T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/330 Esas
KARAR NO : 2024/158
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin 2006 yılında kurulmuş olup 2011 yılında beri Davalı ... Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde faaliyet gösterdiğini, davalının 17.02.2023 tarih, ... sayılı ve "Atıksu Deşarj Cezası" konulu yazısıyla özetle Müvekkili şirketin "25.01.2023 tarihinde faaliyetinden kaynaklı atıksu sebebiyle, ... kanal deşarj standartları dışında kanalizasyon hattına atıksu deşarjı gerçekleştirdiği ve ... atıksu arıtma tesisinin işleyişini bozduğu, öncesinde aynı parselde yağmur suyu kanalına yapılan deşarj kriterlerine aykırı atıksuyun karışması nedeniyle 17.10.2022 tarih ve 759 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla Müvekkil'e ilave fatura düzenlenmesine ve bu durumun tekrarlanması halinde yıllık ortalama su tüketiminin 10 (on) katı fatura tutarında ceza kesileceği kararı verildiği, OSB Uygulama Yönetmeliği'nin 66/3 maddesi uyarınca arıtma tesisini olumsuz yönde etkileyecek şekilde maddelerin kanalizasyona verilmesi yasak olduğundan, aynca taraflarca imzalanmış Atıksu Sözleşmesinde de belirtildiği üzere kanal deşarj standartları dışında olan atıksu deşarjı halinde son yıla ait ortalama tüketimin 10 (on) katı kadar ceza verileceğine ilişkin düzenleme uyarınca, 456 m3 ortalama su tüketiminin olduğu ve birim fiyat 30.24 TL üzerinden toplam aylık su tüketiminin 13. 789,44 TL/m3 olduğu ve 10 (on) katı toplam ceza tutarı 137.894.4 TL+ KDV cezanın tahsil edilmesine 31.01.2023 tarih ve 767 sayılı yönetim kurulunca karar verildiği." hususunun bildirildiğini, bildirim sonrasında müvekkiline 20.02.2023 tarihli ... sayılı ve 137.894,4 TL+KDV olmak üzere 162.715,39 TL bedelli ceza faturası düzenlendiğini, ceza ve faturaya Müvekkili tarafından 03.03.2023 tarihli yazı ile itiraz edilerek cezanın dayanakları hakkında bilgi talep edildiğini ve 13.03.2023 tarih ve ... sayılı iade faturası düzenlendiğini, faturanın iade edilmesi üzerine davalı tarafından 15.03.2023 tarihinde tekrar ceza faturası gönderilmiş bu faturayı da aynı gün iade faturası ile redetmeleri üzerine Davalı tarafından 21.03.2023 tarihinde tekrar ceza faturası gönderildiğini, bu faturanın da aynı gün iade faturası düzenlenmek suretiyle reddedildiğini ancak 11.04.2023 tarihinde müvekkiline tekrar fatura gönderildiğinden iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, haksız, yetkisiz ve hukuka aykırı şekilde gönderilen ceza faturası üzerine davalıya yazılan 03.03.2023 tarihli yazıda özetle; Kanun ve yönetmeliklerin Davalı'ya para cezası uygulamaya yönelik karar alma yetkisi vermediği, para cezasına konu numunenin alımının usulüne uygun yapılmadığı, şahit numune alınmadığı, analiz sonuçlarının ve itiraz yollarının ve sürelerinin tarafımıza bildirilmediği, mükerrerliğe konu edilebilecek olay olmadığı, atıfta bulunulan atık su sözleşmesindeki ceza koşulunun genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu ve cezaya dayanak yapılamayacağı, Davalı'nın atık su arıtma tesisine zarar verdiğimiz yönündeki iddianın ise tesisin işleyişinin ne şekilde bozulduğu, iddia edilen bozulmanın Müvekkil'in faaliyetleriyle hangi gerekçeyle ilişkilendirildiği, buna ilişkin tespitin nasıl yapıldığı ve sonucun ne olduğunun açıklanması gerektiği, sonuç olarak kanunlar ve ilgi yönetmeliklerde Davalı'ya verilmeyen bir yetkiye, usulüne aykırı olarak alınmış numunelere ve gene usule aykırı olarak yapılmış analizlere ve hukuka aykırı sözleşme hükümlerine dayanarak tesis edilen yönetim kurulu kararına ve para cezasına itiraz ettiğimiz bildirilmiş ve Davalı'dan kararın iptali talep edildiğini, davalı tarafından bu yazıya cevap verilmediğini, davalının öne sürdüğü Atıksu Sözleşmesinde de bu türden bir ceza verilmesine dayanak olacak hüküm bulunmadığı, sözleşmenin cezaya ilişkin bölümlerini kabul etmemekle birlikte bahsedilen yönetim kurulu kararını ve para cezasını haklı kılacak bir düzenleme sözleşmede mevcut değildir. Kaldı ki yasalarla düzenlenmiş görevlerine aykırı olarak sözleşmelere ceza maddeleri konulması hem kanuna aykırılıkları hem de genel işlem koşulu niteliğinde olmaları nedeniylehükümsüzdür. Diğer taraftan hukuka aykırı olarak alınan 17.10.2022 tarih ve 759 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla Müvekkiline ilave fatura düzenlenmesine sebep olan olayla iş bu davaya konu yönetim kurulu kararına konu olan iddiaların birbirlerinden farklı olduğunu, dolayısıyla iki olay arasında mükerrerlik olmadığını, Davalı'nın müvekkiline para cezası verilmesine yönelik işleminin hukuka ve mevzuata aykırı haksız bir işlem olduğunu, bununla birlikte davalının bu işlemine dayanarak, icra takibine başvurması durumunda bankaların müvekkilinin kredilerini sonlandırabileceğinden ve bu durumda Müvekkili tedarikçilerine ödeme yapamaz hale geleceğinden telafisi imkansız zararlara uğrayabileceğini, bu nedenle ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere dava süresince davalının davaya konu yönetim kurulu kararına ve 11.04.2023 tarihli ve ... numaralı faturaya dayanarak müvekkiline icra takibi başlatmasının yasaklanmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile davalı'nın müvekkiline para cezası uygulanması yönündeki 17.02.2023 tarih, ... sayılı ve "Atıksu Deşarj Cezası" konulu yazısıyla bildirdiği 31.01.2023 tarih ve 767 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline ve müvekkilinin davalıya 11.04.2023 tarihli ve ... numaralı fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama harç ve giderleri ile karşı vekâlet ücretinin Davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 24/04/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 25/04/2023 tarihli dilekçesi ile özetle; davalı tarafından davaya konu 11/04/2023 tarihli ve ... numaralı faturanın açıklama bölümünde bildirilen hizmet kesintisi uygulanması işleminin ihtiyati tedbir niteliğinde olmak üzere dava süresince yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği, yine mahkememizin 26/04/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Organize Sanayi Bölgesi, şehir içerisinde dağınık vaziyette duran sanayi tesislerinin Organize Sanayi Bölgesi adı altında kendine özgü bir rejime tabi tutularak birleştirilmesinde; planlı ve dengeli sanayileşmenin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği ve ilgili mevzuat kapsamında kendisine tanınan yetkiler ve görevler gereği faaliyet gösteren bir tüzel kişilik olduğunu, davacı firma tarafından geçmiş tarihlerde yağmur suyu kanalında deşarj kriterine aykırı atıksuyu karıştırılmış olduğunun tespit edildiğini, ilgili mevzuat ve sözleşme kapsamında davacı firmaya gerekli ikazlar ve ihtarlar yapıldıktan sonra yaptırımlar uygulandığını, iş bu ikaz ve ihtarları dikkate almayan davacı firma yaklaşık 3 ay sonra kanalizasyon hattına standartlara aykırı atıksu deşarjı gerçekleştirildiği ve atıksu arıtma tesisinin işleyişini bozduğunu, davacı firmanın çevre kirliliğine sebebiyet veren eylemleri sonrasında ilgili mevzuatlar ve katılımcılar arası sözleşmeler uyarınca gerekli cezai yaptırımlar uygulandığını ve davacı firmanın sebebiyet verdiği çevre kirliliği ile ilgili Menderes Cumhuriyet Başsavcılığına da gerekli şikayetlerde bulunulduğunu, ilgili mevzuatlar kapsamında atıksu altyapı sistemlerinin kurulmasından, bakımından, onarımından ve işletilmesinden sorumlu tutulan müvekkil aynı zamanda katılımcı firmalarla imzalanmış ilgili atıksu sözleşmeleri kapsamında denetime yetkili kılınmış müvekkili için kanal deşarj standartlarına riayet etmeyen katılımcılar hakkında birtakım cezai yaptırımların uygulanabileceği kabul edildiğini ve taraflarca bu şartların imza altına alınarak hukuka uygun bir şekilde kabul edildiğini, Çevre kirliliğine sebebiyet verdiği eklerde sunacağımız tutanaklarla sabitlenen davacı firma hakkında müvekkil tarafından 17/02/2023 tarih ... sayılı ve "Atıksu Deşarj Cezası" konulu yazısıyla bildirdiği 31/01/2023 tarih ve 767 sayılı yönetim kurulu kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi taraflar arası imzalanmış ilgili atıksu sözleşmesi uyarınca davacı firmaya kesilmiş 11/04/2023 tarihli ve ... numaralı 162.715,39-TL'lik fatura nedeniyle doğmuş alacak kapsamında borçlu olan davacı firmanın açtığı haksız davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın 03/10/2022 tarihinde ... yağmur suyu kanalına deşarj kriterlerine aykırı atıksuyu karıştırdığını, 25/01/2023 tarihinde ... atıksu arıtma tesisinin işleyişini bozduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ ile taraf teşkili sağlanmış ve davalı tarafından süresinden sonra cevap dilekçesi verilmekle davanın inkar çerçevesinde savunulduğu görülmüştür.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
Mahkememizce Çevre Mühendisi bilirkişiden rapor ve taraf itirazlarının değerlendirilmesi sonucu ek rapor alındığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arası uyuşmazlık konusu husus;araflar arasında ihtilafa konu olan yağmur suyu kanalına deşarj kriterlerine aykırı atık su karışımı sonucunda kesilen ceza faturası ve bu ceza kesme yetkisinin davalı tarafta bulunup bulunmadığı, sözleşmede cezai yaptırıma ilişkin bölümlerin davacı tarafça kabul edilmediği, yargı yolu itirazının yerinde olup olmadığı, davalı tarafa bu yetkinin Bakanlık Genelgesi kapsamında yetkinin bulunup bulunmadığına ve davalı tarafça alınan örneklerin yönetmeliğe uygun olup olmadığına ilişkin alacağın varlığı, miktarına ilişkin hususlarda ihtilaf bulunmakla iş bu davanın kesilen ceza miktarına yönelik talebe ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakla birlikte Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 15/06/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı göz önüne alınmak suretiyle dava şartlarında olun görev hususu bakımından dosyanın öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle yapılan inceleme neticesinde taraflar arası uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4 maddesinde belirtilen mutlak ticari davaya sebebiyet vermediği gibi davalı yanın tacir sıfatı olamayacağından davacı tacir olsa bile ortada nispi nitelikte bir ticari dava da bulunmadığı dolayısı ile uyuşmazlığın Ticaret Mahkemeleri nezdinde görülüp sonuçlandırılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmekle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olacağı, TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.26/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!