T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/33 Esas
KARAR NO : 2024/325
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/09/2023
KARAR TARİHİ : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesiyle özetle; 21/02/2023 tarihinde davacıya ait ... plaka sayılı aracın davalının maliki ve sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın çarpması neticesinde hasar gördüğünü, kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 oranında, tam kusurlu olduğunu, davacının maliki olduğu aracın yük nakli işinde kullanıldığını ve günlük yaklaşık 5.000,00.-TL net kazanç elde ettiğini, alınan eksper raporundan da görüleceği üzere davacının aracının onarımın 10 gün sürdüğünü, bu süre zarfında davacının kazanç kaybına uğradığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00.-TL kazanç kaybının 21/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/09/2023 tarih ... esas-... karar sayılı kararı ile "Davacıya ait ... plaka sayılı aracın trafik kayıtları UYAP üzerinden çıkartılmış, incelenmesinde 2007 model, ... marka kamyon olup, yük nakli için ve ticari amaçla kullanıldığı; davalıya ait ... plaka sayılı aracın trafik kayıtları da UYAP üzerinden çıkartılmış, incelenmesinde 2012 model, ...marka çekici olup, yük nakli için ve ticari amaçla kullanıldığı anlaşılmıştır. Buna göre, davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosya mahkememize tevzi edilmekle mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tutanağındaki kusur oranını kabul etmediklerini, kaza olayında asıl tam kusurlu olan davacı taraf olduğunu, davacı taraf öndeki aracı dikkatle takip etmek ve dönel kavşağın kurallarına uymak zorunda olduğunu, fotoğraflar incelendiğinde davacıya ait aracın dönel kavşak kurallarına uymayarak müvekkilinin aracına sol arka taraftan çarptığını, müvekkilinin kullandığı aracın dorseli olduğu da dikkate alındığında, dönel kavşakta dönüş esnasında geniş açı ile girmesi fizik yasaları gereği olduğunu, davacı bu mesleği icra ettiğine göre öndeki aracın manevralarını tahmin etmek ve buna göre takip mesafesi de dahil olmak üzere tüm önlemlerini almak zorunda olduğunu, taraflar arasında kusur oranı konusunda ihtilaf bulunduğunu, bu durumun netleşmesi tazminat miktarını da belirleyeceğini, bu sebeple öncelikle kusur yönünden bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemesi şartıyla; davacı taraf, aracın tamir süresinin 10 gün, günlük kazancının 5.000 TL olduğunu beyanla kazanç kaybı tazminatı talebinde bulunduğunu, davacı öncelikle bu iddialarını tüm ticari kayıtlarını sunarak (Ticari Defterler) maddi zararını ispat etmek zorunda olduklarını, bu maddi kaybın belirlenmesi meslek ve oda kayıtları ile ispatlanamayacağını, bu kolaycılığa kaçma durumu yaratır ki esas olan gerçeği ortaya çıkarıp maddi zararı ona göre belirlemek gerektiğini, davacı tarafın ayın 30 gününde tamamen iş (eşya taşımacılık işi) bulamayacağı kesin olduğunu, karşı tarafın ne iş yaptığı ve çalışma düzeninin nasıl olduğu belirsiz olduğunu, bu dava ticari bir dava olup, tacirler zarar ve karlarını ticari defter ve benzeri kayıtlarla ispat etmesi gerektiğini, mesleki odalara bir aracın günlük kazancı ne kadardır diye sorarsanız size ortalama bir bedel bildireceğini, ama bu gerçek zararı tespit etmek için yeterli bir veri sağlamaz, çünkü kişinin kazancı aynı zamanda aylık iş yoğunluğuna göre değişebilmesi gerektiğini, bu sebeple burada tespit edilmesi gereken aylık iş yoğunluğudur ve günlük ücretin bulunması aylık kazancın 30'a veya yıllık kazanç üzerinden günlük ücret 365'e bölünmesi ile bulunduğunu, davacı taraf gelir ve giderinin tamamını, aylık ve yıllık net kazancıyla, ticari kayıtlarıyla ispat etmek zorunda olduğunu, kusur oranı ve iş yoğunluğu ile günlük net zarar bulunmadan ihtilafın çözülmesi imkansız olduğunu, açıklanan nedenlerle soyut, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve karşı yan vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Mahkememizin 16/01/2024 tarihli tensip zaptının 17 nolu ara kararı ile;
"Arabulucuya müracaatın ticari davalarda 6325 sayılı Kanun mucibince ve HMK genel hükümlerine istinaden dava şartı olması nazara alınarak;
**Tensibin tebliğinden itibaren davacı vekilinin 1 aylık kesin süre içinde arabuluculuk müracaat tutanağının sunması için süre verilmesine,
**Aksi halde davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına ,
Tebliğ ile ihtarın yapılmış sayılmasına,
Arabuluculuk ikmal edildikten sonra da son tutanağın e-imzalı olursa uyaptan, ıslak imzalı olursa kendisinin dosyaya sunulmasına" dair karar verildiği, tensip zaptı davacı vekiline 21/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak davacı vekili verlen kesin süreye rağmen mahkememize arabuluculuk tutanağı aslını veya başvurduğuna dair bir belge sunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla arabuluculuğa tensip ile verilen kesin sürede müracaat edilmemesi sebepli dava şartı noksanı ve kesin süreler kaynaklı davalı nezdinde müktesep hakkın doğduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK.'nun 5-(A) maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin sunulduğu görülmekle davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesi gereğince; tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin yedi günlük kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği; aksi takdirde, davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren tensip tutanağının tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı görülmekle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince; davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair Yargıtay 'nin 19.04.2022 tarihli Esas No : Karar No : sayılı ilamı;
"... Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca aynı konuya ilişkin talep Dairemize daha önce iletilmiş ve Dairemizin 17.06.2020 T, ... E, ... K. sayılı kararı ile “taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince ‘arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini’ elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince bu tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin elden veya UYAP sistemi üzerinden dosya ibrazının gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine” karar verilmiştir... " şeklindedir.
HÜKÜM:
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75 TL'nin davacı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 200,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
6-Davalı tarafça yatırılan delil avansının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı vekilinin yüzüne karşı
Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/04/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!