WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İZMIR 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/525 Esas
KARAR NO : 2023/781
DAVA : Alacak (Tüketim Ödüncünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/07/2023
KARAR TARİHİ : 26/10/2023
Mahkememize tevzi edilen yukarıda tarafları yazılı dava dosyasının yapılan incelemesi sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin, bir şirkette satış müdürü olarak çalıştığını, davalı şirketin, müvekkilinin eski eşi ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin nakit ve araç ihtiyacı doğduğunda davalı şirkete borç para gönderdiğini ve kendisine ait araçları davalı şirkete devrettiğini, bu kapsamda toplam 2.692.000,00 TL ve 9.003,40 Usd borç para verip, ... ve ... plakalı araçlarını davalı şirkete devrettiğini, ancak davalı şirket tarafından gönderilen paraların iade edilmediği gibi araç bedellerinin de ödenmediğini, bunların ödenmesi için 24.02.2023 tarihl ihtarname keşide edilmesine rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile birlikte 2.692.000,00 TL ve 9.003,40 Usd'nin 01.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... ve ... plaka sayılı araçların aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişi marifetiyle belirlenecek güncel değerinin 01.03.2023 tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; TTK'nun 4 ve 5.maddeleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davaya konu dokuz dekonttan ikisinin davalı şirkete ilişkin olmadığını, iki dekonttaki paranın ... adına gönderilmesi nedeni ile davalı şirketten talep edilmesine imkan bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet sebebiyle reddinin gerektiğini, İzmir ... Aile Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında kesinleşen mahkeme kararında; davacının, davalı şirketten herhangi bir hak, alacak ve isteminin olmadığı, feragat vesaire beyanlarının olduğunun ortada olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı nedeni ile davacı tarafın istem ve iddialarının hukuken karşılık bulmasının imkan bulunmadığını, bu nedenle davanın mahkeme huzurunda ifade edilmiş olan kesin ikrar ve kesin delil sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Aile Mahkemesi dava dosyasının taraflarının ... ve ... olsa bile, davalı şirketin hisselerinin, bu şirkete yönelik hak, alacak ve istemlere yönelik olarak davacı yanın açık ve mahkeme huzurunda yapılmış beyanlarının kesin hüküm yanında güçlü delil oluşturacağının bir gerçek olduğunu, davanın güçlü delil, kesin delil, kesin ikrar, dava şartı noksanlığı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, talebin dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, ortada ticari bir tüketim ödüncünün söz konusu olmadığını, TBK'nun 386 ve devamı maddeleri uyarınca 10/03/2023 tarihli ihtarnameye 17/03/2023 tarihli cevabi ihtarname ile karşılık verilip, davanın temelini oluşturan arabuluculuk başvurusunun 27/03/2023 tarihinde yapıldığını, anlaşamama tutanağının 19/04/2023 tarihinde tutulduğunu, buna göre TBK'nun 392.maddesi uyarınca altı haftalık süre dolmaksızın arabuluculuk sürecine başlanıp bitirildiğini, arabuluculuk sürecinde davalının herhangi bir ödeme yükümlülüğü vesaire gibi bir durumunun söz konusu olmadığını ve davacının henüz başvuru hakkının dahi ortada bulunmadığını, bu nedenle arabuluculuk sürecinde eksiklik bulunması nedeni ile davanın dava şartı noksanlığından reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmamış olması nedeniyle zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, özellikle iki araç yönünden harç eksikliği olması sebebiyle eksik harcın ihtaratlı olarak tamamlatılması gerektiğini, araçların satışının resmi şekilde yapıldığı gibi bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğunu, satış sözleşmelerinde açıkça aracın bedelinin peşin ödendiğinin, aracın teslim edildiğinin yazıldığını, davacının satış tarihinden uzun süre geçmesinden sonra talepte bulunmasının haksız ve kötü niyetli olduğunun açık ispatı olduğunu, davacı tarafın delilleri arasında araçlarla ilgili resmi senetlerin aksini ispat edebilecek düzeyde ve aynı güçte başkaca resmi senetler bulunmadığını, bu konudaki iddianın tanıkla ispatına muvafakatlarının bulunmadığını, TBK'nun 387.maddesi uyarınca davacı tarafın faiz talep etmesinin mümkün bulunmadığını, dava konusu yedi adet dekonttaki açıklamalarla ilgili iddiaların davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davalı şirketin hiçbir zaman için davacının olmadığını, bu durumun sicil kayıtları ile belli olduğunu, davacının sermayedar ve hissedar olmadığını, bu nedenle bazı dekontlardaki açıklamaların hukuken izahının bulunmadığını, dekontlarla gönderilen paraların davacının eski eşi ...'a ait olduğunu, dekontlardaki açıklamanın iddiayı ispata yeter olmadığını, dekontların hukuksal niteliği itibariyle ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karine bulunduğunu bildirmiş, ihtiyati tedbir talebinin ve davcı tarafın tüm istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; tüketim ödüncünden kaynaklanan alacağın tahsili istemli olup, ödünç sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunun 379. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, somut olaya uygun düşen tüketim ödüncüne aynı kanunun 386. ve devamı maddelerinde yer verilmiş, Türk Ticaret Kanununda bu konuda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. TTK'nun 4 ve 5. maddesi hükümleri uyarınca tüketim ödüncüne ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliği yoktur.
Davanın, mutlak ticari dava niteliğinin bulunmaması nedeniyle, yalnız nispi ticari dava niteliğinde olması halinde asliye ticaret mahkemesinde, ticari dava olarak görülmesi mümkündür. Uyuşmazlığın, nispi ticari dava olarak görülebilmesi için, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması koşullarının bir arada bulunması zorunludur.
Davalının ticaret şirketi olması nedeniyle tacir olduğu açıktır. Davalı ise gerçek kişidir. Davanın, nispi ticari dava olarak kabulü için davalı adına kayıtlı bir ticari işletmesinin bulunup davacının, tacir sıfatı ile işlettiği ticari işletmesine ait dava konusu alacağı oluşturan para ile araçları tüketim ödüncü olarak davalı şirkete vermiş olması zorunludur.
Davacının ticari sicile kayıtlı tacir olmadığı gibi tacir sıfatı ile bir vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı dosyada toplanan belge örnekleri ile belirlenmiştir. Bunun yanında dava konusu edilen iki araç, davacının şahsı adına kayıtlı otomobil nitelikli araçlardır. Davacının esnaf olarak bir kaydı ve ticari işletmesi dahi yoktur. Davalı şirketin, ortak ve yetkilisinin, davacının eski eşi olması da davayı ticari dava niteliğine dönüştürecek bir özellik değildir. Ayrıca davacının, bir şirkette yönetici olarak ücretle çalışmış olması davacının tacir sayılmasını gerektirir bir neden değildir. Davacı, dava konusu nakit ve araç niteliğindeki ödünçleri davalı şirketin sahibinin eski eşi olması sebebiyle verdiğini iddia etmektedir. Bütün bunlar göz edildiğinde davalının tacir olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı, verilen ödünçlerin tacir sıfatına bağlı ve bir ticari işletmesi ile ilgili verilmediği göz önünde tutulduğunda, davacı ile davalı arasındaki iddiaya konu tüketim ödüncü ilişkisinin ticari nitelikli olmaması nedeniyle nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözme görevinin HMK'nun 2.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup mahkememizin görevsiz olduğu, mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, usul ekonomisi gereği HMK'nun 138(1)maddesi uyarınca ön inceleme duruşması yapılmaksızın dilekçeler teatisinin tamamlanmış olması nedeniyle dosya üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu dikkate alınarak; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın ve/veya karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/10/2023
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı