T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/144
KARAR NO : 2024/139
DAVA : Menfi Tespit, Tespit ve Elatmanın Önlenmesi
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit, Tespit ve Elatmanın Önlenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı fabrikanın İzmir İli, ... parselde kayıtlı adreste bulunduğunu, müvekkiline ait fabrikanın komşusu olan ... parselde kayıtlı taşınmazın davalının idari binası olduğunu, her iki taşınmaz arasından istinat duvarı geçtiğini, istinat duvarının yapılmasına 2007 yılında karar verildiğini ancak bir türlü yapılamamış olması sebebiyle 26/01/2021 tarihli 715 sayılı davalının almış olduğu yönetim kurulunu ... numaralı kararıyla müvekkiline ait olan taşınmazın sınırının 1 metre içinde kalacak şekilde 5.50 metre yüksekliğinde 55 metre uzunluğunda istinat duvarı yapılmasına karar verildiğini, 21/12/2021 tarihinde müvekkili ile davalının istinat duvarı imalatı ve bedeli konusunda karşılıklı olarak uzlaştıklarını, davalı tarafından müvekkili firmanın istinat duvarından kaynaklı bir borcu olmadığına dair belgeyi imzalayıp verdiğini, ancak 28/06/2022 tarihinde davalı genel kurul yaparak mali genel kurulun 5. ve 6. maddesinde yazsılı olduğu üzere 2021 yılında mali yönden yapılan tüm işlemlerin ibra edildiğine dair karar alındığını, davalı tarafından müvekkili adına Menderes ... Noterliğinin 18/01/2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile müvekkilinin istinat duvarı katılım bedeli olan 295.062,30-TL'nin taraflarına ödenmesi talep ettiklerini, müvekkilinin borcu olmadığına ilişkin belgeyi de ekleyerek davalıya borcu olmadığına ilişkin İzmir .... Noterliğinin 19/01/2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameyi çektiğini, müvekkilinin bu durumu bildirmesi akabinde davalı tarafından müvekkilinin fabrikasının işletilmesini önleyerek davacıdan istediği parayı tahsil etmeye çalıştığını, müvekkilinin aynı sanayi bölgesi içinde... parselde bulunan fabrikasını 01/12/2023 tarihinde dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine aylık 85.000,00-TL + KDV bedelle kiraya verdiğini, kiraya verildiğinin davalıya bildirilerek kiralamanın onaylanmasını ve kiralanan yerde bulunan elektrik ve su aboneliğinin aynen devam ettirilerek elektrik ve su verilmesine devam edilmesini istediğini, davalı tarafından kiranın onaylanmadığını, kesik olan elektrik ve suyun açılmayacağını müvekkiline bildirdiğini, kiranın onaylanmaması nedeniyle kiracıdan almayı umduğu kira bedelini alamadığını ve müvekkilinin Aralık, Ocak ve Şubat ayı olmak üzere birikmiş 3 aylık kira bedelini alamadığını, toplam 255.000,00-TL + KDV kazanç kaybı olduğunu, müvekkilinin kiraya verdiği fabrikada kiracının faaliyet göstermesi için elektriğe ve suya ihtiyacı bulunduğunu, kiracı ile mülk sahibi olan müvekkili arasında herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmadığını, fabrikanın organize sanayi bölgesinde olması sebebiyle tüm fabrikalara elektrikleri ve suları davalı tarafından verildiğini, dava dışı kiracı tarafından Torbalı ... Noterliğinin 27/12/2023 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen elektrik ve suyun açılmadığını belirterek İzmir İli, Menderes İlçesi, ... parselde kayıtlı adreste bulunan istinat duvarı yapım bedeli adı altında müvekkilinin davalıya 295.062,30-TL borçlu olmadığının tespitine, İzmir İli, ... parselde kayıtlı bulunan fabrikanın kiralanmasının onaylanmaması, elektrik ve su verilmemesi şeklindeki davalının el atması sebebiyle oluşan müspet ecri misil bedeli olan 255.0000,00-TL + KDV'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve İzmir İli, Menderes İlçesi, ... parselde kayıtlı fabrikanın kiralamasının davalı tarafından onaylanmaması, su ve elektrik enerjisi verilmemesi şeklindeki mülk sahibi olmayan davalının el atmasının önlenmesine, muarazanın bu şekilde giderilmesine, İzmir İli, ... parselde kayıtlı fabrikanın su ve elektrik enerjisinin tekrar bağlanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kesin olan su ve elektriğin açılmasına, ... abone numaralı elektrik aboneliğinin devamına, elektrik ve suyun davalı tarafından verilmemesinin önlenmesine, tedbirin teminatsız verilmesine, aksi halde belirlenecek teminatın düşük bir bedel olarak belirlenerek tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Dava dilekçesinde ekli belgeler,
3-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, davacı şirketin, kendisine ait İzmir İli, Menderes İlçesi, ... parselde kayıtlı adreste bulunan taşınmaz ile davalı ... Bölgesinin idari binası arasında bulunan istinat duvarının yapım bedeli olan 295.062,30-TL yönünden davalı ... Bölgesine borçlu olmadığının tespiti, İzmir İli, ... parselde kayıtlı taşınmazda davacıya ait olarak bulunan fabrikanın kiralanmasının onaylanmaması, elektrik ve su verilmemesi şeklinde davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen el atma sebebiyle oluşan 255.0000,00-TL ve KDV tutarından ibaret müspet ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık ticari faizi ile birlikte davalı ... Bölgesinden alınarak davacı şirkete verilmesi ve İzmir İli, ... parselde kayıtlı taşınmazda bulunan fabrikanın kiralamasının davalı tarafından onaylanmaması, su ve elektrik enerjisi verilmemesi şeklindeki el atmasının önlenmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 15/06/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında aynen; ''...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır...'' ibarelerine yer verilerek Organize Sanayi Bölgesinin tacir sıfatının bulunmadığı ve taraf olduğu uyuşmazlıkların çözümü açısından Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davacının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davalının özel hukuk tüzel kişisi olduğu, Organize Sanayi Bölgesinin tacir sıfatını haiz olmadığı, bahsi geçtiği üzere davalının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, dava dilekçesinde ekli belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirketin, kendisine ait İzmir İli, Menderes İlçesi, ...parselde kayıtlı adreste bulunan taşınmaz ile davalı ... Bölgesinin idari binası arasında bulunan istinat duvarının yapım bedeli olan 295.062,30-TL yönünden davalı ... Bölgesine borçlu olmadığının tespiti, İzmir İli,... parselde kayıtlı taşınmazda davacıya ait olarak bulunan fabrikanın kiralanmasının onaylanmaması, elektrik ve su verilmemesi şeklinde davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen el atma sebebiyle oluşan 255.0000,00-TL ve KDV tutarından ibaret müspet ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık ticari faizi ile birlikte davalı ... Bölgesinden alınarak davacı şirkete verilmesi ve İzmir İli, ... parselde kayıtlı taşınmazda bulunan fabrikanın kiralamasının davalı tarafından onaylanmaması, su ve elektrik enerjisi verilmemesi şeklindeki el atmasının önlenmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davacının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davalının özel hukuk tüzel kişisi olduğu, Organize Sanayi Bölgesinin tacir sıfatını haiz olmadığı, bahsi geçtiği üzere davalının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.23/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında DYS üzerinde hazırlanmış ve e-imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!