T.C.
İZMİR
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/175 Esas
KARAR NO : 2024/33
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 01/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili’ne ait ve uzun yıllardır kullandığı “...” markasının, “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları." ve "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri." ve diğer bazı emtialardan 24/35. Sınıftan 23.08.2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21.02.2022 tarihinde tescillendiğini, tescil belgesinin dilekçe ekinde sunulduğunu; Müvekkili’nin, ..., ...'de uzun yıllar boyunca "... ...-..." ticaret unvanıyla iş yapmakta ve iş yaptığı bölgede tanınan ve ön planda olan bir firma olduğunu; davalı tarafın, Davacı Müvekkili’nin işyerini açmasından yıllar sonra, ...'de, "..." adıyla açtığı işyerinde ticaret yaptığını ve müvekkili’ne ait markanın ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini işletmesinde öne çıkacak şekilde iltibas yaratarak "Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları." sınıfında kullanmakta olduğunu, böylece müvekkili’nin markası ile karışıklığa yol açacak kullanıma sebebiyet verdiğini; başkasının sahip olduğu markanın aynen veya benzer şekilde ve markanın toplumda karıştırılmaya neden olacak şekilde kullanılmasının iltibas teşkil ettiğini; karıştırılma tehlikesinin tespitinde dikkate alınacak çevrenin, ilgili mal veya tüketici çevresi olarak belirlenmiş olduğunu; buna göre davalı’nın, müvekkili’ne ait “..." ibareli markanın ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini öne çıkaracak şekilde halen işyerinde tabela ve işyeri kıyafetlerinde büyük puntolarla kullanmakla, müvekkili’nin kazancını düşürerek gelir elde etmekte, hem iltibas yolu ile hem de doğrudan kullanmaya devam ederek marka hakkına tecavüz etmekte olduğunu; müvekkili’nin işyerinde perde satışı yapıldığını; davalı’nın da müvekkili’nin marka hakkına tecavüz ederek aynı isim altına perde satışı yapmakta ve hatta çeşitli indirimler sunduğunu iddia ederek haksız rekabet yaratmakta olduğunu; müvekkili’nin, telefon ile müşterilerden "Sizin işletmeniz bize ürünlerde indirim yapacağını söylemişti" tarzında sorular ile karşılaşmakta olduğunu; müvekkili’nin müşteri çevresindeki bu söylemlerin dahi tek başına iltibası ispatlamakta olduğunu; davalı’nın kullanımının aynı zamanda suç teşkil ettiğinden hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunulmuş olup, ... Soruşturma numaralı dosya ile davalı’nın markaya tecavüz eden kullanımları sebebiyle soruşturma başlatıldığını; düzenlenen 10.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda: "Müştekiye ait ... nolu marka ile şüpheliye ait ... nolu markanın işaretlerinin ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte olduğu, bu kullanımın iktibasa sebebiyet vereceği, tüketici kitlesinde (halkta) karıştırma ihtimali yaratacağı tespit edilmiştir." görüşüne yer verilmiş olup, davalı'nın, davacı müvekkilinin 40 seneden fazladır kullandığı "..." markasını iktibas ettiğinin sabit olduğunu; davalı’nın kötü niyetli olarak Müvekkili tarafından tanınır hale getirilen markadan faydalanmakta ve Müvekkili’nin müşterilerini çalmakta olduğunu; bu nedenle müvekkili’nin maddi ve manevi olarak zarara uğradığının açık olduğunu; davalı’nın haksız kullanımlarının, 6769 Sayılı SMK Madde 29 hükmüne göre marka hakkına tecavüz sayılmakta olduğunu; davalı’nın haksız kullanımının gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi ile tespitine, tecavüz fiillerini durdurulmasına, tecavüzün kaldırılarak geçmişe yönelik telafi mümkün değilse de zararların tazmini açısından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 -TL maddi ve 5.000,00 -TL manevi tazminatın Davalı’dan alınmasını talep ettiklerini; maddi zarar net olarak ancak bilirkişi incelemesi ile 6769 Sayılı Kanun md. 150/2-a,b,c hükümlerine göre yapılacak hesaplama ile tespit edilebileceğinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, davalı’ya ait işletmedeki net kazancın hesaplanması ile tazminat miktarının belirlenebileceğini; ıslah dilekçesi verme haklarını saklı tuttuklarını; müvekkili’nin zararlarının artmasını önlemek ve müvekkili’nin müşteri çevresinin etkilenmesi ile mağduriyetin giderilmesi sebepleri ile tedbiren davalı’nın işletmesinde kullanmakta olduğu "..." ibarelerinin öncelikle kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafça, sunulan ... Tescil No’lu marka başvurusunun 23.08.2021 tarihinde yapıldığını; davacı’nın, Müvekkili’nin uzun yıllardır kullandığı ve son yıllarda tescilini gerçekleştirdiği markasının bir benzerini kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğini iddia etmekte olduğunu; öncelikle müvekkili tarafından 27.07.2021 tarihinde Türk Patent'e başvuruda bulunulduğunu, 10.02.2022 tarihinde, ... isimli firmanın itirazı nedeniyle markanın tescil sürecinin uzadığını ve itirazın reddedilmesi ertesinde 08.12.2022 tarihinde "..." markasının tescil edilmiş olduğunu; bu sebeple davacı’ya ait markanın başvuru tarihinden önce müvekkili’ne ait markanın başvurusunun yapıldığını ve 27.07.2021 tarihinden itibaren müvekkili’ne ait markanın 10 yıl süre ile tescil edildiğini; davacı tarafça, müvekkili’nin yaptığı marka başvurusuna ilişkin herhangi bir itiraz öne sürülmediğini, üçüncü kişilerce yapılan itirazların da reddedilmiş olduğunu; müvekkili’nin uzun yıllardır perde sektöründe bağlı çalışan olarak çalıştığını; evliliği ertesinde bağımsız olarak ticaret yapmak adına “...” adıyla ticari faaliyetlerine başlamak istediğini; ... ismiyle ticaret hayatına atılmasının sebebi eşinin adının ... ve kendi isminin ... olması sebebiyle ... harflerini tercih ettiğini ve genel bir kullanıma işaret eden “...” kelimesi ile bir marka yaratmış olduğunu; müvekkili’nin tüm iyi niyetiyle hareket etmesine rağmen yıllar boyunca ticaret yaptığını iddia eden davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak savcılığa verildiğini ve işbu davanın konusu edildiğini; markanın tekliği ilkesi ile ilgili olarak öngörülen koruma sisteminin "öncelik ilkesine" dayandığını; müvekkili tarafından 27.07.2021 tarihinde Türk Patent'e marka tescil başvurusu yapılmış iken, davacı tarafın 23.08.2021 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu; bu sebeple öncelik ilkesi kapsamında davacı’nın ikame ettiği işbu davanın reddi gerektiğini; davacı tarafça İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuna değinildiğini, ancak, ilgili soruşturmanın akıbetine değinilmediğini; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma ve ... Karar sayılı kararı ile "Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 30.04.2015 tarih, 2015/2234 Esas ve 2015/980 Karar sayılı ilamına atıf yapılarak, şüphelinin 01.02.2021 tarihinde faaliyete geçtiği ve 27.07.2021 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğu, müştekinin ise 23.08.2021 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğu, önceye dayalı ticaret unvanı kullanımının marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmayacağı" gerekçesiyle KYOK kararı verildiğini; davacı’nın haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı suç duyurusu ile haksızlığının ortaya çıkmış olduğunu; müvekkili’nin, genç yaşında iyi niyetli olarak eşinin ve kendi isminin baş harfleri ile genel kullanımda olan ... kelimesi üzerinden ticaret unvanını oluşturup, ticari faaliyetlerine başladığını; müvekkilin tüm iyi niyetine, davacı’dan önce marka başvurusunda bulunması ve tescilli markası olmasına rağmen herhangi bir hukuki işlem tesis etmemesine rağmen, davacı’nın kötü niyetli olarak birçok girişimde bulunduğunu; davacı’nın Gaziemir ilçesinde “...” olarak bilinmekle beraber “... ” unvanını genel olarak kullanmamakta olduğunu; davacı’nın iddialarını kabul etmemekle beraber dava dilekçesinde ... ... ismiyle faaliyet gösterdiğini iddia etmekte olduğunu; ... kelimesinin Türk Dil Kurumu'na göre anlamı "Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gerekli eşya, döşeme:" olmakla beraber, yaygı, kilim ve döşek anlamına geldiğini; bu sebeple perde türü ürünler ile ilgisiz bir ticari unvan kullandığını, yıllarca bu unvanı kullandığını iddia eden davacı’nın, perde türü ürünler satan müvekkili’nin, marka hakkına tecavüz ettiğine yönelik iddialarının kendi içerisinde çeliştiğini, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı adına kayıtlı markaya, davalı tarafınca kullanımının marka hakkına tecavüz filini oluşturup oluşturmadığı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı ve yerinde bir talep olup olmadığına ilişkin yapılan yargılama sonucunda; davacı adına ... nolu "..." davacı adına kayıtlı olup davalı adına kayıtlı ... nolu "..." Sayılı Yasa kapsamında koruma altında olduğu TMPK 'nin ilgili yazısı ile anlaşılmıştır.
Tarafların sosyal medya hesaplarının incelenmesinde; davacının (...) isimli bir hesabın bulunduğu ve ilk kullanımın ise 15/01/2019 tarihinden itibaren davacıya it markasının görsellerinin paylaşıldığı, davalının ise sosyal medya platformunda (...) isimli hesabının bulunduğu ve markasın ait logoyu kullandığı ve ilk paylaşım tarihinin ise 21/02/2021 olduğu, hesap içeriğinde ki görselinde davalının iş yerine ait tabela kullanımına dair görüntünün de bulunduğu (bu tabelada "...") anlaşılmıştır. Davacı ve davalının iş yerlerinin internet üzerinde yapılan inceleme kapsamında aralarında ki mesafenin 350 m olduğu ve komşu sayılabilecek mesafede bulundukları anlaşılmaktadır.
Davalının marka tescil başvurusunun davacının marka başvuru tarihinden önce olsa da, davacı tarafınca " ..." ibaresinin davalının tescil başvurusundan önce tescilli ticaret unvanı ve sosyal medya hesaplarında kullanımlarının SMK 155 maddesi kapsamında değerlendirildiğinde: İzmir Ticaret Sicil Gazetesinin 4 Nisan 2006 tarih 6527 sayılı ilanında davacının ticaret ünvanının (... ... ...) şeklinde 15/03/2006 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Burada tartışılması gereken konu tescilin kurucu mu yoksa açıklayıcı mı olduğu hususudur. Davacının Ticaret Ünvanının Tescil Tarihi 2006 yılı olup sosyal medya ortamı kullanım tarihi 2019 yılı başı, marka tescili ise 2021' dir. Tarihsel sıramaları dikkate alındığında davacının markayı kullanmadan önce ticaret sicilde tescil ettirdiği ve bu tescilinde nitelik itibariyle (Kurucu Tescil) niteliği taşıdığı ve öncelik, üstünlük hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır. ( Yargıtay 11. H.D 31/05/212 tarih, 2011/1642 E. 2012/9499 K sayılı ilamı).
Markalar arasında benzerlik/karıştırma durumları irdelendiği zaman markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, çağrıştırma bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan mal ve hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman gibi kriterler değerlendirilmeler ile İltibas bakımından irdelendiğinde; taraflarca kullanılan "... " ibaresinin her ne kadar davalı tarafınca önce marka tescili yapılmış olsa da davacı tarafınca kurucu niteliği taşıyan ticaret ünvanını marka kullanım öncesinde tescil ettirmesi ve sosyal medya kullanımı itibariyle davalıya göre daha önce olması, taraflar arasında iş yerlerinin konumları (350 m) mesafeleri bulunması tüketicilerin davalıya ait iş yerinin davacının şubesi gibi değerlendirebileceği ve iltibasın gerçekleştiği dosyada ki tüm bilgi, belgeler ve alınan bilirkişi raporlarıyla anlaşılmış olup davacıya ait markanın davalı tarafça haksız bir şekilde kullanıldığının tecavüzün tespitine, davalının " ... " şeklinde ki tüm tabela vesair kullanımların meni ve refine, maddi zararların testine yönelik alınan raporda tecavüz dönemlerine ait zarar miktarı olarak belirlenen maddi tazminat talebinin kabulü ile 2000,00 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) dava tarihinden, 99.031,17 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin de kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıda belirtir haliyle hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının marka hakkına tecavüze ilişkin davasının kabulü ile, markaya tecavüzün tespitine, davalı tarafınca kullanılan "..." ibaresinin her türlü ortamda (fiziki, sosyal medya internet ortamlarında) kullanımlarının durdurulmasına ve önlenmesine
2-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 2.000,00 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) dava tarihinden, 99.031,17 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 7242,98 TL karar harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 119,55 TL harç ile daha sonra ıslah harcı olarak yatırılan 1691,20 TL harç olmak üzere toplam 1810,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5432,23 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan toplam 1810,75 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (markaya tecavüzün tespiti davası yönünden) hükmedilen ücret hesap ve takdir edilen 25.500TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (maddi tazminat) hükmedilen ücret hesap ve takdir edilen 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne (manevi tazminat talebinin kabulü yönünden) göre hesap ve takdir edilen 5000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan toplam 8153,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
9-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı.21/03/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!