WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İZMIR 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/255
KARAR NO : 2024/44
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Sözleşmenin Uyarlanması)
DAVA TARİHİ : 18/06/2021
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Sözleşmenin Uyarlanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... Bankası Anonim Şirketi vekili Av. ...'nın İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesiyle; Müteveffa ... ile müvekkili olan banka arasında tüketici kredisi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında 21.04.2021 tarihi itibariyle işlemiş faizler ve BSMV dahil toplam borç 26.112,31 TL'ye ulaştığını, müteveffa davalı tarafından ... poliçe numarası ile hayat sigortası ile sigortalandığını, davacı müvekkili ile imzalamış olduğu tüketici kredisi sözleşmesi için ... şerhi konulduğunu, söz konusu hayat sigortası limitleri taraflarınca bilinmediğinden harca esas değer olarak 21.04.2021 tarihi itibariyle müteveffanın müvekkiline olan borcu 26.112,31 TL belirtildiğini, poliçe limitleri dahilinde bilirkişilerce yapılacak hesap doğrultusunda müvekkilinin alacağının davalıdan tahsili için belirsiz alacak davası olarak davanın görülmesini talep ettiğini, müvekkili bankanın borçlusu ...'nin ölümü üzerine müvekkili banka şubesince davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, fakat sigorta şirketinin müteveffa tarafından hastalığı gizlendiği ve rizikonun müteveffanın bu rahatsızlığını gizlemesinden kaynaklandığı ispat yükü kendisinde olmasına rağmen hiçbir ispat vasıtası sunmaksızın taleplerini sigortalı tarafından bilinen bir rahatsızlığın poliçenin imzalaması aşamasında sigorta şirketinden saklandığı sebebiyle reddedildiğini, bunun üzerine müteveffanın mirasçılarına taraflarınca ihtarname gönderildiğini, mirasçıların itirazda bulunmadığını, akabinde mirasçılar aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını , mirasçıların itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından sigortalanan ve poliçede müvekkili lehine ... şerhi bulunduğundan, davalının menfi yanıtına karşı tüm hukuki yollar tüketilmeden mirasçılara hukuki yollara başvurulmayacağı yerleşik Yargıtay İçtihatları (Yargıtay ....Hukuk D. ... E, ...K) ile de kabul gördüğünden iş bu davanın ikamesinin zorunlu olduğunu, iş bu dava neticesinde verilecek olan kararın müteveffanın yasal mirasçılarını etkileyeceğinden, aşağıda belirtilen yasal mirasçıların davaya dahilini ve davanın müteveffanın mirasçılarına ihbarını talep ettiklerini, davanın kabulü ile davalı şirketin poliçe limitleri kapsamında müvekkilinin tüketici kredisinden kaynaklanan alacağının davalıdan tahsiline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ve Emeklilik Anonim Şirketi vekili Av. ...'nun İzmir .... Tüketici Mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesiyle; usule ilişkin itirazları yanı sıra esasa ilişkin olarak itirazda, muris ...'nin ... Bankası'ndan kullanmış olduğu kredi sonrasında sigorta kapsamına dahil edildiğini, sigortalının vefat tarihi itibariyle şirket nezdinde ... numaralı sigortalı poliçe bulunduğunu, şirketleri ile davacı ... Bankası arasında yapılmış olan grup hayat sigorta sözleşmesi kapsamında taraflar arasında sigortalı ...'nin davacı bankadan kullandığı kredi ile bağlantılı olarak ... poliçe numaralı 08.02.2019 başlangıç tarihli hayat sigortası tanzim edildiğini, iş bu sigorta sigorta bedeli ile sınırlı olmak üzere sigortalının sigorta süresi içerisinde vefat riskine karşı güvence sağlayan grup hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, sigortalı ...'nin vefat etmesi üzerine tazminat dosyasına ilişkin şirkete iletilen tüm evrakların incelendiğini, inceleme neticesinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığının mevcut olduğu, söz konusu hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiği, sigortalı tarafından bilindiği ancak şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığının tespit edildiğini, sigortalının poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen sigorta kurulma aşamasında şirkete beyan etmediği kalp hastalığının sigorta kapsamı dışında olduğundan şirketin tazminat red kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, sigortalının beyan ine aykırı davrandığını, şirketlerinin tazminat ödeme borcu bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, bu kapsamda kredi borcunun müvekkili şirketten tahsili talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığını şirkete formunda kendisine bu kapsamda yöneltilen soruya hayır cevabı verdiğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigortalının yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiğini, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve şirkete bildirmediği kalp hastalığına bağlı olarak vefat ettiği dosya kapsamıyla sabit olduğundan şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, sonuç olarak iş bu davada görevli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İzmir ... Tüketici Mahkemesi 13/12/2022 tarih ve ... esas ve ... karar sayılı kararı ile; "... Dosyanın incelenmesinde, davanın, davacı banka ile dava dışı sigortalı müteveffa ... arasında akdedilen tüketici kredisi sözleşmesine bağlı olarak düzenlenen hayat sigortasında ... hakkı bulunan davacı bankanın, davalı sigorta şirketinden kredi bedellerinin tahsili talebine ilişkin olduğu, davanın taraflarının tacir olduğu, aralarındaki işlemin 6502 sayılı Kanun gereğince tüketici işlemi olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hakkında 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmakla; görevsizlik kararı vermek gerekmiştir (İzmir BAM .... HD'nin... E. - ... K. Sayılı kararı da bu yöndedir)..." şeklinde görevsizlik kararı verdiği, dosya mahkememize tevzi edilerek mahkememizin ... esasına kaydı yapılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dosyanın resen seçilecek kardiyoloji sahasında uzman doktor, bankacı ve sigorta alacakları bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, dosya kapsamı, taraf beyanları ve uyuşmazlık noktaları ile evvelce ön incelemede tespiti yapılan hususlar dairesinde bankanın sigorta şirketinden vaki kalp hastalığı sebepli ölüm dairesinde neticeten alacak hakkının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarına ilişkin denetime elverişli, ayrıntılı bilirkişi heyeti raporunda özetle; Mevcut verilere göre:
BANKACILIK YÖNÜ İLE İLGİLİ TESPİTLER:
Davacı banka ile müteveffa ... arasında , 08.02.2019 tarihinde 36 ay vadeli, ayda 1435,65 TL geri ödemeli, aylık 961,90 akdi faiz oranlı, 35.000,00 TL limitli ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzalandığı belirlenmiştir.
Sözleşmenin 10.maddesi, sigorta başlığı adı altında;
Müşteri banka tarafından kendisine sunulan sigortalı veya sigortasız kredi alternatiflerini değerlendirerek sigorta yaptırmayı tercih etmesi ve bu konuda taimatının bulunması halinde, banka tarafından kredi konusu ile meblağ sigortalarında kalan borç tutarı ve vadesi ile uyumlu olmak üzere sigorta poliçesi düzenlenebileceği gibi müşteri bu hizmeti farklı bir sigorta şirketinden de alabilir. Müşteri her iki durumda da mevcut, yeni yapılacak ve/veya yenilenecek tüm sigorta poliçelerinin üzerinde bankanın adını ... olarak belirtilmesini kabul ve taahhüt eder. Sigorta yapılması halinde müşteriye bireysel bilgilerle bağlantılı sigortalar uygulama esasları yönetmeliği kapsamında sigortaya ilişkin bilgilendirme formu verilir.
10.2.Vefatı halinde ise mezkur sigorta şirketince ödenecek tazminattan, tazminatın bankaya ödendiği tarihte doğmuş veya doğacak asalet ve/veya kefalet borçlarının mahsubundan sonra kalacak meblağın mirasçılarına ödenmesini kabul beyan ve taahhüt eder.
10.3.Müşteri, sigorta ile ilgili prim tutarlarını ve masrafları bankaya nakit olarak veya banka ile mutabık kaldığı diğer bir şekilde ödeyeceğini....kabul, beyan ve taahhüt eder.
-...'nin 16.06.2020 tarihinde vefat ettiği belirlenmiştir.
-Davacı ... Bankası tarafından Bornova ... Noterliğinin 14.01.2021 tarihli ... nolu ihtarnamesi çekildiği belirlenmiştir.
İhtarnamede ; Müteveffa ... mirasçıları ..., ..., ...'a “ muhataplardan ...'nin bankadan kullandığı tüketici kredisi nedeniyle bankaya karşı sorumlu olduğunu, söz konusu kredinin 25.08.2020 tarihli 1.435,65 TL'lık 19.taksitini, 25.09.2020 tarihli 1.435,65 TL'lık 20.taksitini, 26.10.2020 tarihli 1.435,65 TL tutarındaki 21.taksitini, 25.11.2020 tarihli 1.435,65 TL'lık 22.taksitini, 25.12.2020 tarihli 1.435,65 TL'lık 23.taksitini vadelerinde ödemediğini gecikmeye düştüğünü, 30 gün içinde gecikmiş taksit tutarları ile bu taksitlere vadelerinden itibaren 14.01.2021 tarihine kadar tahakkuk eden gecikme faizleri toplamı olan 7.560,23 TL'nın ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, KKDF,BSMV birlikte müteselsilen ödenmesini, aksi takdirde gecikmiş taksit tutarları da dahil olmak üzere kalan anapara bakiyesi Ve anapara bakiyesine işlemiş yasal kredi faizi ve ferileri toplamından oluşan 23.699,94 TL alacağın muaccel hale geleceğini, .ihtaren bildirdiklerini ” belirtilmiştir.
Kredi borcu ile ilgili;
İhtarname tebliğ şerhinde,
... ile ilgili 15.01.2021 tarihinde bizzat kendi imzasına tebliğ edildiği,
... ile ilgili , 15.01.2021 tarihinde muhatabın kendisine tebliğ edildiği,
... ile ilgili, 21.01.2021 tarihinde muhatabın İzmir'e taşınması sebebiyle İADE açıklaması yazıldığı belirlenmiştir.
-Tüketici kredisi grup hayat sözleşmesi sertifikasında;
Poliçe türü:Hayat
Sertifika no:...
Poliçe tanzim tarihi:08.02.2019
Poliçe başlama tarihi:08.02.2019
Poliçe bitiş tarihi:25.01.2022
Sigorta süresi:2 yıl 11 ay 17 gün
... lehdar bilgileri:Borcu kadarı ... bankası ... şubesi; kalanı kanuni varislere
Teminat Türü:Vefat teminatı
Sigorta teminat bilgileri :1 yıl tutar:35.505,39 TL, 2 yıl tutarı: 26.911,53 TL, 3 yıl tutarı:15.264,46 TL
Sigorta prim bilgileri: prim tutarı:2.809,08 TL, prim tahsil yönetmi: Nakit/Peşin.
olarak belirtilmiştir.
-... Emeklilik A.Ş. Kredi Bağlantılı Sigortalar Bilgi formu:
Kredi ile iligi teminat tutarları Not. Sağlık sorularının tarafımca doğru cevaplandığını beyan eder ve aksinin ispatlanması durumunda doğacak hak kayıplarımın sorumlulunu kabul ve taahhüt ederim.
Açıklama altında imza bulunduğu belirlenmiştir.
Kredi müşterisi müteveffa ...'nin 16.06.2020 ölüm tarihi itibariyle kredinin borç durumu;
SİGORTA MEVZUATI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME:
Davaya konu sigorta sözleşmesi, Hayat Sigortaları Genel Şartları ve düzenlenmiş olan sözleşme özel şartları uyarınca değerlendirilecektir.
Hayat Sigortaları Genel Şartları
C.2- Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü
2.1- Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.
2.2- Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde cı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.
* Sigorta Sözleşmelerinde Beyan Yükümlülüğü TTK 1412-TTK-,1435, ve Hayat Sigortaları Genel Şartları kapsamında sigortalıya getirilen bir yükümlülük olup, sigorta sözleşmeleri karşılıklı güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak yapılmaktadır.
TTK MADDE 1435- (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
TTK MADDE 1439- (1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.
Davalı ... ve Emeklilik A.Ş. ile davacılar murisi, sigortalı ... arasında Sigorta ettireni ... bank A.Ş. ve ...'i ... bank ... Şubesi olan, ... numaralı poliçe ile 08.02.2019 başlangıç ve 25.01.2022 bitiş tarihli, 3(üç) yıl süreli ve vefat teminatı ilk yıl için 35.505,39-TL, ikinci yıl için 26.911,53-TL ve üçüncü yıl için 15.264,46-TL olan hayat sigortası aldığı, Sigortalı müteveffanın 16.06.2020 tarihinde, poliçenin 2. döneminde vefat ettiği, görülmüştür. Evraklar arasında yer alan Sağlık Beyan formunda sigortalının ıslak imzasının yer aldığı ve sağlık beyanında yer alan "Kalp, Kanser (tümör), Koah, Böbrek Yetmezliği, Felç, Beyin Hastalıkları, Karaciğer ve AIDS hastalıkları ile ilgili ameliyat ve tedavi oldunuz mu?" sorusuna "Hayır" yanıtının işaretli olduğu, görülmüştür.
Kredi kullanımı sırasında/hayat sigortası poliçesi düzenlenmesi esnasında murisin sorumluluklarına/yükümlülüklerine, müteveffanın ölümüne neden olan rahatsızlık ile sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önceki rahatsızlıkları arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususuna dair doktor bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede, müteveffa sigortalının poliçe düzenlenme tarihi olan 08.02.2019 tarihinden önce kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı (Aterosklerotik Kalp Hastalığı), hipertansiyon tanıları konmuş ve bu hastalıklara yönelik ilaçları düzenli olarak kullandığı, bu hastalıkların mütevaffanın ölümü arasında illiyet bağı olduğu, davacıya karşı beyan yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaati, tespit edilmiştir.
Beyan yükümlülüğüne aykırı bir durumun söz konusu olduğu tespit olunduğundan TTK 1412-TTK 1435 uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken hasar tazminat bedelinin olamayacağı görüş ve kanaatine varıldığı rapor edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılamada toplanan deliller ve bilirkişilerin mahkememize ibraz ettikleri bilirkişi raporunda davalı ... ve Emeklilik A.Ş. ile davacılar murisi, sigortalı ... arasında Sigorta ettireni ... bank A.Ş. ve...'i ... bank ... Şubesi olan, ... numaralı poliçe ile 08.02.2019 başlangıç ve 25.01.2022 bitiş tarihli, 3(üç) yıl süreli ve vefat teminatı ilk yıl için 35.505,39-TL, ikinci yıl için 26.911,53-TL ve üçüncü yıl için 15.264,46-TL olan hayat sigortası aldığı,
Sigortalı müteveffanın 16.06.2020 tarihinde, poliçenin 2. döneminde vefat ettiği, evraklar arasında yer alan Sağlık Beyan formunda sigortalının ıslak imzasının yer aldığı ve sağlık beyanında yer alan "Kalp, Kanser (tümör), Koah, Böbrek Yetmezliği, Felç, Beyin Hastalıkları, Karaciğer ve AIDS hastalıkları ile ilgili ameliyat ve tedavi oldunuz mu?" sorusuna "Hayır" yanıtının işaretli olduğu, görülmüştür.
Kredi kullanımı sırasında/hayat sigortası poliçesi düzenlenmesi esnasında murisin sorumluluklarına/yükümlülüklerine, müteveffanın ölümüne neden olan rahatsızlık ile sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önceki rahatsızlıkları arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususuna dair doktor bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede,
Müteveffa sigortalının poliçe düzenlenme tarihi olan 08.02.2019 tarihinden önce kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı (Aterosklerotik Kalp Hastalığı), hipertansiyon tanıları konmuş ve bu hastalıklara yönelik ilaçları düzenli olarak kullandığı, bu hastalıkların mütevaffanın ölümü arasında illiyet bağı olduğu, davacıya karşı beyan yükümlülüğünü yerine getirmediği. beyan yükümlülüğüne aykırı bir durumun söz konusu olduğu tespit olunduğundan TTK 1412-TTK 1435 uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken hasar tazminat bedelinin olamayacağı rapor edildiği ve mahkememizce de raporlar hüküm kurmaya elverişli görülmekle davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
III - Sözleşmeden cayma
MADDE 1489- (1) Sigorta ettiren, sigortacının kendisine cayma hakkını kullanabileceğini bildirmesinden itibaren onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir. Bilgilendirmenin yapıldığı sigortacı tarafından ispatlanır. Bilgilendirme yapılmamışsa cayma hakkı ilk primin ödenmesinden bir ay sonra sona erer.(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.
Yargıtay ... H.D. nin konuya dair genel değerlendirmelerini ihtiva eden bir ilamına göre; Esas No: ... Karar No: ...
Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.
Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır.
Yine poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın C.2 maddesinde "Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü:
2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.
2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci,sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.
Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur.
Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.
Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder.
2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.
2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.
2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur." hükmü düzenlenmiştir."
Yine Yargıtay ... H.d. Nin konu ile ilgili başka yargıtay içtihatlarından atıflar yaptığı örnek bir ilamına göre; Esas No: ..., Karar No: ... 2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1487/1 inci maddesi şöyledir:
"Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir."
2. 6102 sayılı Kanun'un Bağlantı başlıklı 1437 nci maddesi şöyledir:
“Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.”
3. 6100 sayılı Kanun'un Yaptırım başlıklı 1439 uncu maddesi şöyledir:
“Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi halinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.”
4. Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C-2.2 nci maddesi şöyledir:
"Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.
Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.
Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder.”
5. Yargıtay (Kapatılan) .... Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve E., ... K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...tüm hukuki yollar davalı banka tarafından tüketilmeden mirasçılardan kredi borcunun tahsil edilmesi dürüstlük kuralına uygun düşmemektedir. Bu nedenle davacıların eldeki istirdat ve kredi borcunun sigorta poliçesinden karşılanması talepli davayı açmakta hukuki yararları bulunmaktadır. Söz konusu davada hayat sigortası poliçesinin sigorta şirketi tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği konusunda bir değerlendirme yapılamaz. Mahkemece bu husus gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir..."
6. Yargıtay (Kapatılan) .... Hukuk Dairesinin 11.02.2014 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...dosya içerisinde mübrez sağlık raporları ve muayene evrakının tetkikinde, müteveffa ...’ın ölüm nedeninin akciğer ve bronş kanseri olup, kredi sözleşmesi ve 31.07.2009 tarihli hayat sigortası sağlık beyan formunun tanziminden kısa bir süre öncesinde, 09.04.2009 tarihli müracaatı üzerine müteveffaya 14.04.2009 tarihinde akciğer kanseri tanısı konularak 3 ay iş göremezlik raporu verildiği ve kanser tedavisi gördüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacılar murisinin TTK 1290 ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2-2 madde uyarınca doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmediği dosya kapsamına göre sabit olmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
7.Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
...Dairemiz bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, ... ve Emeklilik A.Ş ile davacıların murisi Mehmet Cemil Dinçer arasında düzenlenen Kredi Hayat Sigortası Soru Formu ile sağlık bildiriminde bulunduğu, hastalığının bulunmadığı ve sıhhatli olduğu şeklinde cevaplar verildiği, Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formu'nun Genel Bilgiler başlıklı 8. maddesi gereğince sözleşme kurulmadan önce teklifnamede yer alan sorulara doğru cevap verilmesi gerekli olduğu, bu yükümlülüğün ihlali halinde sigortacının sözleşmeden cayma veya ek prim almak suretiyle sözleşmeye devam etme hakları olduğu, poliçenin başlangıç tarihinin 18.12.2012 bitiş tarihinin 18.12.2014 olduğu, SGK reçete listesinde 2009 yılından itibaren Diyabetus Mellitus hastalığı olduğu, bu tanı gereğince tedavi gördüğü ve reçete düzenlendiği, 18.12.2009 tarihli reçete ile DM, kalp yetmezliği tanısı ile ilaç yazıldığı, 13.11.2012 tarihinde DM, Koroner Arter hastalığı teşhisi ile reçete düzenlendiği, 28.11.2013 tarihinde Memorial Diyarbakır Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Ünitesine yatırıldığı ve Akut Miyokardiyal Enfarktüs teşhisinin konulduğu, böylece sigortalı müteveffanın hayat sigortasının düzenlendiği tarihten öncesine ait kalp ve şeker hastalığının bulunduğunun sabit olduğu, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 27.11.2017 tarihli raporu ile "murise ait ölümün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiği, kişinin sigorta sözleşmesi imza tarihi öncesi tanı aldığı Kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu" mütalaa edildiği, murisin Dicle Üniversitesi Kardiyo Vasküler Cerrahi (KVC) servisinde 13.12.2013 tarihinde Kalp yetmezliği teşhisi ile vefat ettiği, hayat sigortası sözleşmesinin düzenlendiği tarihte sigortalı (davacıların murisi) tarafından hastalığın sigortacıya bildirilmediği, sigortalının TTK 1290 maddesine göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle sigorta şirketinin cayma hakkının bulunduğu ve ölümden müracaat dilekçesi ile haberdar olduğu ve 29.01.2014 tarihli yazı ile talebin reddedildiği ve sözleşmeden caydığı, bu caymanın sigortalı tarafından beyan yükümlülüğü yerine getirilmemesi nedeniyle kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir..."
8.Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...Mahkemece, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması kararında bozmaya direnilerek yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Sigorta poliçesindeki vefat ve sakatlık klozunda ani ve beklenmedik kaza sonucu vefatın teminat altına alınmış olması, ATK raporunda ise vefatın kazadan değil kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiğinin bildirilmiş olması dikkate alındığında tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 
HGK’nın 14.02.2019 tarih, ...E.-...K. sayılı; dosyadaki dava konusu olayın tüketici işlemi olması nedeniyle tüketici mahkemesinde görüleceği yönündeki kararı üzerine dosya Dairemize temyiz itirazları incelenmek üzere gönderilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir..."
9. Yargıtay (Kapatılan) .... Hukuk Dairesinin 17.01.2017 tarihli ve ... E.,... K. sayılı onama ilamı.
10. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...İlk Derece Mahkemesince " ... davacılar murisi ile davalı banka 27.10.2015 tarihli konut kredi sözleşmesi bulunup, bu krediden doğan borçlar murisin vefat anına kadar süresinde yerine getirilmiştir. Anılan konut kredi sözleşmesinin teminatını oluşturmak amacıyla ihbar olunan sigorta şirketi ile davacılar murisi arasında 27.10.2015 günü başlayıp 27.10.2025 tarihinde son bulan hayat sigortası düzenlenmiştir. Sözleşmenin kurulması anında davacılar murisinin imzasını taşıyan “Hayat Sigorta Başvuru Formu” içeriğinden murisin bir rahatsızlığının olmadığını bildirdiği görülmektedir. Adli Tıp Kurumu’nun 23.11.2016 günlü ve ... karar numaralı raporunda, 14.02.2016 tarihinde vefat eden murisin ölümünün kronik hastalıklarına bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki, sigorta yapılması sırasında hastalığına ilişkin gerekli bilgileri sigortacıya aktarmayan muris 6102 sayılı TTK’nın 1435. maddesine aykırı davranışta bulunmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacılar vekilinin istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından bahisle reddedilmiş; son olarak davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekir..."
Bu anlamda bildirim yükümlülüğü ihlali, ölüm sebebi rahatsızlığın poliçe tarihinden önce varlığı noktasında Yargıtay'ın görüşü ölünden sonra olsa dahi aydınlatma mükellefiyetine riayet etmeyen sigortalı kaynaklı olarak sigorta ettirenin objektif sorumluluğunu değil öğrenme sebepli olarak cayma veyahut ödeme borcundan imtina hakkının mevcut olduğudur.
Dosyamızda vaki yargılama ve toplanan deliller muvacehesinde;
Müteveffa sigortalının poliçe düzenlenme tarihi olan 08.02.2019 tarihinden önce kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı (Aterosklerotik Kalp Hastalığı), hipertansiyon tanıları konmuş olup bu hastalıklara yönelik ilaçları düzenli olarak kullandığı ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle kanunda ve genel şartlarda belirlenene bildirim yükümlülüğü ihlâl edilmektedir.
Keza, bu hastalıkların mütevaffanın ölümü arasında illiyet bağı olduğu da tespit edilmiş olup illiyet bağını kesen harici ya da dahili sair bir faktör bulunmadığından ATK incelemesine ihtiyaç duyulmamış, davacıya karşı beyan yükümlülüğünü yerine getirmeyen, beyan yükümlülüğüne aykırı bir durum söz konusu olduğu tespit olunduğundan TTK 1412-TTK 1435 uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından müteveffa lehine ödenmesi gereken hasar tazminat bedelinin olamayacağı anlaşılmaktadır.
TTK 1439. Maddesi yaptırım başlığı ile düzenlediği maddenin 2. Fıkrasına göre;
"TTK 1439./(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder."
Esas itibari ile mevzuatın ve genel şartların kısmen dağınıklığını toparlayan ve neticeyi tespit eden müeyyide hükmü kanun, içtihat ve tatbikata yön vermiş olup " Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar" hükmü ile herhangi bir süre veyahut şekil şartı dahi aramaksızın, kendiliğinden ,kanunun ve hâlin icabatlarının tabii neticesi olarak sigorta hakkından müteveffayı ve dolayısıyla mirasçılarını yahut poliçe ve/veya halefiyet kaynaklı muhtemel diğer hak sahiplerini sigortadan ve temin ettiği hak ve menfaatlerden ıskat ve ihraç etmektedir.
Kanunkoyucu sigortaya, sigortacıya özellikle araştırma ve tespit külfeti ihdas etmemiş, bilakis sigorta ettirene,sigortalıya, kendisinin fiiline bağlı olarak tazminatın tenzili yahut bu hakkın ıskatı şeklinde mutlak bir müeyyide tayin ederek sigortanın keyfi kullanımını men ile riziko sebeplerinin muayyen ve öngörülebilir olmasını istemiştir.
Yazılı sorular madde başlığı ile TTK 1436 sigorta ettirenin bilinçli, kasıtlı susmasını istisna etmiştir, buna göre;
"MADDE 1436- (1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun."
Denilerek sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün geniş yorumlandığı ve evvelce bilinen h3allerin hiçbir surette himaye edilmeyeceği kriteri tayin edilmiştir.
Esas itibari ile hayat sigortalarının özel hükümleri de 1436/1 ve 1439/2 hükümleri ile muadil tanzim edilmiş, müşterek bir tezahür içinde olup birbirlerini tamamlamaktadır.
- Doktor incelemesi madde başlıklı 1492.madde sigorta ettirenin sigortalıyı muayeneye zorlayamayacağını hükme bağlamıştır, buna göre;
MADDE 1492- (1) Sigorta ettiren ile sigortacı arasında, sigorta edilecek kişinin doktor incelemesinden geçmesi kararlaştırılmış olsa bile, sigortacı sigortalanacak kişiyi bu incelemeyi yaptırmaya zorlayamaz.
Bu düzenlemeden çıkan netice de sigortalının beyan muhtevası ile şümulünden ve neticelerinden nihai mesuliyetin kendisine tahvil ve tevdii olunacağıdır.
Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan 446,44 TL ile alınması gerekli 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 18,84‬‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiliyle davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalının yapmış olduğu 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davalı yatırılan gider avansının bakiyesinin karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... ve Emeklilik Anonim Şirketi vekilinin yokluğunda, ihbar olunanlar vekilinin yokluğunda,
Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/01/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim 171181
e-imzalı
TAVZİH ŞERHİ
Yapılan incelemede; karar sonunda kanunyolu açık denilmiş ise de;
2024 yılı HMK parasal sınırlar itibariyle istinaf sınırının 28.250,00 TL olduğu,
Bu itibarla hükmün miktar ciheti ile kesin olduğu anlaşılmakla sehven ve zuhulen yazıldığı anlaşılmış;
Bu anlamda hüküm kısmının sonucundaki "Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı" ibareleri hüküm fıkrasından çıkartılarak, "Dair ; HMK 341/2 hükmü mucibince kanunyolu olmaksızın miktar itibarıyla KESİN olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı." şeklinde;
Tavzih babında iş bu metin tanzim edilmiş ve kararın tavzihine dair karar verilmiştir.
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı