WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İZMIR 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/781 Esas
KARAR NO : 2024/441
DAVA : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05.10.2023
KARAR TARİHİ : 30.05.2024
Mahkememizde görülen olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili 05.10.2023 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirket sigortalısı ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından yurtdışında mukim "..." isimli firmadan susam tohumu emtiası satın aldığını, emtianın "... ..." gemisine hasarsız bir şekilde yüklenerek ... numaralı konşimento tahtında Kamerun'dan Türkiye'ye taşındığını, emtianın tahliye işlemleri sırasında ... numaralı konteynerin delik ve taban hasarlı olması nedeniyle konteyner içindeki susam emtiasının ıslanarak hasarlandığının tespit edildiğini, sigortalı şirket tarafından davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu, ekspertiz incelemesi yapıldığını, davalı şirketin taşımaya ilişkin konşimentoları düzenlemek ve taşıma işlemini gerçekleştirerek söz konusu taşımada fiili taşıyan olarak hareket ettiğini, meydana gelen hasardan taşıyanın sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, TTK m. 1472 uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı taşıyanın, kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini, hasarın eşyanın kendi hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğinden TTK m. 1178 uyarınca sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili şirketin oluşan zararı rücu etmek amacıyla TTK m. 1472/1 gereğince İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, ödeme emrine borçluların itiraz ettiğini, dava ön şartı arabuluculuğa başvurduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulü ile itirazın iptali, takibin devamına ve davalı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... S.A.'ya izafeten ... Gemi Acenteliği A.Ş. vekili 06.11.2023 tarihli cevap dilekçesiyle; dosyada mevcut sigorta poliçesinde böceklenme, kurtlanma gibi hasarların, her türlü bozulma rizikosunun, 35 yaşını aşan gemilerle taşıma yapılmasının kesinlikle teminat dışı olduğunun ifade edildiğini, davacının kanuni halef olamayacağını, yapılan ödemenin sigorta poliçesi ile temin edilen hasara ilişkin olmadığını, sigortacının yaptığı hatır ödemesinin davalıdan talep edilemeyeceğini ve sigorta teminatı dışında kalan riziko ile ilgili olarak yapılan ödemede rücu hakkının bulunmadığını, TTK kapsamında düzenlenen kanuni halefiyet hakkından bahsedilebilmesi için riziko meydana geldiğinde sigortalıya poliçe kapsamında sigorta tazminatının ödenmiş olması gerekmektiğini, sözleşme kapsamında yer almayan, teminat dışı yapılan ödemelerde sigortacının kanuni halefiyet hükümlerinden yararlanma imkanı olmadığını, ... ... gemisinin 37 yaşında olmasından dolayı ve gerekse de kurtlanma ve emtiada bozulmanın poliçe kapsamı dışında tutulması sebebiyle davacı tarafından sigortalıya yapılan ödemenin, sigorta teminatı kapsamında olmayan bir rizikoya ilişkin olduğunu, davacı tarafından sunulan ibranamede TBK’nın ilgili hükmüne atıf yapılmaması nedeniyle tarafların TBK hükümleri uyarınca alacağın temliki yönünde bir iradelerinin bulunmadığını, alacağın temlik edilemeyeceğini, davacı sigortalısının imzaladığı navlun sözleşmesi kapsamında uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin Londra Yüksek mahkemeleri olduğunu, dava konusu taşımanın merkezi Cenevre İsviçre’de bulunan ... ... S.A’nın konşimentosu tahtında yapıldığını, müvekkili şirketin navlun sözleşmesinde taşıyanın Türkiye acentesi sıfatı ile hareket ettiğini, kırkambar taşıması olan konteyner taşımalarında konşimentoların arka yüzünde taşıma şartlarının yer aldığını, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, konşimentoda taşımanın yüklenildiğini, konşimentonun arka yüzünde taşımanın şartlarının bulunduğunu, konşimentoyu ciroyla devralan sigortalının bu şartlarda bağlı olduğunu, MÖHUK m. 24/1’e göre tarafların açık olarak seçtiği hukuka tabi olacağını ve m. 29/1 uyarınca konşimento hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu, taşımanın yapıldığı tüm gemilerde ve tahliye limanı MIP’de konteynerin su alması veya basması mükmün olmayan pozisyonlarda istiflendiğini, ... numaralı konşimento tahtında taşımanın ... ... gemisi ile başladığını, ... ... gemisi ile devam ettiğini ve ... ... gemisi ile sona erdiğini, her üç gemide de ... numaralı konteynerin sızdırma suretiyle su alması veya alttan su basması mümkün olmayan pozisyonlarda istiflendiğini, ... numaralı konteynerin 02.04.2022 tarihinde Mersin International Port'a (MPI) tahliye edildiğini, 04.04.2022 tarihinde gönderilen tarafından çekildiğini, hasar kaydının bulunmadığının bildirildiğini, tahliye limanında bekleme süresince yağış olmadığını, konteynerin taşıtana sağlam teslim edilmiş olmasına rağmen davacı sigortalısı konteyneri temiz ve hasarsız teslim etme yükümlülüğünü ihlal ederek doğabilecek hasardan taşıyanı ibra ettiğini, konteynerin tabanının dosyaya sunulan fotoğraflardan hasar görmüş olduğunu, davacı sigortalısının ön taşıma veya son taşıma esnasında sebebiyet verdiği bu hasardan veya ıslak yükleme yapılmasından dolayı taşıyanın zarar gördüğü gibi emtianın hasarından da taşıyanın sorumlu olmayacağını, konşimentoda yer alan "... kaydına göre konteyner içeriğinin belli olmadığı ve yükleten tarafından sayılarak istiflendiği ve mühürlendiği" anlamına geldiğini, konteynere emtianın ıslak yüklenip yüklenmediğinden taşıyanın değil, yükleten / taşıtanın sorumlu olduğunu, yine konşimentoda yer alan .../ ...kaydı, yükün konteyner içine yükleten tarafından yüklendiğini ve istiflendiğini ve konteynerin taşıyana kapalı ve mühürlü bir şekilde teslim edildiğini ifade ettiğini, taşıyan müvekkili şirketin mühürlenmiş olan konteyneri açarak konteyner içindeki emtiayı istifleme ve kontrol yükümlülüğünün bulunmadığını, hasarın deniz taşımasında meydana geldiğinin TTK m. 903 ve Ekspertiz Raporu uyarınca ispat edilemediğini, emtianın ilk ve son taşımasının müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, ekspertiz incelemesinin 07.04.2022 tarihinde yapıldığını, 06.04.2022 tarihinde konteynerin taşıyana boş dönüşünün gerkçekleştiğini, ekspertiz incelemesinin konteyner üzerinde yapılmadığını, ekspertiz raporunda, eksperler tarafından konteynerin hiç incelenmemiş olmasına rağmen, konteynerin kapak kısmında delik olduğu ve tabanında deformasyon olduğunun iddia edildiğini, dosyadaki fotograflarda konteyner kapağında bir deliğin görülmediğini, gümüş nitrat testi de yapılmadığından ıslanmanın deniz suyundan kaynaklandığının tespit edilmediğini, müvekkili şirketin yüke ait ilk ve son taşımayı üstlenmediğini, hasarın taşımanın başka bir safhasında ve yük teslim edilmeden önce veya edildikten sonra emtianın, yükleten/taşıtanın veya gönderilenin sorumluluğunda iken meydana geldiğini, ziya olan emtiaya ilişkin imha tutanağı bulunmadığını, poliçe kapsamında döviz kurunun sabitlenmediğini, eksper raporunda 4.305,00 USD değerinde 60 çuvala tekabül eden susam emtiasının tam ziya olduğunun ifade edildiğini, imha tutanağı dosyaya sunulmadığından davacı sigortalısının 60 çuvala tekabül eden susam emtiasından ne kadar kazanç sağladığı veya kazanç sağlayıp sağlamadığı bilinmediğini, davacının yaptığı 10.039,19 USD tutarlı hatır ödemesini, 27,6225 kuru üzerinden talep ettiğini, teknik incelemenin, poliçede sabitlenin kur üzerinden yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın öncelikle yetkili mahkemede açılmadığından yetkisizlik nedeniyle reddine, kabul edilmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi, sigorta emtia nakliyat sigortası genel şartları, tracking kaydı, geçici kabul taahhütnamesi, mal faturası, çeki listesi, konşimento, gümrük beyannamesi, ekspertiz raporu ve hasara ilişkin fotoğraflar, ihtarname, ödeme dekontu, ibraname, temlikname incelenmiştir.
İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... Sigorta A.Ş.’nin takip borçlusu ... S.A.'ya izafeten ... Gemi Acenteliği A.Ş.’ne karşı 21.10.2022 tarihinde başlattığı icra takibiyle 10.039,19 USD’nin tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçluya 01.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe, borca, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilere itiraz ederek takibi 07.12.2022 tarihinde durdurduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafın yetki ve aktif husumet itirazında bulunduğu görülmekle;
Konşimento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre ... nolu konşimento da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konşimento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk Hukukunu Doğrudan Uygulanan Kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir.
Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır.
Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konişmentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır.
Ayrıca, Konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder.
Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur.
Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağı açıktır. Dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25-özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
Davacının sigortalısı olan ... AŞ'nin Kamerun’dan ... şirketinden ... teslim şekliyle satın aldığı susam tohumu emtiasının Kamerun’un Douala limanından yüklenerek Mersin limanına gönderildiği, yükün hasarlı olduğunun tespit edilmesi ile bu satış şekline göre davacının sigortalısının sigorta yaptırmaktaki menfaatinin bulunduğu, ancak zararın oluşup oluşmadığının tespit edilebilmesi için sigortalı şirketin zararını ispat etmesi gerektiği tespit edildiğinden bu kapsamda hasar gören mal yerine satıcının bedelsiz mal gönderip göndermediği, cari hesap kaydında mahsup yapılıp yapılmadığı ya da zarar gören mal bedelini satıcı tarafından sigortalıya iade edilip edilmediği konularında sigortalının defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına, karar verilmiş ve bilirkişi ...’dan 12.02.2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; sigortalı ... AŞ’nin yasal defter ve kayıtları incelendiği, hasar gördüğü iddia edilen mal bedeli karşılığında Kamerun da bulunan ... şirketi ile olan ticari ilişkisinde davaya konu ithalatı gerçekleştirilen malın tamamını 153 Ticari mallar hesabına kaydının yapıldığı, sigorta bedeli olan 10.039,19 USD’nin 07.07.2022 tarihinde ... Sigorta tarafından ödendiği, davaya konu hasar gören mal bedeli yerine satıcı tarafından bedelsiz mal gönderilmediği mahsup yapılmadığı, satıcı tarafından sigortalının zararının karşılanmasına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, satıcının para iadesi yapmadığının tespit edildiği belirlenmiştir.
Buna göre davacının sigortalısı alıcının bu taşımadan doğan zararının sigorta şirketi olan davacı tarafından karşılandığı ve satıcıdan herhangi bir bedel iadesi, mahsuplaşma bedelsiz ithalat gibi ikinci bir ödeme almadığı, dolayısıyla davacının sigortalısının zararının bulunduğu, yapılan ödemenin ex gratia ödeme olmadığı tespit edilmiş, davalınını aktif husumet itirazı bu yönden reddedilmiştir.
Mahkememizce 14.03.2024 tarihli 1 nolu ara karar ile davalının aktif taraf sıfatı itirazının reddine karar verilmiş ve bilirkişilerden sigorta poliçesinin 3. Maddesinde yer alan deniz yolu sevkiyatları bölümünde taşıma yapacak geminin 35 yaşını geçmemesi ve sertifikaların bulunması gerektiği, ancak geminin 37 yaşında olup, teminat kapsamı dışında kaldığının iddia edilmesi nedeniyle bu konuda bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişilerden 26.03.2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; 35 yaşını aşan gemiler için ekspertiz raporunda da inceleme yapıldığı, ancak gemi durumu ile ilgili özel izin ve onay alındıktan sonra poliçe düzenlendiği, poliçenin 3. Maddesinde "denizyolu sevkiyatları ...'de belirtilen kurumlardan alınmış klas belgeli, ... sertifikası olan 1500 grt üzerindeki ve azami 35 yaşındaki gemilerle yapılacaktır. 35 yaşını aşan ve/veya yaşı ne olursa olsun ... klası olmayan gemilerle yapılacak taşımalara kesinlikle teminat verilmez" hükmü gereğince geminin poliçe teminatı dışında kaldığı, ve hasarın teminat harici kalması nedeniyle TTK m. 1409 uyarınca "Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur" teminat dışında kalan davaya konu ödemenin ex gratia-bağış niteliğinde bir ödeme olduğu, sigortacı sorumluluğunun bulunmadığı, davacı sigortacının poliçede yazılı teminat dışı hasardan tazminat ödeme sorumluluğu bulunmamasına rağmen bu ödeme yaptığı, dava dosyasına mübrez 21.06.2022 tarihli hasar tazminat mektubu ve ibranamede de "... Sigorta A.Ş.'nin sigorta poliçesinden doğan sorumluluğun ... ibra edildiği" belirtilmekle birlikte ibranamedeki bu klozun temlik açısından yeterli olmadığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, yine Hasar Hesabı - Hasar Oluşumu ve Sorumluluk Sınırına ilişkin değerlendirmede de; dava dosyasına mübrez 18.03.2022 tarihli emtia satış faturası uyarınca ürünün birim değer, 1,435.00 USD olduğu, ...Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti. Tarafından hazırlanan 18.04.2022 tarihli ekspertiz raporunda; 06.04.2022'de oluşup ihbar olunan ve 07.04.2022 tarihinde ekspere konu olan ıslaklık hasarına ilişkin olarak 05.04.2022 tarihinde araç sürücüsü ile depo yetkilisinin 05.04.2022 tarihinde ıslaklığı fark ederek konteyner kapısında delik ve taban tahtasının hasarlı olduğu tespit ettiği ve nem-küf kokulu zarar oluştuğunu bildirdiği, ... numaralı 20 lik konteyner içerisinde yer alan 380 çuval ve toplam 19.038 kg ağırlığında olduğu, yapılan incelemelerde konteynerin kapak kısmında delik olduğunun mübrez fotoğraflar (özellikle konteyner tabanındaki çatlakları gösteren) ile de ispat edildiği, dolayısıyla davaya konu hasarın ıslaklık hasarı olduğu, bu hasarın konteyner kapağında yer alan delik neticesinde konteyner içerisinde bulunan emtia ile temas ettiği ve hasarın bu sebepten oluştuğu, hasar 19.000 kg üzerinden değerlendirildiğinde 11.215,51 USD sovtaj bedelinin belirlendiği emtianın değerinin yaklaşık yarısının hasarlı olarak belirlendiği, emtianın toplam hasar değerinin 27.265,00 USD olması (19.000 kg x 1,435 USD) karşısında eksper tarafından belirlenen sovtaj bedelinin usulüne uygun olduğu, yine poliçede yer alan %2 tenzilat bedeli düşülmesi ile birlikte 380 çuval hasarlı mala ilişkin olarak sovtaj ve muafiyet tenzili düşüldüğünde hasar miktarının 10.039,19 USD olarak tespit edildiği, davalının sorumlu olduğunu sınırlı sorumluluk hesabını da dikkate alındığında TTK m.1186, f.1 uyarınca “eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safî ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olmaz; meğerki, eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmış olsun” ve TTK m. 1187’de zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edildiği takdirde taşıyanın sorumluluğunu sınırlayamayacağının belirtildiği, zarara kasten veya pervasızca bir davranışla sebep verdiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle TTK m. 1186 ya göre yapılan hesaplamada 1 ÖÇH = 1.2737 (takip tarihi olan 21.10.2022 tarihinde), hasarlı 380 çuval (konişmentoda toplam 4180 çuval ünite olarak belirlenmiş olduğundan) x 666,67 ÖÇH = 253.334,60 ÖÇH / 253.334,60 ÖÇH x 1.2737 USD = 322.672,28 USD ile kilogram bazında yapılan hesaplamada ise hasar gören 19.000 kg x 2 ÖÇH = 38.000 ÖÇH / 38.000 ÖÇH x 1.2737 USD = 48.400 USD’nin üst sınır teşkil ettiği, bu ikili hesaplama uyarınca yüksek olan sınır 322.672,28 USD’nin dava değerinden yüksek olduğundan davalının sorumluluğunu sınırlamasına ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı, Sorumluluk Açısından yapılan değerlendirmede ise; ... sayılı konişmento uyarınca davalının taşıyan olduğu, teslim alma yeri ve teslim etme yeri boş bırakılan konişmentoda emtianın gönderileni aynı zamanda davacının sigortalısı ...'a Douala limanından İzmir Limanına davaya konu emtia sevk edildiği, yine konşimentoda da davalının taşıyan sıfatını haiz olduğu, TTK m.1238, f.2 uyarınca emtianın taşıyana teslimi sırasında hasarsız olarak teslim edildiğine ilişkin bir karine olduğu, emtianın gönderilene teslim edildiği aşamada ıslak hasarlı olarak tespit edildiği, dolayısıyla temiz teslim edildiği karinesi bulunan emtianın ıslak olarak taşıyan tarafından temin edilen konteyner içerisinde hasarlanmış olmasının TTK m.1178, f.3 uyarınca taşıyanın hakimiyeti altında iken emtianın hasarlandığını işaret ettiğini, dava dosyasında bulunan bay plan incelemesinden de konteynerlerin gemide uygun şekilde istiflenmiş olduğu, ancak konteynerdeki delik nedeniyle hasarın oluştuğu, aktif husumet itirazının aşılması halinde konteynerde meydana gelen delik, davalının konteyneri temin etmesi dikkate alınarak davalının sorumluluğuna ve bu sorumluluğun sınırlamasına yer olmadığını, TTK m.1178 vd. hükümlerine göre taşıyanın yüke özen sorumluluğunun bulunduğu, TTK m.1178, f.2 uyarınca; taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olmasının gerektiği, yapılan teknik inceleme neticesinde konteynerdeki delikten kaynaklanan emtia hasarının bu nedenle davalı taşıyanın hakimiyet alanında iken gerçekleştiği, ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından davalıya hitaben 06.04.2022 tarihinde yazılan ve ... numaralı konteynerde tahliye esnasında tespit edilen ıslaklık hasarının (380 pakette-50 kg. Paketler) 19.000 kg ağırlığında olduğu ve dolayısıyla 1 ton 1.435 USD olduğundan 27.265,00 USD hasarlarının tazminini talep edildiği, ayrıca 06.04.2022 tarihinde ihbar yapıldığı, böylece TTK m.1185 hükmüne göre 3 gün içinde taşıyana zararın bildirildiği, dolayısıyla taşıyan lehine TTK m.1185, f.4 uyarınca bir sorumsuzluk karinesinin doğmadığı, yine TTK m. 1184/1f uyarınca yetkili uzmanlar vasıtasıyla zararın tespit edilebileceği, zarar açıkça belli değilse tesliminden itibaren aralıksız hesaplanacak 3 gün içerisinde zararın taşıyana bildirilmesi gerektiği (TTK m. 1185/1f-2c), yine “tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa”, bildirime gerek bulunmadığı (TTK m.1185/2f), aksi halde taşıyan lehine bir sorumsuzluk karinesinin doğacağı ve taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya ve hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunacağının TTK m.1185/4f’de yer aldığı, taşıyan lehine bu yönde bir sorumsuzluk karinesi doğmadığı, dosyadaki konteyner fotoğraflar da taşıyana ait konteynerlerde deliklerinin bulunduğunun belirlendiği anlaşıldığından davalının TTK m.1178 uyarınca dava konusu emtia hasarından sorumlu olduğu, sonuç olarak davacının düzenlemiş olduğu sigorta poliçesinde davaya konu geminin yaşı dolayısıyla sigorta teminatı temin etmediği, buna rağmen yapmış olduğu ödemenin ex gratia ödeme olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla rücu hakkının bulunmaması gerektiği, aktif husumet yokluğu bulunduğu, aksinin kabulü halinde ise hasar hesabı ve sorumluluk incelemesi yapıldığından ... satış dolayısıyla yapılan hasar hesabının içinde navlun bedelinin de bulunduğu, hasar nedeninin konteyner tabanında bulunan çatlaklardan kaynaklandığı, konteyneri temin eden taşıyanın sorumluluğunun TTK m.1178 uyarınca doğduğu, ihbar külfetini süresinde yerine getiren yük ilgilisinin taşıyan lehine bir sorumsuzluk karinesi doğmasını engellediği, TTK m.1179 ila m.1182 hükümleri dairesinde bir mutlak/muhtemel sorumluluktan muafiyet nedeninin de davalı tarafından ispat olunamadığı, davalının TTK m.1178 uyarınca dava konusu emtia hasarından sorumlu olduğu, emtia hasar miktarının 10.039,19 USD olduğu, hasar nedeninin konteynerdeki delik dolayısıyla emtianın ıslanması olduğu, TTK m.1186 uyarınca yapılan ikili hesaplama neticesinde (bulunan sınırlı sorumluluk miktarı dava değerinden yüksek olduğundan) sorumluluğunu sınırlandırmasına gerek olmadığı tespit edildiği belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 04.04.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin geminin yaşı dolayısıyla sigorta teminatı kapsamına girmeyen zarar nedeniyle ödeme yaptığının tespit edilmesine ilişkin görüşü kabul etmediklerini, müvekkilinin aynı zamanda TBK m. 183 deki akdi halef sıfatını da kazanarak ibraname de ki koşullara göre dava açtığını, bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunduğunu bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep ettiğini belirtmiştir.
Bu rapora karşı davalı ... vekilinin 08.04.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; davanın aktif husumet nedeniyle reddini talep ettiklerini, tavanda çatlak olduğuna dair değerlendirmelerin doğru bir tespit içermediğini, konteyner de hasar kaydı olmadığının belirlendiği, yine konteynere ilişkin EIR tutanağının da bulunmadığı, konteynerin ıslak zeminde bekletilmiş olabileceğini, ancak bunun gemide olmadığını, emtianın gemiye ıslak yüklenebileceğini, konşimentonun temiz konşimento olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin itirazları gözetilerek bilirkişilerden 02.05.2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda; dava konusu geminin yaşı dolayısıyla sigorta teminatının bulunmadığı ve yapılan ödemenin ex gratia ödeme olduğuna ilişkin tespitlerinin yerinde olduğu, zira geminin 35 yaşını geçip 37 yaşında olması nedeniyle yapılan ödemenin ex gratia ödeme olduğunu, sigorta kapsamına girmediğini, davalının diğer itirazları incelendiğinde ise; emtiayı saran karton parçalarının ıslaklıktan parçalanmış görüntülerinin bulunduğu, bu görüntülerin konteyner tavanındaki çatlaktan sızan sudan kaynaklanmadığı, yağmur da yağmadığı, emtianın ıslak olarak yüklendiği iddiasında bulunduğu, teknik yönden yapılan incelemede gemiye yüklenen konteynerin bay plana göre sağ tarafının açık bırakıldığı, sağ tarafında deformasyon bulunduğu ve emtianın bu kısımdan hasar gördüğü, emtianın konteynere ıslak olarak yüklense bile kuru emtianın sol tarafa yüklenmesi gerektiği sonucuna varılmasını doğuracağı, ancak böyle bir tespite varılamayacağı, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, emtianın içeri giren sudan dolayı ıslandığı, fotoğraflarda da konteynerdeki emtianın sadece bir tarafının ıslanmasının mümkün olmadığının tespit edilmesi nedeniyle iddianın yerinde olmayıp TTK m. 1185 hükmü uyarınca davalı lehine sorumsuzluk karinesi de doğmadığından davalının doğan hasardan sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 17.05.2024 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin hem kanunen hem de akden halef sıfatını taşıdığı, TTK m. 1472 de ki kanuni halefiyet kabul edilmese dahi TBK m. 183 e göre alacağın temliki yoluyla zarardan doğan alacağı temlik aldıkları, aktif halefiyetin bulunduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı ... vekili 20.05.2024 tarihli beyan dilekçesinde; ek raporda bilirkişilerin kök rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, konteynerin sağ tarafındaki deformasyonu belirttiklerini, sigorta poliçesinden doğan hak temlik edilmişse sigorta teminatı dışında olduğundan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, navlun faturasının dosyada bulunmasına rağmen, navlun bedelinin hasar bedelinden mahsup edilmediğini, bilirkişilerin önce konteyner tavanında çatlak ve sonra konteynerde delik olduğunu beyan etmelerinin çelişki oluşturduğunu, konteynerin gemiye sağ tarafı açık istiflenmediğini, geçici kabul taahhütnamesinin taşıma tamamlandıktan sonra gönderilenin yükü çekme iradesini göstermesiyle alındığını, TTK m. 1243 atfı ile bu taahhütnamenin taşıyanın sorumluluğunu kaldırmayacağına ilişkin değerlendirmenin doğru olmadığını, hasarın son taşıma esnasında gerçekleştiğini, konteyner hasar kaydının (EIR) bulunmadığını belirterek davanın aktif husumet / esastan reddi ile, olmadığı takdirde navlun bedeli tenzil edilerek hüküm tesis edilmesine, % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalının aktif husumet itirazı incelendiğinde; davacı tarafın sigorta poliçesinde sigorta teminatı dışında kalan rizikoya ilişkin ödeme yaptığından bu ödemenin geçerli olmadığı ve ex gratia ödeme iddiasında bulunduğunu belirtmekle; davalının bu aktif husumet itirazı bilirkişiler vasıtasıyla incelenmiştir. İncelemede; geminin belirli yaş kategorisini aşan gemi olması ve zararın bu gemi içerisinde meydana geldiği iddiası değerlendirilerek, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı belirtilmiş ise de; zararın kaynağının tek başına geminin sebep olduğu bir eksiklik / bakım kusuru vs dayanmadığı, dolayısıyla zararın kaynağı olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca davacının dosyada bulunan (21.06.2022 tarihli ibraname) ibraname ile alacağı temlik aldığı, dolayısıyla zarara uğrayan sigortalının alacağını TBK m. 183'e göre temlik aldığından bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu tespit edilmiş, davalının davacının aktif taraf sıfatı bulunmadığı itirazı bu yönden de reddedilmiştir.
Mahkememizce toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre;
Dava dışı sigortalı ... AŞ’ye ait olan 4.180 çuval net 209.000 kg (brüt 209.418 kg) susam emtiasının 8 adet 20 lik konteyner ile yüklenerek Kamerun / Douala’dan – Mersin limanına taşınması konusunda davalı ile anlaştığı taşımanın akdi ve fiili olarak ... Company SA tarafından yapıldığı, gönderilenin ... AŞ olduğu, satışın ... satış yoluyla yapıldığı, davalının taşıma yaptığı konteynerlerden ... nolu konteynerin Mersin limanında konteynerin 02.04.2022 tarihinde gemiden indirilmesi ile 04.04.2022 tarihinde alıcı tarafından alınarak hasarın 06.04.2022 tarihinde tespit edildiği ve ... gemi acenteliğine aynı tarihte hasarın bildirildiği, 07.04.2022 tarihinde ekspertize haber verilerek 07.04.2022 tarihinde incelemenin yapıldığı, ekspertizin konteyner üzerinde yaptığı incelemede bu konteynerde kapak kısmında delik olduğu ve tabanında deformasyon bulunduğunun tespit edildiği, konteyner boşaltıldıktan sonra çekilen fotoğrafların incelenmesi ile kapak kısmında deliğin tespit edildiği ve konteynerde bulunan 50 kg’lık çuvallardan 60 çuvallık susam emtiasının ıslak ve küflü olduğu belirlendiği, 320 çuval susam emtiasının nemli ve küflü olduğu, emtianın gıda sağlığı açısından risk teşkil ettiği ve kullanılamaz durumda olduğu, 320 çuval emtianın hayvan yemi olarak kullanılabileceği, 380 çuval / 19.000 kg susam emtiasının hasarlı olarak tespit edildiği, 60 çuval emtianın tam ziya, 320 çuval emtiasının hayvan yemi olarak kullanılabileceğinden 11.215,51 USD sovtaj bedelinin mahsup edildiği, teminat bedelinin %2si oranında (300.514,83 USD x %2 =6.010,30 USD’nin muafiyet tenzili yapıldığı, dolayısıyla 10.039,19 USD zararın olduğu belirlendiği, bilirkişi raporunda da zararın kaynağının konteynerdeki delikten oluştuğu ve hasar ihbarının da TTK m. 1185’e göre 3 günlük yasal süresi içerisinde yapıldığı, dolayısıyla taşıyan lehine TTK m. 1185/4f de ki sorumsuzluk karinesinin doğmadığı belirlenmiştir.
Gemide yapılan taşımada bay plana göre geminin üzerindeki konteynerin gemide uygun şekilde istiflenmiş olduğu, buna rağmen hasarın konteynerdeki kapak kısmındaki delikten giren sudan kaynaklandığı ve taşıyanın hâkimiyeti sırasında zararın meydana geldiği, konteynerin taban kısmında ürünlerde hasar olduğu belirlenmiştir. Taşınan susam emtiasının zarar görmesi nedeniyle bu ürünün 60 çuvallık kısmının tümünün imha edildiği, 320 çuvalın ise sovtaj bedeli düşülerek yapılan hesaplama ile hasar miktarının 10.039,19 USD olduğu, TTK m. 1178 e göre ... Company Shipping SA’nın taşıyan olarak sorumlu bulunduğu, TTK m. 1184 ve 1185 hükümleri değerlendirildiğinde eşyada görülen ziya ve hasarın en geç gönderilene teslim sırasında taşıyana bildirildiği, konteynerin kapak bağlantı noktaları delikten su girmesi neticesinde zararın meydana geldiğinin belirlendiği, böylece taşıyan lehine TTK m. 1185/4 fıkradaki sorumsuzluk karinesinin aksinin ispat edildiği, taşıyanın yedindeyken hasar ve zararın meydana geldiği, ekspertiz raporu ve bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Olaya konu olan yük zararı taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır. Şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır. Buna göre taşımaya konu ... konteyner taşıyan ... SA .’nin sorumluluğunda taşındığı, konteyneri temin edenin taşıyan olduğu ve gemiye yüklenen konteynerdeki delikten su girmesi sonucu yükteki hasarın oluştuğu belirlenmiş olduğundan geminin alonju niteliğindeki konteynerdeki bu delik nedeniyle 6102 sayılı TTK m.1141’e göre taşıyıcı sorumlu olacaktır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan (6102 sayılı TTK m. 1141) (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır.
Olaya konu olan yük zararının taşıyan açısından sorumluluğunun belirlenmesinde bugüne kadar uygulanan sorumluluk kuralları dikkate alındığında gerek eski Alman Hukukunda ve mahkememiz uygulamasında; taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklandığı kabul edilerek şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılmıştır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olduğu kabul edilerek taşıyanın ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak bu sorumluluğunun değişen doktrin ve Uluslararası sözleşmede ki sorumluluk sınırlamaları ve uygulaması (Rotterdam Kuralları m. 14’e göre bu davranışlar artık konteynerin yüke elverişli hâle getirilmesi borcu kapsamında değerlendirilmektedir) göz önüne alındığında konteynırın taşıyan tarafından tedarik edilmesi halinde taşıyanın sorumluluğu taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasına yardımcı olmak amacıyla konteyner tedarik etmeyi taahhüt etmesi navlun sözleşmesinden doğan yan edim yükümlülüğü kabul edilmektedir. Bu halde taşıyan konteynır tedarik ederek tek bir sözleşme niteliği taşıyan ve karma sözleşme olmayan navlun sözleşmesinde taşıma ediminin yanında yan edim olarak sağlam, taşımaya ve yüke elverişli bir konteynır tedarik etmeyi yükümlenmektedir. Bu edim yan edim yükümlülüğü olmakla edimin yerine getirilmemesi halinde sorumluluğu doğmakta olup bu sorumluluk navlun sözleşmesinden ortaya çıkmakta ve sözleşmenin ihlalinden doğan (taşıyan yüke elverişli konteyner tedarik etme borcunun ihlâlinden (kötü ifa) ötürü yükle ilgililere karşı sorumlu olacaktır). TBK m. 112 ve devamına göre borcun ifa edilmemesinden dolayı sorumluluğu bulunacaktır. Taşıyanın hâkimiyet alanında bulunduğu dönemde konteynerin elverişsizliği sebebiyle ortaya çıkan eşya zararları (zıya ve hasar) için ise yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk kuralları (TTK m. 1178 vd.) uygulanacaktır. Yükümlülüğün ihlâl edilmesi halinde taşıyanın hâkimiyet alanı içerisinde eşya zıya veya hasara uğrarsa, yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır ([e]TTK m. 1061 vd., TTK m. 1178 vd). Konteynırda ki zıya veya hasarın taşıyanın hâkimiyet alanı dışında gerçekleşmesi hâlinde ise, navlun sözleşmesinin ihlâlinden ötürü taşıyan sorumluluk sınırlamasına tâbi olmadan ortaya çıkan bütün zararlardan sorumlu olması söz konusu olacaktır (BK m. 112 vd.).
Taşımayı ...kaydıyla yapmakla konteynerin su geçirmezliği için gerekli denetimlerin taşıyan tarafından zorunlu denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bundan kurtuluş için gerekli ispat vasıtalarını da ortaya koymamıştır. Konteynerdeki deliğin derhal anlaşılabilecek ve gözle görülebilecek nitelikte olmadığı da belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.1141’e göre gerek taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden sorumluluğu sınırsız olduğundan ya da konteynırın taşıyan tarafından temin edilmesiyle hâkimiyet alanı içinde veya dışında olmakla birlikte meydana gelen zarardan sorumludur. Meydana gelen zarar taşıma sırasında oluşmuş olup bu zarardan dolayı taşıyanın sorumluluğu gerek TTK m. 1186’da ki yer alan sınırlamalar ve gerekse BK m.112 gereğince TTK da ki sınırlamalara tabi olmasa da bu sınırlar içerisinde kaldığından TTK m. 1186’ya göre bilirkişi raporunda da taşıyanın sorumluluk miktarı karar tarihi itibari ile meydana gelen zararın TTK m. 1186 a göre hüküm tarihine en yakın tarihteki değeri “koli” başına (666,67 ÖÇH x 380 çuval x 1.32548 =) 335.789,95 USD olduğu ve yine “kilogram” başına (2 ÖÇH x 19.000 kg x 1.32548=) ‭ 50.368,24‬‬ USD olduğu ve meydana gelen zarar miktarının ekspertiz ve bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere bu sınırların altında kaldığından bu zarara hükmedilmesi gerektiği belirlenmiştir. Hüküm tarihi itibari ile bu tutar 10.039,19 USD olduğu ve sorumluluk sınırı altında ve sorumluluk sınırları içerisinde kaldığı belirlenmiş olduğundan taşıyanın bu zarardan sorumlu olduğu belirlenmiştir. Buna göre davalının sigortalının doğan zararının, karşılamakla yükümlü olduğu, sigortacı davacı dava dışı sigortalının yerine halef olduğu ve alacağı ibraname ile temlik aldığından, taşıyanı sorumluluktan kurtulacak herhangi bir kurtuluş beyyinesi getirilmediğinden zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.‬‬
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasının KABULÜ ile;
Davacı ... Sigorta A.Ş'nin davalı ... SA’ya İzafeten ... S.A/ ... Gemi Acenteliği A.Ş. aleyhine ve İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile yaptığı takibe itirazının iptali ile takibin 10.039,19 USD üzerinden takibin devamına bu miktara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline,
Alacak likit olup itiraz haksız olmakla 10.039,19 USD’nin takip tarihi itibariyle karşılığı olan ve taleple bağlı kalınan 186.805,23 TL nin %20 icra inkar tazminat tutarı olan 37.361,05 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 18.942,88 TL harçtan dava açılışında alınan 3.800,57 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 15.142,31 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 269,85 TL ve peşin harç 3.800,57 TL ile yazışma, tebligat - posta - talimat dosya gönderme gideri 610,50 TL, ilk bilirkişi inceleme ücreti 2.500,00 TL ve ikinci bilirkişi inceleme ücreti 7.500,00 TL olmak üzere toplam 14.680,92‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre hesaplanan 43.596,13 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine,
Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı