WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/9 Esas
KARAR NO : 2024/367
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 12/05/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
Mahkememizce verilen 12/10/2023 tarih ve... Esas, ... Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin .... Hukuk Dairesi'nin 12/12/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla, dosya bozma kararı üzerine, dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın davacı firmada dava dilekçesi ekinde sunulan belirsiz süreli iş sözleşmesi ile satış müdürünün çalışmaya başladığını, davalı tarafın 15/06/2021 tarihinde istifa ederek davacı şirketin iş yerinden ayrıldığını, davalı tarafın davacı şirkette işe başlandığında imzalamış olduğu iş sözleşmesi ayrıca "işverenin yanında çalıştığı süre zarfında, gerek görevini yapmakta iken ve gerekse sair sebeplerle öğrendiği ve öğreneceği işverene ait mesleki ve sair nitelikteki iş sırlarını hiçbir şekil ve surette ifşa etmeyeceğini, herhangi bir şekilde ifşa ettiği takdirde hakkında yapılabilecek cezai tatbikata şimdiden razı gösterdiğini kabul ettiği gibi, bundan dolayı işverenin uğrayacağı zararları tazmin edeceğini taahhüt etmektedir." maddesini de imzalayarak kabul ettiğini, ayrıca davalı/borçlu 04/01/2007 tarihli rekabet yasağı sözleşmesini imzalayarak: "rekabet yasağına aykırı davranılması durumunda İnka Şirket'nin uğradığı ya da uğraması muhtemelen zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak üzere 15.000 ABD doları tutarındaki cezai şarta personel tarafından ... Şirketi'ne ödenecektir. İşverenin, bu nedenle daha fazla zararı olursa, fazlasını talep hakkının saklıdır." maddesini de kabul etmiş olduğunu, iş hayatında iş verenin menfaatlerinin korunabilmesi için, işletmenin devamının sağlanabilmesi için başvurulan yollardan biri de iş sözleşmesinin bitiminden sonrası için işçiye getirilen rekabet yasağı olduğunu, işçinin rekabet yasağı, iş sözleşmesinin bitmesiyle başladığını, nitekim hizmet ilişkisi içerisindeki sadakat yükümlülüğü, hizmet ilişkisinin bitimi ile birlikte rekabet yasağına dönüşecek ve işçinin yükümlülüğü rekabet yasağı şeklinde adlandırılacak olduğunu, rekabet yasağı ise yine Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi ve devamında düzenlenmiş olduğunu, davacı şirketin iştigal konusu ambalaj üzerine olduğunu, davalı tarafın, haricen aldıkları bilgiye göre davacı şirketten ayrıldıktan sonra çok kısa süre sonra davacı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... Ambalaj Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (Vergi NO: ...) isimli iş yerinde çalışmaya başladığını, bu hususun SGK kayıtlarıyla da sabit olduğunu, davalı tarafın, davacı firmada satış müdürü olarak çalıştığından bütün ilgili bölümünün müşteri dosyalarını alıp, pazarda dolaşarak davacı firmayı kötülediğini, böyle yaparak yeni çalıştığı firmaya müşteri temin etmiş olduğunu, satış süreçlerinden pazara bilgisine kadar her bilgiye sahip olduğu için tüm bilgileri de ele geçirdiğini, İnka Şirketi için önemli olan haftalık koordinasyon toplantısına da girdiği için şirket hakkındaki tüm özel bilgilere de sahip olduğundan bu pozisyonu haksız rekabet oluşturacak şekilde kullandığını, hatta davacı çalışan know how bilgisine sahip diğer işçileri de yüksek maaşlar teklif ederek yanına almak istediğini, bunun üzerine davacı firmaca İzmir .... Noterliği'nin 25/08/2021 tarih ve ... Yevmiye no'lu cezai şartın ödenmesi talebine ilişkin olarak ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığı için davaya konu İzmir... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile haksız rekabetten kaynaklanan cezai şarta alacağına dayalı ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafın iş sözleşmesinde ve rekabet yasağı sözleşmesinde taahhüt etmesine rağmen belirtilen davacı şirket gibi aynı faaliyet alanında çalışan bir şirkette çalışmaya başlamakla sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davrandığını, bu sebeple de, davalı tarafın ile davacı şirket arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ve rekabet yasağı sözleşmesinde belirtilen Ceazi Şartın davalı tarafından tahsilinin hasıl olduğunu, izah etmeye çalışılan hususlarda paralel olarak mahkemeye bildirdikleri tanıkların dinlenmesi ile birlikte de davalı tarafın samimiyetten uzak ve sadakat yükümlülüğüne aykırı bir şekilde davrandığını, hukukun böyle bir durum korumasının mümkün olmaması gerektiğini, mahkeme tarafından da resen bilineceği üzere işverenin en önemli ve asli yükümlülükleri arasında ücret ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, buna paralel olarak da işçinin en önemli ve asli yükümlülükleri arasında sadakat yükümlülüğünün bulunduğunu, bu hususun bizzat sözleşmede kararlaşılmamış bile olsa, rekabet yasağı, müşterilerin bilgilerini paylaşmama ve sır saklama yükümlüğü zaten işin doğasının gereği olduğunu, kaldı ki buna ilişkin olarak yazılı sözleşmede taraflar arasında hüküm dahi tesis edilmemiş olduğunu, çalışan da iş bu sözleşmenin varlığını ve uymama halinde sonuçlarını bildiğini bizzat iş sözleşmesinde ve rekabet yasağı sözleşmesinde kabul etmiş olduğunu, davalı/borçlu, süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, borçlunun itirazı haksız ve dayanaksız olduğunu, çünkü iş yeri kayıtlarına, SGK kayıtlarına ve taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi şartlarına göre borcun sabit olduğunu, buna rağmen borçlunun mesnetsiz itirazıyla takibi durdurduğunu, borçlunun itiraz sebepleri yerinde olmayıp gerçeği yansıtmamakta olduğunu, bu nedenle haksız ve hukuka aykırı olan itirazın kaldırılıp İcra İflas Kanunu'nun madde 68/5'e göre borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, tüm bunlara ek olarak huzurdaki dava taraflar arasındaki sözleşmesi sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı davranıştan kaynaklı bir dava olduğundan, taraflar arasındaki hizmet akdi devam etmediğinden davaya Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu, buna müteakip taraflarınca itirazın iptalinin sağlanması ve takibe devam edilebilmesi için İzmir Arabuluculuk Bürosu'na ... Büro Dosya No ve ... Arabuluculuk dosyası ile başvuruda bulunulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenler ve toplanacak delillerin göstereceği üzere, borçlunun itirazı varit olmadığını, yargılama aşamasında gösterilecek deliller ışığında bu durumun ortaya çıkacağını, haksız itirazların iptali için mahkemeye başvurmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı kalması kaydı ile borçlunun haksız ve dayanaksız itirazlarının iptalini, takibin devamını, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile davalı tarafın aleyhine ilamsız takip başlattığını ve haksız takibe yönelik itiraz üzerine bu davayı açtığını, davacı şirketçe ileri sürülen beyan ve iddiaların açıkça haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu gerçek dışı ve dayanaksız iddiaların taraflarınca kabulüne olanaklarının bulunmadığını, dava her yönüyle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun ve reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde özetle, davalı taraf ile davacı şirket arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğunu, davacı firmanın ilgili bölümünün müşteri dosyalarını alıp pazarda dolaşarak davacı firmayı kötülediği, bu şekilde yeni çalışmaya başladığı firmaya müşteri temin ettiği, bu suretle rekabet yasağına aykırı davrandığını vs. gerçeğe aykırı bir şekilde beyan ve iddia olunmakta olduğunu, davacı tarafın iddia ve beyanlarını hiçbir şeklide kabul etmemekle beraber, mahkeme bu davada yetkili ve görevli olmadığını, dava dilekçesinde taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu ve davacı şirketin taleplerinin hizmet akdinden kaynaklandığı birçok yerde vurgulanmakta olduğunu, davalı tarafın, davacı şirkette üst düzey yönetici olarak görev yapmadığını, bu itibarla, davanın görevli iş mahkemelerinde ikame edilmesi gerekir iken, mahkemede açılmış olmasının hatalı olduğunu, rekabet yasağından doğan uyuşmazlıklar bakımından, iddiaların iş sözleşmesinin devam ettiği döneme ya da sona ermesinden sonraki döneme ait olduğuna bakılmaksızın görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, dava yetkili mahkemede açılmamış olduğunu, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi olması sebebiyle davacı şirket yetkiye ilişkin bu düzenlemeyi yok saydığını, davalı tarafın çalıştığı iş yerinin Manisa'da bulunduğu ve yine davalı tarafın yerleşim yerinin Manisa olduğu gözetilmeksizin davayı İzmir'de ikame ettiğini, takibin yapıldığı İcra Dairesi'nin yetkisine yönelik itirazda bulunmaması ya da itirazın yetkili İcra Dairesi'nin gösterilmemiş olması nedeniyle geçersiz olması gibi hallerde İcra Dairesi'nin yetkisinin kesinleşmesi, o takiple ilgili itirazın iptali davasına bakacak Mahkeme'nin yetkisinin de kesinletiği sonucunu doğurmayacağını, diğer bir deyişle, İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz edilmemiş olması, sonradan açılan itirazın iptali davasında, davalı tarafın mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkını ortadan kaldırmayacağını, bu sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğu ve davalı taraf yönünden bir bağlayıcılığı bulunduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı şirketin tarafı olmamakla beraber bu davada dayandığı sözleşmede dahi olsa, olası uyuşmazlıklarda Manisa Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna yetki şartı bulunduğunun görülmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemenin bu davada görevsiz ve yetkisiz olmakla, dava dilekçesinin görev ve yetki yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Manisa İş Mahkemesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, diğer yandan, son dönemde bazı yargı kararlarında itirazın iptali davasının kısmi dava açılabileceği şeklinde hatalı olarak yorumlanan bazı ifadelerin yer almakta ise de, bu dava yönünden davanın 10.000,00 TL kısmi dava şeklinde açılmış olmasının da usule aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı tarafın takibe itirazının tamamının iptalinin istediği ve talebin itirazın kısmen iptaline değil, itirazın tümüyle iptaline yönelik olduğu gözetildiğinde, bu itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılmasından davacı şirketin hukuki yararının olmadığını, borçlunun örneğin itiraz süresini kaçırdığında açacağı menfi tespit davasında "şimdilik" kaydıyla menfi tespit isteyip sonradan talebini arttırmasının imkanın yok ise, itirazın iptali davasında da, alacaklı itirazı hiçbir surette kabul etmiyor ise takibinin gerçek bir alacağa dayandığı ve haksız olmadığı fikrinde olduğuna göre "şimdilik" kısmi ve cüzi miktarlı dava açmaması gerektiğin, bu nedenle davacı şirkete talebi açıklattırılmasının gerektiğini, harcı tamamlattırıldıktan sonra davayı devam edilerek hüküm kurulması gerektiğini, harç tamamlanmadığı takdirde dava bu nedenle reddedilmesinin gerektiğini, davalı tarafın, davacı şirket ... Ambalaj Sanayi ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi nezdinde sigortalı olarak, ancak gerçekte ve fiilen Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet göstermekte olan ... Ambalaj Anonim Şirketi bünyesinde 04/01/2007-15/06/2021 tarihleri arasında çalıştığını, ... Ambalaj Anonim Şirketi'nin davalı tarafın tek ve gerçek işvereni olduğunu, iki şirketin ortaklık yönetim yapısı incelendiğinde de bu durumun rahatlıkla tespit edilebileceğini, davalı tarafın sigorta kayıtlarında ... Ambalaj Anonim Şirketi'nin iş yerinde alt işveren olarak gözüken ... Ambalaj Sanayi ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi'nin kendine ait bir iş yeri, üretim tesisi, makine ve teçhizatı, bağımsız yürüttüğü bir işi ve faaliyeti dahi olmadığını, davalı tarafın böyle bir şirketle haksız rekabete girişmesi bunu istese bile mümkün görünmemekte olduğunu, muvazaalı asıl-alt işveren ilişkisi nedeniyle ... Ambalaj Anonim Şirketi'nin gerçek işveren olarak kabul edilmesi ve davalı tarafın baştan itibaren bu şirketin işçisi sayılması gerekmekte olduğunu, davalı tarafın davacı ... Ambalaj Sanayi ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi ile arasına imzalanmış herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığını, icra dosyasına takip dayanağı gösterilen 04/01/2007 tarihli rekabet yasağı sözleşmesi, davalı tarafın imzasını içermekte ise de, tarihi sonradan oldurulmuş olduğu gibi, bu sözleşmede davacı ... Ambalaj Sanayi ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi taraf yer almadığını, ibraz edilen "rekabet yasağı sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin diğer tarafın ... Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi adlı bir şirket olduğunun anlaşılmakta olduğunu, oysa davalı tarafın, davacı ... Ambalaj Sanayi ve İnşaat Ticaret Limited Şirketinin işçisi olup, ... TAnıtım Hizmetleri Limited Şirketi adlı bir şirkette hiçbir zaman çalışmamış olduğunu ve çalışmasının da mümkün olmadığını, davacı şirketin ve ... Tanıtım Limited Şirketi adlı şirketin ticaret sicil kayıtlar incelendiğinde, davalı tarafın işe başladığı tarih itibariyle şirketin mevcut dahi olmadığının görüldüğünü, davacı şirketin taleplerinin hiçbir hukuksal geçerliliğinin bulunmadığını, davacı şirketin rekabet yasağına dair beyan ve iddialarının her ne kadar soyut, asılsız ve gerçeğe aykırıdır, somut olayda, dosyaya ibraz edilen ve davalı ile dava dava dışı bir şirket arasında tanzim edilmiş bulunan sözleşmede, işçinin çalışmayacağı coğrafi bölgele Ege ve Marmara Bölgesi olarak belirtildiğini, ancak davalı tarafın, davacı şirketten istifa ederek ayrıldıktan sonra çalıştığı ... Ambalaj Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin faaliyet gösterdiği yer rekabet sözleşmesinde belirtilen Ege ve Marmara Bölgesi'nde olmadığını, ... Ambalaj Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin Samsun ilinde kurulu olup, burada faaliyetlerine devam ettiğini, davalı tarafın Samsun'da bulunan iş yerinde sigortalı çalışmasına devam ettiğini, bu hususların gerek SGK kayıtlarından gerekse ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılabileceğini, dolayısıyla taraflar arasında imzalanmış, geçerli ve bağlayıcı bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğu varsayıldığında dahi, coğrafya bakımından, davacı şirketin iddia ettiği gibi rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığının aşikar olduğunu, sadece şirketin müşterilerini bilmek haksız rekabete imkan veren bir durum olmadığını, davalı tarafın kendisine isnat edilen bu tür eylemlerin hiçbirini gerçekleştirmediğini, tümü kurgusal nitelikte bu tip soyut beyanlarla, davalı tarafın suçlanması ve davalı taraftan tazminat talep edilmesinin yersiz ve manasız olduğunu, diğer yandan iddia edilen haksız rekabet olgusunun gerçek dışı ve davacı şirketin taleplerinin hukuka aykırı olmakla birlikte işçiye "15.000 ABD Doları" şeklinde fahiş miktarda bir cezai şartın dayatılmasının da ayrıca hakkaniyete aykırı olup işçinin böylesi bir cezai şartı isteyerek kabul etmesi de hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı tarafın dayandığı iş sözleşmesinde, tek taraflı olarak sadece, güçsüz işverene tabi durumdaki işçinin aleyhine üstelik bu denli fahiş miktarda bir cezai şart konulmuş olması ve hizmet akdinin güçlü tarafı olan işverenin cezai şart vb. herhangi bir yükümlülük altına sokulmamış olması da açıkça hukuka aykırı olduğunu, yasaya göre rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yasağın işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesine neden olmayacak nitelikte olması ve yer, zaman, işin türü ve nitelikleri bakımından sınırlandırılması olmasının zorunlu olduğunu, rekabet yasağı sözleşmelerinin, yazılı olarak yapılmasının, özellikle cezai şarta ilişkin hükümlerinin işçi ve işveren açısından karşılıklı mahiyette olması, işçinin hayatını idame ettirme imkanını ortadan kaldıracak mahiyette olmaması ve yine iktisadi geleceğini tehlikeye atacak nitelikte olması vb. gerekmekte olduğunu, diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1. maddesine göre, hizmet sözlemelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir." kanun hükmünden anlaşılmaktadır ki, işverenin tek taraflı iradesiyle sözleşmeye eklenen ve işçiye dayatılan tek taraflı cezai şartlar geçerli kabul edilmemekte, karşılıklıklık prensibinin cezai şartın geçerlilik koşulu olduğunun kabul edilmekte olduğunu, TBK. madde 445/1 hükmü uyarınca, rekabet yasağının konu (işin türü) bakımından da sınırlandırılmasının gerektiğini, somut olayda "ambalaj sektörü" denilerek çok geniş bir yasak getirildiğini, yasak konusu işin muğlak bırakıldığı ve sınırlarının net bir şekilde çizilmemiş olduğunun görüldüğünü, sonuç itibariyle her ne kadar davacı şirket bu davada ve takipte dayandığı sözleşmede taraf olmadığı için bu sözleşmeye dayanarak iddia ve talepte bulunulması mümkün değil ise de, takip dayanağı sözleşme belirtilen yasal şartlar bakımından geçersiz ve bir sözleşme olduğunu ve bu haksız davanın tümden reddinin gerektiğini, öncelikle dava dilekçesinin görev ve yetki yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Manisa Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesini, davacı şirketin haksız ve dayanaksız davasının reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin .... Hukuk Dairesi'nin 12/12/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı karar ilamı.
GEREKÇE : Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce bu davaya bakma görevinin İş Mahkemelerine ait olduğuna ilişkin verilen 12/10/2023 tarih ve... Esas, ... Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin .... Hukuk Dairesi'nin 12/12/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Haksız rekabetten kaynaklanan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılama devam olunmuştur.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazı olduğu görülmekle öncelikle bu hususta inceleme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."
6100 sayılı HMK.'nın yetki sözleşmesi başlıklı 17. Maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır."
6100 sayılı HMK.'nın Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları başlıklı 18. Maddesinde "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 18/2. maddesinde "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." denilmek suretiyle yetki itirazının ileri sürülüş biçimi düzenlenmiştir.
Dava dosyası içerisinde bulunan ve tarafların kabulünde olan 30/06/2010 tarihli hizmet sözleşmesinin 1086 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu tarihte düzenlenmiş olması nedeniyle 1086 sayılı HUMK. mevzuat hükümlerinin de incelenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşme, 30/06/2010 tarihli olup bu tarihte henüz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükte değildir. (6100 sayılı yasa 12/1/2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.) Dolayısıyla tarafların sözleşmenin imzalandığı tarihte, bu kanunun 17. maddesini öngörebilmeleri mümkün değildir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte mevcut olmayan bir kanun hükmünün, daha sonra geriye yürür şekilde bu sözleşmeden doğan bir ihtilafa uygulanmasının kabul edilmesi, hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Yetki sözleşmesi yapılmış olması, davanın genel veya özel yetkili mahkemelerde açılmasına engel değildir. (HUMK madde 22) Başka bir ifade ile tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede, ya da yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı)
Hizmet sözleşmesinde de davacı tarafın adresinin Manisa olduğu, davalının da adresinin Manisa olduğu, Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde uyuşmazlık durumunda Manisa Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin anlaşma olduğu, 1086 sayılı yasaya göre yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve yetki sözleşmesi yapılmasının genel yetkili ve özel yetkili Mahkemesinin yetkisini kaldırmadığı, genel yetkili Mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Manisa olduğu, sözleşmenin ifa yeri olan davalının çalıştığı iş yerinin Manisa'da olduğu hususları dikkate alındığında yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili Mahkemenin NÖBETÇİ MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ olduğu anlaşılmakla HMK.'nın 116. maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili NÖBETÇİ MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza