WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

İZMIR 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/466
KARAR NO : 2024/155
DAVA : Ticari Şirket (Şirketin Feshi / Çıkma ve Kayyum Tayini)
DAVA TARİHİ : 29/04/2019
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kendi adına asaleten ve mirasçısı olduğu ... adına, ... (vasisi ... vasıtasıyla), ..., ..., ..., ..., ... (Mirasçıları ..., ..., ... ve ...), ..., ... ve muris ... Mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... vekili 29.04.2019 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkillerinin davalı ... A.Ş. nin ortağı olduğunu, ... İnş. Sanayi A.Ş. nin İzmir ... ATM ... E sayılı ... K. sayılı 01.08.1980 sayılı kararıyla kurulduğunu, ... isimli tarihi yapıda manifatura işi yapan 7 kurucu ortağın kurduğunu, amacanının taşınmazdan elde edilecek kira gelirinin paylaşılması olduğunu, şirketin geçmiş ve günümüzde kira gelirlerinin toplanması, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacı dışında hiç bir faaliyette bulunmadığı, şirketin çoğunluk hissesinin yönetim kurulu başkanı ... ve ailesine ait olduğunu, şirketin yönetim ve temsil yetkisinin de ... ait olduğunu, azınlık pay sahiplerinin görev alşmadığını, 2017 yılı faaliyet raporunda yönetim kurulu üyelerinin 158.497,08 TL ücret ödendiği ve 17.806,05 TL huzur hakkı ödemesinin yapıldığını, denetim kurulu üyelerine ise 106.836,30 TL ödendiği, ücretli olarak bir adet çalışanın bulunduğu, 2017 yılı gelen kurulu toplantısının 23.12.2018 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulu faaliyet raporunun şirketin o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile finansal durumu yansıtması gerektiğini, şirketin cari dönem finansal tablolarının önceki dönem finansal tablolarını doğrulayacak şekilde karşılaştırmalı olarak hazırlanması gerektiğini, ancak bunların hazır olmaması nedeniyle TTK m. 420/2 gereğince bilanço görüşmelerinin ertelenmesi talebinde bulunduğunu ve toplantının 27.01.2019 tarihinde ertelendiği, bu tarihte toplantı yapıldığını, buna rağmen finansal tabloların hazır edilmediği, şirketin 2017 yılında 698.197,36 TL kira geliri elde ettiğini, ancak bu beyanı doğrulayacak nakit akış tablosu hazırlanmadığını, şirketin sigortalı işçisine 50.000 TL - 70.000 TL arasında para çıkışı yapılmasına rağmen defter ve kayıtlarda bu kayıtların ispat edilemediğini, geçmiş yıl zararını 117.561,24 TL olduğunu, şirketin 2016 bilançosunda 58.188,00 TL kazanç bildirildiğini, iki bilanço arasında çelişki olduğunu, bilançoda personele borç adı altında 57.000 TL tutarında pasif kayıt bulunduğunu, şirket hissedarı ve aynı zamanda kiracısı olan pay sahiplerince yönetim kurulu başkanı ve aile fertlerince şirkete ait taşınmazda 6 adet iş yerinin bedelsiz olarak kullandığının belirtildiğini, ... ve ailesi tarafından 6 adet dükkanın bedelsiz kullanıldığını, şirket yönetim kurulu yönetim faaliyetleri altında pay sahiplerinin her türlü bilgiye tam şekilde ulaşmasını sağlayacak yazılı bir rapor tanzim edemediğini, finansal durumunun tespit edilemediğini, ... A.Ş. nin TTK m. 369 ve devamına göre yönetim kurulu üyeleri tarafından özenli olarak yönetilmediğini, şirket genel müdürü ... ın eşit işlem ilkesine aykırı davrandığını, 6 adet iş yerinin ücretsiz kullanılmasına göz yumduğunu, 2003 tarihli genel kurul toplantısında şirket yönetim organına seçilmiş olan ... nın şirket yönetim kurulunda görev aldığını, şirket yönetim kurulu üyelerine ana sözleşmede belirlenen ücretten çok daha yüksek ücret ödendiğini, yönetim kurulu üyelerinin azınlık hissedarlarca ibra edilmediğini, denetim kurulunun ... ve ... den oluşan iki kişiden müteşekkil olduğunu, ... nun 04.11.2018 tarihinde vefat ettiğini, denetim kurulunun bu konuda bir rapor hazırlamadığını, şirketin denetimini yapmadığını, şirketin denetim kuruluna ... ın kızı ... ın seçildiğini TTK m. 400/1-c gereğince şirketin yönetim kurulu üyesinin veya yöneticisinin alt veya üst soyundan birinin .... denetim organında görev alamayacağı belirtilmesine rağmen bu seçimin yapıldığını, davalı şirketin denetim işlevinin yerine getirilmediğini, şirketin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında ki yönetmelik ile ön görülen genel içerikli, asgari içerikten yoksun olması şirketin 2017 faaliyet dönemi finansal durumu gösteren kayıtların doğru, eksiksiz ve gerçeğe uygun olduğunu, azınlık pay sahiplerinin de anlayabileceği sade bir dil kullanılarak hazırlanmadığından özel denetçi atanması gerektiğini, ayrıca kar payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının da iptalinin gerektiğini, 2012-2019 dönemi arasında 375,351,00 TL net kira geliri elde edilmesine karşın 490.709,00 TL yönetim ücreti ödendiğini, Anonim Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtmak olduğunu, karın uzunca bir süre dağıtılamamsının oratakların müktesep haklarını ihlal ettiğini, şirketin feshi ya da azınlık haklarının karar tarihine en yakın gerçek değerlerinin davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verilmesini talep ettiklerini, şirketin çoğunluk hisse sahibi ve yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin mal varlığının sahiplenildiğini, azınlık hisse sahipelerini hak ve kar payı verilmediğini, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini belirterek öncelikle şirketin feshi, denetim ve yönetim kuruluna sunulan faaliyet raporlarının gerçek durumu yansıtmadığından ek denetim raporu alınmasının, şirket ortaklarının azınlık aleyhine tutum ve davranışları nazara alınarak kayyım atanması, bilirkişi incelemsi yapılması, taşınmazın ortaklıktan çıkma tarihine en yakın tarihteki değerinin belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 31.0...2019 tarihli süresinde verdiği cevap dilekçesiyle; davalı müvekkil şirketetin ... iş hanında 7 ortakla kurulduğunu, şirketin 100 hisse üzerinden ortaklık kaydının yapıldığını, 38 dükkan ve 40 depodan oluştuğunu, davacıların daha önce han da kiracı sıfatında bulunduğunu, kira bedellerini ödemediklerini, ortaklardan ... un şirketi işler hale getirmek için 2015 yılından itibaren hisse alımlarıyla 100 hissenin 62 sine ait olduğunu ve yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini ve kira bedeli ödemeyenlar hakkında icra işlemi yapıldığını, karını arttırdığını, ..., ..., dışında tamamının kiracı olduklarının, bu kişilere karşı dava açıldığını, tahliye kararı verildiğini, davacıların özel denetim talebinin genel kurulda reddedildiğini, 27.01.2019 tarihinden itibaren 3 ay süre içerisinde dava açılmadığını, davacının şirket organlarının şirkete ve paydaşlara zarar verdiğini ispatlaması gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, davanın reddinin gerektiğini, şirketin özel denetime ihtiyaç duymadığını, ... ün rapor hazırladığını, dava konusu iş hanının eski ve kullanılmaz olduğunu, 07.04.2016 tarihinde yapılan genel kurulda çarşının tamamında inşaat yapılması konusunda %86,5 oyla karar alındığını, yönetim kuruluna yetki verildiğini, belediyeden yeni imar durumu hakkında bilgi alındığını, proje hazırlandığını, paydaşların bilgi ve görgüsüne sunulduğunu, şirketin gayrimenkulunun yaklaşık 6.000.000 TL değerini buluduğunu, davacıların ... un inşaat masraflarını kendisinin karşılamasını istediklerini, kayyım atanması talebinin yerinde olmadığını, yönetim kurulunun 3 kişiye düşürüldüğünü, davacıların iddiasının aksine paydaşların bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmediğini, ... un 6 adet işyerini kirasız kullandığına dair iddiaların doğru olmadığını, müvekkilinin kiracılardan kira alacağına karşılık senet aldığını ve kira bedellerinin yılın son aylarında ödendiğini, TTK m. 531 e göre haklı nedenle şirketin feshinin düzenlendiğini, şirketin feshini haklı kılacak bir neden bulunmadığını, davacıların paylarının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarını kabul ettikleri belirtilmiştir.
Davacılar vekilinin 17.06.2019 tarihli beyan dilekçesinde; Şirketin ödenmeyen kira bedellerinin bulunduğu iddiasının doğru olmadığını, TTK m. 439 a göre özel denetçi tayini istediklerini, genel kurul toplantısının 27.01.2019 tarihinde yapıldığını, TTK m. 439/1 gereğince dava açmak için son günün 27.04.2019 olduğunu ve bu tarihin cumartesi gününe denk geldiğinden davanın 29.04.2019 tarihinde açıldığını, kar payının dağıtılmamasına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, yönetim kurulu üye sayısının azaltılmasının verilen ücreti etkilemediğini, ücretin arttığını, azınlık hissedarların bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini belirterek beyanda bulunmuştur.
Dava; davalı şirketin 27.01.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan, gündemin ... maddesinde ki özel denetçi tayini talebinin reddine ilişkin karar gereğince TTK m. 439 a dayanarak açılan özel denetçi tayin talebi ile gündemin 6. maddesinin yine denetçi seçimine ilişkin 8. maddenin yokluğuna karar verilmesi ile şirket yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete dair yönetim kurulu kararının butlan sebebiyle yokluğu ve şirketin feshi, ortakların şirketten çıkmasına karar verilmesi ve kayyım atanmasına ilişkindir.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Şirketin defter ve kayıtları, şirketin sicil kayıtları bilirkişi incelemesi yapılmış ve değerlendirilmiştir.
Davacının taleplerinin öncelikle 27.01.2019 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kar payının dağıtılmamasına ilişkin 6. m. nin iptali,
Yine denetçi seçimine ilişkin 8.m. nin iptali ile
Şirketin feshi ya da azınlık pay sahibi davacıların şirketteki paylarının gerçek değerinin tespiti ve şirketten çıkarılması,
Tedbir olarak da kayyım atanması ve yönetim kurulu yetkilerinin azaltılması,
Ayrıca şirkete özel denetçi atanması (TTK m.439) talebinde bulunmuştur.
Ayrıca davacının ana sözleşmenin 17 ve 18. m. lerine aykırı olarak yönetim kurulunun ücret belirlediğine ilişkin bir kararından bahsetmiş ancak kararın tarih ve numarasını açıklamamıştır.
Davacıların dava dilekçesinde ki talepleri gözetilerek dava konusu olan genel kurulun iptaline konu teşkil eden davacıların taleplerinin öncelikle 27.01.2019 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kar payının dağıtılmamasına ilişkin 6. m. nin iptali ve yine denetçi seçimine ilişkin 8.m. nin iptali taleplerinin Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmüş ve bu dosyada verilen 23.06.2021 tarihli ... Karar sayılı kararla davacıların davasının KABULÜ ile; 27.01.2019 tarihli genel kurulda alınan 6 nolu kararla alınan kar payı dağıtmama kararının eşitlik ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle ve yine aynı genel kurulunun 8. maddesinde alınan denetçi seçimine ilişkin kararın da yasal şartları taşımadığından iptaline karar verilmiştir.
Davacının diğer talebi olan şirkete özel denetçi atanması (TTK m.439) talebi ise ... Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmüş ve 24.06.2020 tarihli ... Karar sayılı kararı ile davacıların şirkete özel denetçi atanması talebinin şartları gerçekleşmediğinden kesin olarak reddine karar verilmiştir.
Davacıların diğer talepleri olan; Şirketin feshi ya da azınlık pay sahibi davacıların şirketteki paylarının gerçek değerinin tespiti ve şirketten çıkarılması talepleri ise ayrı bir esasa kaydedilerek görülmesi gerektiğinden HMK m. 167 gereğince asıl dava dosyasından tefrik olunarak Mahkememizin ... Esas sayılı derdest dosyası üzerinden yürütülmüştür. Ayrıca davacının tedbire ilişkin olarak kayyım tayini talebi çıkma davası kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden derdest dosya üzerinden değerlendirilmiştir.
Davacıların kayyım tayin edilmesi talebi değerlendirilmiş ve davacıların kayyım tayini için belirttiği şartların bulunmadığı, yaklaşık ispat kurallarına göre şirkete kayyım tayini talebini gerektirecek delillerin bulunmadığı, ayrıca yönetim kurulu yetkilerinin azaltılması talebinin de şartlarının bulunmadığı belirlendiğinden hem ... Esas hem de derdest dosya yönünden talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce tefrik edilen dosya üzerinde bilirkişiler SMMM ... ve ...’den 07.01.2021 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; ... A.Ş.’nin ortaklık durumunun 39 ortaktan oluşan 50.000,00 TL sermayeli şirket olduğu, şirket ana sözleşmesinin incelenmesiyle 7 kurucu ortak ile kurulduğu, şirket sermayesinin madde 7’de 750 adet hissenin tamamının nama muharrer yazıldığı, madde 9’da ise hissedarlardan herhangi birinin hissesinin devretmek istediği hisse senetlerinin miktarı, satış bedeli ve şartlarının noter marifetiyle idare başkanlığına bildirilmesiyle satılacak hisselerde hissedarların kısmen veya tamamın ön alım hakkının bulunduğunu, bu hakkı kullanmak isteyen hissedarların birden fazla olması halinde devre konu senetlerin hissedarları arasında taksim edileceği, bütün hissedarların alıcı olmaması halinde üçüncü kişilerden gelecek taleplerin incelenerek en uygun satışı seçme hakkına sahip olduğu, davalı şirketin 2016 ve 2017 defter ve kayıtları incelendiğinde sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, davalı şirketin bilançoların tetkik edilmesi ile özvarlığının 677.025,57 TL olduğu şirket ortaklık paylarının dağılımının ise bir adet paya karşılık 6.770,25 TL’ye isabet ettiği, davacılara ait pay hesabının da 28 davacı için toplam 189.567,16 TL olduğu, davacıların talebinin TTK m. 531 gereğince, davalı AŞ’nin haklı sebeplerinin olup, haklı sebebin varlığı, sermayenin 1/10’nun temsil eden pay sahibinin şirketin feshine karar verilmesini isteme hakkının bulunduğu, fesih yerine şirketin ekonomik devamlılığının sağlanmasının kanun koyucunun amacı olduğundan maddenin ikinci cümlesinde fesih yerine pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkartılmasına karar verilebileceğinin belirtildiği, haklı sebeplerin incelenmesi ile yöneticilerin ve denetçilerin 2017 yılından beri maaş ve huzur haklarının fazla olması şirket gelirleriin yönetim ücretlerinin harcanması şirketin zarara uğratılması, denetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine rağmen bilançoda gösterilerek yönetim kurulu üyelerinin zimmetlerine geçirdiği, finansal tabloların dürüst rejim ilkesine uygun olarak hazırlanmadığı (TTK m. 515), şirket gelirlerinin özellikle yönetim giderlerine harcanmak üzere azlık pay sahiplerini kar payı hakkını sınırlandırıldığı, yönetim kurulu başkanı tarafından şirkete ait iş yerlerinin kira ve aidat ödenmeksizin kullanıldığının tespit edildiği, mahkemede devam eden ... Esas sayılı dosyada mali tespitler dikkate alındığında yönetime gelirden fazla 2015 yılından sonrası şirket karlarına pozitif bir iyileşme olduğu, şirketin yönetim kurulu üyelerini mali haklarına ilişkin genel kurul kararlarının iptalini davacı ortakların isteyebileceği, yine denetim için ödenen / ödendiği belirtilen bedellerin ve kira bedeli ödenmeksizin kullanılan iş yerlerinin davalı şirkete ödenmesi için dava haklarının bulunduğu, bu sebeplerinin her birinin haklı sebep teşkil ettiği, ancak mahkemece TTK m. 531 gereğince, pay sahiplerinin çıkma hakkının tanınması halinde toplam 24 ortak için 189.567,16 TL ortaklıktan çıkarma pay değerinin hesaplandığı, ancak davacılardan ...’in muhasebe kayıtlarında hisse kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 10.02.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporlarında şirketin feshi için haklı sebeplerinin tamamının tespit edilmediği, oysaki haklı sebeplerin varlığı nedeniyle şirketin feshinin istendiği, 2017 yılı genel kurul toplantısında şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından şirkete ait olan iş yerlerinin kazanç elde edilmeksizin kullanıldığı, şirketin yönetim kurulu başkanı şirket başına geçmesinden itibaren 1991 yılından 2016 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, 2016 yılından sonra şirketin kar elde ettiği, 1990’lı yıllardan beri şirketin olağan genel kurul toplantılarında şirket taşınmazın öncelikle satılmasına oy birliğiyle karar verildiği, yönetim kurulunda yer alan ...’un taşınmazda malik olma gayesi taşıdığı, görevini kötüye kullandığını, bilirkişinin gerekli değerlendirmeleri yapmadığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 22.01.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; raporda 2012-2019 tarihleri arasında şirketin 375.351,00 TL kira geliri elde ettiğinin belirtildiği, oysaki 2015 yılında 175.979,00 TL, 2016 yılında 358.719,00 TL, 2017 yılında 697.729 TL kira geliri elde ettiğini, yıldan yıla artan karlılığının bulunduğunu, şirket yönetim kurulu üyelerine ve denetçilere ödenen ücretin eski dönemlerden intikal eden borçtan kaynaklandığını, şirketin bağımsız bir denetçisinin bulunmadığını ve ücret ödemesi yapılmadığını, davanın konusunun fesih ve ortaklıktan çıkarma olduğunu, fesih gerektirecek nedenlerin bulunmadığı tespitine katıldıklarını, şirketin karlılığını arttırdığını, 2017 yılında genel kurulda oy birliğiyle karar alınarak binanın yeniden yapılmasına karar verildiğini, davacıların bu şirkette ortak olarak kalmasının şirkete zarar verdiğini, şirketin karlılığını düşürdüğünü belirterek bilirkişi marifetiyle her bir davacının hissesinin tespitini talep ettiklerini belirtmiştir.
Tarafların bilirkişi raporuna itirazları gözetilerek bilirkişilerden 11.10.2021 tarihli birinci ek rapor alınmıştır. Bu birinci ek raporda; tarafların itirazları değerlendirilerek şirketin 2014, 2015, 2016, 2017 kira gelirlerinin toplamının, yönetim kurulu ücreti, denetim kurulu ücretleri ve huzur hakları çıkarıldığında 2014 yılında 11.884,96 TL zarar ettiği, 2015 yılında 54.706,79 TL kar elde ettiği, 2016 yılında 51.588,00 TL kar elde ettiği, 2017 yılında 288.166,43 TL kar elde ettiği, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında toplam 1.006.960,79 TL kira geliri elde ettiği, genel yönetim giderlerinin ise 507.689,11 TL olduğu, kiralarını zamanında ödemeyen kiracılarla ilgili olarak hem gecikmiş kira alacaklarının tahsilinde faiz uygulanmadığı ve banka hesaplarında tutulan paraların değerlendirilmediğinin belirlendiği, davalı şirketin zararını oluşturan tespitlerin genel kurul karar iptali davasının veya yönetim kurulu üyelerine karşı açılabilecek sorumluluk davaları kapsamında değerlendirilebileceği, dava konusu uyuşmazlığın anonim şirketin sona erdirilmesine ilişkin olup, şirketten çıkma hakkının bulunmadığını, şirketin feshinin son çare olması gerektiği, anonim şirketin haklı sebeple feshi piyasada yer aldığı, davalı vekilinin kök rapora ilişkin itirazları kapsamında mevcut kişilerin şirkette ortak olarak devam etmesinin şirket faaliyetlerini aksatabildiği gibi karlılığı da düşürdüğü, davacıların ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiği ve ortaklık amacının kaybolduğunun belirlendiği, kişisel sebeplerin haklı sebep olarak sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verilebileceği, ancak, davacıların ortağı bulunduğu şirketin küçük bir şirket olarak hayati kararların ortaklar genel kurulunda alınamadığı, bu sorunlar nedeniyle şirketin feshi için haklı sebebin bulunduğu, şirkette çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığı, ortaklar arası gruplaşma meydana geldiği, fesih için haklı sebeplerin oluştuğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 25.12.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; mahkeme başkanının izinli olduğu tarih itibariyle heyete gayrimenkul değerleme uzmanı atanmasına ilişkin talep edildiği ve mahkemece karar verildiği ve davalı vekilinin de 01.11.2021 tarihli dilekçesiyle; şirketin haklı fesih şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davacıların hisselerinin gerçek değerlerinin hesaplanmasını istedikleri, heyetin bu konudaki kararıyla şirkete hissedar olanların gerçek pay değerlerinin 09.03.2022 tarihli bilirkişi raporuyla hesaplanması için heyete ...’nın atandığı, alınan bu raporda şirket ortaklarının çıkma payının 146.812,25 TL (1 hisse değeri) olarak hesaplandığı, 26 davacı için toplam payın 8.579.257,70 TL olduğu, taşınmazın 33.000.000,00 TL olarak belirlendiği belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacılar vekili 23.03.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; rapordaki taşınmaz değerinin gerçek değerin altında kaldığını, emsal taşınmazların dikkate alınmadığını, yeniden değerleme için ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 24.03.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; şirketin hisse değerinin hesaplanmasında bilirkişilerin gerekli değerlendirmeleri yapmadığı, gayrimenkulün değerinin yüksek belirlendiği, yeterli araştırma yapılmadığını beyan etmiştir.
Tarafların itirazları üzerine bilirkişilerden 27.06.2022 tarihli ikinci ek rapor alınmıştır. Bu ikinci raporda; bilirkişiler rapora itirazlarının yersiz ve anlamsız olduğunu ve kök rapordaki görüşlerinin değişmediğini beyan etmişlerdir.
Davalı vekili 07.07.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; ek rapordaki aleyhe hususlara itiraz etmiştir.
Davalı vekili 17.10.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; davacı sıfatı ile dava açan hissedarlardan..., ..., ... hisselerini devrettiğini beyan etmiştir.
Toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre;
Davacılardan..., ..., ... dışında kalan diğer davacıların talep dilekçelerinde dava konusu olan ... A.Ş.’nin 27.01.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısı m. 6 ve 8’in iptali ile özel denetçi tayini ve şirketin ana sözleşmenin m. 17 ve 18’e uygun olarak yönetilmediği, şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerine fazla ücret ödendiği, bu nedenle şirketin davamıza konu olduğu üzere fesih edilmesini istedikleri, olmadığı takdirde ortakların çıkma tarihlerine en yakın tarihteki payının hesaplanarak ödenmesini talep ettikleri belirlenmiş olup, bu talepleri üzerine mahkememizce yapılan 3 ayrı yargılamada davacıların özel denetçi talebinin şartlarının oluşmaması nedeniyle ret edildiği, genel kurulun iptali talebinin ise ¸yapılan yargılama ile alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere şirketin 2017 yılında elde ettiği kira gelirinin tamamının taşınmazın yenilenmesine yönelik alınan kararın ortakların kar payı elde etme hakkını ortadan kaldırması ve aynı zamanda 8. maddeyle de denetçi seçiminin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle 27.01.2019 tarihli genel kurulda alınan 6 ve 8 nolu kararların iptaline karar verildiği, bu yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında şirkete ait 100 adet işlerinden elde edilen kira gelirinin 2012-2019 yılları arasında 375.351,00 TL olmasına karşılık 2016-2017 yıllarında yönetime 317.138,50 TL ücret ödemesi yapıldığı, 2012-2019 yılları arasında yönetime toplam 490.709,00 TL yönetim ücreti ödendiği, yapılan ödemelerin alınan kar payı dağıtmama kararına ilişkin olarak adaletli olmadığı, ortakların kar elde etme hakkının sınırlandığı belirtilerek iptal edildiği, aynı dava konusu olan şirket hakkında mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde hem asıl hem de ek raporlarda şirketin ana sözleşmesinde m. 9’ da hisse devri ve ön alım hakkına ilişkin olarak şirket ortaklarına öncelikle ön alım hakkının tanındığı, aksi halde en uygun satışı şirket yönetim kurulunun belirleyeceğine ilişkin hüküm bulunduğunu, şirketin mal varlığının değerlendirilmesi ile şirketin ekonomik açıdan 2011-2015 arası zararda olduğu, haklı sebebin bulunup bulunmadığı konusunda TTK m. 531’e göre yapılan incelemede ise şirketin yönetim kurulu üyelerine ödenen maaş ve huzur hakkının elde edilen gelirden fazla olduğu, yine denetim kurulu üyelerine 106.836,30 TL ücret ödemesi yapıldığı, şirketin belirtilen süre içerisinde zarara uğratıldığı, denetim kurulu üyelerine ödenmesi gereken ücretin yönetim kurulu üyelerinin zimmetine geçirildiği yine TTK m. 515’e göre Finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olarak hazırlandığı, şirket gelirlerinin özellikle yönetim giderlerine harcanarak azlık pay sahibinin kar alma hakkının sınırlandırıldığı, şirkete ait iş yerlerinin kira ve aidat ödemeksizin yönetim kurulu başkanı tarafından kullanıldığı ve hissedarların bilgi alma hakkının engellendiği belirlenmiş olup, bu gerekçelerin şirketin feshini haklı kılacak derecede ağır olduğu, tespit edilmiş olup, her ne kadar asıl raporda TTK m. 531’e göre başka bir çözüm tarzının mahkemece hükmedilebileceğine ilişkin görüş belirtilmiş ve ek raporda (11.10.2021 tarihli ) da tarafların itirazı dikkate alınarak ortaklıktan çıkarma şartlarının bulunmadığı, davacı pay sahiplerinin şirketin devamı konusunda hayati kararları ortaklar genel kurulunda alamadığı ortaklar arasında sorunlar bulunduğu, şirket gelirlerinin büyük bir kısmının yönetim gideri olarak harcandığı ve bu nedenle fesih için haklı sebep oluştuğu belirtilerek haklı sebebin şartlarının bulunduğu açıklanmıştır.
Mahkememizce de kök raporda belirtilen bütün sebeplerin haklı sebep teşkil ettiği, şirketin 1/10 hissesinden fazla olan pay sahiplerinin şirketin feshini istediklerini mevcut durumda şirketin hâkim ortaklarının diğer ortakların elde etmesi gereken kar payını sınırlayacak nitelikte yönetim kurulu giderlerini ve denetçi giderlerini yüksek tutarak işlem yaptığı, aynı zamanda denetçilere ödene yapılmadan denetçilere ücret ödenmiş gibi işlem yaptıkları şirketi zarara soktukları yine finansal tabloları usulüne uygun hazırlamadıkları, böylece ortaklar arasındaki güven bağının da koptuğu tespit edilmekle mahkememizce şirketin devamında hukuki yarar bulunmadığı, ortakların açtığı davada haklı sebep iddiasının tespit edildiği, aynı zamanda diğer çözüm tarzı olan TTK m. 531’de yer alan davacı pay sahiplerine karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesinin de çözüme en uygun bir alternatif olmadığı, yapılan incelemede de alınan ek raporlarda bilirkişilerin 3. ek raporunda belirlenen değerinin de taraflarca kabul görmediği, şirketin mevcut durumda devam ettirilmesinde hukuki yarar bulunmadığı tespit edildiğinden haklı sebeple şirketin feshine karar vermek gerekmiştir.
Dava sırasında davacı olarak gösterilen..., ..., ...’in hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı belirtilmiş olup, gelen kayıtlarından ...’in 12.09.2019 tarihli ... numaralı yönetim kurulu kararında yer aldığı üzere hissesini ...’a satarak devrettiği, yine diğer ortak olan... ve ...’in ise 20.05.2020 tarihli yönetim kurulu karar defterinde yer aldığı üzere hissesini ...’a devrettiği ve şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği belirlenmiş olmakla hisseyi devralan ...’un davaya devam edip etmeyeceği sorulmuş ve bu hisseleri devralan ... 16.12.2022 tarihli beyan dilekçesiyle hisselerini devraldığı davacılardan ... ve... yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.
Yargılamanın devamı aşamasında ...’un 25.01.2023 tarihinde vefat etmesiyle geriye mirasçı olarak eşi ... ile oğulları ..., ... ve ...’un kaldığı, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar 03.02.2023 tarihli veraset ilamı ile belirlenmiştir.
Davacılardan ...’in hissesini devralan ...’un mirasçılarının bu kişi yönünden açılan davaya HMK m. 125/son f. Gereğince devam edip etmeyecekleri araştırılmış, ... yönünden hissesini temlik alan ... mirasçıları davaya devam edip etmeyecekleri konusunda beyanlarının alınması gerekmiş, ... mirasçıları olan ..., ..., ... ve ... 14.11.2023 tarihli dilekçeleriyle davadan feragat ettiklerini beyan etmişler ve aynı zamanda 1...11.2023 tarihli celsede ... bu beyanını tekrar ederek davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.
Yine dava açan davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kendi adına asaleten ve mirasçısı olduğu ... adına, ... (vasisi ... vasıtasıyla), ..., ..., ..., davacı ... (Mirasçıları ..., ..., ... ve ...), ..., ... ve muris ... Mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... adına ya doğrudan verdikleri feragat beyanlarıyla, ya da vekilleri olan Av. ... vasıtasıyla verdikleri feragat beyanıyla davadan feragat ettiklerini beyan etmişlerdir. Bu nedenle bu davacılar tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Bunlar dışında kalan diğer davacılar olan hisselerini devreden ... ile...’in hisselerini devralan ...’un 16.12.2022 tarihinde davadan feragat etmesi nedeniyle bu davacılar yönünden de davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılardan ... davasından resen 19.01.2023 tarihli dilekçesiyle feragat etmiştir. Yine davacılardan ... 14.02.2024 tarihinde vefat etmiş ise de, ... vasisi ... vasıtasıyla 26.10.2022 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiği ve vefat durumun feragati etkilemeyeceğinden davaya devam edilmiştir. Bu davacılar feragat beyanlarından sonra hisselerini ... mirasçıları ... ve ...’a devrettiklerine ilişkin ... ve ... vekili olan ve daha sonra 22.06.2023 tarihinde azledilen Av. ...’in 26.06.2023 tarihli dilekçesiyle belirtildiğinden bu devre ilişkin kayıtların dosyaya ibraz edilmesi, yine ... mirasçılarından istenmiştir. Fakat bu devre rağmen ... ve ... tarafından açılan davadan devirden önce feragat edildiğinden devralan bu kişilerin bu davacılar yönünden davaya devam etme imkânları bulunmamaktadır.
Davacılardan ... ve...'in hisselerini temlik alan ...'un 16.12.2022 tarihli ıslak imzalı dilekçesiyle davadan feragat ettiğini beyan ettiği, davacılardan ... vasisi ...'ın yine 26.10.2022 tarihli ıslak imzalı dilekçesiyle davadan feragat ettiği, davacılardan ...'ın 19.01.2023 tarihli ıslak imzalı kimlik tespiti yapılan dilekçesiyle davadan feragat ettiğini beyan ettiğinden bu davacılar ve diğer feragat eden davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
1-Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kendi adına asaleten ve mirasçısı olduğu ... adına, ... (vasisi ... vasıtasıyla), ..., ..., ..., ..., ... (Mirasçıları ..., ..., ... ve ...), ..., ... ve muris ... Mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...’in davadan feragat ettiklerinden feragat nedeniyle HMK m. 307 vd gereğince davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın dava açılışında alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 383,2‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına,
4-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilen mahkememiz dosyasının dava konusu şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olduğundan davalı vekili lehine AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 17.900,00TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine,
5-HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacılar vekilinin yokluğunda ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.02.2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı