WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İZMIR 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/68
KARAR NO : 2024/130
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/01/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili Av. ...'un vermiş olduğu dava dilekçesi ile özetle; müvekkilleri ..., diğer müvekkili ... LTD. ŞTİ.'nin münferiden imzaya yetkili şirket müdürü olduğunu imza sirküleri örneğinin mevcut olduğunu, dava dilekçesi ekinde 15.03.2018 tarihli sözleşmeyle davalı ..., müvekkili olan şirket ... LTD. ŞTİ.'nin bir şubesine 200.000,00 TL (ikiyüzbin Türk Lirası) bedel karşılığında (%50) oran ile sözleşme süresi boyunca ortak olduğunu, Ticaret Siciline işlenmeyen işbu sözleşme inançlı işlem niteliğinde olduğunu, sözleşme bitiş tarihi 15.07.2019 olduğunu, bu tarihten itibaren sözleşmeye devam edilmek istenirse yeni bir sözleşme imzalanacağını, müvekkili olan şirket ... LTD. ŞTİ. bu sözleşmeye son vermek isterse 200.000,00 TL bedel davalı ...'a iade edileceğini, ... sözleşme tarihinde bu ortaklıktan vazgeçme hakkına sahip olduğunu, ... 200.000,00 TL bedel karşılığı müvekkili olan şirket ... LTD. ŞTİ.'ne ortak olmuş olup bu bedel karşılığında sözleşme bitiş tarihine göre senet verildiğini, davalı ...'ın süreli ortaklık bedeli senetlerle teminat altına alındığını, sözleşme koşullarından anlaşılacağı üzere sözleşme bitiş tarihine kadar müvekkili olan şirket bu ortaklığa son vermek isterse davalı ...'a 200.000,00 TL'nin iade edileceğini, müvekkili olan şirket ... LTD. ŞTİ.'nin her ne kadar Ticaret Siciline işlenmemiş olsa da (%50) ortaklık payına istinaden davalı ...'a hak ettiği kar payı alacağı düzenli olarak sözleşme bitiş tarihine kadar elden ödenmiş olup herhangi bir şekilde ortaklığa son verme iradesinde ve bildiriminde bulunulmadığını, yani müvekkili olan şirketin davalı ...'a 200.000,00 TL bedeli iade yükümlülüğü doğmadığını, sözleşme bitiş tarihinden (15.07.2019) sonra taraflar ortaklık konusunda yeni bir sözleşme imzalamadığını, müvekkili olan şirket ortaklığa son verme irade ve bildiriminde bulunmadığı yani teminat senetlerine dayalı alacak hakkı doğmadığı halde davalı ... elinde bulundurduğu teminat senetlerini beyaz ciro ile cirolamış ve senetlerden anlaşıldığı kadarıyla diğer davalı ...'e teslim ettiğini, davalı ... ise hamili olduğu bu senetleri aynı davalı ... gibi beyaz ciro ile cirolamış ve 6102 sayılı TTK kapsamında bonolardan doğan haklarını kendisinden sonraki yetkili hamile havale ettiğini, davalı ... 07.02.2020 tarihinde cirantası olduğu senetlere istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, İzmir ... İcra Dairesi ... esas ilgili dosya bilgileri olup taraf bilgileri ise müvekkili ..., müvekkili olan şirket ... LTD. ŞTİ. ve davalı ... borçlu, davalı ... alacaklı olacak şeklinde olduğunu, davalı ... (lehtar, ilk ciranta) ise teminat senetlerine istinaden müvekkillerinin adreslerine gelip alacak tahsil etme girişimlerine davalı ...'in icra takibi başlattığı 2020 Şubat ayından sonra da devam ettirdiğini, İcra dosyası kapsamında dosya alacaklısı davalı ...'in talepleriyle yalnızca müvekkillerine ödeme emri gönderilmiş ancak davalı ...'a gönderilmediğini, müvekkillerinin banka hesaplarına alacak hacizleri gönderildiğini, müvekkili ...'nun taşınmaz mallarına icrai haciz işlemleri uygulandığını, kendisinin akrabalarına alacak haciz ihbarnameleri (İİK 89/1-2) gönderildiğini, kendisine henüz intikal etmemiş miras payına icrai haciz işlemi uygulandığını ve rehin açığı belgesi talep edildiğini, 28.07.2020 tarihinde ... adresinde müvekkili ...'nun sözde borçlu sıfatında İİK 97/A maddesine dayalı istihkaklı menkul (taşınır) haczi yapıldığını, istihkak iddiasının görüldüğü davada İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında 13.12.2022 tarihinde üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş yani haczedilen taşınırlar müvekkilinin sözde dosya borçlusu ...'nun kabul edildiğini, ancak müvekkili ...'nun teminat senetlerine dayalı şahsi sorumluluğu bulunmadığından davaya konu icra dosyasında borçlu sıfatını haiz olmadığını, durum taraflarınca fark edilmiş ve üçüncü kişinin istihkak iddiasının görüldüğü davada istinaf nedeni yapıldığında davanın taraf teşkili sağlanmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle kurulan hükmün bozulup ilk derece mahkemesine gönderileceğinden şüphe bulunmadığını, taraflarınca yapılan inceleme neticesinde yukarıda bilgileri verilen icra takip dosyası kapsamında çok sayıda usul ve yasaya aykırılık halleri tespit edildiğinden takibin haksız olduğu kanaatine varıldığını, icra takip dosyası kapsamında müvekkillerinin menfi tespit davası açmaya zorlandığından 2004 sayılı 72/5.maddeye dayalı tazminat taleplerinin bulunduğunu, işbu tazminatın ticari alacak niteliğinde kabul edileceğinden ticari alacakların dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulmuş anlaşma sağlanamadığını, haklı davalarının tam kabulüne, davaya konu icra dosyasında takip dayanağı senetlerin bedelsiz teminat senedi olduğu itirazlarının kabulüyle İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının müvekkilleri ... ile ... LTD.ŞTİ. açısından takibin durdurulmasına ve devamla 2004 sayılı İİK 72/5 gereğince işlem yapılmasına, mahkemenin taleplerindeki iddiadan farklı kanaatte olması halinde teminat senetleri ila sözleşme gereğince borçlanmadığı açık ve kesin olan müvekkili ... açısından İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin durdurulmasına ve devamla 2004 sayılı İİK 72/5 gereğince işlem yapılmasına, 2004 sayılı İİK 72/5.madde "...Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." gereğince takdir edilecek miktarın talebimizle davalı ...'den alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
Davalı ... vekili Av. ...'nün vermiş olduğu cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından ikame edilen davanın haksız ve mesnetsiz olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, iyiniyetinin korunması gerektiğini, takip dayanağı olan bonolarda görüleceği üzere çekin keşidecisinin ... ve ... olduğunu, bonolarun ciro edilmiş olduğunu bononun kullanım hakkı - ciro yolu ile hamili olan ...'e ait olduğunu, davacı müvekkilinin bonoya bağlı alacağını sağlamak amacı ile İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının dilekçesinde görüldüğü üzere alacaklı müvekkilinin kötüniyetli olduğuna ilişkin delil bulunmadığının sabit olduğunu, zira davacının davalıların akraba olduğuna ilişkin iddiasından başka bir iddiası da bulunmadığını, davacılardan ...'NUN şahsi sorumluluğu bulunduğunu, davacı tarafından her ne kadar ...'nun şahsi sorumluluğu bulunmadığı yönünde iddia da bulunmuşsa da işbu iddiayı kabul etmediklerini, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe konulan bonolarda görüldüğü üzere ...'nun adı ve bilgileri yazdığını, davacı yanın dilekçesinde sunmuş olduğu yargıtay kararında bono üzerinde kişinin adı soyadı değil, şirketin ünvanı yer aldığını, bu nedenle anılı kararın somut olay nezdinde uygulama imkanı bulunmadığını, kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği borç ilişkisinden bağımsız olduğunu, bononun bedelsizliği şahsi defi olduğunu, bilindiği üzere şahsi (kişisel) defiler, emre yazılı senetlerdeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiçbir etkisi olmayan, borçlunun belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki ilişkiden doğan def'iler olduğunu, yani kişisel defiler, taraflar arasındaki ilişkinin sonucu olduklarını, şahsi dolayısıyla belli bir alacaklıya olan özel ilişkiden kaynaklanan bu defiler, ancak bu alacaklıya karşı ileri sürülebileceğini, daha sonraki alacaklılara karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı borçlunun, müvekkili ...'e işbu kişisel defileri ileri süremeyeceğinin sabit olduğunu, müvekkilinin senedi ciro ile eline geçiren iyiniyetli hamil olup işbu defilerin muhattapı olmadığını, bononun üzerinde teminata ilişkin bir kayıt bulunmadığını, yine teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığını, sözleşmede ve bonolarda ''teminat senedidir'' ibaresi yer almadığını, bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürülebileceğini, bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel defi olup, TTK’nın 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebileceğini, senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığını, davacılar tarafından '' Davaya konu icra takip dosyasında takip dayanağı teminat senetlerinde mevcut ikinci imza davalı ...'e aittir. 6102 sayılı TTK 778/1-a atfıyla 683/2 c.2 amir hükmü gereğince bu imzanın beyaz ciro olduğu açıktır. Yani davalı ... beyaz ciro ile eldeki senetlerden doğan haklarını devretmiş, kendisi müracaat borçlusu haline gelmiştir. Anılı kanun gereği yetkili hamil olamayacağı açıktır. '' şeklinde iddialarda bulunmuş olup kabul etmelerinin mümkün olmadığını, senetten görüldüğü üzere müvekkili ... son ciranta olup yetkili hamil olduğunu, tahsil cirosu olduğu iddialarını kabul etmediklerini, işbu cironun temlik cirosu olduğunu, poliçede var olan hakkı, bir başkasına devretmek amacıyla yapılan ciroya temlik cirosu dendiğini, ilke olarak cironun tahsil ya da rehin için yapıldığı konusunda senette bir açıklık yoksa ciro temiik için yapılmış sayılacağını, cironun temlik dışında bir ciro çeşidi olduğunun ispatı bunu iddia edene ait olduğunu, davacılar da dilekçelerinde '' davalı ... kanaatimizce senet bedelinin tahsili amacıyla hareket etmiştir. '' diyerek bir öngörü, bir kanaat ile bu iddia da bulunmuş olup, iddiasını ispat edemediğini, davacı tarafından '' Davalı ...'in davaya konu icra dosyasında takip dayanağı gösterilen senetleri gizli tahsil cirosuyla devralmış olması sebebiyle kendisine karşı senetlerin teminat senedi ve bedelsizliği itirazlarını ileri sürme hakkımız saklı kalmak üzere davalı ... bu senetleri yeniden iktisap etme nedeni ve zamanını kesin ve yazılı delillerle ortaya koymak zorundadır. '' şeklinde beyanda bulunmuşsa da işbu davamızın konusunun bonoya dayalı menfi tespit davası olduğunu, işbu davada ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, davalıların bonolardaki imzaya itiraz etmediğini, borcu ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığı göz önüne alındığında iddiasını ispat edemeyen davacıların menfi tespit davasının reddedilmesi gerektiğini, davacılar tarafından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Davalıya HMK 228. mad. uyarınca davalı ...'a yemin metni ekli, talimat duruşma gün ve saatini bildirir "Yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular davetiyeye eklenmiş olup, geçerli bir özrünüz olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediğiniz veya gelip de yemini iade etmediğiniz yahut yemini eda etmekten kaçındığınız takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." meşruhatlı davetiye çıkartılarak, duruşmaya katılması halinde davacılar vekili Av. ... tarafından gönderilen 15/09/2023 tarihli yemin metni doğrultusunda mahkemenizce beyanının alınması hususlarında talep doğrultusunda talimat mahkemesince alınan beyanında; ..."Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.'' dedi.
Devamla beyanında: "Davalı ...'in davacılara karşı icra takibi başlattığı 2020 yılı Şubat ayından sonraki dönem olan 2020 yılının Mayıs ve Haziran aylarında davacı şirketin eski adresi olan ... adresine (2020 yılının Mayıs ve Haziran aylarında oyuncak dükkanı olarak işletilen dükkana) gidip alacak tahsil etmeye çalışmadığıma namusum, vicdanım ve kutsal saydığım tüm değerler üzerine yemin ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden gönderildiği, incelenmesinde; takip alacaklısının dosyamız davalısı, takip borçlusunun dosyamız davacıları olduğu, toplam 220.758,92 TL toplam alacak için 10 örnek ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından 04/10/2023 tarihinde borca itiraz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi ... E - ... K sayılı dosyasının incelenmesinde; katılan sanıklar arasında önceye dayalı alacak-borç ilişkisi olduğu, katılan sanık ...'nun, katılan sanık ...'a olan borcunu ödemediği, bunun üzerine katılan sanık ...'ın, ... işlettiği oyuncak dükkanına giderek kendisine olan borcu ödemesini istediği, ... ise o esnada telefonla görüştüğü eşi tanık ... polis çağırmasını istediği olayda, her ne kadar katılan sanık ... hakkında, ...'na "paramı vereceksin yoksa seni öldürürüm senin ananı avradını sikerim" şeklinde hakaret ve tehditte bulunduğu, bu suretle katılan sanık ...'e yönelik tehdit ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ve İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek katılan sanığın 5237 sayılı TCK'nun 150/1.maddesi gereğince hukuki bir ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçundan ve hakaret suçundan ise 5237 Sayılı TCK'nun 125/1-4.maddesi gereğince yargılamasının yapılması için dava dosyası mahkememize gönderilmiş ise de, aşamalardaki tüm savunmalarında atılı suçları işlemediğini beyan eden katılan sanık ... Durnaz'ın, bu suçları işlediğine dair tarafsız tanık beyanı veya başkaca bir somut delil bulunmadığı, olay yerinde sadece her iki katılan sanığın olduğu ve diğer katılan sanık ...'in soyut beyanları dışında katılan sanığın bu suçu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza hukuku ilkesi göz önüne alınarak katılan sanık ...'ın bu suçlardan 5271 Sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatına karar verilmiştir. Katılan sanık ... hakkında ise, vurmak amacıyla katılan snaık ...'a saldırdığı ancak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle basit yaralamaya teşebbüs suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 86/2, 35/1.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmış ise de; katılan sanıkların savunmaları da dikkate alındığında katılan sanık ...'in sadece yumruklarını sıktığı ancak katılan sanık ...'e vurmak için herhangi bir hamlede bulunmadığı olayda, katılan sanık ...'na yüklenen basit yaralamaya teşebbüs suçunun yasal unsurları oluşmadığından, 5271 Sayılı CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava, Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) davasıdır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelenmekle; 15/03/2018 düzenleme tarihli 3 ayrı toplam , bedeli:200.000 TL (ikiyüz bin Türk lirası) olan bono kaynaklı davacının 2 davalıya borçlu olup olmadığı, noktalarında toplandığı anlaşılmakla, toplanan deliller, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
Taraflar arasında yazılı delil bulunmadığı, akdi ilişkiye dair geçmiş bulunmadığı ve sözleşme yapılmadığı, teminat ve hatıra binaen bono verildiği, hukukumuzda mücerret teminat ve hatır bononun da muteber olduğu ve kanuni-ticari tatbikatta ciro ile tedavüle konulup tahsil edilebileceği,
Dosyadaki delil durumu itibari ile davacının davalıya yemin teklifi istikametindeki ara karara istinaden davalının teklif edilen yemini ettiği,yeminin HMK sistematiğinde kesin deliller cümlesinden olduğu ve yeminin eda ve kabulü ile davalının davacıya borçlu olmadığının ispatlandığı,
Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğinde olup; uygulama ve öğreti de iki başlık halinde ele alınmaktadır. Bunlardan birisi taraf yemini ( Kesin yemin ), diğeri de resen yemin ( hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin ) dir.
Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 344 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır.
Hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 356.maddesinde düzenlenmiş olup; maddede yer alan “iddia olunan hususun kesin delillerle ispat edilememiş olması” ve “iddia olunan hususun ispatı için gösterilen delillerin hüküm verilebilecek derecede hakimi ikna edememesi” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yine, Aynı Kanunun 195 ve devamı maddelerinde esasa cevap düzenlenmiş olup; davalının varsa karşı delillerini bildirmesi gereği, 200.maddede 179. ve 180.maddelere atıfla açıkça belirtilmiştir.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline başvuru hakkının varlığı ile mümkündür. Yasal olarak kullanılma hakkı bulunmayan bir hakkın varlığının mahkemece hatırlatılması da düşünülemez. Yemin deliline dayanılabilmesi de ancak, ya tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları veya uygulamada kabul edildiği şekliyle sair deliller ifadesine yer vermeleri ile olanaklıdır ( 20.10.2008 gün ve 2007/29532 Esas, 2008/27966 Karar sayılı ilamı ).
Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.
İspat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hukuki sonuç doğurmaz.
Somut olayda; Yemin teklifi üzerine davalıya talimat mahkemesince "..."Davalı ...'in davacılara karşı icra takibi başlattığı 2020 yılı Şubat ayından sonraki dönem olan 2020 yılının Mayıs ve Haziran aylarında davacı şirketin eski adresi olan ... adresine (2020 yılının Mayıs ve Haziran aylarında oyuncak dükkanı olarak işletilen dükkana) gidip alacak tahsil etmeye çalışmadığıma namusum, vicdanım ve kutsal saydığım tüm değerler üzerine yemin ederim."' konularında davalıya, namusu, şerefi, çocukları ve bütün muktesatı üzerine yemin ettirildiği anlaşılmış olup,
Hadisenin hususiyetleri itibari ile senedin anlaşma hilafına tedavüle konulması vakıasının da yazılı delil ile ispata tâbi olacağı, bu cümleden olarak davalı ...'ın davacı asil ve şirkete inançlı işlem ile yüzde 50 ortak olması ve bundan kaynaklı ortaklık bedelinin 200 bin lira olup davacı taraf ortaklığı istemez ise 200 bin TL yi ödeme borcunu altına girdiği, teminat senedinin de esas itibari ile bunun için verildiği, yani ortaklıktan çıkış daha doğrusu ortaklığı devam arzu ve iradesi olmadığı takdirde davalının 200 bin TL çıkış alacağına müteallik olarak senedin teminat teşkil ettiği,
Bu itibarla senedin temel ilişkiden müstakil olarak tedavül edebileceği, ciro ve temliklere konu olup takip ve icra vasıtası ile tahsili kabil olacağı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla davacı yazılı delil ile ortaklık bedeli olarak kararlaştırılan 200 bin TL nin ödendiğini yahut ortaklığın devam ettiğini, iş bu ayrılış parasına konu alacağın doğmadığını ve bu itibarla senedin tedavüle konulamayacağını ispat etmekle mükelleftir. Ancak davacı tarafça mezkur vakıalar ispat edilmiş değildir.
Haddizatında bunlar ispat edilseydi dahi ispat akdi ilişkinin taraf ve muhatabı nezdinde netice doğurup diğer iktisap eden ciro silsilesinde yer alan ciranta ve hamiller nezdinde kötü niyetle hareket ettikleri ispat edilmedikçe hüküm ve netice doğurmayacak idi. Kıymetli evrakın umumi tedavül prensibi de kanun ve içtihatlarla bu minvalde şekillenmiştir.
Bu anlamda yazılı delil ile ispat ve 3.şahsın iktisabına dair ticaret dairesi kararları da bu hususları teyid eder mahiyettedir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi Esas No: ... - Karar No: ...
"Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı ... Müh.Ltd.Şti' nin senede ciro yoluyla hamil olduğu, TTK 599. maddesi uyarınca keşidecinin lehtar ile arasındaki şahsi def' ileri hamile karşı ileri sürebilmesi için hamilin kötüniyetli olduğunu, senedi borç olmadığını bile bile iktisap ettiğini kanıtlaması gerektiği, yine davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacı vekilinin davalı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği, davacının senedin teminat senedi olduğunu ve cironun muvazaalı olduğunu ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın reddine, her ne kadar davalı ... Mühendislik Ltd.Şti. kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de, İİK nun 72. maddesi uyarınca infaz edilen bir tedbir olmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA"","
Yargıtay .... Hukuk Dairesi Esas No: ... - Karar No: ...
"Davacılar bonoda keşideci ve avalist konumundadır. Davalı ... lehdar, diğer davalı ... ciro yoluyla hamil konumundadır. Bedelsizlik iddiası mahkemece kabul edilmiş ise de davacılar ile bono lehdarı ... arasındaki bedelsizlik iddiasının ciro yoluyla hamil olan davalı ... 'a karşı ileri sürebilmesi için 'ın kötüniyetli olduğunun, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun kanıtlanması gerekir. (TTK.m.687). Somut olayda davacılar ve davalı ... arasında herhangi bir akdi ilişkinin varlığı ve 'ın kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarı açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA,"
Yargıtay .... Hukuk Dairesi Esas No: ... - Karar No: ...
"“…Dava, takibe konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının, aksi halde işbu senet dolayısıyla lehtara ödenen miktar için borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davacının takip konusu senettten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda uyuşmazlık takip konusu senedin teminat senedi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira, davacı senedin ruhsat devri tamamlanıncaya kadar ... Ltd. Şti.’nin %50 hissesinin karşılığında teminat amaçlı verildiğini iddia etmiş, senette lehtar olarak görünen davalı Mehmet Sarı, davacıya verilen borç karşılığında senedin kendisine verildiğini ve kendisinin de senedi borçlu olduğu diğer davalı şirkete borcuna karşılık ciro ettiğini, diğer davalı şirket de iyi niyetli yetkili hamil olduğunu savunmuştur.
Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.
Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması ve bundan sonra da senedi elinde bulunduran hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, bonoyu iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, dosya kapsamı itibariyle davacı tarafça, dava konusu bononun teminat olarak verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi, senet metninde de, teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı ve ayrıca, yapıldığı iddia edilen ödemelerin de işbu bonoya ilişkin kısmi ödeme olduğunu gösteren bir kaydın senet üzerinde veya senet dışında herhangi bir belgede bulunmadığının anlaşılması karşısında anılan hususlar nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…”"
Açıklanan gerekçelerle davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 3.770,02 TL harçtan mahsubu ile kalan 3.342,42‬ TL harcın karar kesinleştiğinden talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra resen davacılara iadesine,
5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm gününde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 35.113,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ...’ın yokluğunda;
Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı