T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/84
KARAR NO : 2024/279
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 26/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında elektrik aboneliği ilişkisi bulunduğunu, davalının ... sözleşme hesap numaralı ve ... muhatap numaralı abonelikten kaynaklanan 20/01/2023 tarihli aylık fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için İzmir .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
3-Davacı vekilinin 10/05/2024 havale tarihli ve 13/05/2024 havale tarihli dilekçesi,
4-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasında imzalanan Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında, davacı şirket tarafından ... sözleşme hesap numaralı elektrik aboneliği çerçevesinde davalı ... tarafından kaçak elektrik kullanıldığı iddiası kapsamında tanzim edilen kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı karşılığında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 20/01/2023 tarihli kaçak elektrik kullanım faturası bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 64.233,44-TL fatura tutarı, 102,77-TL gecikmiş gün faizi, 18,50-TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 64.354,71-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davacı vekili, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinin tanzim edildiği icra dosyasından feragat edildiği, bu kapsamda icra dosyasının kapatıldığından davanın konusuz kaldığı beyanını içerir dilekçesini mahkememize sunmuştur.
Uyap sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı davacı vekili tarafından 16/08/2023 ve 22/08/2023 tarihli dilekçeleri ile takipten vazgeçtikleri beyanları ile dosyanın işlemden kaldırılması taleplerini içerir dilekçelerini icra müdürlüğüne sunmuş olduğu, 16/08/2023 tarihli tensip tutanağında belirtildiği üzere alacaklı vekilinin talebi üzerine icra dosyasının kapatılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu aşamada, davanın konusuz kalması hususunda genel açıklama yapılmasında yarar vardır.
İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28/11/1956 tarih ve 15/15 sayılı İBK). Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun yada Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.
Borçlunun dava açıldıktan sonra yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı ise mahkemenin davayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkar tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması belirtilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih ve 2014/19- 525 E., 2015/2839 K. Sayılı ilamı )
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderlerini düzenleyen 331. maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir.
İcra dosyasına sunulan icra takibinin işlemden kaldırılması talepli dilekçede, alacaklı vekilinin dosya borcunun haricen tahsil edildiğinden bahisle dosyanın infazen kapatılmasını talep ettiği görülmekte olup, 05/08/2023 tarihli tahsil harcı makbuzunda da tahsil harcı bedelinin icra veznesine yatırılması çerçevesinde mahkememiz nezdinde, dosya borcunun davalı tarafından haricen ödendiği yönünde kanaat hasıl olmuş, bu kapsamda davalı, dava açıldıktan sonra borcu ödemekle itirazında haksız olduğunu kabullenmiş bulunmaktadır. Dava konusu alacak, sözleşme ilişkisine dayalı faturaya bağlanmış bir alacak olduğundan likit niteliktedir. Hukuk yargılamasının genel ilkelerinden olan ''Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır.'' ilkesi gereğince itirazında haksız olduğunu kabul etmiş olan davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı izahtan varestedir.
Dava dilekçesine konu edilen bedelin faturaya dayalı olduğu, icra takibi başlatıldıktan sonra fatura bedelinin borçlu tarafından haricen ödendiği, haricen ödeme işleminin icra dairesine bildirildiği ve tahsil harcının icra veznesine yatırıldığı, davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği gözetildiğinde, yapılan ödeme çerçevesinde takibin ve davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği kanaatine varılarak, harçlar, yargılama gideri ve vekalet ücreti bu doğrultuda değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı vekilinin 10/05/2024 havale tarihli ve 13/05/2024 havale tarihli dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında, davacı şirket tarafından ... sözleşme hesap numaralı elektrik aboneliği çerçevesinde davalı... tarafından kaçak elektrik kullanıldığı iddiası kapsamında tanzim edilen kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı karşılığında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 20/01/2023 tarihli kaçak elektrik kullanım faturası bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 64.233,44-TL fatura tutarı, 102,77-TL gecikmiş gün faizi, 18,50-TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 64.354,71-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekili, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinin tanzim edildiği icra dosyasından feragat edildiği, bu kapsamda icra dosyasının kapatıldığından davanın konusuz kaldığı beyan ettiği, Uyap sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı davacı vekili tarafından 16/08/2023 ve 22/08/2023 tarihli dilekçeleri ile takipten vazgeçtikleri beyanları ile dosyanın işlemden kaldırılması taleplerini içerir dilekçelerini icra müdürlüğüne sunmuş olduğu, 16/08/2023 tarihli tensip tutanağında belirtildiği üzere alacaklı vekilinin talebi üzerine icra dosyasının kapatılmasına karar verildiği, dava dilekçesine konu edilen bedelin faturaya dayalı olduğu, icra takibi başlatıldıktan sonra fatura bedelinin borçlu tarafından haricen ödendiği, haricen ödeme işleminin icra dairesine bildirildiği ve tahsil harcının icra veznesine yatırıldığı, davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği gözetildiğinde, yapılan ödeme çerçevesinde takibin ve davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği göz önünde bulundurularak, açılan davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın konusuz kalması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 777,25-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 349,65-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
3-Yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı vekilinin vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/05/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında DYS üzerinde hazırlanmış ve e-imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!