nakit ihtiyacı sebebiyle 65.000,00 TL kredi kullanmak üzere T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Yeni Sanayi Kayseri Şubesine başvuru yaptığını, müvekkilinin kredi sözleşmesini imzaladığı 65.000,00 TL kredi kullandığını, düzenli olarak da bu krediye ilişkin taksitlerinin ödemelerini gerçekleştirildiğini, 2014 yılına gelindiğinde aktif ticaret hayatı sebebiyle yeniden kredi çekmek üzere bankaya başvurduğunda, yeniden sözleşme imzalanmasına gerek olmadığını, daha önceki imzaladığı sözleşme kapsamında limit artırımı yapılabileceğini, ancak bunun için dosyayı teminatlandırması gerektiği bilgisi verildiğini, müvekkiline ait taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tescil edildiğini, müvekkilinin düzenli ödemelerini yapmaya devam ettiğini, başkaca kredi kullanımına ilişkin başvurusunun olmadığını, 2018 şubat ayına kadar ödemelerini yaptığını, kalan borç miktarını öğrenmek üzere bankaya gittiğinde yaklaşık 255.000,00 TL borcu kaldığını , kullandığı krediden çok fazla tutarda borç bakiyesinin olduğunun bildirildiğini, bunun mümkün olmadığını belirten müvekkilin bankadan yeniden sorgulama yapılmasını istediğini ve müvekkilinin kendi ihtiyacına binaen bizzat kullandığı iki kredi haricinde, müvekkilinin hesabı üzerinden birden çok kez müvekkili adına kredi kullandırımı yapıldığını öğrendiğini, kullandırılan kredilerden ve hesap hareketlerinden haberdar olmadığının bir yanlışlık olduğunu belirterek müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Yeni Sanayi/Kayseri Şubesi'nde bulunan hesaplarından kullanılan krediler ve hesabından bilgisi dışında çıkan tutarlar nedeniyle fazladan ödemiş olduğu bedelin, şimdilik kısmi olarak 20.000,00 TL'sinin davalı bankadan alınarak, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı banka tarafından gönderilen Kayseri 12. Noterliği 05/02/2021 tarih 3146 yevmiye nolu ihtarı ile belirtilen borçtan sorumlu olmadığına dair şimdilik 10.000,00 TL bedel yönünden borçlu olmadığının tespitine, bu ihtarname kapsamındaki borcun ödenmek durumunda kalınması halinde ödenen bedelin istirdadına, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkil aleyhine takip başlatılmamasına yönelik tedbir karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili davalı bankanın ticari kredi müşterisi olduğunu, müvekkili bankadan muhtelif tarihlerde kredi kullandırıldığını, kullandığı kredileri ödememesi üzerine kredilerini yapılandırdığını, akabinde ise yapılandırdığı kredileri de ödememesi üzerine takip hesaplarında izlenip hakkında icra takibi başlatılacağı zaman iki kredi dışında diğer kredileri kendisinin kullanmadığını, bilgisi dışında kredi kullandırımı yapıldığını, gene bilgisi dışında limit artırım işlemleri gerçekleştirildiğini beyan ederek iş bu menfi tespit davası açıldığını, davacının iddiasının haksız ve yersiz olduğunu sadece müvekkil bankaya olan borcun ödemesini geciktirdiğini, davacının davacının 2018 yılında borç miktarını öğrendiğini bu borç miktarını öğrenmesine rağmen dava açmayıp borcu yapılandırma yoluna gitmesi akabinde gene bir iki kez yapılandırma yoluna gitmesi borcu bildiğinin ve kabul ettiğinin bir göstergesi olduğunu, 09/01/2016 tarihinde hesabı kat edildiğini ve gerek kendisine gerekse kefiline Ankara 18. Noterliğinin 20/01/2016 tarih ve 3299 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnamede borç tutarının 226.933,81 TL olduğunu, davacının hesap hareketleri incelendiğinde internet bankacılığı kullandığını, internet bankacılığı ile hesaplarına giriş yaptıkları ve kredi borçlarını görebildiğinin açıkca belirli olduğunu, davacının davalı bankaya kullandığı kredilere teminat olarak Nevşehir İli Ürgüp İlçesi Karaözü 1 Mah. 1311 Ada 4 Parsel 3 nolu Bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerinde banka lehine 1.dereceden 1.000.