T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1 Esas
KARAR NO : 2024/28
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/04/2021
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı ... şirketi çeşitli ihaleler alan ve ana yüklenicilere taşeron firma inşaat, haf:iyat, nakliye sanayi limited şirketidir. ... şirketi ile ... şirketi arasında yapmış oldukları sözleşme ile sıfatıyla yapmış oldukları sözleşme ile ...'nın İzmir Büyükşehir Belediyesinden ihale ile aldığı işin bir bölümünü yapmak üzere anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre Bornova çöp atık işlerini ... ile birlikte yapmışlar ancak ... şirketi aşağıda belirtilen ödemeleri yapmadıklarını, bu çalışmada davacı şirketin , düz yüzeyli betonarme kalıp yapılması, beton dökülmesi işçiliği , nervürlü demir bükülüp yerine konulması, kalıp iskelesi ve iş iskelesi kurulması işlemini yaptıklarını, düz yüzeyli betonarme kalıp birim m2 30.-TL üretim, 1.708.12 m2 51.243 62 TL, Beton döküm birim m3 5.50TL üretim 870.51 m3 4.787,79 TL, Nervürlü demir işi birim ton 375.00 üretim 67.10 25.164,36 TL, iskele kurulması birim m2 6.00 üretim 469,91 m2 2.819.48 TL, olmak üzere toplam 84.015,24 TL hakkediş kazandığını, %18 KDV uygulaması ise 15.122,74 TL KDV ilavesi ile hakkediş toplamı 99.137,38 TL toplama ulaştığını, bu hakkediş ... -... 01.08.2019 tarih seri no ... tanımlı faturada size 83.972,16 ve 15.1 15,09 TL KDV olmak üzere 99.087,27 TL olarak fatura kesildiğini, ... Şirketi tarafından çeşitli tarihlerde , çeşitli sayıda işçiye ilişkin ve toplam olarak 16.961,01 TL Sosyal Güvenlik Kurumu pirimi ödenmiştir. Ayrıca iş bankasının 08.02.2019 ve 03.05.2019 dekontları ile 20.000.- TL nakit ödeme yapılmıştır. ... -Sabahattin Bürkük'ün İzmir Büyükşehir Belediyesine olan başvurusunda 16.691 TL olarak belirtildiğini, davacı ... şirketi tarafından kesilen fatura tutarı buna karşılık SGK prim ödemelerinde bizim/hesapladığımız tutar esas alınarak yapılacak hesap sonucunda (99.087,27 - 36.961.01 = 62.126,26) olmak üzere 62.126,26 TL alacaklı olduğunu, bu nedenle temerrüt tarihi olan 18/02/2020 tarihinden itibaren 62.126,26 TL nin temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından, diğer davalı ... Hiz. İnşaat San. A.Ş ile aralarında yapmış oldukları sözleşmeye dayanarak ... Hiz. İnşaat San. A.Ş'nin belediyemizden ihale ile aldığı işin bir bölümünü yaptığı , buna karşılık ... Hiz. İnşaat San. A.Ş'den alacağını alamadığı iddiası ile 62.126,26 TL alacağın 18.02.2020 temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili talepli açılan iş bu davanın Belediyemizce kabulü mümkün değildir. Davacı tarafından açılan haksız davanın reddi gerekmektedir. Belediyemizin tacir olmadığı T.T.K'nun 16.maddesi gereğince tartışmasızdır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında da belediyelerin tacir olmaması nedeniyle ticari faiz uygulanamayacağı TTK'nun ve BK'nun tacirlere uygulanan hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Müvekkil idare tacir olmadığı gibi yaptığı iş gerçekleştiği faaliyet ticari faaliyet sayılmamaktadır. Bu nedenle Sayın Mahkemeniz görevsiz olup iş bu davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Esasa İlişkin Belediyemizce 12.04 2018 tarihinde ihalesi yapılan ... ihale kayıt numaralı metropol alan içerisinde bulunan ulaşım yollarında bakım onarım tadilat yaptırılması işi ihale sözleşmesinin Belediyemiz ile ... Hiz. İnşaat San. A.Ş arasında 16.05.2018 sözleşmenin sözleşmenin ekleri başlıklı 8.maddesinde sözleşmenin ekinde yer alan ihale dokümanı ve diğer belgeler ile bir bütün olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı ve ihale dokümanını oluşturan belgeler arasında öncelik sıralamasında Yapım İşleri Genel şartnamesinin ilk sırasında olduğu düzenlenmiştir. Şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Vekili cevap dilekçesi özetle; Müvekkili ... Hiz. A.Ş ile Resena İnş. Taah. Hafr. Nak. San. Tic. Ltd.Şti. arasında Metropol Alan İçerisinde Bulunan Ulaşım Yollarında Bakım Onarım Tadilat Yaptırılması İşi Kapsamında Yer Alan tretuvar İmalatları İşine dair yapılacak olan bir kısım inşaat işlerini kapsayacak şekilde sözleşme akdedilmiştir. Davacı ile müvekkil şirket arasında 20.09.2018 tarihinde akdedilen sözleşme gereği müvekkil şirket tarafından Ana İş Sahası üzerinde gösterilecek: yerlere taraflar arasında belirtilmiş olduğu sözleşmedeki işlerin yapımını kapsamaktadır. Davacı 01.08.2019 düzenleme tarih ve... sıra No ... numaralı faturadan kaynaklı olarak yapmış olduğu işin karşılığının ödenmediğini belirterek iş bu davayı açtığını, açılmış olan bu dava haksız ve mesnetsizdir. Kötü niyetli açıldığı şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizden verilen 28/02/2022 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 27/12/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla davanın mahkememizin ... E. Sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 27/12/2023 tarih ve ... E.-... Karar sayılı ilamına göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (Gönen ERİŞ, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, C. 1, 1. Baskı, Ankara 2013, s. 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re’sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK’nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K.; 16.09.2015 gün ve 2015/15-440 E., 2015/1769 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Uyuşmazlık konusu “ulaşım yollarında bakım onarım tadilat yaptırılması kapsamında yer alan tretuvar imalatı” işinin, davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davalı Belediyece uyuşmazlık konusu işin ihalesi, ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından Belediye Başkanlığının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale geldiği belirtilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, uyuşmazlık konusunun eser sözleşmesine ilişkin olduğu, her ne kadar davacı tarafça yapılan işin ticari iş olarak kabulü mümkün olsa da davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden işin ticari iş olarak kabulünün mümkün olmadığı, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından bu haliyle davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının tacir niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-İstinaf kaldırma kararı kapsamında
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli Nöbetçi İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;
a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine,
Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı okunup usulden anlatıldı.17/01/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!