T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/542 Esas
KARAR NO : 2024/113
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dijital baskı ve tabelacılık işi ile geçimini sağladığını, 21.09.2022 günü ... yetkili müdürü ...'ın kullanmış olduğu ... numaralı hat üzerinden müvekkilli ile ... uygulaması üzerinden iletişime geçtiğini ve geçici tabela, baskı, branda gibi ürün ve hizmetlerin ifa edilmesi için mesajlaştıklarını, mesajlaşmalarda ücret ve ifa tarihinde anlaşılarak sözleşme kurulduğunu, davalı ... şirketinin müşterilerine web sitesi, kartvizit gibi hizmetler sağladığını, kendisinin ifa edemediği ürün ve hizmetleri ise başkalarına yaptırarak müşterilerinden komisyonunu aldığını, müvekkilinin sonraki süreçte yapılan sözleşmeye bağlı olarak ürün ve hizmetleri ifa ettiğini ancak parasını alamadığını, davalı şirket müdürü ...'ın, müvekkili ile olan ... mesajlaşmalarında ürün ve hizmetlerin ifası için pazarlık yapıldığını, işin yerine getirilmesi için anlaşıldığını ve bütün süreçle kendisinin ilgilendiğini, iş sahibinin, müşterilerinden ödeme alınmamasını sebep göstererek ödeme yapmaktan kaçındığını, kendisine yollanan ticari faturayı iade ettiğini, bu süreçte söz konusu iş için müşterisinden 2500 TL kapora bedeli almasına rağmen bu bedeli müvekkiline göndermediğini ve 2500 TL kapora bedeli konusu hatırlatılınca "bu hafta içi çözmeye çalışayım önden bişeyler" diyerek üstü kapalı bir şekilde ikrar ettiğini, borçlu tarafın kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasıne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Temsilen ... cevap dilekçesinde özetle; tabela vb işleri yaptıran ... ile tabela işlerini yapan davacı ...’yı tanımaları nedeniyle taraflara sadece yardımcı olduğunu, davacı ile takip ve dava konusu eser yapım sözleşmesine ilişkin yazılı ya da sözlü herhangi bir sözleşme olmdığını, işi yaptıran ...'ün iş bedelinin ödemediği için davacının iş bedelini şirketinden tahsil etmeye çalıştığını, ... konuşmalarından davacı ...’nın işi yaptıran ... ile bizzat konuştuğu ve ödenmeyi yapmayacağı şeklinde tarafına mesaj attığını, konuşmalarda yine ... ile iletişime geçtiği ve ödemeyi yapacağına dair teyit aldığını belirterek şirketi aleyhine açılan itirazın iptaline, davanın reddine ve icra takip ve masraflarının davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 6.714,18- TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
09/11/2023 tarihli duruşma tutanağının 3 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin uyap sistemi üzerinden mahkememize bildirildiği beyan dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu, davalı şirket tarafından ise herhangi bir bilgi veya belge sunulmamış olduğu görülmüştür.
Davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdii ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, dava dilekçesi, ticari defter, fatura, ticari kayıtlar ve sair deliller irdelenmek suretiyle ayrıntılı ve denetime elverişli olarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olup Mahkememizce görevlendirilen SMMM bilirkişi ...'ya tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 25/01/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafa ait ticari defterlerin defter beyan sisteminde tutulduğu ve tasdik zorunluluğunun bulunmadığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalı şirket tarafından ticari defterlerin bulunduğu yer/adres bildirilmediğinden dolayı inceleme yapılamadığı, davacı tarafın 2022 yılı ticari defterlerinde, davacı şirket tarafından düzenlenmiş takibe konu 16/11/2022 tarihli ... nolu 6.714,18 TL bedelli faturanın gelir sayfasının 235. sırada kayıt altına alındığının görüldüğü, ancak ödemelerin işletme defterine kaydedilmediği için davalı şirketin ne kadar borçlu ve/veya alacaklı olduğuna dair davacı defterlerinden tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafın 21.07.2007 tarih, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile VUK 177. Maddesinde belirtilen hadler gereğince de tacir olduğu, takibe konu faturada belirtilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiği ve işbu fatura yönünden davacı tarafa borçlu olduğu kanaatine varıldığı takdirde davacı tarafın davalı şirketten talep edebileceği asıl alacağın 6.714,18 TL olacağı hususlarında sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
15/02/2024 tarihli duruşmada davacı vekili "Davalı şirket aracı kurumdur, kendisi bize işi getirmiştir, işin yapıldığını da kabul etmektedir, müvekkilim sadece davalı ile iletişim kurmaktadır, aksi düşünülse bile borçlulardan ikisine de davamızı yöneltebiliriz, bu nedenle davanın kabulüne karar verilsin, " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacı tarafından dava dışı 3. kişiye geçici tabela, baskı, branda gibi ürün ve hizmetlerin ifa edilmesi işleminin varlığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, anlaşmazlığın, söz konusu işlem nedeniyle davacının davalı adına düzenlemiş olduğu fatura kapsamında davacı tarafın icra takip tarihi itibariyle talep ettiği alacağı kısmen veya tamamen talep edip edemeyeceği, buna bağlı olarak davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazının kısmen veya tamamen haklı olup olmadığı, itirazın kısmen veya tamamen iptalinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise hangi miktar üzerinden gerektiği ile davacı tarafın icra inkar tazminatı ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı konusunda yasal koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu anlaşılmakla Mahkememizce yapılan değerlendirmede ;
Taraf sıfatının, bir başka deyişle husumet ehliyetinin, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiği, sıfatın, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına geldiği, davacı sıfatının, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatının ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirlediği uygulamada davacı sıfatının, aktif husumeti, davalı sıfatının ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirildiği, dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerektiği, taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınacağı dikkate alındığında somut olayda davacının da kabulünde olduğu üzere dava konusu sözleşmenin yükümlüsünün davalı değil dava dışı 3. Kişi olduğu anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 458,63-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 188,78-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4- 7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/02/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!