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, ancak davacının eşi tarafından taşınmazın ortak konut olduğu ve eş muvafakatının bulunmadığı iddiası ile Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/337 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve derdest olduğunu belirterek öncelikle tedbir talebinin reddini, davcının davasının reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... ile davalı bankanın Kayseri Yeni Sanayi Şubesi arasında 2014 yılında imzalanan, tarihsiz kredi sözleşmesinde kefil olarak göründüğünü, işbu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından ekte sunulan Kayseri 12. Noterliği'nin 05/02/2021 tarihli ve 3146 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı banka ile müvekkili arasında kurulduğu iddia edilen ve buna dayanılarak hakkında icra takibi başlatılan kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu, takibe konu Genel Kredi Sözleşmesinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, kefalet sözleşmesinin el yazılı şekil şartına uyulmadıkça ve kefalet türü ile kefalet tarihi belirli olmadıkça geçerli olmayacağını bildirerek müvekkiline ait T.C. Ziraat Bankası Kalealtı/Aksaray şubesinde ***-5010 numaralı maaş hesabında bulunan blokenin kaldırılmasını, talebin kabul edilmemesi halinde blokeli hesaptan müvekkilinin aylık maaş tutarı olan 3.600,00-TL'yi elden çekebilmesine izin verilmesini, ayrıca icra dosyası kapsamında 121.300,79-TL olarak görünün kredi borcu yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına ve 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın kredi sözleşmesinden kaynaklı borca kefil olan davacının açmış olduğu menfi tespit davasına ilişkin olmakla, aynı kredi sözleşmelerine dayanılarak asıl borçlu ... tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile borçlu olunmadığının tespiti istemli menfi tespit davası açıldığını, her iki dava bakımından aralarında bağlantı bulunduğundan, incelemenin tek dosya üzerinden yapılmasının davanın mahiyeti gereği uygun olacağından işbu dosyanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, ayrıca davacı tarafça talep edilen 50.000,00-TL manevi tazminat talebi yönünden peşin harcın yatırılmadığını, bu nedenle öncelikle harcın ikmal edilmesinin gerektiğini, davacının sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından davacı tarafa gönderilen hesap kat ihtarnamesine karşı davacı tarafça herhangi bir itiraz olmadığını, dolayısıyla davacının iddialarının yersiz olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
17/02/2022 tarihli celsede HMK’nın 266-268 maddeleri uyarınca dosyanın re'sen seçilecek bir imza inceleme uzmanı ve bankacı bilirkişiye tevdii ile; Dosya kapsamındaki itiraza uğrayan belgelerin imza incelemelerini yapılması ve imzası doğrulanan sözleşmeler ve belgeler uyarınca davacıların borcu bulunup bulunmadığı noktasında rapor alınmasına karar verilmiş bilirkişiler Dr. *** 13/06/2022 tarihli raporlarını mahkememize ibraz etmişlerdir.
13/10/2022 tarihli celsede İtirazların değerlendirilmesi amacıyla bankacı bilirkişiden ek rapor alınmasına, bilirkişiye ek ücret takdirine yer olmadığına, bilirkişiye rapor düzenlemesi için 2 aylık süre verilmesine karar verilmiş bilirkişi Halis Buyrukçu 28/11/2022 tarihli raporunu mahkememize ibraz etmiştir.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair 02/02/2023 tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişiler ***'nun mahkememize sunmuş oldukları 20/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; asıl davada davacı ...'ın taleplerinin yerinde olmadığı, banka kayıtlarında gözüken tutarlar kadar davacının davalı bankaya borçlu olduğu, birleşen davada kefaletin geçersiz olması nedeniyle davacı ...'ın davalı bankaya borçlu olmadığı, mevcut sözleşmeye dayanılarak adı geçenden alacak talebinde bulunulamayacağı mahkememize bildirilmiştir.
14/09/2023 tarihli celsede Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi ve çeşitli varyasyonlara göre durumun ayrı ayrı değerlendirilmesi amacıyla dosyanın bilirkişi heyetine tekrar tevdine karar verilmiş, bilirkişiler ***'nun mahkememize sunmuş oldukları 12/11/2023 tarihli ek raporda özetle; kök raporlarında yer verdikleri görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik bulunmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
Mahkememizin esas dosyasındaki davacı *** bilgisi ve rızası dışında Ziraat bankası Yeni sanayi şubesinde bulunan hesaplarından kullanılan krediler ve hesabından bilgisi dışında çıkan tutarlar nedeniyle alacak talebinde bulunmuştur. Birleşen dosyada ise davacı *** Ziraat bankası tarafından takibe konu Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin *** E sayılı dosyasından menfi tespit ve manevi tazminat dilemiştir.
Mahkememiz davacının iddiasına konu olmak üzere Ziraat bankası bünyesinde davacıya ait hesaplarda kullanılan kredinin yapılan işlemlerinin kayıtları dosyaya almış. Dosyamızda bir kısım kredi kullanım dekontları, bir kısım dekontlarda imza incelemesi yapmıştır. 2013 , 2014 , 2015 yılları arasındaki bir kısım kredi evraklarının davacının el ürünü olduğu, bir kısmınında kendisinin el ürünü olmadığı tespitlerinde yer vermiştir. Mahkememiz daha sonradan bir bankacı bilirkişiden dosyadan rapor düzenlenmesi amacıyla tevdi edilmiştir. Bankacı bilirkişi olan Halis Buyrukçu tarafından sunulan raporun incelenmesinde; davacı ... tarafından 13 adet farklı türde kredi kullandırıldığı, bir kısmının kapatıldığı bilirkişi tarafından bir kısım kredilerin kendi rızası dahilinde yapıldığının tespit edildiği, bir kısmında ise kendi rızası dışında kullandırıldığının tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Bilirkişi tarafından davacının bilgisi dışında kullandırıldığı belirtilen bir kısmının süreç içerisinde 2013 ve 2021 yılları arası taksitlendirme yapılandırma gibi ayrı ayrı işlemlere tabi tutulduğu, bir kısmının ise kapatıldığı ve davacının hesabında belirlenen 7 yıllık süre içinde bir çok işlem yapıldığı, bir çok kredi kullanıldığı tespit edilmiştir. Birleşen dosyadaki davacı ...'ın genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin incelenmesinde tarih ve kefalet türü belirlenmeden imzalandığında borcu olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Mahkememizce tarafların itirazları sunulan rapordaki kısmi belirsizlikler dikkate alınarak Ankara Bölge Bilirkişi listesinde 3 kişilik bankacı mali müşavir, nitelikli hesap uzmanı, bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır.
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelere göre; Davacı ... ile davalı banka arasında, tarihli 100.000,00 TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye birleşen davanın davacısı ***’ın kefalet imzasının alındığı, lakin sözleşmenin kefalete ilişkin kısmında “kefalet türü” ve “kefalet tarihi” bölümlerinin boş olduğu, yine davacı ... ile davalı banka arasında, 09.02.2018 tarihli 200.000,00 TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmede kefil bulunmadığı, imzalanan sözleşmeler kapsamında davacı ...’a çeşitli kredilerin kullandırıldığı tespit olunmuştur.
Mahkememizce davacı ...’a ait kredi ve mevduat hesaplarından yapılan ödeme ve aktarma işlemlerine ilişkin dekontların üzerinde bulunan müşteri imzalarıyla ilgili grafolojik inceleme yaptırılmış olup, söz konusu inceleme sonucu düzenlenen 30.05.2022 tarihli raporun sonuç bölümünde; “Tetkik konusu, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Yeni Sanayi Şubesi tarafından ...
Chonyang Masaj Yatakları adına düzenlenmiş;
a) İnceleme konusu
25/03/2013 tarihli, FO1286 kodlu ve 25.000,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırım dekontu, 25/03/2013 tarihli, F01295 kodlu ve 25.000,00 TL. meblağlı Para Çekme dekontu,
22/10/2013 tarihli, F00308 kodlu ve 8.300,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
16/06/2014 tarihli, F00918 kodlu ve 21.000,55 TL meblağlı Hesaptan EFT dekontu,
16/06/2014 tarihli, F00894 kodlu ve 21.500,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırım dekontu,
17/06/2014 tarihli, F00375 kodlu ve 12,500,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu, 17/06/2014 tarihli, F00374 kodlu ve 12.500,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
18/07/2014 tarihli, F00207 kodlu ve 24.500,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu, 18/07/2014 tarihli, F00191 kodlu ve 25.000,00 TL, meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu, üzerinde müşteri adına atılı bulunan imzaların, ...'ın elinden çıktığı kanaatine varıldığı,
b) İnceleme konusu;
05/08/2014 tarihli, F00130 kodlu ve 15,000,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi
Kullandırımı dekontu, 05/08/2014 tarihli, F00132 kodlu ve 15.000,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
26/08/2014 tarihli, F00477 kodlu ve 50.000,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
28/08/2014 tarihli, F00507 kodlu ve 9.400,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu, 28/08/2014 tarihli, F00503 kodlu ve 10.000,00 TL. meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
10/11/2014 tarihli, F00864 kodlu ve 20.000,00 TL, meblağlı Para Çekme dekontu,
21/11/2014 tarihli, F00525 kodlu ve 4.200,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
25/11/2014 tarihli, F00571 kodlu ve 10.000,00 TL, meblağlı Para Çekme dekontu,
25/11/2014 tarihli, F00373 kodlu ve 10.000,00 TL, meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
04/12/2014 tarihli, F00475 kodlu ve 1.000,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
05/12/2014 tarihli, F0O732 kodlu ve 3.000,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
10/04/2015 tarihli, F00535 kodlu ve 3.550,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
16/04/2015 tarihli, F00537 kodlu ve 3.500,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
05/06/2015 tarihli, F00557 kodlu ve 2.750,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu, 05/06/2015 tarihli, F00434 kodlu ve 2.750,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
27/07/2015 tarihli, F00963 kodlu ve 22.400,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
06/11/2014 tarihli, F00211 kodlu ve 3.000,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
13/03/2015 tarihli, F00447 kodlu ve 1.450,00 TL meblağlı Para Çekme dekontu,
üzerinde atılı bulunan İmzaların, ...’ın elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı,
c) İnceleme konusu;
30/05/2013 tarihli, F00294 kodlu ve 25.000,00 TL. meblağlı Para Çekme dekontu,
30/05/2013 tarihli, F00293 kodlu ve 25,000,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
26/08/2014 tarihli, F00476 kodlu ve 50.000,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontları üzerindeki imzaların üzerinden farklı kalemler ile mükerrer gidilerek, tahrifen atılmış imzalar olduğunun müşahede ve tespit edildiği,
d) İnceleme konusu;
22/10/2013 tarihli, F00286 kodlu ve 12.310,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
01/12/2014 tarihli, F00922 kodlu ve 10.005,26 TL. meblağlı Hesaptan EFT dekontu,
01/12/2014 tarihli, F00912 kodlu ve 10.000,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu,
12/11/2014 tarihli, F00445 kodlu ve 2.600,00 TL meblağlı Hesaptan Hesaba Virman dekontu,
12/11/2014 tarihli, FGO448 kodlu ve 2.512,14 TL meblağlı Kredi Tahsilat İşlemleri dekontu,
18/11/2014 tarihli, F00218 kodlu ve 1.500,00 TL meblağlı Hesaptan Hesaba Virman dekontu,
11/10/2013 tarihli, F00953 kodlu ve 8.750,00 TL meblağlı TL Nakdi Ticari Kredi Kullandırımı dekontu, üzerinde müşteri adına atılı bulunan imza bulunmadığı şeklindeki tespit ve kanaatlere yer verildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporlarına göre hesap ekstresi ve dekont örnekleri üzerinde yapılan incelemelerden, davacı ... adına açılan kredilerden yapılan ödeme ve virman (aktarma) işlemleri ile bu işlemlere ilişkin tespitler bilirkişi heyeti tarafından sunulan ilk raporun 13 ve 14 nolu sayfalarında ayrıntıları yer almıştır. Ayrıntıları raporda olmak üzere 2013-2021 yılları arasında bir çok kez kredi kullandırma işlemi yapıldığı görülmüştür. Nihai olarak kredi işlemleri 01.03.2021 tarihinde 107.894,28 mevcut borç takip hesaplarına aktarılmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacıya 2013 yılından önce kredi kullandırılmaya başlandığı, davacının davalı bankada birçok kredi hareketinin mevcut olduğu, kullandırılan kredilerin geri ödemelerinde aksama olması nedeniyle 19.01.2016 tarihinde kredi hesaplarının kat edildiği, lakin mevcut borçların 16.03.2016 tarihinde yapılandırıldığı, bu tarih itibariyle toplam borcun 226.046,57 TL olduğu ve bu tutarın 53228163-1040 nolu kredi hesabında yapılandırıldığı, 16.03.2016 tarihinde yapılandırılan ve bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin geri ödenmesinde yine aksamaların oluştuğu, bu nedenle davacının borcunun 13.02.2018 tarihinde ikinci kez yapılandırıldığı, 13.02.2018 tarihinde ikinci kez yapılandırılmış olan borcun geri ödemesinde yine gecikmelerin meydana geldiği, 28.01.2020, 08.05.2020 ve 01.03.2021 tarihlerinde borcun tekrar yapılandırıldığı, lakin ödeme planlarına uyulmadığı, bu arada davacıya, 19.01.2016 tarihli ve 26.07.2019 tarihli ihtarnamelerin noter aracılığıyla gönderildiği, her iki ihtarnamenin de davacıya tebliğ edildiği, davacıya son olarak 04.02.2021 tarihli ihtarnamenin noter vasıtasıyla gönderildiği ve toplamı 111.387,06 TL olan borcun ödenmesinin talep edildiği, davacı ...’ın vekili aracılığıyla gönderdiği cevabi ihtarnamede, kullandığı kredilerden kaynaklı borçları ödediği, mevcut borçların bilgisi dışında kullanılan kredilerden kaynaklandığını belirterek, ödemezlik defini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
Davacı ...’ın davalı bankanın Yeni Sanayi Şubesinin kredi ve mevduat müşterisi olduğu, adı geçenin 2013 yılından önce bu şubeden kredi çekmeye başladığı görülmektedir. Diğer yandan davacının kardeşi Hakan UÇAR’ın da operasyon yetkilisi olarak bu şubede çalıştığı, hakkındaki soruşturma nedeniyle iş akdinin sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ...’ın 2013 yılı öncesinde başlayan kredilendirme işlemlerinin 2021 yılına değin devam ettiği, 2016 yılında kredi ödemelerinde aksamalar meydana geldiğinden borcun yapılandırıldığı, yapılandırılan kredi borcuna ilişkin taksitlerin bir süre düzenli şekilde ödendiği, lakin daha sonra ödemelerin yine aksatıldığı, bu kez 13.02.2018 tarihinde borcun yapılandırıldığı, yine bir süre taksit ödemelerinin yapıldığı, ancak ödemelerde aksamaların meydana geldiği, 28.01.2020 tarihinde borcun 3. defa yapılandırıldığı, kredinin birkaç taksiti ödendikten sonra ödemelerin aksadığı, nihayet borcun 08.05.2020 tarihinde 4 kez yapılandırıldığı, ancak hiçbir taksitin ödenmediği, özetle davacı ...’ın kredi borçlarının 4 kez yapılandırıldığı, bu yapılandırmalar sırasında yeni ödeme planlarının oluşturulduğu görülmektedir.
Davacı ... ile davalı banka arasında 2013 yılından önce imzalandığı anlaşılan 100.000,00 TL limitli ve 09.02.2018 tarihinde imzalanan 200.000,00 TL limitli iki adet kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Buna göre davacı ...’a kullandırılacak kredilerin limitinin 09.02.2018 tarihine kadar 100.000,00 TL’yi aşmaması gerekmektedir. Lakin davacı adına açılan kredilerden dolayı 16.03.2016 tarihi itibariyle toplam 226.046,57 TL borcun oluştuğu belirgindir. Böyle bir tablonun ortaya çıkabilmesi için taraflar arasında yeni bir sözleşme imzalanmadığı halde davacı ...’ın sisteme tanımlanmış olan kredi limitinin, yetkili bir personel tarafından yine sistem aracılığıyla artırılması gerekmektedir.
Olayların gelişimi ve imza incelemesi sonucunda, bazı kredi kullandırım ve ödeme fişlerinde davacı adına atılı imzaların sahte olduğunun ortaya çıkmış olması göz önünde bulundurulduğunda, yeterli kredi limiti bulunmadığı halde, mevcut kredi limitini aşacak şekilde davacı ... adına kredi hesapları açıldığı ve bu kredilerden ödenen tutarların usulsüz şekilde çekilerek kullanıldığı kanaati oluşmaktadır. Bu tür usulsüz işlemlerin ise bir banka personeli tarafından gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Banka dışından üçüncü bir şahsın bu tür işlemleri gerçekleştirmesi mümkün değildir. Bu türden usulsüz işlemler, mali sorumluluğun yanı sıra cezai sorumluluk gerektiren işlemlerdir. Davacının bilgisi ve rızası dışında, davacı adına bir kredi hesabı açılarak bu kredi hesabından mevduat hesabına aktarılan paranın, bir personel tarafından sahte imza ile çekilerek mal edinilmesi zimmet suçunu oluşturacaktır. Davacı ...’ın iddiaları da zaten zimmet suçunun işlenmiş olduğuna işaret etmektedir.
Davacı ... vekilince sunulan dava dilekçesinde; Davacının 2018 Şubat ayına kadar ödemelerini yaptığı, kalan borç miktarını öğrenmek üzere bankaya başvurduğunda yaklaşık 255.000 TL borcu olduğu, kullandığı krediden çok daha fazla tutarda, hiç ödeme yapılmadığı varsayımı ile borç bakiyesi bildirildiği, bunun mümkün olmadığını belirten müvekkilinin, bakiyenin tekrar sorgulanmasını ve yeniden bilgi yerilmesini talep ettiği, yapılan incelemede, müvekkilinin kendi ihtiyacına binaen bizzat kullandığı iki kredi haricinde, müvekkilinin hesabı üzerinden birden çok kez müvekkili adına kredi kullandırımı yapıldığını öğrendiği, kendisinin sadece bir defa kredi sözleşmesi imzaladığını, bir defa da limit artırımında bulunduğunu, bundan başka kredi kullanma talebi olmadığını diğer kullandırılan kredilerden ve hesap hareketlerinden haberdar olmadığını bir yanlışlık olduğunu belirttiği, yaptığı itiraz üzerine banka tarafından, imzaladığı sözleşmenin genel kredi sözleşmesi olduğu, her kredi kullanımında imzaya gerek olmadığı, bu sözleşme kapsamında kredilerin kullandırıldığı bilgisi verildiği ve banka tarafından bu mazeretlerin bankayı bağlamayacağı, belirtilen tutardan sorumlu olduğu, ödenmediği takdirde icra işlemlerinin başlayarak ipotekli evinin satılacağı kendisine bildirildiği, banka tarafından itirazlarının inceleneceği ancak incelemenin cebri icrayı durdurmayacağı bilgisi verildiği, cebri icranın başlamaması için banka tarafından yalnızca bir miktar peşinat ödenerek yeni bir kredi sözleşmesi ile yapılandırma yapılabileceğinin davacıya iletildiği, evinin satılacağı endişesi ile çaresiz hisseden ve icra işleminden korkan müvekkilinin, 05.02.2018 tarihinde yapılandırma teklifi kapsamında 65.000 TL nakit ödeme yaptığı, 07.02.2018 tarihli 200.000 TL bedelli yeni bir Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile yapılandırma yapılarak 13.02.2018 tarihinde hesabına 188.064,40 TL kredi tanımlandığı ve bu kredi ile eski sözleşmeden doğan kredinin kapatıldığı davacının bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiği tespit edilebilen işlemlerin 25.03.2013 ile 16.04.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen 40 adet işlem olduğu belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde, davacının bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiği belirtilen işlemlerden 20/062023 tarihli bilirkişi raporunun 16 sayfasındaki tabloda gösterilen 9 işleme ilişkin fişte davacı adına atılı bulunan imzaların davacının eli mahsulü olduğu, imza incelemesinde ortaya çıkmıştır.
Bunlar;
1. Kredi Kullandırımı 25.000 TL 25.03.2013 1010-25.000 TL Kredi Kullandırımı
2. Para Çıkışı 25.000 TL 25.03.2013 KÇ Para Çekme
8. Para Çıkışı 8.300 TL 22.10.2013 Çekilen Para Çekme
9. Kredi Kullandırımı 21.500 TL 16.06.2014 1016-21.500 TL Kredi Kullandırımı
10. Para Çıkışı 21.000 TL 16.06.2014 Abdullah Akyıl
11. Kredi Kullandırımı 12.500 TL 17.06.2014 1019-12.500 TL Kredi Kullandırımı
12. Para Çıkışı 12.500 TL 17.06.2014 Çekilen Para Çekme
21. Kredi Kullandırımı 25.000 TL 18.07.2014 1019- TL Kredi Kullandırımı
22. Para Çıkışı 24.500 TL 18.07.2014 ÇK Para Çekme
Bu durum davacının, hesaplarında yapılan işlemlerin hangisinin kendisine ait olduğunu hangisinin usulsüz olduğunu net bir şekilde bilmediğini göstermektedir. Öte yandan davacının kardeşinin, yine davacının hesaplarının bulunduğu davalı banka şubesinde operasyon yetkilisi olarak çalıştığı dikkate alındığında, davacının hesaplarını kardeşinin takip ettiği, davacının hesaplarından kardeşi tarafından para çekildiği, operasyon yetkilisi olan kardeşinin davacının sisteme tanımlı kredi limitini değiştirebileceği (veya değiştirdiği), bu şekilde davacının kredi limiti 100.000,00 TL olduğu halde davacı adına 200.000,00 TL’nin üzerinde kredi açtığı ve bu şekilde açılan kredilerin bir kısmının davacının kardeşi tarafından kullanıldığı kanaati oluşmaktadır.
Eldeki olayda, davacı ...’ın hesaplarındaki usulsüz işlemlerin şube personeli dışında bir kimse tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimali bulunmamaktadır. Nitekim buna benzer olaylarda, genellikle müşteri ile akraba yahut yakın arkadaş olan banka personelinin, bu yakınlık ve samimiyete güvenerek, müşterinin bilgisi dahilinde veya bilgisi haricinde müşteri hesabından para çektiğine sıkça rastlanmaktadır.
Davacı ...’ın hesaplarının usulsüz kredi kullandırımı ve para çekme işlemlerine konu olduğu belirgindir. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus, söz konusu usulsüz kredi kullandırımı ve para çekme işlemlerinin yapıldığı sırada, davacının rızasının yahut onayının bulunup bulunmadığıdır.
Hesabından usulsüz şekilde gerçekleşen kredi kullandırımı ve para çekme işlemlerine davacı ...’ın açık şekilde veya zımnen rıza göstermesi yahut izin vermesi, olayın niteliğini değiştirecektir. İmzasız yahut taklit/sahte imzalı fişlerle hesaptan çekilen tutarlara hesap sahibinin bizzat izin vermesi yahut rıza göstermesi durumunda, kast unsuru oluşmayacağından artık işlemin usulsüz olduğundan bahsedilemeyecektir.
Dava dilekçesinde davacı ...’ın hesaplarından 25.03.2013’ten itibaren usulsüz kredi kullandırımı ve para çekme işlemlerinin gerçekleştiği iddia edilmektedir. Dosya içeriğine göre, davacı ... internet bankacılığı müşterisi olup, hesaplarını her an kontrol etme imkânına sahiptir. Bunun yanı sıra ... tacir olup, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre defter tutmakla yükümlüdür. Buna bağlı olarak ...’ın banka hesaplarında gerçekleşen para hareketlerinin de ticari defterlere işlenmesi gerektiği gibi, fiili banka hesabı mevcutları (mevduat ve kredi) ile defter kayıtlarının da sürekli bir şekilde mutabakata tabi tutulması icap etmektedir. Bu bağlamda, en azından her ay sonu banka hesaplarındaki hareketlerin ticari defterlere aktarılması, muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi, banka kayıtları ile defter kayıtları arasında mutabakat sağlanması gerekmekte, bunun için bankadan ekstre alınması icap etmektedir. Bu duruma göre, davacı ...’ın hesaplarında gerçekleşen usulsüz işlemlerden, en geç işlemin gerçekleştiği ayın sonunda haberdar olması gerektiği düşünülmektedir. Aksi durumun hayatın olağan akışıyla da bağdaşmayacağı düşünülmektedir. Zaten dava dilekçesinde de 2016 yılında işlemlerden haberdar olunduğu beyan edilmektedir. Lakin 2021 yılına kadar hareketsiz kalındığı görülmektedir.
Bütün bu hususlar dikkate alındığında davacı ...’ın, hesaplarından gerçekleşen usulsüz kredi kullandırımı ve para çekme işlemlerinden haberdar olduğu, söz konusu usulsüz işlemlerin, banka personeli olan kardeşi tarafından gerçekleştirilmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu nedenle usulsüz işlemlere, işlemlerin gerçekleştiği dönemlerde rıza gösterdiği, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bu rızasından vazgeçerek uğramış olduğu zararı davalı bankadan talep etmesinin uygun olmadığı kanaatine varılmış ve esas davanın reddine karar verilmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı talebi yasal koşulları oluşmadığından reddedilmiştir.
Birleşen davanın davacısı *** yönünden ise adı geçenin sadece bila tarihli 100.000,00 TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesinde kefalet imzası mevcut olup, sözleşmenin kefalete ilişkin kısmında “kefalet türü” ve “kefalet tarihi” bölümlerinin boş olduğu anlaşılmaktadır. TBK.nun 583. Maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” Şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunduğuna dair ibarenin, kefil tarafından kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmesi şarttır. Birleşen davanın davacısı ***’ın imzasını havi bila tarihli 100.000,00 TL limitli sözleşmede “kefalet türü” ve “kefalet tarihi” bölümleri boş bırakıldığından, adı geçenin kefaletinin geçersiz olduğu, anılan sözleşmeye dayanılarak ***dan bir alacak talebinde bulunulamayacağı kanaatine varıldığından birleşen dosya yönünden davanın menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı banka kötüniyetli görülmediğinden kötü niyet tazminatı reddedilmiştir.
Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Bilindiği üzere; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda davalı bankanın takip yapması veya ihtar göndermesi kişilik haklarına saldırı olamayacağından talep reddedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
A-Asıl dosya davacısı ...'ın davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
A1-Asıl davada 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 512,33 TL harçtan mahsubu ile artan 84,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
A2-Davacı ... tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı ... üzerinde bırakılmasına,
A3-Davalı T.C.Ziraat Bankası A.Ş. tarafından yapılan talimat gideri 6.000,00 TL yargılama giderinin davacı ...'dan alınarak davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye verilmesine,
A4-AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye verilmesine,
A5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
A6-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
B1-Birleşen dosya davacısı ...'ın davasının kısmen kabulü ile; Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
B2-Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının birleşen dosya davacısı ... yönünden İİK'nun 72/5. Maddesi uyarınca derhal durdurulmasına, bu konuda müzekkere yazılmasına,
B3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
B4-Davacının manevi tazminatının isteminin reddine,
B5-Birleşen dava yönünden Asıl davada 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 8.286,05 TL harçtan davacı tarafından tarafından peşin yatırılan 2.071,52 TL peşin harç ve 853,88 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.925,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.360,65 TL harcın davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'den alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
B6-Davacı ... tarafından peşin yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 2.071,52 TL peşin harç ve 853,88 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.984,70 TL harcın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
B7-Davacı ... tarafından yapılan posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere 209,70 TL yargılama giderinin davalı T.C.Ziraat Bankası A.Ş.'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
B8-AAÜT'ye göre hesap edilen 19.408,12 TL nispi vekalet ücretinin davalı T.C.Ziraat Bankası A.Ş.'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
B9-AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı T.C.Ziraat Bankası A.Ş.'ye verilmesine,
B10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
B11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/04/2024

Katip ***
¸e-imzalı

Hakim ***
¸e-imzalı

*5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*