WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

İZMIR 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/76
KARAR NO : 2024/362
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 04/02/2021
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/07/2016 tarihinde dava dışı kayıtlı davalı sigorta şirket nezdinde ... Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi ve ... numaralı Kasko poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın yaya konumunda olan müvekkilinin durakta otobüs beklerken çarptığını, müvekkilinin yaralandığını, hayati tehlikesi bulunarak tedavi gördüğünü, haftalarca hastanede yoğun bakımda yattığını, sonrasında da evde bakıcı eşliğinde yatarak tedavi gördüğünü, kaburgasının ve köprücük kemiğinin kırıldığını, baş boyun ve kafa içi yaralanması meydana geldiğini, akciğerlerinin ve kalbinin zarar gördüğünü, kazadan sonra kazaya bağlı olarak unutkanlık ve hafıza kaybı yaşamaya başladığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili için şimdilik; geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL, meslekte kazanma gücü kaybı (sürekli iş göremezlik) zararı için 100,00-TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile yol yemek refakatçi vs. sağlık giderleri için 100,00-TL, geçici bakıcı gideri için 100,00-TL olmak üzere toplam 400,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın 11.07.2016 tarihli olduğunu, sigorta poliçesinden ...n talepler 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesini, davacı taraf ile sigortalı araç sürücüsü arasında ... soruşturma nolu uzlaştırma raporu mevcut olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili sigortaya başvuru yapılırken eksik evrak sunduğunu, davaya konu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu taraf bizzat davacı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağından kusur oranının tespit edilmesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacının talebine konu geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri yasa değişikliği ile SGK'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-... Sigorta Şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası,
3-11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı,
4-Dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri
5-Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi nezdinde davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları,
6-İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü nezdinde davacı ...'a ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli,
7-İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü nezdinde davaya konu 11/07/2016 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan ... TC Kimlik numaralı ...'a maluliyet ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin olarak bulunan kayıtlar,
8-Trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 tarihli raporu,
9-Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 havale tarihli maluliyet raporu,
10-Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 20/06/2022 havale tarihli maluliyet raporu,
11-Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporu,
12-Adli tıp alanında uzman doktor ve aynı zamanda aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 26//02/2024 havale tarihli raporu,
13-Davacı vekilinin 20/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi,
14-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 11/07/2016 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan ...'un vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik (iyileşme) süresinin ne kadar olduğu, davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması sonucunda bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise bakıcı refakatine ne kadar süre ile muhtaç olduğu, davacının yaralanması sebebiyle yapmak durumunda kaldığı tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin ne kadar olduğu hususlarının belirlenmesi ile oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik oranı ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı ...'un mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, bakıcı, tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin hesaplanması neticesinde, belirlenecek sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı bedelleri ile bakıcı, tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin davalı sigorta şirketinden tahsili taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde ...r. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; ''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden ...n kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından ...n kayıplar.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, ''işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur'', aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı'', aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, ''işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar' başlıklı 92. maddesinde:
''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan ...n talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. 14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;
6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş, değişik; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
''g)Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h)İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
ı)Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir.
İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli iş göremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir. Sürekli iş göremezlik durumu kendi içinde sürekli kısmi iş göremezlik ve sürekli tam iş göremezlik olarak ikiye ayrılmaktadır.
Sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
Sürekli tam iş göremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminat yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminata bakıcı giderleri de eklenecektir.
Geçici iş göremezlik tazminatı ise, haksız fiil neticesinde yaralanan kişinin, yaralanması neticesinde gördüğü veya göreceği tedavi süresince, sağlıklı iken elde ettiği ancak yaralanması sebebiyle tedavisi tamamlanana kadar mahrum kaldığı gelirlerinden ibarettir. Geçici iş göremezlik tazminatı açısından hak talep edilebilmesi için, bahsedildiği üzere kişinin gelir getirici bir işte çalışması ve yaralanması neticesinde tedavi süresinde gelirlerinden mahrum kalması şarttır.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kazaya karışan araçlara ait ruhsat ve tescil belge ve bilgileri dosya arasına alınmıştır.
Davacının tedavi gördüğünü belirttiği hastanelere müzekkere yazılarak, dava konusu trafik kazasında yaralanması çerçevesinde davacı açısından düzenlenen tedavi evrakları celp edilmiştir.
Her ne kadar davalı vekili tarafından davacı ile davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın sürücüsü arasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında düzenlenmiş olan uzlaştırma raporunun mevcut olduğu ve bu çerçevede davacının davadan feragat ettiğinin kabulü gerektiğinden bahisle hukuki yarar yokluğu itirazında bulunulmuş ise de, soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen uzlaştırma raporu/belgesi tarafların ceza dosyasındaki hak ve sorumlulukları açısından geçerli olup, hukuk davaları açısından herhangi bir sonuç doğurmayacağı, tarafların ceza dosyasında uzlaşmalarının davacının davadan feragat ettiği anlamı taşımadığı, uzlaştırma konusunda sağlanan anlaşmanın davacının tazminat davası açma hakkını elinden almayacağı göz önünde bulundurularak, davalı vekilinin hukuki yarar yokluğu itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu eylem açısından davacı şirket tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğu, bu doğrultuda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma sayılı dosya üzerinden taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dolayı soruşturma yürütüldüğü, ilgili suça ait ceza zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarihte ve henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı vekilince 01/04/2021 tarihli duruşmada verilen hukuki yarar yokluğu itirazının reddine ilişkin ara karara karşı itiraz dilekçesinde, mahkemenin yasa hükmünü yok sayarak yorum yoluyla davacının tazminat davası açmasında bir engel bulunmadığına yönelik karar vermiş olduğu belirtilerek 01/04/2021 tarihli duruşmada verilen hukuki yarar yokluğu itirazının reddine ilişkin ara karara karşı itiraz edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda soruşturma dosyasında yapılan uzlaşma sırasında müşteki sıfatı bulunan davacının maddi ve manevi tazminat haklarından feragat ettiğine ilişkin herhangi bir açık beyanının bulunmadığı, soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen uzlaştırma raporu/belgesi tarafların ceza dosyasındaki hak ve sorumlulukları açısından geçerli olup, hukuk davaları açısından herhangi bir sonuç doğurmayacağı, tarafların ceza dosyasında uzlaşmalarının davacının davadan feragat ettiği anlamı taşımadığı, uzlaştırma konusunda sağlanan anlaşmanın davacının tazminat davası açma hakkını elinden almayacağı göz önünde bulundurularak, davalı vekilinin hukuki yarar yokluğu itirazı reddedilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmeli, buna göre; 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine müzekkere yazılarak dosyanın Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına tevdi ile belirlenecek muayene gününde davacı vekilince hazır edilecek ... TC Kimlik numaralı davacı ...'un gerekli muayenelerinin yapılarak dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ...'a ait Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Birimi tarafından düzenlenen 04/06/2021 tarihli raporda sonuç olarak; davacının dava konusu kaza nedeniyle engellilik oranın %2 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve sürekli bakıma muhtaç olmadığı ancak geçici olarak 1 ay süre ile bakıcı refakatine muhtaç olabileceği mütalaa edilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazları üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ...'a ait Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 tarihli maluliyet raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20/06/2022 tarihli raporda sonuç olarak; davacının dava konusu kaza nedeniyle tüm vücut engellilik oranın %4 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay olduğu ve sürekli bakıma muhtaç olmadığı mütalaa edilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumuna ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 20/06/2022 havale tarihli maluliyet raporu arasında çelişki meydana geldiği göz önünde bulundurularak İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ...'a ait Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 tarihli maluliyet raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek MESLEĞİ ŞOFÖR OLARAK KABUL EDİLMEK ve özellikle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 tarihli maluliyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumuna ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 20/06/2022 havale tarihli maluliyet raporu arasındaki çelişki de kati şekilde giderilmek ve taraf vekillerinin maluliyet raporlarına itirazları gözetilmek suretiyle düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından düzenlenen 20/06/2022 tarihli raporda sonuç olarak; kişinin tüm vücut engellilik oranının %23 (yüzdeyirmiüç) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği ve dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı mütalaa edilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporu doğrultusunda, dava konusu trafik kazasından yaralanması sebebiyle davacının vücut bütünlüğünde %23 (yirmi üç) oranında sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu ve davacının iyileşme süresinin 12 (on iki) ay olduğu kabul olunarak yargılamaya devam edilmiştir.
Dosyanın trafik alanında uzman bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... Sigorta Şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyası ve içeriğindeki ifade tutanakları, tanık beyanları ve sair deliller göz önünde bulundurularak, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı araç sürücüsü ve yaya konumunda bulunan davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak; yaya ...'un karşıdan karşıya geçme kurallarına uymadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün kontrolsüz sürüş yaparak kazadan aktif kaçınma davranışları sergilemediğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğunu mütalaa etmiştir.
11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyası ve içeriğindeki ifade tutanakları ile tanık beyanları ve trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 havale tarihli raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu trafik kazasının yaya konumunda bulunan davacı ...'un %75 oranında asli, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam edilmiştir.
25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa'nın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür.
Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, poliçe primini ödeyen işleten ile sorumluluğunu üstlendiği sürücünün yasadan ve sözleşmeden ...n bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin Esas Karar sayılı kararında aynen; ''.....6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi ile getirilen " Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır" hükmü gereğince trafik kazası sonucu yaralanan kişi, tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar yaptığı tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Geçici iş göremezlik tazminatının ve bakıcı giderinin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu tazminatların da davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğu belirtildiği üzere davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğinden, tüm bu açıklanan nadenlerle davalı vekilinin itirazın yerinde olmadığı anlaşıldığından.....'' ibarelerine yer verilmiş, sigorta şirketinin tedavi giderlerinden sorumluluğu ortaya konulmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasına 09.06.2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile eklenen hüküm ile, "b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,...” hesaplanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
Danıştay tarafından da ölüm veya bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı görülmektedir. Nitekim Danıştay 10. Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/6828 E., 2021/3429 K. sayılı kararında; “..Öncelikle, söz konusu raporda bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması…” gerektiği belirtilmiştir.
Bu noktada vurgulanmalıdır ki, yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki; PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni ...n bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir. TRH 2010 yaşam tablosunda yeni ...n bir insanın ömrü kadınlarda 78,02, erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/02/2021 tarih ve 2020/344 Esas 2021/1850 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de gözönüne alındığında Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.....'' ibarelerine yer verilmiş ve ölüm veya cismani zarara yönelik olarak tazminat talebi ile ikame edilen davalarda yapılan yargılamalar sırasında desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin TRH-2010 yaşam tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/03/2021 tarih ve 2020/2628 Esas 2021/2552 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar). Ayrıca; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 60 yaşına kadar aktif devre kabul edilmekte olup, 60 yaşını tamamladıktan sonra pasif devre zararı hesaplanması gerekmektedir.
Eldeki dosyada ise, yerel mahkemece hükme esas alınan 03.07.2019 tarihli ek aktüer raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, aktif devre 65 yaşına kadar kabul edilerek tazminatın belirlendiği, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken de, rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmadığı görülmüş olup, bilirkişi raporu yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamasına uygun ve hüküm tesisine elverişli değildir.....'' ibarelerine yer verilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kullanılması gereken iskonto oranları belirtilmiştir.
Davacı tarafın sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talepleri ile belgelendirilmeyen ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, yol giderleri ve tedavi sarf malzeme bedelinin belirlenmesi ve yine davacının bakıcı gideri tazminatı taleplerinin hesaplanması amacıyla dosyanın adli tıp alanında uzman doktor ve aynı zamanda aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... Sigorta Şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyası ve içeriğindeki ifade tutanakları, tanık beyanları, trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 havale tarihli raporu, davacı ...'a ait Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 tarihli maluliyet raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 20/06/2022 havale tarihli maluliyet raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporu, davacıya ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, davaya konu 11/07/2016 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanması neticesinde ... TC Kimlik numaralı ...'a maluliyet ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerinne ilişkin olarak bulunan kayıtlar ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, davacı ...'un 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı yaralanması sebebiyle katlanmak zorunda kaldığı tedavi giderlerinin (ameliyat, pansuman, tıbbi malzeme vs. tedavi sürecindeki çeşitli giderler) ne kadar olabileceğinin hesaplanması ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gereken ve gerekmeyen tedavi tutarlarının ayrı ayrı belirlenmesi, AYRICA 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri ile 11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyası ve içeriğindeki ifade tutanakları ile tanık beyanları ve trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 havale tarihli raporu çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, dava konusu trafik kazasının yaya konumunda bulunan davacı ...'un %75 oranında asli, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında tali kusuru neticesinde meydana geldiği yönünde yapılan mahkememiz kabulü ve Eİstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporuna göre dava konusu trafik kazasından yaralanması sebebiyle davacının vücut bütünlüğünde %23 (yirmi üç) oranında sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu ve davacının iyileşme süresinin 12 (on iki) ay olduğu, davacının geçici veya sürekli olarak bakıcı refakatine muhtaç olmadığı dikkate alınarak, davacı ...'un 11/07/2016 tarihinde gerçekleşen yaralamalı trafik kazasında yaralanmasından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talepleri ile dolayı bakıcı gideri, yol ve tedavi gideri ile tedavi amaçlı yapılan sarf malzemeleri harcamalarına ilişkin tazminat talepleri yönünden davacının talep edebileceği tazminat kalemleri ve bu kalemler karşılığında talep edebileceği tazminat miktarlarının her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve açık bir şekilde belirtilerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, adli tıp alanında uzman doktor ve aynı zamanda aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisi 26/02/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; 11.07.2016 tarihinde yaralanan ...'un geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 16.577,03-TL olduğunu, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 905.839,80-TL olduğunu, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 883,66-TL olduğunu, tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 1.000,00-TL olabileceğini, davacının toplam maddi tazminat alacağının 924.300,49-TL'ye tekabül ettiğini, davalı sigorta şirketinin kusur durumuna göre (%25) zararın 231.075,12-TL'sinden sorumluluğunun olacağını, davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 310.000,00-TL olduğunu mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin adli tıp alanında uzman doktor ve aynı zamanda aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 26/02/2024 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından 11/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı ...'un vücut bütünlüğünde sürekli işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve davacı ...'un geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, yaralanması sebebiyle ...'un sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporunda davacının geçici veya sürekli olarak bakıcı refakatine muhtaç olmadığının tespit edildiği, bu kapsamda bilirkişi tarafından geçici bakıcı refakati açısından hesaplama yapılmamasının makul olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 20/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden 226.459,00-TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden 4,144,00-TL'ye, tedavi ve ulaşım giderleri talepleri yönünden 470,00-TL'ye artırdıklarını beyan ettiği ve artırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı görülmüştür.
Dava açılmadan önce davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, yapılan başvuru evrakının davalı sigorta şirketine 23/11/2020 tarihinde ulaştığı, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin temerrütünün rizikodan haberdar olduğu kabul edilen tarihten itibaren 8 iş gününün sona erdiği tarihin 04/12/2020 tarihinde meydana geldiği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, ... Sigorta Şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, 11/07/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi nezdinde davacı ...'a ait olarak düzenlenen tedavi evrakları, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü nezdinde davacı ...'a ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü nezdinde davaya konu 11/07/2016 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan ... TC Kimlik numaralı ...'a maluliyet ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin olarak bulunan kayıtlar, trafik alanında uzman bilirkişinin 04/08/2023 tarihli raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 04/06/2021 havale tarihli maluliyet raporu, Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 20/06/2022 havale tarihli maluliyet raporu, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından davacı ...'ın sürekli iş göremezlik oranı ile sürekli ya da geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/03/2023 havale tarihli maluliyet raporu, adli tıp alanında uzman doktor ve aynı zamanda aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 26//02/2024 havale tarihli raporu, davacı vekilinin 20/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 11/07/2016 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan ...'un vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı ve yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik (iyileşme) süresinin ne kadar olduğu, davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması sonucunda bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise bakıcı refakatine ne kadar süre ile muhtaç olduğu, davacının yaralanması sebebiyle yapmak durumunda kaldığı tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin ne kadar olduğu hususlarının belirlenmesi ile oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik oranı ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı ...'un mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, bakıcı, tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin hesaplanması neticesinde, belirlenecek sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı bedelleri ile bakıcı, tedavi, yol, yemek ve sair sağlık giderlerinin davalı sigorta şirketinden tahsili taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü ...'ın idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla Balçova istikametinden Mithatpaşa Caddesini takiben F.Altay istikametine numara 1173 önüne geldiğinde aracının ön kısımları ve ön camıyla yolun sağından otobüs durağı istikametinden karşıya orta refüj tarafına geçmek isteyen yaya ...'a çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumunda davacı ...'un %75 oranında asli, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında tali kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacı ...'un yaralandığı, yaralanması çerçevesinde davacı ...'in vücut bütünlüğünde %23 oranında sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 12 ay olduğu, vücut bütünlüğünde oluşan sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi çerçevesinde davacının talep edebileceği sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 226.459,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı alacağının ise 4.144,00-TL, tedavi giderinin 470,00-TL olduğu, davacının sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olmaması sebebiyle bakıcı gideri talep edemeyeceği, davacı vekilinin 20/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden 226.459,00-TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden 4,144,00-TL'ye, tedavi ve ulaşım giderleri talepleri yönünden 470,00-TL'ye artırdıklarını beyan ettiği ve artırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı, dava açılmadan önce davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, yapılan başvuru evrakının davalı sigorta şirketine 23/11/2020 tarihinde ulaştığı, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin temerrütünün rizikodan haberdar olduğu kabul edilen tarihten itibaren 8 iş gününün sona erdiği tarihin 04/12/2020 tarihinde meydana geldiği, açıklanan gerekçeler dahilinde bedel artırım dilekçesi çerçevesinde davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanan sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri tazminatı taleplerinin kabulüne, bakıcı gideri tazminatı talebinin ise reddine yönelik olarak neticeten açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-a)Sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜNE, 226.459,00-TL maddi tazminatın, poliçe limiti olan 310.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği tarih olan 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
b)Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜNE, 4.144,00-TL maddi tazminatın, poliçe limiti olan 310.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği tarih olan 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
c)Tedavi ve ulaşım gideri tazminatı talebinin KABULÜNE, 470,00-TL maddi tazminatın, poliçe limiti olan 310.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği tarih olan 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
d)Bakıcı gideri tazminatı talebinin REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 15.784,60-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.725,30-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tebligat, elektronik tebligat, posta masrafı, bilirkişi ücreti, peşin harç ve başvurma harcı olmak üzere toplam 2.118,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama aşamasında adli yardım kabulü nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan 158,30-TL tebligat ve posta gideri, 4.360,00-TL adli tıp raporu ücreti ve 2.00,00-TL bilirkişi olmak üzere toplam 6.518,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 36.660,95-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı