WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İZMIR 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/636 Esas
KARAR NO : 2024/19
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/08/2023
KARAR TARİHİ : 15/01/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkillerinden ... Tur.Tic.Ltd.Şti merkezi İzmir’de bulunan ve yurtdışına da hizmet veren bir ... firmasıdır.Firmanın Türkiye genelinde ve yurt dışında pek çok şubesi bulunduğunu, davalı ise müvekkili ... Tur.Tic.Ltd.Şti’nin İzmir şubesinde 25.04.2007 tarihinde Çağrı Merkezi Satış Temsilcisi olarak çalışmaya başlamış ,2009 yılında müşteri hizmetleri proje lideri olmuş ve proje lideri olarak 13.04.2022 tarihinde iş akdini haksız olarak fesih ederek müvekkili davalı şirketten ayrıldığını, İzmir ....Noterliği 12.04.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile iş akdini fesih etmiş ve daha sonra İzmir ... İş Mahkemesi ... E. numaralı dosyada işçilik alacakları için dava açtığını, davalı kendisi işten ayrıldıktan sonra hala çalışmaya devam eden arkadaşlarını aramakta onlara başka iş teklifleri sunarak müvekkili şirketi kötülediğini ve müvekkili davalı şirketle ilgili her yer ve her ortamda olumsuz şekilde konuşmaya devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından bu konunun önce çok üstünde durulmamış ama daha sonra rahatsız edici boyutlara gelip sürekli devam ettiği için şüpheliyi İzmir Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmek zorunda kalındığını, bu şekilde müvekkili şirketin mesleki ve ticari itibarı ciddi zarar gördüğünü, davalı müvekkili şirket aleyhine yukarıda belirtilen hususları yaparak haksız rekabet hükümlerini ihlal etmekte; gizlilik yasağı ve rekabet yasağı sözleşmesinin hükümlerini hiçe saydığını, Rekabet Yasağı Sözleşmesi incelendiğinde bu sözleşmenin amaç kısmında;
“….iş bu sözleşme işçi işverene bağlı olarak belirtilen işte çalışması sonucu öğrendiklerini kullanarak işverenle rekabet etmesini ve işverene zarar vermesini engellemek ve böyle bir durumda işverenin ortaya çıkacak zararlarını tazmin etmesini sağlamak amacıyla düzenlenerek taraflar arasında imza altına alınmıştır.” yer aldığı,
Sözleşmenin özel şartlar kısmı incelendiğinde;
-"...İşçi, görevi nedeniyle sahip olacağı işverenin veya işyerinin sırlarını, edindiği bilgi ve belgeler ile müşteri bilgilerini iş bu sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren 10 yıl süre ile gizli tutacağını, üçüncü şahıs ve kurumlar ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir gerçek /tüzel kişiliğe vermeyeceğini kabul ve taahhüt eder.İşçi bu hükümlere aykırı hareket etmesi halinde işverene 50.000 USD tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.İşverenin rekabet hukukundan kaynaklanan her türlü tazminat hakları saklıdır."
- "....İşçi kanunen zorunlu bulunan haller dışında işverenin rızası olmaksızın işverene bağlı olarak belirtilen işte çalışması sonucu öğrendiklerini kullanarak hiçbir gerçek ve tüzel kişiye kuruma, yayın ve basın organına bilgi veremez, kitap, makale vs yazamaz,yazılmasına doğrudan veya dolaylı olarak yardım edemez.İşçi bu hükümlere aykırı hareket etmesi halinde işverene 50.000 USD maddi tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.İşverenin rekabet hukukundan kaynaklanan her türlü maddi tazminat hakları saklıdır.",
-"...Taraflardan birinin iş sözleşmesini feshetmesi ya da sözleşme süresinin sona ermesi halinde sözleşme süresinin bittiği tarihten itibaren yada sözleşmenin feshi tarihinden itibaren iki yıl süre ile ,işçi Ege bölgesinde işverenin faaliyetini sürdürdüğü sektörde faaliyet gösteren herhangi bir firmada çalışmayacağını, bu sektörde faaliyet gösteren herhangi bir şirkete ortak olmayacağını, bu sektörde kendi nam ve hesabına faaliyet göstermeyeceğini,bu sektörde yer alan bir gerçek veya tüzel kişiliğin kuruluş aşamasında dahi yer alamayacağını, danışmanlık yapmayacağını, aracılık etmeyeceğini, işverenin müşteri portföyünü çalışacağı başka bir sektöre veya aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir gerçek/tüzel kişiliğe yönlendirmeyeceğini kabul ve taahhüt eder.Aksi taktirde 2 yıllık süre içerisinde yukarıda belirtilen hallerden herhangi birinin tespiti halinde işçi işverene 50.000 USD maddi tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.İşverenin bu konuda Rekabet hukukundan kaynaklanan her türlü tazminat hakları ile oluşan maddi zararını talep ve dava hakkı ayrıca saklıdır.",
"...İşverenin, işçi iş bu sözleşmede hüküm altına alınan maddelere aykırı hareket etmesi durumunda oluşacak tüm zararını talep ve dava etmek saklı olmakla birlikte ayrıca B.K.351.maddesinde hüküm altına alınan muhalefetin menini talep ve dava etme hakkı saklıdır." şeklinde olduğunu, davalı taraf işten ayrıldıktan sonra davacı müvekkili şirket hakkında her ortamda olumsuz olarak konuşmuş ve müvekkili davacı şirketi halen çalışan personellere kötüleyerek personelleri işten ayrılıp kendileriyle birlikte çalışmalarını sağlamak için konuşmalar yaptığını, davalı bu tarz hareketleri ile taraflar arasında yazılı olan iş sözleşmesi, rekabet yasağı sözleşmesi ve gizlilik sözleşmesi hükümlerini genel olarak ihlal etmekte ve haksız rekabet hükümlerine de aykırı davrandığını, müvekkili şirket bu nedenle maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davacı taraf aktif olarak çalışmakta olup davacının kendi kurduğu işyerinde mi çalıştığı yoksa SGK'lı olarak başka bir işyerinde mi çalıştığı tarafımızdan tespit edilemediğini, davacının imzalamış olduğu rekabet yasağı sözleşmesinde "...Taraflardan birinin iş sözleşmesini feshetmesi ya da sözleşme süresinin sona ermesi halinde sözleşme süresinin bittiği tarihten itibaren yada sözleşmenin feshi tarihinden itibaren iki yıl süre ile işçi Ege bölgesinde işverenin faaliyetini sürdürdüğü sektörde faaliyet gösteren herhangi bir firmada çalışmayacağını , bu sektörde faaliyet gösteren herhangi bir şirkete ortak olmayacağını bu sektörde kendi nam ve hesabına faaliyet göstermeyeceğini,bu sektörde yer alan bir gerçek veya tüzel kişiliğin kuruluş aşamasında dahi yer alamayacağını, danışmanlık yapmayacağını, aracılık etmeyeceğini, işverenin müşteri portföyünü çalışacağı başka bir sektöre veya aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir gerçek/tüzel kişiliğe yönlendirmeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Aksi taktirde 2 yıllık süre içerisinde yukarıda belirtilen hallerden herhangi birinin tespiti halinde işçi işverene 50.000 USD maddi tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.İşverenin bu konuda Rekabet hukukundan kaynaklanan her türlü tazminat hakları ile oluşan maddi zararını talep ve dava hakkı ayrıca saklıdır" hükmü bulunduğunu, davacı hiç bir kaydı bulunmadan SGK’sız olarak da çalışma ihtimaline karşılık bu konuda mahkeme tarafından gerekli incelemenin ayrıntılı olarak yapılmasını talep ettiğini, davacı müvekkili davalı şirkete zarar vermek için bu tarz hareketleri yapmakta, eğitim alarak kalitesini yükselttiğimiz personelleri kendi çalıştığı yere çekmeye çalışarak haksız rekabet yaptığını, arabulucuya başvuruda bulunulmuş orada bir anlaşma sağlanamadığını, haklı olan davanın kabulüne karar verilerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kayıt ve şartı ile belirsiz alacaklarının tespitine, alacaklarının belirlenmesine müteakip verilecek artırım dilekçesi ile talep kalemlerini arttırmak ve eksik harcı ikmal etmek üzere şimdilik 3.000 USD (Üçbin Amerikan doları ) karşılığı olan 81.333,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ( her iki alacak için de ) dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili, davacı şirket nezdinde 01.04.2007 tarihinde hizmet akdiyle çalışmaya başlamış, davacı yanca müvekkiline iş sözleşmesinin ardından rekabet sözleşmesi de imzalatıldığını, sözleşme hükümleri uyarınca iş akdinin sona ermesi halinde iki yıl süre ile müvekkilinin Ege Bölgesinde aynı sektörde faaliyet gösteren başkaca bir iş yerinde çalışmayacağı, yine bu sektörde kendi nam ve hesabına çalışmayacağı, işyeri sırları ile edindiği bilgi ve belgeleri üçüncü şahıslar ile paylaşmayacağı düzenlendiğini, davacı yanın iddialarının kabulü mümkün olmamakla birlikte; işçi ile işveren arasındaki rekabet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 444-447. maddeleri arasında düzenlendiğini, her ne kadar işçinin işverene karşı iş akdinin feshinden sonra belirli bir süre için birtakım yükümlülükler üstlenebileceği düzenlenmişse de, Kanunun 447. maddesinin amir hükmü ile sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi halinde rekabet yasağının sona ereceği açıkça düzenlendiğini, müvekkili davacı şirket nezdinde çalışmaktayken 900 Euro karşılığında çalışmasına rağmen ücretinin SGK kayıtlarında asgari ücret üzerinden gösterilmesi, asgari ücreti aşan kısmının elden ödenmesi, diğer işçilik alacaklarının ödenmemesi ve çalışma şartları gibi nedenlerle İzmir .... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile 12.04.2022 tarihinde iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini, müvekkilinin işçilik alacakları için İzmir ... İş Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile ikame etmiş olduğu dava halen derdest olduğunu, dosyada gelinen aşama ve toplanan deliller gözetildiğinde müvekkilinin haklı sebeplerini ispatladığını, davacı yan, hiçbir dayanağı bulunmadığı halde salt müvekkilinin alacak davası açmasının karşılığı olarak işbu tazminat davasını ikame etmiş olup, müvekkili iş akdini haklı sebeple feshetmiş olduğundan rekabet sözleşmesi de fesih tarihi itibariyle kanunun amir hükmü gereğince son bulduğunu, dolayısıyla davanın öncelikle rekabet yasağı son bulduğundan reddi gerekmekle birlikte, müvekkilinin açtığı alacak davasının bekletici mesele yapılması hususunda takdir Mahkemenin olduğunu, davacı yan müvekkilinin rekabet sözleşmesine aykırı hareket etmekte olduğunu ve şirketi bu sebeple zarara uğrattığını iddia etmekteyse de, mahkemece yapılan ve yapılacak olan araştırmalar ile de sabittir ki müvekkili rekabet yasağına aykırı herhangi bir eylemde bulunmadığını, davacı yan da müvekkilinin hangi eyleminden kaynaklı olarak ne şekilde zarara uğradığını da somut ve açık bir şekilde gösteremediğini, müvekkilinin rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek şekilde ne bir başka işveren nezdinde ne de kendi nam ve hesabına çalışması bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketi kötüleyerek çalışanlarını kendisi ile çalışmaya ikna etmesi şeklindeki iddialar davacı yanca ispata muhtaç olup, salt tanık beyanıyla dahi ispat edilemeyeceğini, davacı yan, müvekkilinin rekabet yasağına aykırı eylemleri sebebiyle zarara uğradığını iddia etmekte ise de yalnızca tazminat taleplerinde bulunmuş, taraflar arasında imzalanan rekabet sözleşmesinin 4. maddesinde de düzenlendiği halde muhalefetin mennine ilişkin hiçbir talepte bulunmamıştır. Müvekkilin sözde eylemleri ile zarara uğramakta olan bir şirketin bu eylemlerin sonlandırılmasını talep etme hakkı varken salt tazminat talebinde bulunması hayatın olağan akışına aykırı olup, iddiaların ne denli samimi olduğunun takdiri Mahkemenin olduğunu, taraflar arasında imzalanan rekabet sözleşmesi, işçinin çalışma süresi boyunca işverenin iş sırlarını öğrenmesi nedeniyle bu bilgi ve belgelerin aynı sektörde kullanılarak paylaşılmasını engellemek gayesiyle düzenlendiğini, sözleşmedeki maddeler incelendiğinde yaptırıma bağlanan eylemlerin görevi sebebiyle edinilen bilgi ve sırların paylaşılmayacağı, bu süreçte bir başka firma veya kendi adına işverenin müşteri portföyünü yönlendirmeyeceği gibi davacının iş sırları ve müşteri portföyüne ilişkin olduğu görüleceğini, müvekkilinin davacı şirketin çalışanlarını arayarak başka bir firmaya yönlendirmeye çalışması söz konusu değildir ancak bir an için müvekkilinin bir başka şirkette çalıştığı ve davacının iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi, bir kişinin eski iş arkadaşları ile iletişim halinde olması ve eski çalışma şartları ile ilgili konuşmasının rekabet sözleşmesine aykırılık olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, sözleşmede sınırlı olarak sayılan eylemler belli olup, eski iş arkadaşlarının müşteri portföyü olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmeye "iş akdinin feshi halinde diğer çalışanlarla iletişime geçilmeyeceği veya bu kişilere şirketten bahsedilmeyeceği" yönünde bir madde eklense dahi bu şartın hukuken geçerli olmayacağı gözetildiğinde, çalışanlara şirketi kötülediği ve hatta bir başka firmada çalışmayı teklif ettiği iddiasıyla istenen tazminatların kabul edilmesi de söz konusu olamayacağını, soyut, genel ve dayanaksız isnatlarla ikame edilen davanın reddi gerektiğini, müvekkili hangi çalışana ne söylemiş, kime nasıl bir teklifte bulunmuş, müvekkilinin teklifi üzerine hangi çalışan davacı şirketten ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren hangi şirkette çalışmaya başladığı, müvekkilinin eylemleri sebebiyle zarara uğradığını iddia eden davacı, bu iddialarını dava dilekçesinde açıkça belirtmek ve zararını somut delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, aksi takdirde sözleşmenin güçlü tarafı olarak, çalışan tüm işçilere rekabet sözleşmesi imzalatan işverenin iş akdi sona erdikten sonra eski çalışanlarından haksız şekilde kazanç elde etmesi söz konusu olacağını, hukukun kötüniyeti korumayacağı, kanunlarda rekabet sözleşmesinin düzenlenme amacının ise aşılması anlamına geleceğini, dava açılmadan önce davacı yanca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına müvekkili hakkında şikayette bulunulmuş, müvekkili ... Soruşturma sayılı dosya kapsamında 12.07.2023 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünde ifadesini verdiğini, müvekkili, şirketin eski çalışanı olup tacir olmadığını, Türk Ticaret Kanununun 55. maddesi ile cezai yaptırımın düzenlendiği 62. Maddesinde belirtilen eylemlerin tacir tarafından işlenebileceği, müvekkilinin haksız rekabet suçunu işlemesinin kanunen mümkün olmadığını, davacı şirket deyim yerindeyse müvekkiline göz dağı vermek amacıyla her yolu denediğini, davacı şirket ülkemizde değil, yurtdışında faaliyet gösteren bir tüzel kişilik olduğunu, şirketin ülkemizde bir müşteri portföyü bulunmadığından, müvekkilinin şirket çalışanlarına şirketi kötülemesi ihtimalinde dahi kişiliğinde veya isminde bir eksilmeye sebebiyet verilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla iddia edilen eylemler ile müvekkili şirkete manevi zarar veremeyeceğinden, davacının manevi tazminat yönündeki talepleri de reddedilmesi gerektiğini, yine aynı bağlamda müvekkilinin davacı şirketin yurt dışında hizmet verdiği müşterisi olan şirketleri kendi müşterisi yapmak, yani davacı şirketin ticari sırlarını kullanmak gibi bir eylemi bulunmadığını, zaten davacı yanın böyle bir iddiası da olmadığını, bu nedenlerle davacı yanca açılan haksız, hukuka ve hakkaniyete aykırı davasının reddi gerektiğini, ilk itirazlarının değerlendirilerek görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse haksız ve kötüniyetli şekilde ikame edilen davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dava; haksız rekabetten kaynaklanan tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu madde 5/1-a maddesinde; 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakmakta görevli mahkeme İş Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Hizmet akdinin sonlanması ve sonraki döneme dair rekabet yasağına dair mevzuatın ve tatbikatın analiz edildiği örnek birkaç istinaf ilamı incelenecek olur ise;
"...Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.
25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere İş Mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü, hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. madde de bu bölümde düzenlenmiştir.
İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarının Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiştir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2. maddesinde açıkça; rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre rekabet yasağının konusunu, işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. Maddesinde, iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamıştır.Buna göre, temelinde iş akdine bağlı olan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemesi görevlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115. maddelerine göre görev, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle, mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. .."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .Dosya No: ... -Karar No:...
".....Davalılardan Ertuğrul Saydamoğlu'nun davacı şirkette belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile yurt dışı satış bölümünde pazarlama uzmanı olarak, SGK. Kaydına göre ise pazarlama uzmanı olarak çalıştığı, 11/09/2018 tarihinde işten ayrıldığı anlaşılmıştır.
Davalılardan ...'in davacı şirkette belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile satış pazarlama bölümünde marka yöneticisi olarak, SGK. Kaydına göre ise marka uzmanı olarak çalıştığı, 07/09/2018 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin özel şartlar bölümünde işçinin işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağının ihlali halinde son bürüt ücretin 10 katı tutarında cezai şartın ödeneceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Davanın yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 444-447. maddeleri arasında yer almaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesine göre: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinde bakılır.
7036 sayılı kanun, yeni ve özel kanun olarak 6102 sayılı TTK' dan sonra yürürlüğe girmiş ve TTK'nın 4/1-c maddesindeki düzenlemenin uygulanma imkanını ortadan kaldırmıştır.
Dolayısıyla, davacı vekilinin istinafına dayanak teşkil ettirdiği iş akdi kapsamında işçinin rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı davalarda, Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki önceki tarihli Yargıtay kararlarının da 7036 sayılı kanundaki belirtilen düzenlemeye göre (rekabet yasağına aykırılığın iş akdinin devamı veya feshinden sonra olup olmadığına bakılmaksızın) somut olaya uygulanma imkanı bulunmadığından, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan, Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevli olup mahkemece iş mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yukarıdaki şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 9 HD.'nin 01/06/2021 tarih ve 2021/3076 Esas - 20219789 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)..."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .Dosya No:... -Karar No:...
Açıklanan gerekçelerle dava davaya konu somut olayın hususiyetleri itibari ile;
Davanın konusunun ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdine dayandığı, davacı davasında, işçinin sadakat borcunun özel bir görünümü olan sır saklama yükümlülüğü ve rekabet yasağına dayandığı,
Bu manada davacı şirketin kötülenmesi iddiaları, davacı bünyesindeki mevcut kalan diğer iş arkadaşlarına başka iş teklifleri götürmesi ve bu fiili kaynaklı ve bundan sadır olan haksız rekabet iddialarına, sözleşmeye aykırılık ve cezai şarta ilişkin olarak;
7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanun uyarınca hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakmakta görevli mahkeme İş Mahkemeleri olduğu, uyuşmazlıkların çözüm yerinin iş mahkemelerinin olduğu nazara alınarak davaya bakma görevinin İzmir İş Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu dikkate alınarak dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya İş Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı;
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/01/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı