WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İZMIR 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/202
KARAR NO : 2024/122
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 14/03/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkilinin davalıya farklı tarihlerde elektrik ve elektronik malzemesi sattığını, malzemelerin eksiksiz teslim edildiğini, ancak alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili için İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyayla icra takibi başlatıldığını, itiraz ile takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL yönünden icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin devamına, takip alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ürünlerinin ayıplı çıktığını, bu nedenle davacıya iade edildiğini, ürünlerin taşınmasından dolayı masraf yapıldığını, iade işlemlerinden dolayı müvekkilinin kazanç kaybının olduğunu, dava açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,
3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ilişkin BA/BS formları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ilişkin BA/BS formları,
7-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
8-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
9-Talimat aracılığıyla tanzim edilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/08/2024 havale tarihli raporu,
10-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2024 havale tarihli raporu,
11-Davacı vekilinin 10/01/2024 havale tarihli ıslah dilekçesi,
12-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki elektrik ve elektronik malzemesi alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ... olduğu, borçlunun davalı ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 130.060,83-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
18/05/2023 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu görülmüştür.
18/05/2023 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu görülmüştür.
Davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın mahkememizce Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, İzmir..ra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ait BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki elektrik ve elektronik malzemesi alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacaklı olduğu, satıldığı belirtilen faturaya dayalı ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi veya belge olup olmadığı, satıldığı belirtilen ürünlerin ayıplı olmasından kaynaklı olarak davalı şirket tarafından düzenlenmiş herhangi bir faturanın davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise faturaların davacı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediği, işlenmiş ise bahsi geçen fatura bedellerinin mahsubu neticesinde davacı şirketin davalı şirketten ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 04/08/2023 havale tarihli raporunda sonuç olarak, davacının 2022 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri süresinde yaptırıldığını, kayıtların muhasebe usulüne uygun tutulduğunu, davacı defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişki 2022/9. ve 10. aylarda gerçekleştiğini, davacı tarafça davalı muhatap alınarak toplamı kdv dahil 567.406,35-TL olan 7 fatura düzenlendiğini ve davalının borcuna kayıt edildiğini, karşılığında davalının düzenlediği 16.09.2022 tarihli 1819 nolu "360 m. kablo ve nakliye bedeli" açıklamalı KDV dahil 387.309,04-TL bedelli ve 03.10.2022 tarihli 108 nolu "hasar bedeli yansıtması" açıklamalı KDV dahil 28.966,64-TL bedelli toplamı 416.275,68-TL olan 2 faturası davalının alacağına kayıt edildiğini, dosyada mevcut davacının BA/BS formları beyannamelerine göre satış ve alış faturaları aynı tutarlarla Gelir İdaresi Başkanlığına beyan edildiğini, sonuç olarak davacı 10.10.2022 tarihi itibariyle davalıdan (567.406,35 - 416.275,68) 151.130,67-TL alacaklı olduğunu mütalaa etmiştir.
Akabinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ait BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ait BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ile içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki elektrik ve elektronik malzemesi alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacaklı olduğu, satıldığı belirtilen faturaya dayalı ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi veya belge olup olmadığı, satıldığı belirtilen ürünlerin ayıplı olmasından kaynaklı olarak dava dışı ... Kağıt Anonim Şirketi tarafından davalı şirket tarafından düzenlenmiş herhangi bir faturanın bulunup bulunmadığı, var ise faturaların davalı şirket kayıtlarına işlenip işlenmediği, bahsi geçen fatura bedellerinin ne kadar olduğu, fatura bedellerinin dava dışı ... Kağıt Anonim Şirketine ödenip ödenmediği, ürünlerin ayıplı olmasından dolayı davalı şirketin katlanmak zorunda kaldığı masraf bedellerinin ne kadar olduğu, var ise dava dışı... Kağıt Anonim Şirketine yapılan ödemeler ile sair masraf bedelleri mahsup edildikten sonra neticeten davacı şirketin davalı şirketten ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek talimat mahkemesine sunulan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 09/01/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak, her iki taraf arasındaki farkın davalı firma tarafından düzenlenen 03.10.2022 tarih ve... sayılı "HASAR BEDERLİ YANSITMA" açıklamalı 28.966,64-TL bedelli faturadan kaynaklanmakta olduğunu, anılan hasar bedeli yansıtma faturasının dikkate alınması halinde 22.12.2022 takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 122.164,03-TL alacaklı olduğunu, anılan hasar bedeli yansıtma faturasının dikkate alınmaması halinde, 22.12.2022 takip tarihi itibariyle davacı şirketin davacı şirketten 151.130,67-TL alacaklı olduğunu, hangi hesaplamanın dikkate alınacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2024 tarihli raporuna karşı beyan ve itirazlarının, davalı şirket tarafından dava konusu ürünlere ilişkin olarak davacı şirket tarafından düzenlenen fatura tarihinden 6 gün sonra olacak şekilde dava dışı... firması tarafından düzenlenen iade faturasının tanzimi akabinde iade faturası düzenlendiği ve davacı şirkete tebliğ edildiği, ayıp bildiriminin bu şekilde yapılmış olduğu, alınan bilirkişi raporları çerçevesinde taraflara ait ticari defter ve belgelerde yer alan farka dayanak hasar bedeli açıklamalı 28.966,90-TL tutarındaki yansıtma faturasına karşı olarak düzenlenen 04/10/2022 tarihli ve 28.966,94-TL tutarındaki iade faturasının da dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak yapılarak takibin ikame edildiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde bahse konu faturayı mahsup etmek suretiyle ıslah dilekçesini sunduğu, sair faturalar yönünden ise tarafların ticari defter ve belgelerinde yer alan alacak borç verilerinin birbirini doğruladığı anlaşılmakla reddine, faiz oranlarına yönelik beyanın esas hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olması sebebiyle esas hakkındaki hükümle birlikte değerlendirilmelerine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2024 tarihli raporuna karşı itirazlarının, dava dışı Mopak firması tarafından davalı şirkete iade faturası düzenlendiği, alınan bilirkişi raporları çerçevesinde taraflara ait ticari defter ve belgelerde yer alan farka dayanak hasar bedeli açıklamalı 28.966,90-TL tutarındaki yansıtma faturasına karşı olarak düzenlenen 04/10/2022 tarihli ve 28.966,94-TL tutarındaki iade faturasının da dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak yapılarak takibin ikame edildiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde bahse konu faturayı mahsup etmek suretiyle ıslah dilekçesini sunduğu, sair faturalar yönünden ise tarafların ticari defter ve belgelerinde yer alan alacak borç verilerinin birbirini doğruladığı anlaşılmakla reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekilinin 10/01/2024 havale tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde 10.000,00-TL olarak belirttikleri dava değerini 101.094,19-TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği ve ıslah edilen bedel üzerinden eksik peşin harç bedelini mahkememiz veznesine yatırdığı görülmektedir.
Satım sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. maddesinde; ''Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.
Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 208. maddesinde ise; ''Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.
Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.
Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Taşını satışına ilişkin olarak, Kanun'un 209. maddesinde; ''Taşınır satışı, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır. Ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi, taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satılması da taşınır satışıdır.'', 210. maddesinde; ''Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.'' hükümleri düzenlenmiştir.
Taşınır bir malın satışına ilişkin sözleşmede satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinde; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde de; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Öğretide ayıp; satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hâli olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Tacirler arasında ihbar ve ihtarların usul ve yöntemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. maddesinde; ''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' hükmü ile belirlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ...7 Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, talimat aracılığıyla tanzim edilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/08/2024 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2024 havale tarihli raporu, davacı vekilinin 10/01/2024 havale tarihli ıslah dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki elektrik ve elektronik malzemesi alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, taraflar arasında elektrik ve elektronik malzeme alım satımına dair ticari ilişki bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete elektrik kablosu satıldığı, satılan malların davalı şirket tarafından dava dışı... Kağıt Anonim Şirketine satıldığı ve direkt olarak dava dışı ... Kağıt Anonim Şirketine gönderildiği, taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davalı şirketin davacı şirkete 122.164,03-TL tutarında borcunun bulunduğunun sabit olduğu, ticari defter ve belgelerdeki farklılığın davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen hasar bedeli yansıtma açıklamalı 03/04/2022 tarihli ve 28.966,64-TL tutarındaki faturadan kaynaklandığı, satılan malların ayıplı olduklarından bahisle dava dışı ...nonim Şirketi tarafından tutanak düzenlendiği ve malların iade faturası düzenlenmek suretiyle davalı şirkete iade edildiği, kabloların monte ve demonte edilmeleri işlemleri açısından... Kağıt Anonim Şirketi tarafından hasar ve işçilik bedeli adı altında tanzim edilen faturanın da davalı şirkete gönderildiği, davalı şirketin de bahsi geçen faturalarda yer alan hususlar çerçevesinde davacı şirket adına iade faturaları düzenleyerek bu faturaları davacı şirkete gönderdiği, düzenlenen iade faturalarından 387.309,04-TL tutarındaki 16/09/2022 tarihli faturanın davacı şirket tarafından ticari defter ve belgelerine işlendiği, yansıtma bedeli adına altında düzenlenen 03/04/2022 tarihli ve 28.966,64-TL tutarındaki faturanın ise davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı, her ne kadar davacı vekilince ayıp ihbarının yapılmadığından bahisle faturalara konu malların davalı şirket tarafından olduğu haliyle kabul edildiği iddia edilmiş ise de, davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturası çerçevesinde ayıp durumuna ilişkin ihbarın gerçekleştirilmiş olduğu, bu kapsamda ürünlerin ayıplı olmaları sebebiyle davalı şirket tarafından düzenlenen iade faturasının dikkate alınması gerektiği, ayrıca dava dışı... Kağıt Anonim Şirketi tarafından düzenlenen fatura doğrultusunda davalı şirket tarafından düzenlenen yansıtma faturası bedeli açıklamalı fatura bedelinden de davacı şirketin sorumluluğunun bulunduğu, kaldı ki davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile bilirkişiler vasıtasıyla yapılan tespitlerin ve davacı şirketin yansıtma bedeli adı altında düzenlenen faturadan sorumluluğunun bulunduğunun zımnen de olsa kabul edildiği, açıklanan gerekçeler vasıtasıyla davacı şirketin, davalı şirketin itirazının yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturalardan kaynaklı olarak davalı şirketten 101.094,19-TL tutarında alacaklı olduğu, tarafların tacir olmaları sebebiyle alacak borç ilişkisinden kaynaklı olarak avans faizi talep edilebileceği, alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle likit mahiyette bulunduğu dikkate alındığında icra inkar tazminatı açısından yasal şartların mevcut olduğu, dava ve ıslah dilekçeleri çerçevesinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı ...nin İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 101.094,19-TL alacak bedeli yönünden KISMEN İPTALİNE, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 101.094,19-TL alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa yıllık %15,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 101.094,19-TL'nin takip tarihi itibariyle %20'si oranındaki 20.218,84-TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalı ...nden alınarak davacı ...ne verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.905,74-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 179,90-TL harç ve 1.556,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.169,84-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 110,00-TL elektronik tebligat, 58,00-TL tebligat, 253,00-TL posta masrafı, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı ve 1.556,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.836,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/02/2024

Katip ...
E İMZA¸

Hakim ...
E İMZA