T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/669 Esas
KARAR NO : 2024/58 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 24/08/2023 tarihli dava dilekçesi ile; işveren sıfatı ile hareket eden davalı borçlu ... Otelcilik İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. Adına hareket eden yetkili vekili ... ile yüklenici sıfatı ile hareket eden müvekkili ... arasında davalı borçlu şirket tarafından yürütülen ... Çevre Perdeli Demir Donatı İşçiliği işlerinin müvekkili tarafından yapılmasına dair 01.10.2022 tarihli sözleşme imzalandığını, taraflarca imzalanan sözleşmenin "Ödeme Şekil ve Şartları" başlıklı maddesinin 4 numaralı bendinde, "4. İzin bitirilme süresi 5 ay yanı 151 gün olup 28.02.2023 tarihinde iş bitirilecektir. İşin zamanında bitirilmesi durumunda, yükleniciye toplam hakediş tutarından oluşan demir tonajı üzerinden 150 TL/TON fiyat farkı ile yine toplam hakediş tutarı üzerinden geçen süre zarfında oluşan ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen TEFE fiyat farkı olarak ödenir. İzin zamanında bitirilmemesi durumunda işveren herhangi bir fiyat farkı ödemez. İşin geciktiği her gün için yüklenicinin toplam hakedişinden % 1 ceza kesilir." düzenlemesini içerdiğini, müvekkilinin üstlenmiş olduğu işi en geç 28/02/2023 tarihinde bitirmesi durumunda sözleşme süresi içerisinde işlediği demir tonajı üzerinden ton başına 150,00 TL ve bunun yanı sıra toplam hak ediş tutarı üzerinden işin devamı süresince gerçekleşen TUİK -TEFE oranında fiyat farkı almaya hak kazanacağını, müvekkilinin belirlenen işi belirlenen süre dahilinde tamamladığını, işin devamı süresince işlediği 637,453 ton demir için %17,40 TEFE oranı dikkate alındığında toplam 217.626,40 TL fiyat farkı almaya hak kazandığını, davalı tarafından ödemenin yapılmaması üzerine 09/05/2023 tarihinde davalı aleyhine icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalı tarafından İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine karşı yapılan 16/05/2023 tarihli itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edildiği davalı vekili tarafından verilen 17/10/2023 tarihli yanıt dilekçesi ile davacının tacir olmadığı, inşaat elemanı olarak davalı şirkette çalıştığı , davacının dava dilekçesine ekli sözleşmedeki işleri tamamlamadan 26/03/2023 inşaat sahasından ayrıldığı, dilekçede adı geçen kişinin şirket adına ibralaşma yetkisinin olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesinin istendiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında olduğu beyan edilen İzmir .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası, dosyamız içine alınmıştır. Yapılan incelemesinde alacaklının dosyamız davacısı gerçek kişi, borçlunun dosyamız davalısı şirket olduğu, genel haciz yolu ile başlatılan takipte davalının süresinde borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacının tacir olup olmadığına ilişkin inceleme kapsamında İzmir Esnaf ve Sanatkarları Odasına, Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere yanıt verildiği görülmüş, İzmir Vergi Dairesi başkanlığı tarafından verilen 21/12/2023 tarihli cevabi yazıda; davacı ... 'un potansiyel (gelir getirici kazancı olmayan) mükellef olduğu, ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen cevapta ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüş, davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Dava, taraflar arasında var olduğu iddia edilen eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafça edimin yerine getirildiği gerekçesi ile davalı aleyhine başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine mahkememiz nezdinde itirazın iptali istemine ilişkin tazminat davasıdır.
Davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali üzerine işbu davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin istendiği ve görev itirazında bulunulduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklı olup, eser sözleşmesine ilişkin düzenleme Türk Borçlar Kanununda bulunmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlığın bu hali ile TBK hükümlerine göre incelenmesi gerekli olup bu durumda davanın ticari dava olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davalı tarafça her ne kadar davalının üstlenilen edim süresince davalı şirket çalışanı olarak çalıştığı beyan edilmiş ise de her iki tarafın edimler yönünden iradelerinin eser sözleşmesine yönelik olduğu tespit edilmiştir.
TTK mad. 4 ile ticari davaların tanımı yapılmış her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarında görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğu, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın hangi uyuşmazlıkların ticari dava olduğu hususu ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamaya göre TBK hükümlerine göre düzenlenen eser sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkların doğrudan doğruya ticari dava niteliğinde kabul edilmediği madde metninden açıkça anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıkların TTKmd.5 te açıklandığı ve buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK md 2 de ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin genel görevli mahkeme olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yapılan yazışmalara göre davacının tacir olmadığı, davacıya ait bir işyeri kaydının bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu uyuşmazlığın genel hükümler uygulanmak suretiyle çözümü gerektiği, bu haliyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin söz konusu uyuşmazlıkta görevli olduğu, HMK md 114/1-c hükmüne göre, görev hususunun dava şartları içinde sayıldığı, görevin, yargılamanın her aşamasında gerek taraflarca ileri sürülebileceği gibi gerekse mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, bu haliyle mahkememizin görevli olmadığı, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında, gerçek kişi olan davacının tacir olmadığı, davacı hakkında yapılan tacir araştırmasına göre İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, yazı yanıtlarına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığından uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın mahkememizin görevsizliği nedeni ile usulden REDDİNE, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
Karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içinde başvuru olduğu taktirde, dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine Gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin HMK md.331 uyarınca görevli/yetkili mahkeme tarafından ele alınmasına,
HMK 20. Md. Uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra başvuru olmadığı takdirde dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun dikkate alınmasına,
Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/01/2024
Yazman ...
e-imzalı
Yargıç ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!