WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İZMIR 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/82 Esas
KARAR NO : 2024/90
DAVA : Tazminat (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/01/2024
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir İli, ...ada ... parselde kayıtlı ve... Sok. No:30 adresinde yer alan dava konusu taşınmazın, dava dışı ... tarafından davalı şirkete 01.07.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile “boş arsa” olarak 5 (beş) yıllığına kiralandığını, boş arsa nitelikli taşınmazın davalı şirkete ilk başta 5 yıl süreyle, belirli süreyle kiralanmış olduğunu, daha sonra tarafların açık bir anlaşması olmaksızın işbu kira ilişkisi devam ettiğini ve söz konusu kira sözleşmesi belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüştüğünü, daha sonrasında söz konusu kiralanan taşınmazın, 23.07.2015 tarihinde müvekkili şirket tarafından iktisap edildiğini ve müvekkili şirketin, iktisap tarihinden bu yana taşınmazın maliki olduğunu, Müvekkilinin şirket taşınmazı satın aldıktan sonra bir ay içinde Karşıyaka ... Noterliğinin 07.08.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Dinler’e yeni malikin bildiriminde bulunduklarını ve “Eski malik ile olan kira kontratı yenilenmeyecek olup müvekkilin kira konusu taşınmaza ihtiyacı vardır. Müvekkil inşaat firması olup satın alınan arsa üzerinde iş merkezi inşa edecektir. Bu nedenle kira konusu taşınmazın derhal tahliyesi ve tarafımıza teslimi gerekmektedir. Aksi takdirde, inşaatın başlama süresinin gecikmesi ve planlanan proje kapsamında müvekkilin elde edeceği aylık yaklaşık 80.000,00-TL kira geliri kaydından tarafınız sorumlu olacak ve bu hususta aleyhinize dava açılması gereği doğacaktır.” şeklinde ihtar yapılarak davalı şirketin tahliyesi talep ettiklerini, söz konusu ihtarnamenin 10.08.2015 tarihinde tebliğ edildiğini; ancak davalı şirketin, taşınmazı tahliye etmemekte ısrar ettiklerini, bunun üzerine, Karşıyaka...Noterliği'nin 21/09/2016 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek davalı şirketin, eski malik ile arasındaki 01.07.2003 tarihli kira sözleşmesi gereği taşınmazı kullandığı, boş arsa nitelikli taşınmazın davalı şirketin ilk başta belli bir süre için kiraya verildiği, daha sonra tarafların açık bir anlaşması olmaksızın belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüştüğü, bu nedenle taşınmazın tahliyesi TBK’nın 327, 328 ve 329. Maddelerine tabi olmakla feshi ihbar süreleri gözetilerek 31.12.2016 tarihine kadar tekrar tahliyesini talep ettiklerini, 2017 yılının başında açılan tahliye davasının, davalı şirketin yargılamayı geciktirmek amacıyla ileri sürdüğü haksız nedenlerden dolayı yaklaşık 7 sene sürdüğünü, Bu nedenle müvekkili şirketin, taşınmaza kavuşamamasından dolayı uğradığı zararın tazmini için İzmir'in Konak ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ve adresi... ... parselli taşınmaz üzerine planlanan ancak gerçekleştirilemeyen projeden kaynaklanan, 03.01.2017 tarihinden itibaren meydana gelen kira ve satış kayıplarının hesaplanmasını ve bu kayıpların davalı şirketten tahsili ile 03.01.2017 tarihinden itibaren meydana gelen kira ve satış kayıplarının hesaplanması sırasında hayata geçirilemeyen projenin başlamasının gecikmesi nedeniyle oluşan ek maliyetler ve ayrıca oluşan iş kaybı da dikkate alınarak, şimdilik dava değeri olan tutar üzerinden davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine (uygun görülecek teminat karşılığında) ihtiyati haciz kararı verilmesini, HMK 109 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 Türk Lirası maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Dava dışı... ile davalı ... arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 01/06/2003 tarihli Kiralama Sözleşmesi,
3-Karşıyaka ...Noterliğinin 07/08/2015 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi,
4-Karşıyaka ... Noterliğinin 21/09/2016 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi,
5-Konak Belediye Başkanlığının 11/09/2020 tarih ve...sayılı yazıları ve ekinde bulunan belgeler,
6-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, dava dışı ...a kayıtlı iken 23.07.2015 tarihinde satış yoluyla davacı ...nin iktisabına geçen taşınmaza ilişkin dava dışı ... ile davalı ... arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 01/07/2003 tarihli Kiralama Sözleşmesi çerçevesinde kiracı sıfatı bulunan davalı şirketin, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı kararına rağmen taşınmazı tahliye etmemesi sebebiyle tahliye davasının ikame edildiği 03/01/2017 tarihinden itibaren meydana gelen kira ve satış kayıplarının hesaplanması sırasında hayata geçirilemeyen projenin başlamasının gecikmesi nedeniyle oluşan ek maliyetler ve ayrıca oluşan iş kaybı tutarlarına ilişkin maddi tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
GEREKÇE :
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği, karşılıklı edimleri içeren bir sözleşmedir (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 694). Sözleşmenin tarafları, kiraya verilen maldan bedel karşılığı yararlanan kiracı ile yararlanmaya razı olan kiraya verendir.
Kiraya verenin asli edim yükümü, kiralananı kira süresince kiracının kullanımına hazır bulundurması olup bu husus, somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 249. maddesinde [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 301] “Mucir, mecuru akitten maksut olan kullanmağa salih bir hâlde müstecire teslim etmek ve icar müddeti zarfında bu hâlde bulundurmak ile mükelleftir” şeklinde düzenlenmiştir. Kiracının asli edim yükümü ise kira bedelinin ödenmesidir (TBK m. 313).
Kiracı bunun dışında kiralananı sözleşmeye uygun kullanma borcu altındadır.
Zira kiracı kiralananı kullanma hakkına sahip ise de bu hak mutlak ve sınırsız değildir (Yavuz, Nihat: Türk Kira Hukuku, Ankara 2003, s. 1124). Kiraya veren nasıl kiralananı sözleşme amacına uygun şekilde teslim etmek ve kira süresi içerisinde kullanıma, yararlanmaya elverişli olarak bulundurmak zorunda ise, kiracı da kiralananı özenle kullanmak ve olağan kullanmadan doğan yıpranmalar dışında kalan hâliyle geri vermek zorundadır. Eğer kiralanan olağan şekilde kullanılmamışsa kiracının iyi niyetle hareket etmediği ve kiralananı hoyratça kullandığı varsayılır (Aydemir, Efrail: Türk Borçlar Yasasına Göre Kira Hukuku, 4. Bası, s. 292).
O hâlde kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır.
Dava konusu tazminat bedellerinin dava dışı ...'a kayıtlı iken 23.07.2015 tarihinde satış yoluyla davacı ...nin iktisabına geçen ve davacı şirketin kiraya veren sıfatını kazandığı taşınmaza ilişkin dava dışı ... ile davalı ... arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 01/07/2003 tarihli Kiralama Sözleşmesi çerçevesinde belirsiz süreli kira sözleşmesi çerçevesinde talep edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
02/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde; "Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükmün taşınır-taşınmaz ayrımı olmaksızın tüm kira ilişkilerinde uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Diğer yandan mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir.
Uyuşmazlık tacir sıfatını haiz iki ticaret şirketi arasında bulunan kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup her ne kadar her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunsa da, kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar açısından özel yetkili mahkemenin yasa hükümleri doğrultusunda belirlenmiş olması karşısında, mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, davacın tarafın iddiaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,Dava dışı ... ile davalı ... arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 01/06/2003 tarihli Kiralama Sözleşmesi, Karşıyaka... Noterliğinin 07/08/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi, Karşıyaka... Noterliğinin 21/09/2016 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi, Konak Belediye Başkanlığının 11/09/2020 tarih velll sayılı yazıları ve ekinde bulunan belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın dava dışı ...'a kayıtlı iken 23.07.2015 tarihinde satış yoluyla davacı ...nin iktisabına geçen taşınmaza ilişkin dava dışı ... ile davalı ... arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 01/07/2003 tarihli Kiralama Sözleşmesi çerçevesinde kiracı sıfatı bulunan davalı şirketin, İzmirll. Sulh Hukuk Mahkemesinin lll Karar sayılı kararına rağmen taşınmazı tahliye etmemesi sebebiyle tahliye davasının ikame edildiği 03/01/2017 tarihinden itibaren meydana gelen kira ve satış kayıplarının hesaplanması sırasında hayata geçirilemeyen projenin başlamasının gecikmesi nedeniyle oluşan ek maliyetler ve ayrıca oluşan iş kaybı tutarlarına ilişkin maddi tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, uyuşmazlık tacir sıfatını haiz iki ticaret şirketi arasında bulunan kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup her ne kadar her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunsa da, kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar açısından özel yetkili mahkemenin yasa hükümleri doğrultusunda belirlenmiş olması karşısında, mahkememizin görevli olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde düzenlendiği üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davaya konu uyuşmazlık yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluklarında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 01/02/2024

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza