WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İZMIR 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/16
KARAR NO : 2024/174
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilini davalı şirketin uzun süredir personel servis taşımacılığını yaptığını, 21.08.2020 tarihli sözleşme ile başlayan bu iş ilişkisi müvekkilinin babasının vefatından sonra da devam ettiğini ve davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi 17.05.2023 tarihinde feshetmesine kadar devam ettiğini, 21.08.2020 tarihli sözleşme kapsamında taşıma işinin yapıldığı ... plakalı aracın esas sahibinin taşıyıcı firma olduğunu, söz konusu sözleşmede müvekkili ve davalının işbu sözleşmeyi birlikte imza altına aldıklarını, müvekkilin babasının 23.04.2022 tarihinde vefatı üzerine sözleşme aynı şartlar altında devam ettiğini, tek değişikliğin davalıya kesilen faturaların bu sefer müvekkili tarafından kesilmesi olduğunu, hatta babasının Nisan ayındaki vefatı sonrasında davalıya fatura müvekkili tarafından kesildiğini, 17.05.2023 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından Whatsapp grubundan müvekkiline hitaben yazılan yazıda; söz konusu personel taşımacılığı işinin başka bir firmaya verildiğinden bahisle müvekkili ile olan sözleşmeyi feshedildiği ifade edildiğini, müvekkilinin 21.05.2023 tarihinde son faturasını keserek işlem yaptığını, işbu bedel de uzunca bir süre sonunda bir şekilde ödenmiş ise de; 21.08.2020 tarihli sözleşme kapsamında mülkiyeti davalı şirkete geçirilen ... plakalı araç sözleşmenin feshedildiği 17.05.2023 tarihinden 03.07.2023 tarihine kadar davalı şirketin uhdesinde kaldığını, söz konusu aracın mülkiyetini ve satış yetkisini alamayan 17.05.2023 - 03.07.2023 tarihleri arasındaki süreçte müvekkilinin söz konusu araçtan yararlanamadığını, imza sirkülerimiz eksik, genel kurul toplanmadı vb. bahanelerle müvekkilnin oyalayarak araç üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayan davalının işbu süreçte müvekkilini ciddi anlamda zarara uğrattığını, araç üzerinde tasarruf yetkisi olmaması sebebiyle hiçbir şekilde 3. kişi ve/veya kişilerle taşıma sözleşmesi yapamayan müvekkilini zarara uğrattığını, davalı, esas mülkiyeti taraflarına ait olan ve karşı tarafın taşımacılık işlerinin yürütüldüğü ... plakalı aracın mülkiyetini dahi müvekkiline uzun süre vermediğini, 03.07.2023 tarihinde söz konusu aracın mülkiyetinin taraflarına geçmesini sağlayacak vekaletname verildiğini belirterek haksız şekilde feshedilen taşımacılık sözleşmesi kapsamında müvekkilinin 17.05.2023 tarihi ve vekaletnamenin verildiği tarih olan 03.07.2023 tarihleri arasında aracın kullanılamaması sebebiyle uğradığı zararın tazminine ilişkin bilirkişi raporu sonrasında arttırma hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ayrıca müvekkili şirket ile davacı asil arasında sözleşme imzalanmadığını, davacının müteveffa babası... ile sözleşme imzalandığını ve vefat ile sözleşmenin sona erdiğini, vefat sonrası davacının müvekkili şirket ile sözlü olarak anlaşarak servis işine devam ettiğini, müteveffa ... ile müvekkili şirket yetkilileri arasında uzun yıllardır süre gelen dostluk ve ahbaplık olduğunu, bu yakınlık çerçevesinde esasen İzmir İli içerisinde S plakalı araçlar ile yapılması gereken servis işinin, davacı asilin ve müteveffa ...ın S plaka alamaması veya kiralayamaması ve ... plaka sayılı aracın adlarına kayıtlı olması halinde servis işini de yapamayacaklarından müvekkili şirkette çalışan işçilerin müvekkili şirkete ait araç ile taşınması fikri ortaya atıldığını ve müvekkili şirket bu durumu kabul ettiğini, bu çözüm ile birlikte S plaka sorununun aşılacak olması nedeni ile müvekkili şirket adına araç tescil edildiğini, aracın mülkiyeti davacı tarafın söz konusu araç uhdesinde bulunmasına rağmen herhangi bir işte çalışmaması ve davacı tarafın maddi kazanç sağlaması amacı ile müvekkili şirket yetkilileri tarafından iyiniyet ile müvekkili şirket adına tescil edildiğini, davacı tarafın araçtan yararlanamama durumu söz konusu olmadığını, davacı asil araç kendi uhdesinde olsa dahi söz konusu plaka ile servis taşımacılığı yapması yasal mevzuat açısından mümkün olmadığını, davacı tarafın ya S plaka sahibi olması ya da S plaka kiralaması gerektiğini, davacı taraf müvekkili şirketin taşımasını yaptığı süre içerisinde böyle bir girişimde bulunmadığını, bunlar dışında davacı tarafa sözleşme feshinin akabinde yeni imza sirküleri hazırlanınca satışının verileceği bildirildiğini, ancak 19.05.2023 tarihinde davacı asilin aracı ile kaza yaptığını ve aracın servise çekildiğini, aracın uzunca bir süre serviste kaldığını ve çalışmadığını, bu süre zarfından müvekkili şirket yetkilileri devamlı olarak davacı asil ile görüştüklerini, davacı asil aracın servisten çıkması akabinde satışının verilmesini istediğini, aracın 13.07.2023 tarihinde dahi hali hazırda çalışır durumda olmadığı davacı asilin kendi beyanı ile sabit olduğunu, bu beyanın davacı asil tarafından ... sigortaya yazılan dilekçe ile sabit olduğunu, davacı asil sigorta şirketine yazdığı bu dilekçe ile kaza sonrası parçaların yanlış yazıldığını ve aracın onarımının olmadığını beyan ettiğini, bu hali ile davacının satış yetkisi verilmediği ve araçtan yararlanamadığını iddia ettiği 13.05.2023 ile 03.07.2023 tarihleri arasında araç hasarlı bir şekilde serviste olduğunu, bu nedenle araçtan yararlanılmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu araç devamlı olarak davacının yeddinde olup müvekkili şirket yetkililerinin araç üzerinde herhangi bir tasarrufu bulunmadığını, tüm bunlar dışında yukarıda bahsettiğimiz kaza nedeni ile sigorta şirketi ile hasar dosyası müvekkili şirket üzerinden açılmış hasar ödemeleri müvekkili şirket hesabına gelmiş ancak müvekkili şirket gelen bu hasar ödemelerini davacı asile ödediğini, müvekkili şirketin davacıyı zarara uğratma gibi bir durumu söz konusu olmadığını, aracın satış yetkisinin yahut mülkiyetinin verilmemesi tamamen davacının talebi olup meydana gelen kaza nedeni ile geciktiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
3-Davacıya ait vergi sicil kayıtları,
4-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları,
5-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları,
6-Personel Servis Taşımacılığı işine ilişkin olarak tanzim olunan 21/08/2020 tarihli Sözleşme,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, davacının müteveffa babası... ile davalı şirket arasında Personel Servis Taşımacılığı işine ilişkin olarak tanzim olunan 21/08/2020 tarihli sözleşmenin, ...'ın 23/04/2022 tarihindeki vefatı akabinde sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği 17/05/2023 tarihinde feshedilmesine kadar devam ettiği, sözleşmenin personel taşıma işinin başka bir firmaya verildiğinden bahisle feshedildiği, fesih akabinde mülkiyeti davacının babası ...'a ait olan ancak sözleşme kapsamında davalı şirket adına tescil edilen ... plakalı aracın sözleşmenin feshedildiği 17/05/2023 tarihinden 03/07/2023 tarihine kadar davalı şirketin uhdesinde kaldığı, aracın mülkiyetinin davacıya devredilmediği, bu sebeple davacının 17/05/2023-03/07/2023 tarihleri arasında araçtan yararlanamadığından bahisle, davacının ... plakalı aracı 17/05/2023-03/07/2023 tarihleri arasında kullanamaması sebebiyle uğradığı zararın tespiti ile belirlenecek maddi tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davacının ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadıkları ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, Servis Aracı İşletmeciliği faaliyeti çerçevesinde 18/01/2022 tarihinden itibaren esnaf siciline kayıtlı olduğu, yine davacının Şehir İçi, Banliyö Ve Kırsal Alanlarda Kara Yolu İle Personel, Öğrenci, vb. Grup Taşımacılığı (Şehir İçi Personel Ve Okul Servisleri, Vb.)-Sürücüsü İle Birlikte Diğer Özel Araç (Otomobil, Limuzin, vb. Dahil, Minibüs, Otobüs Vb. Hariç) Kiralama Faaliyeti-Otomobillerin Ve Hafif Motorlu Kara Taşıtlarının Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda Perakende Ticareti (Ambulans Ve Minibüs Benzeri Motorlu Yolcu Taşıtları Dahil (3,5 Tondan Daha Az)) (Galericiler Dahil) alanlarındaki faaliyeti kapsamında vergi siciline kayıtlı olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğunun mahkememize bildirildiği, davacının vergi sicil kayıtlarının incelenmesinde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının görüldüğü, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, davacının müteveffa babası Ömür Baykal ile davalı şirket arasında Personel Servis Taşımacılığı işine ilişkin olarak tanzim olunan 21/08/2020 tarihli sözleşmenin...l'ın 23/04/2022 tarihindeki vefatı ile sona erdiği, 23/04/2022 tarihinden 17/05/2023 tarihine kadar geçen sürede devam eden sözleşmenin davacı Masum Baykal ile davalı şirket arasında sözlü olarak kurulduğu, davaya konu edilen maddi zarar iddiasının bu sözleşme tarihlerini ve sonrasını kapsadığı, değerlendirmenin davacı ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesi çerçevesinde yapılması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, Personel Servis Taşımacılığı işine ilişkin olarak tanzim olunan 21/08/2020 tarihli sözleşme ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacının müteveffa babası ... ile davalı şirket arasında Personel Servis Taşımacılığı işine ilişkin olarak tanzim olunan 21/08/2020 tarihli sözleşmenin, ...'ın 23/04/2022 tarihindeki vefatı akabinde sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği 17/05/2023 tarihinde feshedilmesine kadar devam ettiği, sözleşmenin personel taşıma işinin başka bir firmaya verildiğinden bahisle feshedildiği, fesih akabinde mülkiyeti davacının babası...'a ait olan ancak sözleşme kapsamında davalı şirket adına tescil edilen ... plakalı aracın sözleşmenin feshedildiği 17/05/2023 tarihinden 03/07/2023 tarihine kadar davalı şirketin uhdesinde kaldığı, aracın mülkiyetinin davacıya devredilmediği, bu sebeple davacının 17/05/2023-03/07/2023 tarihleri arasında araçtan yararlanamadığından bahisle, davacının ... plakalı aracı 17/05/2023-03/07/2023 tarihleri arasında kullanamaması sebebiyle uğradığı zararın tespiti ile belirlenecek maddi tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı, bu kapsamda uyuşmazlığın davalının var olmayan ticari işletmesi ile ilişkilendirilemeyeceği, mutlak ticari dava vasfı bulunmayan iş bu davanın nispi ticari dava olarak kabulü açısından uyuşmazlığın tacir olan iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği, yukarıda açıklandığı üzere davalının tacir sıfatını haiz olmaması sebebiyle mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/03/2024

Katip ...
E imza¸

Hakim ...
E imza