WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

İZMIR 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/27 Esas
KARAR NO : 2024/321
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) İİK 89 kapsamında
DAVA TARİHİ : 09/01/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2024
Mahkememizde görülen Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ..., ortağı olduğu "... Elektrik Elektronik Led Fiber Aydınlatma Ve Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi"nden, 27.03.2013 tarihinde tüm hissesini devrederek ayrılmış, müvekkilinin şirketten ayrılmasına ve şirketin tek ortaklı limited şirkete dönüştürülmesine ilişkin karar, 03.06.2013 tarihinde sicile tescil edilmiş, 02.07.2013 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, anılı şirket daha sonra unvan değiştirerek "... İnşaat Yapı Malzemeleri Petrol Ürünleri Reklam Ve Ambalaj San. Ve Tic. Ltd. Şti." unvanını almış ve bu husus 11.05.2015 tarih ve 8817 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkilinin anılı şirketten ayrılmasının ardından 10 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, alacaklısının davalı banka olduğu İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyası kapsamında düzenlenen 89/1, 89/2 ve 89/3 sayılı haciz ihbarnameleri, müvekkiline Tebligat Kanunu md. 21/2 uyarınca tebliğ edilmiş, müvekkili bu tebligatlardan haberdar olmadığı için haciz ihbarnamelerine itiraz etme şansı bulamamış, icra takip dosyası borçlusu şirkete herhangi bir borcu olmamasına rağmen, cebri icra tehdidi altındayken icra takip dosyasının bakiye borç miktarı olan 172.509,00.-TL'yi, 09.10.2023 günü davalı Banka'ya ödediğini, icra takip dosyası incelendiğinde alacağın tamamının 25.01.2016 tanzim ve 07.09.2016 vade tarihli 3 adet kambiyo senedine dayandığı, herhangi bir kredi sözleşmesinden bahsedilmediğini, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra, şirket tarafından davalı bankadan kredi çekilmiş ve bu kredinin teminatı olarak kambiyo senetleri verildiğini, kredi borçlarının ödenmesinde temerrüde düşülmesi nedeniyle sözleşmenin teminatı olarak verilen senetler icra takibine konu edilmiş, eski ortak olması dolayısıyla da müvekkiline haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, müvekkili Tebligat Kanunu md. 21/2 uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinden haberdar olamadığı için süresinde itiraz edememişse de, müvekkilinin anılı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, limited şirket ortakları şirkete karşı yalnızca taahhüt etmiş oldukları esas sermaye paylarını ödemekle yükümlü olduğunu, ortağın, amme alacakları dışında, şirketin üçüncü kişilere olan borçları nedeniyle şahsi mal varlığı ile sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili 27.03.2013 tarihinde tüm hissesini devrederek şirketten ayrılmış, buna ilişkin karar, 03.06.2013 tarihinde sicile tescil edilmiş, 02.07.2013 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkilinin, şirkete olan sermaye koyma borcunu ödemeksizin hisselerini devrederek şirketten ayrılması mümkün olmadığı gibi 10 yıldan uzun bir süre önce ayrıldığı şirketin 25.01.2016 tanzim ve 07.09.2016 vade tarihli kambiyo senetlerine dayalı borçlarından sorumlu olması da mümkün olmadığını, müvekkilinin dava dışı asıl borçlu şirkete herhangi bir borcu olmadığı, dava dışı asıl borçlu şirkete ait ticari defter, kayıt ve belgeler incelenmek suretiyle düzenlenecek bilirkişi raporu ile de ortaya çıkacağının, müvekkilinin borcu olmayan/ödemekle yükümlü olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında davalı bankaya ödediği sarih olup, İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyası borcu olan ve cebri icra tehdidi altında ödenen 172.509,00 TL'nin, ödeme tarihi olan 09.10.2023 tarihinden itibaren hesap edilecek reeskont avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesi talebiyle davanın ikamesi zarureti hasıl olduğunu, bedelin müvekkili tarafından ödenmesi neticesinde, davalı banka alacağını borçlu şirket yerine borçlu olmayan müvekkilinden tahsil etmek suretiyle sebepsiz olarak zenginleştiğini, davada istem müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilerek davalı bankanın mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre, muhatap da davalı banka olması gerektiğini, aksinin kabulü, müvekkilinin muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçlu şirkete yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin müvekkiline yüklenmesi adil olmayacağını, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı banka olduğunun kabulü gerektiğini, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için arabulucuya başvrulmuş ve ancak ne yazık ki anlaşma sağlanamadığını, TBK md.78-82 arasında düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca müvekkili tarafından ödenen 172.509,00-TL'nin, ödeme tarihi olan 09.10.2023 tarihinden itibaren hesap edilecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eylemsiz kalan üçüncü kişinin borcu ödemesi üzerine İİK md.89/5 uyarınca üçüncü kişi yalnızca kötü niyetli alacaklıya karşı istirdat davası açabileceğini, ancak bu davada da ispat yükü üçüncü şahısta olup takip alacaklısı yönünden davacı üçüncü kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, üçüncü kişinin herhangi bir borcu olmadığını bilerek kötüniyetli olarak haciz ihbarnamelerini gönderdiği hususunu somut delillerle ispatlaması gerektiğini, aksi halde istirdat davasının esastan reddi gerekeceğini, İzmir ...İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile dava dışı borçlu ... İnşaat Yapı Malzemeleri Petrol Ürünleri Reklam Ve Ambalaj San. Ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi ile borçlu şirkete ait SGK İşyeri Bilgileri sorgulaması yapılmış ve bu dosyanın davacısı ...'ın şirketin eski ortağı olduğu tespit edildiğini, söz konusu tespit sonrasında davacıya İİK md.89/1 uyarınca ihbarname gönderilerek eski ortağı ve yöneticisi olduğu şirketten almış olduğu mallar var ise verilmesi, ödemesi gereken bedeller var ise alacaklı müvekkiline ödemesi gerektiği ihbar edildiğini, ancak davacı yan 1. Haciz ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz etmediğini, bu durum üzerine davacı yana 2. Haciz ihbarnamesi gönderilmiş olup davacı yan yine geçerli bir mazereti olmaksızın ihbarnameye itiraz etmediğini, bahsi geçen süreç üzerine davacıya İİK. Md. 89/3 uyarınca 3. Haciz ihbarnamesi gönderilmiş ancak bu ihbarnamenin de tebliğine rağmen davacı tarafından süresi içerisinde menfi tespit davası açılmadığını, davacı üçüncü şahısın dosyaya borçlu sıfatı ile eklenmesi ve haciz işlemleri gerçekleştirilmesi sonrasında davacı üçüncü şahıs tarafından dosya borcu ödendiğini, ödeme yapıldıktan sonra istirdat istemiyle işbu dava ikame edildiğini, mevcut davanın takip alacaklısı olan müvekkili şirkete ikame edilebilmesi için müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunun davacı tarafından somut delillerle ortaya konması gerektiğini, müvekkili şirketin süreç içerisinde kötü niyeti olmayıp, davacı üçüncü kişinin ortağı olduğu şirkete karşı bir borcu olup olmadığı ve şirketten bir mal alıp almadığını bilebilmesi mümkün olmadığını, takip süreci içerisinde ortaya koyması gereken ihbarnameleri tebliğ alan üçüncü kişi olduğunu, müvekkili şirketin izah edilen süreç içerisinde kötü niyetli davranmadığı sabit olup davanın esastan reddi gerektiğini, netice itibariyle davacı yan müvekkili takip alacaklısının kötü niyetli olduğunu ispat külfeti altında olup dava dilekçesi uyarınca ispat edemediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dava, ticari bankacılık işlemlerinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir.
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyası UYAP üzerinden gönderilmiş ve incelenmiştir.
I-) Konu açısından yapılan incelemede;
Dava, İİK. 89/3 maddesi uyarınca açılan İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe esas alacak yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.
İİK'nin 89/3. maddesinin üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir.
Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nin 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolunda açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir.
Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlıkta, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, davacı tarafa çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir.
01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nin 2. m. uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.476)
Bu durumda, İİK'nin 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından, Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
II-) Sıfat açısından yapılan incelemede;
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır.
Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilip incelenmelidir.
Davacının tacir sıfatının tespiti bakımından Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatlar Odasına, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereler yazılmış, yazı içeriklerinden Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde davacının kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesi nezdinde davacının kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatlar Odasınca nezdinde davacının kaydının bulunmadığı şeklinde cevaplar verildiği, yazı içeriklerinden davacının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafından açılan istirdat talebine ilişkin davada, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği anlaşılmakla,
Hadisede kefalet yahut müşterek borçluluğun bulunmadığı,
Davanın İİK 89 a göre kül halinde 3.kişinin açtığı menfi tespit davası olması ciheti ile,
İşbu davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava da olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/04/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı