T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/25 Esas
KARAR NO : 2024/322
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2024
Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; İş yeri açma ve çalışma ruhsatı bulunan mülkiyeti müvekkili davacıya ait Çeşme Dalyan Mahallesi ... Sokak no:... de ... isimli işletme bulunduğunu, bu işletme bir sahil restaurantı ve otoparktan oluştuğunu, bu yere ilişkin davalı ... ile müvekkili davacı ... arasında İzmir ... Noterliğinin 14/06/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı Mesul Müdür Sözleşmesi imzalandığını, ilgili sözleşme uyarınca davalı ... salt otopark ve beach işletmesinde müdür olarak görev yapacağını, bu sözleşme doğrultusunda davalının sigorta girişi işveren davacı ... tarafından yapıldığını, bu hususlar taraflar arasında otopark ve beach işletmesi yönünden herhangi bir ortaklık durumunun olmadığını, işçi işveren ilişkinin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalı ... ile müvekkili davacı ... arasında ayrıca 01/06/2021 tarihli kira sözleşmesi bulunmakta olup söz konusu kira sözleşmesinin "Özel şartlar 2- Konu" başlığı altında düzenlenen maddede kiraya konu mecurun 6 metrekareden ibaret Çeşme Dalyan Estimbel Koyu ... Nolu büfe olduğu kira sözleşmesinde belirtildiğini, söz konusu büfenin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı müvekkili davacı adına kayıtlı olduğunu, hali hazırda ikame edilen dava büfeye ilişkin olmayıp aşağıda açıklanacak üzere ... (Plaj ve otopark) isimli işletmeye ilişkin olduğunu, işletmenin müdürü olan davalı ... 2021 sezonu içerisinde ...'e gelen müşterilerin harcamalarını müvekkiline ait pos cihazlarından değil kendisinin ve başkaca üçüncü kişilerin pos cihazlarından ödeme aldığını, davalı, müvekkilinin işletmesinden elde ettiği gelirleri müvekkiline teslim etmediğini, davalıya İzmir .... Noterliği'nin 05/10/2021 tarih, ... ve ... numaralı ihtarnameleri ile taraflar arasındaki imzalanan mesul müdür sözleşmesinin feshedildiği ve müvekkilinin işletmesinden elde ettiği ve müvekkili davacıya vermesi gereken paraların iade edilmesi bildirildiğini, anılı ihtarnameler davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalı hiçbir şekilde müvekkiline vermesi gereken parayı vermediğini, davalı, müvekkilinin işletmesinden elde edilen gelirleri usulsüz bir şekilde uhdesine geçirmiş ve müvekkiline ait işletmeden elde edilen geliri müvekkiline teslim etmediğini, davalı müvekkilinin işletmesinden elde edilen ve müvekkiline teslim etmesi gereken gelirleri, başka üçüncü kişilere ait pos cihazlarını kullanarak müvekkiline vermesi gereken parayı usulsüz bir şekilde uhdesine geçirdiğini, bu hususa ilişkin müvekkili davacı tarafından Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurulduğunu, davalı işletmede müvekkiline ait pos cihazlarını kullanmadığı ve işletmede nakit yapılan harcamaların hesabını vermediği için müvekkilinin işletmesinden 2021 yaz sezonu için ne kadar gelir elde ettiği net olarak müvekkili tarafından bilinemediğini, yapılan harici araştırmalara göre davalının ...'e gelen müşterilerden kredi kartıyla yapılan harcamaları şahsi hesabına, eşine (...) ve başka 3. Kişilere ait pos cihazlarıyla ödeme aldığını, dava dışı ...'ya ilişkin yasal yollara başvurma hakları saklı tuttuklarını, davalı mesul müdür ... müvekkilin ... isimli işletmesine ait tüm belgeleri ve malzemelerle (ruhsat, yazarkasa, fatura, pos cihazları vs.) birlikte 2021 yaz sezonunda işletmeyi müdür olarak idare etmiş ancak sezon bitiminde anılı belge ve malzemeleri müvekkiline teslim etmediğini, müvekkilinin işletmesine ait ruhsat, yazarkasa, fatura pos cihazları vs. malzemelerin teslim edilmesi için davalıya İzmir .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 05/10/2021 tarihli ihtarnamesi düzenlenip gönderildiğini, anılı ihtarname davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı, müvekkilinin işletmesine ait hiçbir belge ve malzemeyi müvekkiline teslim etmeyerek müvekkili mağdur ettiğini, davalı ... yetki sınırlarının dışına çıkarak haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili davacıya teslim etmesi gereken gelirleri uhdesinde bulundurduğunu, müvekkili davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameler sonuçsuz bırakılmış ve müvekkili davacı 2021 yılının yaz sezonunda kendisine ait işletmenin hasılat gelirinden mahrum kaldığını, müvekkili davacının kendine ait işletmenin 2021 yılında yaz sezonuna ait gelirlerini tahsil etmesi amacıyla davalının hasılat gelirlerini haksız ve hukuka aykırı olarak uhdesinde bulundurması sebebiyle alacak davası için mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, haklı davanın kabulü ile, davalının müvekkiline ait işletmede uhdesinde bulundurduğu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dosyaya ibraz edilecek hesap hareketleri ve bu doğrultuda hesaplanacak bilirkişi raporu doğrultusunda arttırılmak üzere şimdilik 50.000 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul olarak: davada mesul müdürlük iddiası olduğu için görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup görev itirazı olduğunu, davacı yan ... adlı bir işletme diyor ancak resmi oalrak böyle bir işletmeyi ortaya çıkarması gerektiğini, beyan ile işletme doğmaz, mahkemece de davacının böyle bir işletmesi var ise davacıdan buına dair kayıtların öncelikle temini zorunlu olduğunu, davacının bunu ortaya koyamaması durumunda davanın doğrudan reddi gerektiğini, derdest olan konu davada dava dilekçesi usul hukuk kurallarına aykırı olup, davacı tarafın kalem kalem ne istediği tam olarak davacıya açıklattırılması gerektiğini, özellikle de davacı tarafın bir nevi mahkemeyi ve adaleti yanıltıp talep ettiği yerle ilgili b ir işletmesi olup olmadığını davacı taraf ortaya koyması gerektiğini, dava dilekçesine göre davacı taraf plaj ve otopark diye bir işletmesi olduğunu ve bu işletmelerden davalı müvekkilinin mesul müdür olarak sorumlu olduğunu iddia ettiğini, ama bir yandan da kiralama konusu denildiğini, bu durumda öncelikle davacının plaj ve otopark olarak bir işletmesi olup olmadığını ortaya koyması gerektiğini, davacı devlete ait olan kendine ait olmayan bir plajın işletmesininden bahsettiğini, bu durumun zaten aklen bir mantığı olmadığı gibi hukuken bir hakkın olmadığını açıklamak bile gereksiz olduğunu, davacının tüm bu iddiaları bizzat Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma ... karar sayılı kesinleşmiş takipsizlik kararı ile geçerli olmadığı ortaya konduğunu, davacı yan ile davalı tarafın alenen kira ilişkisi mevcut olup zaten davacı taraf bunu ikrar ettiğini, zaten taraflar arasında kiralama ilişkisi sabit olup kiralama gereği ilgili yerin işletmesini de davalı müvekkili ... yaptığını, bizzat bu durum davacının muhase evrakları ile sabit olduğu gibi resmi olarak bildirimlerle de sabit olduğunu, davacı yan haksız çıkar elde etmek için amiyane işine ne geliyorsa ona göre beyanda bulunduğunu, şimdi de resmi olarak kiraladığı ve işletmesini müvekkilinin yaptığı yerden hukuki yanıltma ile sanki kendi işletmesini kiralamamış kendi işletiyor gibi beyanda bulunduğunu, bir de bunu sanki plaj diye bir işletme varmış gibi beyanlar ile adaleti yanıltmayı düşünüp çıkar elde etme çabası ise davacının aslında nasıl hukuksuz olduğunun aleni göstergesi olduğunu, davacı taraf kiralama ilişkisinde müvekkili davalıya karşı suç işlemiş gasp, mala zarar verme, hakaret ve tehdit sebebiyle İzmir ....Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılaması devam ettiğini, bunun yanında suç konusu durumla ilgilide çete ile bağlantı kurup müvekkiline karşı suçta azmettirme sebebiyle savcılık soruşturması mevcut olup konu hususta da savcılık çağrısı ile müvekkili emniyette ifadesi alındığını, davacı yan hakkında ki bu suçlamalara karşı bir savunma amacı ile de şimdi hukuki yanılgı oluşturup kiralama ilişkisini parçalayıp kendince 6 metrekare, plaj, otopark gibi parçalamalar ile bir şekilde haksız çıkar elde etme çabasında olduğunu, davacı taraflar arasında ki tüm ceza ve savcılık konularındaki beyanlarında kiralamalr konusunda farklı beyanlar yada böyle bir ayrım yapmadan beyanda bulunurken şimdi ise işine bu şekil geliyor diye kendince 6 M2 büfe plaj vb. birşeyler denildiğini, özellikle davacı plaj işletmesi adı ile bir beyanını mahkemenin açıklattırması gerektiğini, davacı taraf bir nevi mahkemeleri aracı olarak kullanıp burada verilecek beyanlardan tasarruflardan sonuç elde etme çabasında olduğunu, davacı önce iddiasını ispatlaması gerektiğini, maddi hukukda kira ile kira ilişkisi farklı hukuk kalemleri olduğunu, hukuken nasıl ibra sadece borcu sona erdiriyor ikale ise borç ile birlikte borç ilişkisini de sona erdiriyorsa aynı şekilde kiranında Borçlar Kanunu gereği kira ilişkisi diye bir tanımı olduğunu, kira ilişkisi sadece kirayı değil anahtar teslimden kiralananın korunmasından kira bedelinden vb. hepsini içine alacağını, taraflar arasında kira ilişkisininde ne denli neleri kapsadığını yahut kapsamadığını mahkeme ortaya çıkaracağını, davacıda ispat ettiğini, kiralama ilişkisinde davacının kiralama konusunda hukuken bir hakkı olmadığı konu yerin zaten davacı tarafından belediyeden kiralama ile davacının temin ettiği ve bu yeri davacının kiralama yasağı olduğu ortaya çıkınca dışa karşı zorunlu olarak davacı üzeriden 3.kişilere karşı işlem yapılırken taraflar arasında kira ilişkisi geçerli olarak devam ettiğini, zaten taraflar arasında kira kontratı bağlayıcı olduğunu, taraflarda bu kiralama ilişkisine göre aralarında bağı kurduğunu, konu yerde zabıta kuvvetleri resmi olarak bir mesul müdürü zorunluluğu talep edince davacı taraf kiracı müvekkili şekli olarak mesul müdürü yaptığını, çünkü davacı kiraladığı yerin kiralama yasağını bildiği için bu şekilde kendi üzerinden bunu yapma zaruretinde kaldığını, Yasa da bu şekilde mesul müdürlüğü geçerlimi değil mi yasal olarak da esasen ortaya çıkarılması zorunlu olduğunu, taraflar arasında ki kira ilişkisi gereği ilgili tüm giderler, çalışan maaş, resmi vergiler, ödenmesi gerekli tüm resmi ve özel giderlerin ödemesi bizzat davacı tarafından yapılmış olup bu husus resmi kayıtlar ile sabit olduğunu, kiralamadaki tüm alımların bedellerini davalı ... ödediğini, zaten kira gereği işletende davalı olduğu için olması gereken olduğunu davacı buraların işletmecisi ise bu maaş, SGK, vergi, belediye, diğer resmi gider, malzeme, tüm giderleri neden davalı ödediğini, öncelikle tüm diğer dava şikayet ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacıya iddia ettiği işletme kayıtlarının işletme evraklarının ortaya konarak bunlara ait ruhsat ve işletmelerin ortaya çıkarılmasını ve mahkemece davacı taraf açıklattırılması ile konu haksız ve yersi davanın reddi ile yargılama gideri ve karşı taraf vekalet ücretinin davacı taraf uhdesi tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dava; Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Mesul müdürlük müessesesinin mahiyeti, taraflar arasındaki iç ilişki ile iç ilişkinin dışa yansıması açısından örnek bir yargıtay ilamı incelendiğinde;
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ESAS NO : ... -KARAR NO : ...
"...
E)Gerekçe:
Mahkeme’nin ilk kararı Dairemizin ... Esas sayılı kararı ile yukarda belirtilen şekilde bozulmuştur.
Dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davalı işyerinin Belediye Encümeni kararı ile içki ruhsatı verilen yerlerden çıkarıldığı, işyerinin işleteninin satış ya da kiralama ile değişmesi halinde içki ruhsatının da iptal olunacağı, bu nedenle davalı ile davacı arasında kira sözleşmesi yerine “mesul müdür sözleşmesi” aktedildiği, kira sözleşmesinin “mesul müdür sözleşmesi” içine gizlendiği, banka kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacının davalıya kira bedeli ödemek üzere düzenli aralıklarla ilerleyen tarihler itibari ile aynı miktarlarda senetler düzenlediği anlaşılmaktadır.
Yukarda açıklanan nedenler karşısında taraflar arasında işçi / işveren ilişkisi olmayıp, kiracı / kiralayan ilişkisinin bulunduğu anlaşıldığından görevli mahkeme İş Mahkemesi olmayıp, genel mahkemelerdir."
Bu bağlamda taraflar arasında da mesul müdürlük sözleşmenin bulunduğu, aynı zamanda da kira kontratı mevcut olmakla;
Eğer mesul müdürlük hâlinin kabulü durumunda iş mahkemesinin görevli olacağı,
Aksi halde kiranın esas alınması halinde de genel mahkeme sulh hukuk mahkemesinin kira kaynaklı haksız fiil cümlesinden görevli olacağı nazara alınarak,
İlk etapta iç ilişkiye dair değerlendirmenin mahiyeti ciheti ile mesul müdürlük noktasında iş mahkemesinin olası mülahaza edilmiş olup,
Açıklanan gerekçelerle dava davaya konu somut olayın hususiyetleri itibari ile;
Davanın konusunun ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdine dayandığı, davalının mesul müdür olduğu, davanın kül halinde mesul müdür sıfatı kaynaklı alacak davası olması ciheti ile,
7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanun uyarınca hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakmakta görevli mahkeme İş Mahkemeleri olduğu, uyuşmazlıkların çözüm yerinin iş mahkemelerinin olduğu nazara alınarak davaya bakma görevinin İzmir İş Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu dikkate alınarak dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Hadisede davalının mesul müdür olduğu,
Davanın kül halinde mesul müdür sıfatı kaynaklı alacak davası olması ciheti ile,
Davaya bakmaya İş Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yokluğunda, ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/04/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!